folder Tahribat.com Forumları
linefolder Derin Konular
linefolder Kazıklı Voyvoda Ve Fatih Sultan Mehmed



Kazıklı Voyvoda Ve Fatih Sultan Mehmed

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    kokainman
    kokainman's avatar
    Kayıt Tarihi: 22/Ocak/2006
    Erkek

    "Ölünceye dek kardeşiz"

    Küçük Vlad, Edirne'yi ve Osmanlı saray hayatını kısa sürede benimser. Murat Han da sarayının koridorlarında ablasıyla birlikte koşturup duran bu küçük konuğun üzerine titremektedir. Gelecekte Osmanlı'nın Balkanlardaki uçsuz bucaksız topraklarını kendisi adına sadâkatle yönetecek olan bu zeki Romen çocuğunun her açıdan kusursuz bir eğitim almasını arzulamaktadır Sultan. Türkleri sevmesi için çok geçmeden onun yanına bir de arkadaş verir. Bu kişi, sonradan "cihan fatihi" olarak anılacak olan sevgili oğlu Mehmet'tir.

    Şehzade Mehmet, kendisinden yalnızca bir yaş küçük olan Romen arkadaşıyla yıllar boyunca omuz omuza çok sıkı bir eğitimden geçer. Birlikte en seçkin hocalardan yabancı dil dersleri alır, kılıç kullanmayı, ata binmeyi ve devlet yönetiminin türlü inceliklerini öğrenirler. Zamanla arkadaşlıkları iyice derinleşecektir iki çocuğun. Büyüdüklerinde birbirlerini hiç unutmayacakları ve kanlarının son damlasına kadar destek olacaklarına dair karşılıklı yeminleşir, ardından da kesik parmaklarını birleştirerek "kan kardeşi" olurlar.

    http://www.yenisafak.com/arsiv/2003/subat/02/tarih.html

    --------------
    çok ilginç bi konu, açayım dedim.hiç aklıma gelmezdi ikisinin hayatlarının bir zamanlar kesişmiş olduğu.


    ... sorcerer & musket ...
  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    DkN
    DkN's avatar
    Kayıt Tarihi: 29/Ocak/2006
    Erkek
    sarayda büyüyen Vlad degil onun kardesi Radu'dur. Vlad ın osmanlı sarayında yasadıgına dair bir belge yoktur. Vlad Osmanlıya isyan edip,Fatih tarafından yenildikten sonra Erdel'e kaçtı. Erdel'den Fatih'e bir mektup yazarak Kendisini af ederse Osmanlı için bütün Balkanları feth edeceğini iddia etti, fakat mektup Fatih'e değil Macar Kralı Matthias'ın eline geçti 1476'ye kadar Braşovda hapis hayatı yaşadı. Hapisten çıktıktan sonra Eflak'a döndü isede Kardeşi Radu'ya bağlı Boyarlar tarafından öldürüldü.

    Vatan ne Türkiye"dir Türklere, ne Türkistan; Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan. ~ Saga qaygı kelgende qorqup qaşsam taa saga, Qayday betpen qararman aytaş yurtum men saga? Ne dermen dep aytarman sütün bergen anamga? Ne dermen dep aytarman maga sengen atamga? ~ Kök Bayraq"a selam olsun !
  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Lemuria
    Lemuria's avatar
    Kayıt Tarihi: 14/Haziran/2006
    Erkek

    Koko saol çok güzel paylaşım bilindiği gibi şu anda bahsettiğimiz kazıklı Voyvoda nam'ı değer Cont Dracula'dır : ) Kimilerine göre Porfia denen pek nadir rastlanan bi kansızlık hastalığına tutulmuştur bu hastalıkta insan kanı dışardan almak zorundadur , ve bu hastallığından dolayı vampir olarak nitelendirilmişştir , o'na osmanlı Eflak ve Boğdan beyliği Osmanlı tarafından verilmiştir ...


