folder Tahribat.com Forumları
linefolder Genel
linefolder Bir Gazinin Duygulari



Bir Gazinin Duygulari

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    2021 Talihlisi
    KaptaN
    KaptaN's avatar
    Kayıt Tarihi: 30/Ağustos/2005
    Erkek

    BİR GAZİNİN DUYGULARI

    (İLK BEŞ DAKİKA VE BİR ÖMÜR)


    “......ili kırsalında teröristlerin dur ihtarına ateşle karşılık vermesi sonucu çıkan çatışmada.....güvenlik görevlisi şehit oldu.”
    Yada
    ”A.......ilinde devriye görevini yerine getiren ...aracına açılan ateş sonucu..güvenlik görevlisi şehit oldu.”
    Yada
    ”A........ili kırsalında teröristlerce döşenen mayının patlaması sonucu...asker yaralandı..”
    Bu nasıl başlar biliyor musunuz?
    Hava o kadar sıcaktır ki beyninizdeki sıvının buharlaşıp uçtuğunu düşünürsünüz. Oluştuğu anda kuruyup giden ter damlacıklarından geriye kalan tuzlar yüzünüzün ve hatta elbisenizin her yanını kaplamıştır. Avucunuzun içindeki ter, yüzünüzdeki gibi kolay kurumadığı için elinizdeki tüfeğinizin metal kısmı avucunuzun içinde vıcık, vıcık oynar. Ter ile ıslanan çeliğin kokusu avucunuzun içine ve elinizi sürdüğünüz her yere siner. Önünüzde yürüyen adamın, ayağının kuru toprakla her temas edişinde çıkan toz, ağzınızın kupkuru olmasına ve zor nefes almanıza sebep olur.
    Sırt çantanızın askı kayışları yüzünden omuzlarınızı hissetmezsiniz. Kült ağrıları ancak çantayı sırtınızdan çıkardığınızda fark edersiniz.
    Bastığınız her taş parçası, her çalı ve bir ayağınızın kaplayabildiği her yeryüzü parçasından çıkan sesi duyarsınız.
    Yürüdüğünüz yerdeki her Ağustos böceğinin sesini, dallardaki kuşları, yüzünüzün etrafında ürkütücü devriye uçuşları yapan arıların kanat seslerini, ağzınıza ve yüzünüze yada herhangi bir yerinizdeki küçük yaraların üzerine konmaya çalışan sineklerin vızıltılarını, ayağınızı bastığınız yerden havalanan yeşil çekirgenin küçücük cüssesine rağmen çıkardığı tok kanat sesini en ince ayrıntısına kadar duyarsınız.
    Sonra, kendi teçhizatınızın ve önünüzdeki arkadaşınızın ve arkanızdaki arkadaşınızın teçhizatlarının çıkardığı düzensiz seslerin her birini ayrı ayrı duyarsınız.
    Ve aynı anda önünüzdeki arkadaşınızın nefes alışlarını duyarsınız, öksürmesini ve hapşırmasını da duyarsınız.
    Telsizinizden çıkan seslerin ve cızırtıların her biri ayrı ayrı katılır bu senfoniye.
    Ter ve tozun birleşmesinden oluşan kaygan çamur, postalın içindeki tüm ayağınızı kaplamıştır, çoraplar önce su toplayıp sonra patlayan yerlere adeta bir deri gibi yapışmıştır.
    En çok yapmak istediğiniz şey ayaklarınızı yıkayıp, çoraplarınızı değiştirmektir. Ama bu çok büyük bir lükstür o anda.
    Çünkü...
    Çünkü hangi çalının dibinde, hangi kayanın arkasında sizi beklediğini bilmediğiniz ihaneti arayıp bulmanız ve yok etmeniz gerekmektedir.
    Bütün masumların hayatı ve huzuru size emanet diye, öğretmenler bayrak direğine asılmasın diye, kundaktaki bebekler kurşunlanmasın diye, binlerce yıllık emanete halel gelmesin diye kahpeliği ve ihaneti yok etmeniz gerekmektedir. Çünkü bunun için bayrağın, silahın, namusun ve şerefin üzerine yemin etmişsinizdir.
    Çünkü önemli olan ayağınız değil, ülkeniz, bayrağınız ve onurunuzdur. İşte bu yüzden lükstür ayak yıkamak, çorap değiştirmek. İşte bu yüzden senfoniye dönüşmüştür bütün o düzensiz sesler güruhu.
    Sonra!..
