folder Tahribat.com Forumları
linefolder Gündem - Güncel Konular
linefolder Mısır Olaylarına Misilleme Kıbrıs'tan Geldi - Adadaki İngiliz Entrikaları



Mısır Olaylarına Misilleme Kıbrıs'tan Geldi - Adadaki İngiliz Entrikaları

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    acikistihbarat
    acikistihbarat's avatar
    Kayıt Tarihi: 25/Mart/2009
    Erkek

    Bilindiği üzere daha düne kadar kıbrısta iki devletli çözüm her iki tarafça kabul edilecekti.Amerika ve Türkiye iki devletli çözümde anlaşmış ancak ingiltere buna yanaşmamıştı.Hatırlarsanız sporcularımıza rumların saldırması Türkiye'de medyada geniş yer bulmuş ve devlet yapıcı değil yıkıcı (tek devletli çözümü yıkıcı) bir tavır sergilemişti.

    Mısır'da Hüsnü Mübarek yönetimi ingilizlere yakın bir yönetim.Çıkan ayaklanmanın amerika tarafından organize edildiği bizzat ingilizler tarafından iddia ediliyor.

    http://www.aktifhaber.com/ingiliz-gazetesinden-sok-iddia-388128h.htm

    Bu haberde The Telegraph gazetesi ayaklanmayı amerikanın organize ettiğini yazıyor.Elbette bu ingiliz devletinin sipariş ettiği bir haber.

    Hüsnü Mübarek'in ayaklanma ihtilal olacak kadar büyürse ingiltereye kaçacağı söyleniyor.

    http://www.patronlardunyasi.com/haber/Husnu-Mubarek-Ingiltere-den-siginma-istedi/98699

    http://www.cnnturk.com/2011/dunya/02/01/mubarek.ingiltereye.mi.kacacak/605262.0/index.html

    İngiltere kuzey kıbrısta Türkiye aleyhindeki gösterilerle Amerika ve Türkiye'yi tehdit ediyor.Mısır'ı benden alırsanız Kıbrıs'ı sizden alırım diyor.Kıbrıs olayları Türkiye ile Kuzey Kıbrıs arasını açabilirse ingilterenin istediği olur ve mısıra karşılık kıbrısı alırlar ve Büyük Türkiye Projesi iflas eder ortadoğu tekrar ingilizlerin kontrolüne girer.Ve Türkiye'deki petrol boru hatlarına sabotajlar artar,kötü bir kehanet ancak Türkiye bölünür...

    Bu bakımdan geçenlerde rusyada meydana gelen patlamanın planlayıcısı ingilizlerdir.Bu saldırının amacı diğer saldırılarda olduğu gibi müslüman çeçenlerle rusyayı çatıştırarak başta ülkemiz olmak üzere müslüman ülkelerde rus düşmanlığını artırmaktır.

    Kıbrıs burada Su Yolu Projesinden dolayı daha bir kıymete biniyor.Ortadoğu ve Afrikaya hükmetmenin yolu kıbrıstan geçiyor.Petrol,benzin yerini elektrikli araçlara bırakıyor.Önümüzdeki dönemde hatta şimdilerde petrol arzının kontrollü biçimde azaltılacağını söyleyebiliriz.Bu bakımdan ülkemizde elektrik üretimini artıracak nükleer ve hidro elektrik santralleri (HES) aleyhindeki kampanyanın başta ingiltere olmak üzere avrupa ve amerikadaki önemli bir ekonomik çıkar grubu tarafından desteklendiğini görebiliriz.

    Bu olayların siyasete yansıması ise ilginç olacaktır çünkü ingilizler Türkiye'deki dini gruplarda çok etkilidirler.Başta Nakşibendi tarikatı ve alt kolları,ismailağa cemaati olmak üzere diğer grupları tümüyle hükümet aleyhine kışkırtacaktır.Hükümet kendi tabanıyla vurulacaktır.

    Son günlerde TSK ile CHP arasında yaşanan "kağıttan kaplan" krizi aslında amerika yanlısı askerlerle avrupa destekli CHP liler arasındaki bir olaydır.İlginçtir bu olaylar hükümet ile TSK'yı yakınlaştırabilecek potansiyele sahip olaylardır.Acaba bir yakınlaşma mı planlanıyor ?