    dont think twice its all right
  4. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    kokainman
    kokainman's avatar
    Kayıt Tarihi: 22/Ocak/2006
    Erkek
    Tuna nehrini, devleti için tabii bir sınır kabul ettiğini tahmin ettiğimiz Fatih Sultan Mehmed ve hatta daha önceki Osmanlı hükümdarları, bu nehrin kuzeyinde bulunan ve bugünkü Romanya’yı teşkil eden Eflâk ile Boğdan prensliklerini himayeleri altında bulundurmayı kâfi görüyorlardı. Bununla beraber, bunların kendilerini meşgul edecek kadar kuvvetli olmalarını veya büsbütün zayıf düşmelerini de istemiyorlardı. Muhtemelen Osmanlılar, tabii sınırlarının dışında mütalaa ettikleri bu prensliklerin, daha uzakta bulunan Lehistan ve Macarlarla kendi aralarında tampon bir devlet olarak kalmalarına taraftardılar. Osmanlı sınırlarına yakin bulunmasından dolayı Eflâk'ta Osmanlı nüfuzu gün geçtikçe artmaya başladı. Bu sebeple Eflâk daha Yıldırım Bayezid zamanında senelik bir vergi vermeyi kabul etti.
    1456 yılında Fâtih, Wlad'ı Eflâk prensliğine tayin etmişti. Wlad, kardeşi Radul ile birlikte Osmanlı sarayında rehine olarak bulunmuştu. Hüküm sürdüğü memlekete Fâtih'in yardımı ile sahip olmasına ve Pâdişaha karsı dost kalacağına dair yemin etmiş bulunmasına rağmen Wlad, sözünde durmayarak Osmanlılar aleyhine Macarlarla anlaşma yapacaktır.
    Fâtih'in, Karadeniz ve Trabzon'da bulunduğu sıralarda, Eflâk'ta bazı hadiseler olmaktaydı. Burada Türklerin "Kazıklı Voyvoda", Macarların "Drakul" (Şeytan), Ulahların "Çepelpuç" (Cellat) dedikleri Wlad adinda zulüm delisi bir adam, halka idarenin en korkuncunu tattırmaktadır. Tarihçi Tursun Bey tarafindan "Keferenin Haccac'i" diye vasıflandırılan bu adam, vahşi ve insanlık dişi birtakım zevklere sahipti. Hammer, onun yukarıdaki sıfatlarını verdikten sonra, bunun yaptığı barbarlıklara da örnekler verir. Bu şahsin daha iyi tanınması ve farklı milletler tarafindan aldığı bu lakaplarda ne kadar haklı (!) oldugunu ortaya koyması bakımından bir kaç örnek vermek yerinde olacaktır. O, kazıklara vurulmuş ve işkence içinde can vermekte olan Türklerin meydana getirdiği büyük halkanın ortasında, saray halkı ile birlikte yemek yemekten zevk alırdı. Eline Türk esirleri geçince ayaklarındaki derinin yüzülmesini ve meydana çıkan kırmızı etlere tuz ekilmesini, sonra da bunları keçilere yalatmasını emrederdi. Böylece, diri diri ayaklarının derisi yüzülen esirlerin işkencesi, daha büyük olurdu. O, kendisine gönderilen Osmanlı elçilerinin sarıklarını baslarına çiviletmiştir.
