Giriş Yap Kayıt ol Online Üyeler Aktif Konular Arama Üyeler Forum Kuralları
Tahribat.Com | Mimar Sinan Vefatı Ve Çeşme Olayı
Tahribat.Com Forumları
Genel
      Mimar Sinan Vefatı Ve Çeşme Olayı
Bu Bölümde yeni konu açmak için tıklayınız. Konuyu cevaplamak için tıklayınız.
Konu 3 Temmuz 2007 (Sali) 21:29 tarihinde açıldı. Kısayol | Alıntı yap | Özel Mesaj
hbgrstyle


Uzaklaştırılmış Üye
Kayıt : 17 Haziran 2007
TBT C/P cisi
Erkek Üye
 

 

 

İstanbul devamlı bir su problemi içerisindedir. Bu problemin çaresi
asırlar önce Kanuni zamanında, Mimar Sinan’ın günlerinde konuşulmuş
ve en büyük çare Sinan’la bulunmuştur. İstanbul’un o günkü nüfusu
çoğalınca Kanuni Sultan Süleyman, Sinan’ı çağırır, der ki:
“Mimarbaşı, halkımız su ihtiyacı içinde. Bir at yükü suya çok miktar
akçe ödüyorlar. Acaba halkımızın bu su ihtiyacını karşılamak için
bir şeyler düşünmez misiniz?”

Mimarbaşı der ki:

“Sultanım siz müsaade buyurun, ben İstanbul’un çevresini bir
dolaşayım, dışarıda mevcut sulan İstanbul’a getirmenin mümkün olup
olmadığını bir inceleyeyim ve ondan sonra size bir cevap veririm.”

Ve Sinan Ağa atına biner, yanına yardımcılarını da alır, Çekmece’den
başlayarak kıyılan dolaşır, Beşiktaş’a kadar İstanbul’un kıyılarında,
dereleri, akan sulan tespit eder. Bu suların önü örüldüğü, baraj
yapıldığı takdirde nereye kadar yükselir, nereden nereye kemer
yapılarak İstanbul’a getirilebilir, bunun günlerce hesabını yapar ve
Kanuni’nin huzuruna çıkar. Sultan sorar:

“Mimarbaşı, İstanbul’a su getirmek mümkün müdür?” Mimarbaşının cevabı:

“Beli sultanım, mümkündür. Ancak çok ağır bir şartı var.”

“Nedir o mimarbaşı?”

“Sultanım, altın dolu keseleri uç uca dizmek şartıyla ancak
İstanbul’a su gelebilir.”

Kanuni’nin cevabı şu olur:

“Mimarbaşı sen İstanbul’a su getirmenin mümkün olup olmadığını söyle.
Eğer mümkünse ben keseleri uç uca değil, yan yana dizmeye razıyım.”

Bunun üzerine Mimar Sinan kolları sıvar ve İstanbul’un dışındaki
sulan Kağıthane civarında belli yerlerde toplar, oradan da dere
içlerine büyük geçitler yaparak İstanbul’a getirir ve şehrin belli
meydanlarında umumi çeşmeler yaparak suyu akıtır. Bu çeşmelerin
tamamı da kırkı bulur. Ve Kırk Çeşme suları akmaya başlar.

O güne gelinceye kadar, musluk gibi bir adet olmadığı için sular boşa
akıp gitmektedir. O gün çok pahalıya mal olan suyu artık bostanlara,
yollara akıtmak istemiyorlar ve ilk defa İstanbul’da lüle dedikleri
musluğu çeşmelere koyuyorlar.

Su böylesine pahalıya geldiği ve kıymet kazanmaya başladığı için
Kanuni bir ferman çıkarır, der ki: “İstanbul meydanlarındaki umumi
çeşmeler halkın malıdır. Hiç kimse bu çeşmelerden gizlice yeraltından
evine su alamayacaktır.”

Bu umumi kaidenin bir istisnasını da koyar Kanuni. O da özel olarak
Sinan’a iletilir. Denir ki: “Sen İstanbul’a böylesine güzel bir
çalışma sonunda kırk çeşme sularını getirdin. Sen evine özel olarak
bir lüle su alabilirsin.”