    12 Haziran 2011 meydan muharebesi çok şiddetli geçecek.Sonuçlar Türkiye'nin Büyük ya da Küçük olmasını belirleyecek.

  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    balbazar
    balbazar's avatar
    Kayıt Tarihi: 12/Mart/2010
    Erkek

    ahh be Atatürk'ümüz şimdi olcaktı ki...:S 

  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    xxjokerxx
    xxjokerxx's avatar
    Kayıt Tarihi: 14/Haziran/2006
    Erkek

    şimdi bu konuda siyaset yokmu?

    yasak...


    okmam yazmam yok möhür yada barnak bassam olmamı
  4. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    ToR5
    ToR5's avatar
    Kayıt Tarihi: 05/Haziran/2008
    Erkek

    Aga kusura bakma ama bunlar birbirleriyle fazla tutarsız.

    Bir de İngiltere'nin şu kadim güçlü zamanlarında (19 ve 20 yy ın başları) olmadığı aşikar. ABD onun yerini alsa bile günümüz ulus-devletler sisteminde bu dediklerini tek başına planlayabilecek güçte bir devlet yok. Özellikle İngiltere.

    Antonio Negri'nin "İmparatorluk" diye birkitabı var. Ulus-devletler sistemindeki güçsüzlükleri anlatıyor. Okumanı tavsiye ederim. 

    Yinede güzel şeyler böyle fikirler ama ben çok tutarsız buldum. İlişkileri fazla zorlamayla bir yerlere oturtmaya çalışıyorsun gibime geldi. Teori çok zorlama olmuş.


    Her türlü çek senet tahsilatı yapılır. Zenginden alınıp fakire verilir. Fakirin topuklarına sıkılır.
  5. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    acikistihbarat
    acikistihbarat's avatar
    Kayıt Tarihi: 25/Mart/2009
    Erkek

    ToR5 bunu yazdı:
    -----------------------------

    Aga kusura bakma ama bunlar birbirleriyle fazla tutarsız.

    Bir de İngiltere'nin şu kadim güçlü zamanlarında (19 ve 20 yy ın başları) olmadığı aşikar. ABD onun yerini alsa bile günümüz ulus-devletler sisteminde bu dediklerini tek başına planlayabilecek güçte bir devlet yok. Özellikle İngiltere.

    Antonio Negri'nin "İmparatorluk" diye birkitabı var. Ulus-devletler sistemindeki güçsüzlükleri anlatıyor. Okumanı tavsiye ederim. 

    Yinede güzel şeyler böyle fikirler ama ben çok tutarsız buldum. İlişkileri fazla zorlamayla bir yerlere oturtmaya çalışıyorsun gibime geldi. Teori çok zorlama olmuş.


    -----------------------------

    neresi birbiriyle fazla tutarsız ?

  6. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    gokayortaburun
    gokayortaburun's avatar
    Kayıt Tarihi: 06/Aralık/2010
    Erkek

    Osmanlının Denge politikası yapıp bi ona bi buna yalakalık yaptıgı zamana dönmüşüz desenize.

  7. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    ToR5
    ToR5's avatar
    Kayıt Tarihi: 05/Haziran/2008
    Erkek

    acikistihbarat bunu yazdı:
    -----------------------------

    ToR5 bunu yazdı:
    -----------------------------

    Aga kusura bakma ama bunlar birbirleriyle fazla tutarsız.

    Bir de İngiltere'nin şu kadim güçlü zamanlarında (19 ve 20 yy ın başları) olmadığı aşikar. ABD onun yerini alsa bile günümüz ulus-devletler sisteminde bu dediklerini tek başına planlayabilecek güçte bir devlet yok. Özellikle İngiltere.

    Antonio Negri'nin "İmparatorluk" diye birkitabı var. Ulus-devletler sistemindeki güçsüzlükleri anlatıyor. Okumanı tavsiye ederim. 

    Yinede güzel şeyler böyle fikirler ama ben çok tutarsız buldum. İlişkileri fazla zorlamayla bir yerlere oturtmaya çalışıyorsun gibime geldi. Teori çok zorlama olmuş.


    -----------------------------

     

    neresi birbiriyle fazla tutarsız ?


    -----------------------------

    Bir kere somut bilgilerde bazı yanlışlıklar var. Mübarek, İngiliz yanlısı olabilir ancak ondan öte ABD yanlısıdır. İsrail'e karşı yumuşak politikaları, Gazze'deki olaylarda Mısır polisinin Filistinli göçmenlere karşı orantısız güç kullanımıyla beraber Mısır'a son dönemde mülteci kabul etmemesi, Mübarek'ten önce Enver Sedat'ın ABD karşıtı politikalarından sonra öldürülmesi ve başa ABD yanlısı birinin geçmesi ziyadesiyle ABD yanlısı olduğunu gösteriyor.