    Sonra birden tüm sesler kesilir, bıçağın dalı kestiği gibi, makasın kâğıdı, pensenin bir hoparlör kablosunu kestiği gibi... Bir anda... Kuşların sesleri, arıların ve sineklerin vızıltıları, çekirgenin kanat sesleri; hepsi bir anda biter.
    Gözlerinizi açtığınızda önünüzdeki arkadaşınızı değil, gökyüzünü görürsünüz, yere düşmüş olduğunuzu anlamanız birkaç saniye sürer.
    Tek hissettiğiniz kesif bir barut ve yanık et kokusudur, yüzünüzün toprak parçalarıyla kaplandığını fark edersiniz, temizlemek için çalışmazsınız.
    Arkadaşlarınızın bağırarak koşuşturduğunu görür ama kulağınızdaki çınlama ve uğultudan seslerini duyamazsınız. Sesleri yavaş yavaş duymaya başladığınızda ayağa kalkmaya çalışırsınız ama başaramazsınız.
    Yine birkaç saniye sonra arkadaşlarınızın sesleri arasında "mayın" kelimesini ayırt eder ve kalkmaya çalıştığınızda ayağınızdaki yoğun ağrıyı fark edersiniz.
    Ayağınız yoktur ama yine de ağrıdığını hissedersiniz.
    Ne olduğunu anlamak için baktığınızda ise parçalanmış pantolonunuzun ve kopmuş ayağınızın farkına varırsınız. İşte her şey o anda başlar.
    Avazınız çıktığı kadar bağırırsınız. Sonra, nefesiniz biter.
    Sonra, yeniden nefes alırsınız ve yeniden bağırmaya başlarsınız.
    Sonra yine nefesiniz biter ve yeniden, yeniden ve yine...
    Yanınıza ilk gelen arkadaşınız size, "fazla bir şey yok, sadece küçük bir yara" gibi telkinlerde bulunur. Ama siz arkadaşınız konuşurken de, helikopterle hastaneye götürülürken de artık bir ayağınızın olmadığını biliyorsunuzdur. Hep bir soru çınlar kafanızın içinde "neden ben, neden ben, neden ben ?"
    Hastanede geçen aylar, tedavi ve terapilerde geçen yıllar sonunda, dizkapağınızın on iki santim altından takılı olan ve her akşam yatarken veya banyoya girerken çıkarıp kenara koyduğunuz takma bacak artık bir uzvunuz olmuştur.
    Ama bunun önemi yoktur, çünkü bu fedakârlığınız sayesinde vatan var olacaktır. Sizin bir bacağınızın ne önemi vardır ki!
    Artık koşamayacak olmanızın, yazın herkes gibi havuza, denize giremeyecek olmanızın da hiç önemi yoktur. Vatan sağ olsun yeter.
    Sonra birilerinin, sizin ödediğiniz vergilerle Fransız televizyonlarında, uğruna yarım kaldığınız vatan hudutlarını hiçe sayan programlara finans sağladığını okursunuz. Aynı dillerin bundan pişmanlık duymadıklarını söylediklerini de okursunuz.
    Pamuk'ları, Dink'leri okursunuz, Bizans çocuğuyum diyenleri duyar, Ali Kemallere tanık olursunuz, "koçlar gibi satanları" görürsünüz. .
    Türk Bayraklarının yakıldığını, görürsünüz. Başlarına çuvallar geçirilip aşağılanarak elleri arkalarından bağlanan Türk askerlerini görürsünüz.
    Bu aşağılanmaya cevap verecek tankların motor seslerini, helikopterlerin kanat seslerini, piyadelerin intikam yeminlerini duymayı beklersiniz ama duyamazsınız.
    Onun yerine hainlerin cesetlerinin üstüne örtülen çaputlara "bayrak" diyenleri görürsünüz, "uçaklarını çek", "valiyi çek" diyen başkanları ve karşılarında kekeleyen riyaseti görürsünüz.
    Bu da yetmez Türk askerlerinin kendi mahkemeleriniz tarafından,"çete" diye suçlandığını, yargılandığını görürsünüz.
    Yok, yok bu da yetmez. Askere, polise,öğretmene ateş eden, yol kesip soygun yapan, köy yakan, okul yıkan, mayın döşeyen teröristlerin sadece "ben bir şey yapmadım" demelerinin esas kabul edilip, "suçsuz" sıfatıyla serbest bırakıldığını görürsünüz.
    Susanları, konuşması gerektiği halde susanları görürsünüz, konuşanlar her konuştuğunda, kekeleyenler her kekelediğinde ve susanlar her sustuğunda siz yeniden vurulursunuz,yeniden ölürsünüz her defasında.