Ve Süleymaniye civarındaki meydan çeşmesinden Sinan’ın evine özel
olarak yol yapılır ve su akıtılır. Böylece Mimar Sinan evinde özel
suyu olan tek kişi olur.

Mimar Sinan Şehzadebaşı Camiini, Süleymaniye Camiini ve Edirne’deki
Selimiye Camiini yaptıktan -sonra yaşlanır. Devir hep öyle
geçmemiştir. İtibarının yüksekte olduğu devirde, kendisinin kıymetini
takdir edenler bir bir bu dünyadan göçmüşlerdir. Kanuni vefat
etmiştir, yerine başka padişahlar geçmiştir. Ve Sinan 99 yaşına
gelmiştir. Çevresindeki dostları göçtüğü için de kendisi İstanbul’da
adeta yapayalnız kalmıştır. Ve yeni bir nesil yetişmiştir.

Bir gün Sinan’ın kapısına birisi gelip dayanır. Kapıyı çalar. Sinan
bastonuna dayanarak kapıyı açar, “Buyurun” der.

Gelen meçhul ihsan, “Ben Topkapı Sarayı postacısıyım. Sizi divana
çağırıyorlar. Herhalde bir soruşturmaya tabi tutulacaksınız” der.

Sinan Ağa, bu ihtiyar halinde, dostlarının tümünün göçüp gittiği,
kendisini eserleri inşaat halindeyken görenlerin kalmadığı bu ihtiyar
dünyada, “Acaba Topkapı Sarayına niye çağırılıyorum?” diye bastonuna
dayana dayana gider.

Saraya girer, orada bir soruşturma heyeti kurulmuştur: Kadılar,
ulemalar, müftüler, o günün vükelası. Sinan’a şöyle derler: “Sinan
Ağa, hakkında şikayet var. Eve su almak yasak olduğu, hiç kimse evine
özel olarak su almasın’ diye padişah fermanı olduğu halde, sizin
evinizde özel su varmış.”

“Evet,” der, “Cihan Padişahı bana öyle özel olarak müsaade etmişti.
İstanbul’a yaptığım, su hizmetinden dolayı sadece benim şahsıma su
müsaade etmişti de almıştım.”

“O zaman şu müsaadenizi, ferman görelim de ses çıkarmayalım. Kimseye
verilmemesine rağmen, sizinki devam etsin.”

Sinan’ın cevabı şu: “Ben o zaman Cihan Padişahından ferman istemekten
hicap etmiştim. Fermanım falan yok, ama su benim evimde akıyor.”

Divan müşkül durumda kalır, konuşmalar olur: “Sinan büyük hizmetler
etmiştir, evinde suyu aksın.” Oradan başkaları cevap verir: “Bu Âl-i
Osman’a hizmet eden sadece Sinan mı? Sinan gibi daha nice hizmet
edenler vardır. Ya onların da evine özel su verilsin, ya da Sinan’a
da bu ayrıcalık tanınmasın.”

Divanda uzun münakaşalar olur, son olarak verilen karar şudur: “Sinan
gibi diğer hizmet edenlerin de evine su bağlanamayacağına göre,
Sinan’a verilen su kesilmeli, fakat şimdiye kadar kullandığı su
fermansız kullandığı için bir cezaya mucip olmamalıdır.”

Ve bu karardan sonra Sinan evine gelir. Üzgün, bezgin, fakat fazla
müteessir değil. Çünkü Sinan hizmetini Allah için yapmıştır.
Kendisine bir ayrıcalık tanınsın, özel bir mükafat verilsin diye
değil.

Ve Sinan 100 yaşına girerken hastalanır yatağa düşer. Vefat sırasında
bir bezi suya batırıp da dudağına çalmak isterlerken bakarlar ki,
evindeki musluktan su akmıyor. İstanbul’a su getiren Sinan, susuz
evde vefat eder. Vefat sırasında bu olayı başında konuşanlara verdiği
cevap enteresandır:

“Biz hizmetimizi dünyada bir bardak suya satacak kadar menfaat
düşkünü değiliz. Biz hizmetimizi Allah için yaptık ve mükafatını da
ahirette bekliyoruz. Dünyada evimize su verilmediği için müteessir
değiliz.”