    Wlad'in yaptığı hareketlerden bazılarını görmezlikten gelen Fâtih Sultan Mehmed, onu İstanbul’a davet eder. Ancak Wlad, düşmanlarının çokluğundan ve memlekette bulunmadığı bir sırada taç ve tahtının Macarlara verileceğinden korktuğundan, Eflâk'i düşmanlarına karsı muhafaza edecek bir kuvvetin gönderilmesini rica eder. Bunun üzerine Pâdişah, Silistre Beyi Yunus Bey ile Çakırcıbaşı Hamza Bey'i Eflâk'i beklemek üzere görevlendirir.
    Yunus Bey ile Çakırcıbaşı Hamza Bey, Tuna kenarına geldikleri vakit, nehrin donmuş oldugunu görürler. Bununla beraber Tuna’yı geçmek hazırlıkları yaptıkları ve dostluktan başka bir şey ümid etmedikleri, hatta itibar göreceklerini sandıkları bir sırada Wlad'in büyük bir saldırısına uğrarlar. Bu baskında Yunus Bey sehid, Hamza Bey de esir edilmişti. Wlad, daha sonra Hamza Bey'i öldürerek basını Macar kralına gönderir. Kan dökücü Wlad, aldığı esirlerin tamamını kazığa vurduktan sonra, Osmanlılara ait bazı şehir ve kasabaları tahrip etmekten de çekinmez.
    Bütün bu olanları haber alan Fâtih Sultan Mehmed, hiddetinden ve üzüntüsünden yerinde duramayarak 150 bin kişilik bir ordu ve 25 büyük, 150 küçük parça deniz kuvveti (nehir donanması) hazırlayarak, Allah’ın kullarına zulmeden bu zâlimi ortadan kaldırmak için Eflâk seferine çıkar (H. 866/1462 M.) Fâtih, Eflâk ortalarına kadar gittiği halde, Wlad'in kuvvetleri ortalarda görünmüyorlardı. Wlad, Fâtih'in, casusları vasıtasıyla önceden haber aldığı bir gece baskını düzenleyerek Pâdişahi öldürmek ister. Fakat bunda muvaffak olamadığı gibi, perişan bir halde canını zor kurtarıp kaçabilir. Osmanlı akıncıları onu bulmak için bütün bir Eflâkı tararlar. Pâdişah da ordusuyla prensliğin başkentine yürür. Şehrin yakınında kazıklanmış 15 bin adamdan kurulu korkunç bir orman görünce nefretle "Devlet kuvvetini böyle kullanmış, tebaasına ve Allah'a karsı bu denli cinayetler islemiş bir adam, asla itibara layık değildir" der.
    Yaralı olarak kaçıp Macarlara sığınan Wlad, onlardan yardim ister. Fakat Macar Kralı, hiç yoktan Osmanlılarla bir anlaşmazlığa düşmek istemediğinden bu yardımı yapmamış, hatta Wlad'i yakalayarak haps etmişti. Öte taraftan Osmanlılar, Wlad'ın kardeşi Radul'u oniki bin duka yıllık vergiye bağlayarak Eflâk prensliğinin basına getirdiler. Böylece Eflâk, mümtaz bir eyâlet haline getirilerek, Osmanlılara sıkıca bağlanmış oldu. Wlad, Radul'un ölümü üzerine zindandan kaçıp tekrar idareyi ele almak istediyse de öldürülerek kesik bası memleket memleket dolaştırılır.