    Gövdenizden o toprağa akan kan, bu defa içinize akar, inandıklarınıza, uğrunda savaşarak kendi kanınızı akıtmak pahasına tertemiz tuttuğunuz değerlerinize akar.
    Sizin kaya arkalarında, çalı diplerinde aradığınız ihanet gelir aklınıza, o mayınları yerleştiren eller gelir. Sorgulamaya başlarsınız: "Biz bu ihaneti doğru yerde mi aradık, kuyruğunda dolaştığımız yılanın başı, hep gözümüzün önünde miydi yoksa?"diye sorarsınız kendinize.
    Onlara verilen maaş'ın sizin vergilerinizden ödendiğini, içinize sindiremezsiniz, uykularınız kaçar, neden bu vatanı sizin kadar sevmediklerini düşünürsünüz.
    Bu vatan onların da vatanı değil mi?
    Onlar da, tıpkı benim gibi namusun ve şerefin üstüne yemin etmedi mi? diye sorarsınız kendi kendinize.
    Sinirlenirsiniz, üzülürsünüz, on beş yaşında bir askeri okul öğrencisi iken her adımda söylediğiniz, beyninize ve yüreğinize nakşettiğiniz sözler gelir aklınıza": VATAN, SANA CANIM FEDA"
    Geri kalan tüm hayatınızın ilk beş dakikası,böyle başlayacak işte ve hayatınız böyle devam edecektir. Son nefesinize kadar savaşacaksınız ihanetle, her şeye ve herkese rağmen,bu yolda ölene ya da bu ihaneti bitirene kadar.
    Siz diyorum, çünkü bu vatan için bedel ödeyen insanların neler yaşadığını, neler hissettiğini, size rağmen ve sizin için neler yaptıklarını, neler yapabileceklerini bilin istiyorum. Okuduğunuz ya da televizyonda duyduğunuzdan daha fazladır yaşananlar.
    Yani aslında gazetelerin iç sayfalarındaki, minicik karelerde okuduğunuz;
    "...ili kırsalında teröristlerce döşenen mayının patlaması sonucu, bir güvenlik görevlisi yaralandı!" haberi aslında o kadar da kısa değildir.
    Sizin, daha okuduğunuz gazetenin arka sayfasına geçerken unuttuğunuz, falanca mankenin otel odası maceralarına, yada uyuşturucu komasından ölen oğluna "şehit" deyip Türk bayrağı örten kadının haberine ayırdığınızdan daha uzun zaman ayırmadığınız bu küçük haber, birileri için bir ömür boyu sürecek ve asla unutulmayacaktır.
    Ve siz unuttuktan sonra da başka birileri, "ne için?" dendiğinde "vatan için"diyecekleri fedakârlıklarını size rağmen yapmaya devam edeceklerdir.
    Sizin uyuşmuşluğunuza, duyarsızlığınıza rağmen, sizin rahatlığınıza, sizin vicdanlarınıza rağmen bu kahramanca fedakârlıklar ve bu ilk beş dakikalar yaşanmaya devam edecektir.
    Asla unutmayınız başınızın üstündeki egemenlik örtüsünün payandası kopan bacaklar, bedeli ise size rağmen bu vatan için akan kanlar, feda edilen canlar, sıcak yuvalarını,babalarının yüzlerini unutan küçücük çocuklarını düşünmeden vakfedilen hayatlardır.
    Ne kadarını anlayabilirsiniz veya anlamak sizin umurunuzda mı bilmiyorum, ama birileri bunları yaşadı, birileri hala yaşıyor ve emin olun yaşlı dünya döndükçe, Türk vatanı ve Türk Bayrağı için birileri daha tüm bunları yaşayacak.
    Gördüğünüz gibi size bir hayli uzak bir yaşam biçimi bu. Masalarda oturup "aydınca" sohbetler etmeye hiç benzemiyor değil mi?Bir an için bile olsa kendinizi onların yerine koyasınız diye "siz" diyerek yazdım, sizin onlardan biri olamayacağınızı biliyorum.
    "Siz" kim misiniz?
    Siz kendinizi çok iyi biliyorsunuz!
    Biz de, biz de sizi çok iyi biliyoruz.
    "Siz" de bilin ki biz asla unutmayacağız.
  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Rmk
    Rmk's avatar
    Kayıt Tarihi: 27/Ağustos/2005
    Erkek
    gercekten güzel ve okunmaya deger bir yazi..
    insanlari anlamak mümkün deil :(((