    ABD'nin Mısır'da Müslüman Kardeşler'in yükselmesini istememesi, srebest seçimlerde Mübarek'in %99 gibi bir rakam çıkarmasında ses çıkarmaması gibi olgular da ABD'nin Mübarek'e açık desteğini gösteriyor. Son dönemde Obama'nın Mübarek karşıtı açıklamaları dudurmu ters-yüz etmek gibi birşey. Aslen ABD'nin isteği askeri bir yöneticinin geçmesi. Bu Mübarek'in yardımcılarından Süleyman olabilir.

    İngiltere 1955'ten sonra Kıbrıs'ta aktif olmaktan çıkmıştır. zaten 2. dünya savaşı'ndan sonra Orta Doğu'da aktifleşemeyecek kadar güçsüzleşmiştir. Açıkçası ben İngilizlerin eskisi kadar güçlü olduğunu düşünmüyorum. Şirketler bazında güçlü olabilirler ama bu ulus-devletlerinin güçlü olduğu sonucunu doğrudan perçinlemez. İngilizlerin "hükümet" politikası ayrıdır değişebilir. Ancak "devlet" politikası değişmez. İngiltere nin en önemli devlet politikaları serbest piyasa ekonomisinin yaygınlaştırılması ve denizlerden, boazlardan serbest geçiş ahkkının korunmasıdır. İngiltere'yi ilgilendiren Süveyş Kanalı'nın güvenliğidir. Ve burada ABD ile hem fikirdir ve politikaları uyumludur. Eisinhoweer doktirini nin en büyük destekçisidir.

    Kıbrıs konusunda ki tutarsız bulduğum konu yukarıdaki gibi eski gücünü kaybetmesinin yanında ve ABD ile politika uyumunun yanında bir de AB politikaları çerçevesindedir. AB'nin bir üyesi olan (bizce KRK onlara göre Kıbrıs Cum.)'Da bir karışıklık durumunda Almanya ve Fransa İnglitere'nin aktifliğini kabul etmez. Ve çatışmacı politikadan uzak durur. yani İngiltere'yi desteklemez. Zaten İngilizlerin AGSP kapsamında ve Avrupa Tek Senedi 'ne göre bağımsız davranma akbiliyeti son derece cüzzidir. 

     


    Her türlü çek senet tahsilatı yapılır. Zenginden alınıp fakire verilir. Fakirin topuklarına sıkılır.
  8. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    ToR5
    ToR5's avatar
    Kayıt Tarihi: 05/Haziran/2008
    Erkek

    acikistihbarat bunu yazdı:
    -----------------------------
     



    neresi birbiriyle fazla tutarsız ?


    -----------------------------

     

    Devam edersek özellikle Kıbrıs'ı çok önesemekle beraber  Büyük Türkiye Projesi iflas eder ortadoğu tekrar ingilizlerin kontrolüne girer.Ve Türkiye'deki petrol boru hatlarına sabotajlar artar,kötü bir kehanet ancak Türkiye bölünür... Kıbrıs'ta kozumuz düşse bile olaylar bu raddeye gelmesi "zorlama" teori dediğim kısımdır. Büyük Türkiye Projesi derken tam olarak ne demek istediğini bilmiyorum (kapsamını) ama Kıbrıs'ı kaybetmeyeceğimizi düşünüyorum. Bu da bizim "devlet" politikamızdır. Mısır'daki hükümet değişikliği dolaylı yoldan etkiler ancak bu kadar doğrudan bir etki olmaz. Ancak yine de ben yorumlarını kayda değer buldum. Ancak 2 tane üst paradigmayı göz ardı ettiğin için yukarıdaki şekilde bir fikir ileri sürmüş olabilirsin. Bu iki paradigma:

    1- ABD ve İngiltere'nin dış politikaları son 70 yıldır uyumludur. Ciddi bir kriz Süveyş Kanalı krizi hariç görülmemiştir. Bu da çözüme kavuşturulmuştur.

    2- İngiltere AB'ye bağımlı dış politka üretir. (AB derken Almanya- Fransa) Bu yüzden tek başına bir aktör olarak davranamaz.


    Her türlü çek senet tahsilatı yapılır. Zenginden alınıp fakire verilir. Fakirin topuklarına sıkılır.
  9. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    acikistihbarat
    acikistihbarat's avatar
    Kayıt Tarihi: 25/Mart/2009
    Erkek

    ToR5 bunu yazdı:
    -----------------------------

    acikistihbarat bunu yazdı:
    -----------------------------

    ToR5 bunu yazdı:
    -----------------------------

    Aga kusura bakma ama bunlar birbirleriyle fazla tutarsız.

    Bir de İngiltere'nin şu kadim güçlü zamanlarında (19 ve 20 yy ın başları) olmadığı aşikar. ABD onun yerini alsa bile günümüz ulus-devletler sisteminde bu dediklerini tek başına planlayabilecek güçte bir devlet yok. Özellikle İngiltere.