Bu olayın bizlere verdiği mesajlar vardır. Dünyaya, şana, şöhrete,
dosta, ahbaba, arka olmalara fazla güvenmemeli. Dünya öyle
güvenilecek, insanlar öyle bel bağlanacak kadar vefalı değillerdir.
Şartlar değişir, bugün sırtımız çok sağlam yerde olur, çok itibarlı
insanlarla yakınlığımız olur. Ama yarın bir de bakarız ki, onların
hepsi göçüp gitmiş, biz de dayanacak kimse bulamamışız.

Derler ya: “Duvara dayanma yıkılır, insana güvenme ölür.” Öyleyse
fani şeylere dayanmamalı, fani şeyleri gaye edinmemelidir. Allah’a
dayanmalı, Allah’a güvenmeli ve yaptığımız hizmetleri de Allah rızası
için yapmalıyız. İnsan bu tecelli karşısında hayıflanmaktan
kurtulamıyor:

“Hey gidi dünya hey. İstanbul’u suya kavuşturan Sinan susuz evde
vefat ediyor.”

 

 


iTiNayLa c/p YaPıLıR
hbgrstyle, 7 Subat 2008 (Persembe) 22:12 tarihinde Türkiye AB'ye girene kadar uzaklaştırıldı. Uzaklaştırılma Sebebi: Laubali ve gereksiz mesajlar, konular, üstüne üstlük kendini he-man sanıyor... Selametle hocam... 
3 Temmuz 2007 (Sali) 22:20 tarihinde yazıldı. Kısayol | Alıntı yap | Özel Mesaj
prokto


Kayıt : 3 Ocak 2006
Bayrampaşa/Yıldırım
Erkek Üye
 
hbgrstyle bunu yazdı:
-----------------------------

 

 “Duvara dayanma yıkılır, insana güvenme ölür.”

 

 


-----------------------------

 

 

 

kim dediyse çok doğru demiş kardeş.sadece ölse gene iyi. giderken senide götürüyo


Dreamweaver ile evliyim.Fakat ve flsah ilede sık sık görüşüyorum.idare ediyoruz öyle 
3 Temmuz 2007 (Sali) 22:35 tarihinde yazıldı. Kısayol | Alıntı yap | Özel Mesaj
mustafacsn


Kayıt : 30 Temmuz 2005
-
Erkek Üye
 

Derler ya: “Duvara dayanma yıkılır, insana güvenme ölür.” Öyleyse
fani şeylere dayanmamalı, fani şeyleri gaye edinmemelidir. Allah’a
dayanmalı, Allah’a güvenmeli ve yaptığımız hizmetleri de Allah rızası
için yapmalıyız.

doğru harbi öyle sonumuz hayırlı olsun


 
3 Temmuz 2007 (Sali) 22:43 tarihinde yazıldı. Kısayol | Alıntı yap | Özel Mesaj
blue_dream


Kayıt : 4 Mart 2007
se7en
Erkek Üye
 
hos va anlamlı bi yazı hocam sagol...

 
3 Temmuz 2007 (Sali) 23:19 tarihinde yazıldı. Kısayol | Alıntı yap | Özel Mesaj
nakamura2


Kayıt : 26 Agustos 2005
OsAkA
Erkek Üye
 
Harika bi yazı Mimar Sinan büyük bir zaattır Allah rahmet eylesin..

Memento Mori...Blossom Geri Döndün:C Mitozla çoğalan milletleri sevmiyorum:| 

[1]


Bu Bölümde yeni konu açmak için dıklayın Konuyu cevaplamak için tık...
Allah'a Havale Et Google Bookmark'a Ekle Yahoo'ya Ekle Stumbleupon''a Ekle Facebook'a Ekle Twitter'a Ekle   Google'da Ara : Mimar Sinan vefatı ve Çeşme olayı Favorilerime Ekle Yukarı Çık
Konuda 5 Mesaj Var.
Konu 2085 Sefer Gösterilmiş.