    Koyun gibisin kardesim, gocuklu celep kaldirinca sopasini sürüye katiliverirsin hemen ve adeta magrur, kosarsin salhaneye. Dünyanin en tuhaf mahlukusun yani, hani su derya icre olup deryayi bilmiyen baliktan da tuhaf. Ve bu dünyada, bu zulüm senin sayende. Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eger ve hala sarabimizi vermek için üzüm gibi eziliyorsak kabahat senin, -demege de dilim varmiyor ama- kabahatin
  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    ToRReSs
    ToRReSs's avatar
    Kayıt Tarihi: 15/Haziran/2006
    Erkek
    saol paylaşımın için....

    1 anda olsa kendimize geldik..
  4. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    lucas
    lucas's avatar
    Kayıt Tarihi: 18/Mayıs/2006
    Erkek
    aga Türklük konusunda süper konular açıyosun tebrikler...+thanks

    Ekonomisi zayıf bir ulus, yoksulluktan ve düşkünlükten kurtulamaz; güçlü bir uygarlığa, kalkınma ve mutluluğa kavuşamaz; toplumsal ve siyasal yıkımlardan kaçamaz.
  5. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    kurdo
    kurdo's avatar
    Kayıt Tarihi: 18/Temmuz/2005
    Erkek
    çabuk çabuk hiçbirşeyden etkilenmeyen biri olarak beni bile etkiledi..

    alıntı mıdır xalo ?

    kendinize ayığ olunuz
  6. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Lemuria
    Lemuria's avatar
    Kayıt Tarihi: 14/Haziran/2006
    Erkek
    müthiş bir yazı, duygulandımmm aq

    dont think twice its all right
  7. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Stifler
    Stifler's avatar
    Kayıt Tarihi: 22/Eylül/2003
    Erkek
    yazı için cok teşekkür ederim. milliyetciliğimi birazdaha körükledin bunun içinde teşekkür ederim, bu yazıyı maille arkadaşlarıma yollayacağım en kısa zamanda böylelikle daha cabuk yayılacağını umuyorum