    Kaynak: Osmanlı Tarihi
    ---------------------------
    dkn hocam burda da iki kardeşin birden sarayda rehin olduğu yazılı.baya karmaşık bi durum

    ... sorcerer & musket ...
  5. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    nakamura2
    nakamura2's avatar
    Kayıt Tarihi: 26/Ağustos/2005
    Erkek

    Cem sultan diye bi kitap vardı onda da tüm detaylarıyla açıklamışlardı çok ilginç bi kitapdı çok ilginç de bi olay...Saol paylaşım için...


    Memento Mori...Blossom Geri Döndün:C Mitozla çoğalan milletleri sevmiyorum:|
  6. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    mugato
    mugato's avatar
    Kayıt Tarihi: 22/Ocak/2004
    Erkek

    bu vlad tepeş-kazıklı voyvoda'nın aynı zamanda dracula olduğu da söyleniyor.

    yani dracula değil zaten öle bişey yok da dracula ortaya çıkarken bu heriften esinlenilmiş galiba.

    kendisi draculadır kısaca. 

  7. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Lemuria
    Lemuria's avatar
    Kayıt Tarihi: 14/Haziran/2006
    Erkek
    Marduk-Kaziklu Bey :P

    dont think twice its all right
  8. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    weskeyy
    weskeyy's avatar
    Kayıt Tarihi: 21/Ağustos/2005
    Erkek

    Tuna nehrini, devleti için tabii bir sınır kabul ettiğini tahmin ettiğimiz Fatih Sultan Mehmed ve hatta daha önceki Osmanlı hükümdarları, bu nehrin kuzeyinde bulunan ve bugünkü Romanya’yı teşkil eden Eflâk ile Boğdan prensliklerini himayeleri altında bulundurmayı kâfi görüyorlardı. Bununla beraber, bunların kendilerini meşgul edecek kadar kuvvetli olmalarını veya büsbütün zayıf düşmelerini de istemiyorlardı. Muhtemelen Osmanlılar, tabii sınırlarının dışında mütalaa ettikleri bu prensliklerin, daha uzakta bulunan Lehistan ve Macarlarla kendi aralarında tampon bir devlet olarak kalmalarına taraftardılar. Osmanlı sınırlarına yakin bulunmasından dolayı Eflâk'ta Osmanlı nüfuzu gün geçtikçe artmaya başladı. Bu sebeple Eflâk daha Yıldırım Bayezid zamanında senelik bir vergi vermeyi kabul etti.
    1456 yılında Fâtih, Wlad'ı Eflâk prensliğine tayin etmişti. Wlad, kardeşi Radul ile birlikte Osmanlı sarayında rehine olarak bulunmuştu. Hüküm sürdüğü memlekete Fâtih'in yardımı ile sahip olmasına ve Pâdişaha karsı dost kalacağına dair yemin etmiş bulunmasına rağmen Wlad, sözünde durmayarak Osmanlılar aleyhine Macarlarla anlaşma yapacaktır.
    Fâtih'in, Karadeniz ve Trabzon'da bulunduğu sıralarda, Eflâk'ta bazı hadiseler olmaktaydı. Burada Türklerin "Kazıklı Voyvoda", Macarların "Drakul" (Şeytan), Ulahların "Çepelpuç" (Cellat) dedikleri Wlad adinda zulüm delisi bir adam, halka idarenin en korkuncunu tattırmaktadır. Tarihçi Tursun Bey tarafindan "Keferenin Haccac'i" diye vasıflandırılan bu adam, vahşi ve insanlık dişi birtakım zevklere sahipti. Hammer, onun yukarıdaki sıfatlarını verdikten sonra, bunun yaptığı barbarlıklara da örnekler verir. Bu şahsin daha iyi tanınması ve farklı milletler tarafindan aldığı bu lakaplarda ne kadar haklı (!) oldugunu ortaya koyması bakımından bir kaç örnek vermek yerinde olacaktır. O, kazıklara vurulmuş ve işkence içinde can vermekte olan Türklerin meydana getirdiği büyük halkanın ortasında, saray halkı ile birlikte yemek yemekten zevk alırdı. Eline Türk esirleri geçince ayaklarındaki derinin yüzülmesini ve meydana çıkan kırmızı etlere tuz ekilmesini, sonra da bunları keçilere yalatmasını emrederdi. Böylece, diri diri ayaklarının derisi yüzülen esirlerin işkencesi, daha büyük olurdu. O, kendisine gönderilen Osmanlı elçilerinin sarıklarını baslarına çiviletmiştir.