    3 Hafta önce Sigara Öldürüyor diye okudum, sigarayı bıraktım. 2 hafta önce Alkol Öldürüyor diye okudum, Alkolü bıraktım. Geçenlerde Aşırı Seks öldürüyor diye okudum, okumayı bıraktım..
  8. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    TugrulBaba
    TugrulBaba's avatar
    Üstün Hizmet Madalyası
    Kayıt Tarihi: 19/Nisan/2003
    Erkek
    operasyonlara katılmış komando olarak askerlık yapmış birisiyim. Yazının patlama kısmına kadar olan kısımı yaşadım. Hepsini öyle güzel betimlemişki.
    Terlersiniz soğuk su yoktur, hatta su yoktur tuzlu su vardır. Onu içecen. 50 derece sıcagın altında 25-30 kılo yukle o dag senın bu tepe benım kosturacaksın. Omuzların agırlık yuzunden kopacak. Sılahı ensenle sırt cantası arasına koydugunda sıcak celık ensene yapısacak. daga tırmanırken bademcıklerınızın her adımda her nefes alısınızda bırazcık daha sıstıgını hıssedersınız. Daha önce catısma yasanmıs bır yerden gecerken ayagınızın altında ezılen kuflenmıs mayon zıncırlerının sesını duyarsınız. Metalık ses cok sey anlatır sıze. 5-6 km de bır verılen molalar oyle hızlı gecerkı ayagınıza yapısan corapları degıstırmeyı dusunurken devam emrı verılır.
    Operasyon sırasında kumanya yada su bıterse en kral kanka dedıgınız arkadasınız bıle bır yudum su verırken gozu pet sısede ne kadar ıcıtıgınıze takılır. Cunku yasamın ozu kaynagı o sısede saklıdır adeta. Ben kımseye mınnet etmem dıyenler ıse terk edılen bır koyden gecerken yada arazıde basıbos dolanan bır hayvanın eskıden bıraktıgı kurumuş bır ayak ızının ıcınden bulanık sarımsı suyu ıcmeye razıdır.
    Bır an önce bu şartlardan kurtulmak daha ınsanı koşullar altında medenıyet denılen kışlaya dönmek için gece ormanlık arazıde intikal sırasında ağaçların arasından görünen yeşil ışık (gece görüş dürbünü yesşil bir ışık yayar dikkatsiz kullanılırsa) görmezden gelinir.
    Arazide her bir agacın altına Net atılır.(bu ınce kalem pıl buyuklugunde alet normalde gozle farkedılemeyecek bır ısık yayar. Gece gorusle bakıldıgında etrafı aydınlattıgı gorulur) Sonra herkes uyurken karanlıkta o bolgeye bakıp durursun saatlerce. mevzı kurdugun yerde akrep, çıyan, yılan yada yalancı akrepler kol gezer. Dibinizdeki arkadaşı akrep sokar telaşı size düşer. Dayanılmayacak kadar yorgunluk geldıgınde artık bır yandan uyur bır yandanda kaya duvarlarının dıbınden asagısı keskın bır ucurum olan patıkadan rahatlıkla yurursunuz. (bırebır basımdan gecen bır olaydır yasadım yanı allah koruyor) Hakkını omur boyu odeyemeyecegınız bır arkadasınız tutar ver cantanı deyıverır dunyalar sızındır. Ama aklınıza operasyondan donunce bır cay ısmarlamak nedense hıc gelmez. Operasyondan donersınız km. lerce yol yurunmus vazıfe yerıne getırılmıstır. O yorgunlukla hadı banyo derler. Azıcık dınleneyım derken cadırın kapısında uyuyakalırsınız banyoyu kacırdıgınız ıcın tuvalette soguk suyla banyo yaparsınız. Bunlara katlanmıs her sey gerıde kalmısken ayagınızdan cıkartırken işaret parmagınız buyuklugunde et parçasını sankı kalbınızı sokuyormuscasına soker gelır ayagınıza yapısan corap. 10 gun ayak yalın gezersınız keskın cakıl taslarının ustunde. Iyılessın bıran once dıye dıger darbelere onem vermezsınız. Serefsız bır boluk komutanı varsa basınızda ana bacı kufreder duymazdan gelırsınız.
    Şöyle dersiniz kendinize
    "Ben anam, babam ve milletim için geldim. Senin için değil. Bir şey feda edersem onlar içindir. Senin için değil. Ne yapıyorsak vatan selameti içindir. O halde vatan sana canım feda. Ama sana değil!"

    tahribat.com/murid/tugrulbaba
  9. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    AnTiSoZeL
    AnTiSoZeL's avatar
    Kayıt Tarihi: 23/Ağustos/2005
    Erkek
    Hakikat sözle ifade edilemez.'miş

    Bu kadarı bile yeterken ...ifade olunamayanları yaşamadan anlarmıyız acaba.Keşke

    Dibinizdeki arkadaşı akrep sokar telaşı size düşer:neden acaba?
  10. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    TugrulBaba
    TugrulBaba's avatar
    Üstün Hizmet Madalyası
    Kayıt Tarihi: 19/Nisan/2003
    Erkek
    sahiplenme duygusu zannımca. Ondan sorumlusun. Aynı sey senın basına gelse o senın ıcın telas edecek..
    Degısık bır ılıskı. 2 yudum suyun hesabını yaparsınız amma km.lerce adamı sırıtınızda tasırsınız. Anlıyormusun. Ne yardan ne serden..

    tahribat.com/murid/tugrulbaba
  11. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    AnTiSoZeL
    AnTiSoZeL's avatar
    Kayıt Tarihi: 23/Ağustos/2005
    Erkek
    :)


    askerliği de tadacaz inşallah...
Toplam Hit: 874 Toplam Mesaj: 11