    Wlad'in yaptığı hareketlerden bazılarını görmezlikten gelen Fâtih Sultan Mehmed, onu İstanbul’a davet eder. Ancak Wlad, düşmanlarının çokluğundan ve memlekette bulunmadığı bir sırada taç ve tahtının Macarlara verileceğinden korktuğundan, Eflâk'i düşmanlarına karsı muhafaza edecek bir kuvvetin gönderilmesini rica eder. Bunun üzerine Pâdişah, Silistre Beyi Yunus Bey ile Çakırcıbaşı Hamza Bey'i Eflâk'i beklemek üzere görevlendirir.
    Yunus Bey ile Çakırcıbaşı Hamza Bey, Tuna kenarına geldikleri vakit, nehrin donmuş oldugunu görürler. Bununla beraber Tuna’yı geçmek hazırlıkları yaptıkları ve dostluktan başka bir şey ümid etmedikleri, hatta itibar göreceklerini sandıkları bir sırada Wlad'in büyük bir saldırısına uğrarlar. Bu baskında Yunus Bey sehid, Hamza Bey de esir edilmişti. Wlad, daha sonra Hamza Bey'i öldürerek basını Macar kralına gönderir. Kan dökücü Wlad, aldığı esirlerin tamamını kazığa vurduktan sonra, Osmanlılara ait bazı şehir ve kasabaları tahrip etmekten de çekinmez.
    Bütün bu olanları haber alan Fâtih Sultan Mehmed, hiddetinden ve üzüntüsünden yerinde duramayarak 150 bin kişilik bir ordu ve 25 büyük, 150 küçük parça deniz kuvveti (nehir donanması) hazırlayarak, Allah’ın kullarına zulmeden bu zâlimi ortadan kaldırmak için Eflâk seferine çıkar (H. 866/1462 M.) Fâtih, Eflâk ortalarına kadar gittiği halde, Wlad'in kuvvetleri ortalarda görünmüyorlardı. Wlad, Fâtih'in, casusları vasıtasıyla önceden haber aldığı bir gece baskını düzenleyerek Pâdişahi öldürmek ister. Fakat bunda muvaffak olamadığı gibi, perişan bir halde canını zor kurtarıp kaçabilir. Osmanlı akıncıları onu bulmak için bütün bir Eflâkı tararlar. Pâdişah da ordusuyla prensliğin başkentine yürür. Şehrin yakınında kazıklanmış 15 bin adamdan kurulu korkunç bir orman görünce nefretle "Devlet kuvvetini böyle kullanmış, tebaasına ve Allah'a karsı bu denli cinayetler islemiş bir adam, asla itibara layık değildir" der.
    Yaralı olarak kaçıp Macarlara sığınan Wlad, onlardan yardim ister. Fakat Macar Kralı, hiç yoktan Osmanlılarla bir anlaşmazlığa düşmek istemediğinden bu yardımı yapmamış, hatta Wlad'i yakalayarak haps etmişti. Öte taraftan Osmanlılar, Wlad'ın kardeşi Radul'u oniki bin duka yıllık vergiye bağlayarak Eflâk prensliğinin basına getirdiler. Böylece Eflâk, mümtaz bir eyâlet haline getirilerek, Osmanlılara sıkıca bağlanmış oldu. Wlad, Radul'un ölümü üzerine zindandan kaçıp tekrar idareyi ele almak istediyse de öldürülerek kesik bası memleket memleket dolaştırılır.

     

         Yukaridaki gibi benimde bildigim sekliyle zalim voyvoda filmlere rumeli turkulerine gecen rumen asilli adini densiz diye anacagimiz  tarihimiize kazikli voyvoda olarak gecen sahsiyet.paylasiminiz icin saolun.Osmanli ve selcuklu tarihine ayrintilariyla ihtiyacimiz var ve bunu bilmemiz bir gereklilik.


    Bedenin BAKİRE olmasi onemli degil,Yeterki ruhun OROSPU olmasin!!!
  9. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    CyberJihad
    CyberJihad's avatar
    Kayıt Tarihi: 16/Ağustos/2006
    Erkek

    Ya tarihi filmlerimizden bildiğimiz kadarıyla:

    Fatih-İstediğin kadar asker al yanına

    Murat-Gerek yok Padişah'ım

    (Ve Kara Murat Kazıklı Voyvoday'la hesab ı kapatmak için yollara düşer) 


    Bana kefendir yatak,sana tabuttur havuz//Sen kıvrıl ben gideyim son Peygamber kılavuz...
Toplam Hit: 2629 Toplam Mesaj: 9