    Antonio Negri'nin "İmparatorluk" diye birkitabı var. Ulus-devletler sistemindeki güçsüzlükleri anlatıyor. Okumanı tavsiye ederim. 

    Yinede güzel şeyler böyle fikirler ama ben çok tutarsız buldum. İlişkileri fazla zorlamayla bir yerlere oturtmaya çalışıyorsun gibime geldi. Teori çok zorlama olmuş.


    -----------------------------

     

    neresi birbiriyle fazla tutarsız ?


    -----------------------------

    Bir kere somut bilgilerde bazı yanlışlıklar var. Mübarek, İngiliz yanlısı olabilir ancak ondan öte ABD yanlısıdır. İsrail'e karşı yumuşak politikaları, Gazze'deki olaylarda Mısır polisinin Filistinli göçmenlere karşı orantısız güç kullanımıyla beraber Mısır'a son dönemde mülteci kabul etmemesi, Mübarek'ten önce Enver Sedat'ın ABD karşıtı politikalarından sonra öldürülmesi ve başa ABD yanlısı birinin geçmesi ziyadesiyle ABD yanlısı olduğunu gösteriyor.

    ABD'nin Mısır'da Müslüman Kardeşler'in yükselmesini istememesi, srebest seçimlerde Mübarek'in %99 gibi bir rakam çıkarmasında ses çıkarmaması gibi olgular da ABD'nin Mübarek'e açık desteğini gösteriyor. Son dönemde Obama'nın Mübarek karşıtı açıklamaları dudurmu ters-yüz etmek gibi birşey. Aslen ABD'nin isteği askeri bir yöneticinin geçmesi. Bu Mübarek'in yardımcılarından Süleyman olabilir.

    İngiltere 1955'ten sonra Kıbrıs'ta aktif olmaktan çıkmıştır. zaten 2. dünya savaşı'ndan sonra Orta Doğu'da aktifleşemeyecek kadar güçsüzleşmiştir. Açıkçası ben İngilizlerin eskisi kadar güçlü olduğunu düşünmüyorum. Şirketler bazında güçlü olabilirler ama bu ulus-devletlerinin güçlü olduğu sonucunu doğrudan perçinlemez. İngilizlerin "hükümet" politikası ayrıdır değişebilir. Ancak "devlet" politikası değişmez. İngiltere nin en önemli devlet politikaları serbest piyasa ekonomisinin yaygınlaştırılması ve denizlerden, boazlardan serbest geçiş ahkkının korunmasıdır. İngiltere'yi ilgilendiren Süveyş Kanalı'nın güvenliğidir. Ve burada ABD ile hem fikirdir ve politikaları uyumludur. Eisinhoweer doktirini nin en büyük destekçisidir.

    Kıbrıs konusunda ki tutarsız bulduğum konu yukarıdaki gibi eski gücünü kaybetmesinin yanında ve ABD ile politika uyumunun yanında bir de AB politikaları çerçevesindedir. AB'nin bir üyesi olan (bizce KRK onlara göre Kıbrıs Cum.)'Da bir karışıklık durumunda Almanya ve Fransa İnglitere'nin aktifliğini kabul etmez. Ve çatışmacı politikadan uzak durur. yani İngiltere'yi desteklemez. Zaten İngilizlerin AGSP kapsamında ve Avrupa Tek Senedi 'ne göre bağımsız davranma akbiliyeti son derece cüzzidir. 

     


    -----------------------------

    Bilgilerde yanlışlık yok senin bilgilerde yanlışlık var.

    Mübarek ya da başka bir kişi hem ingiliz hem de amerikan yanlısı olamaz.Bu iki ülke rakip hatta bazen düşman ülkelerdir.İddianın mantıksal temeli yok.

    Mübarekin izlediği politikalar israili çok sevdiği için değil kendi güvenliği içindir.Filistine yardım,israil karşıtlığı gibi olayları organize edenler mübarek karşıtı odaklardır.Kendi kuyusunu kazacak kişilere hoşgörülü davranmasını beklemek akla aykırıdır.

    Müabarekin x rakam oy alması ayrıntıdır.Aslolan oradaki egemen güçtür.Amerikanın müslüman kardeşlerin yükselmesini istememesi söz konusu bile değildir.Eski Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Başkanı Muhammed El Baradey müslüman kardeşlerle ittifak yapıp mübareki devirme organizasyonunu birlikte yönetiyorlar.El Baradey amerikanın destekleyip öne çıkardığı bir isim.Mısır ve geniş ortadoğu halkları üzerinde hatta iran halkı üzerinde etkisi büyük.Bu bakımdan mübarekten boşalacak koltuğun birinci adayı El Baradeydir.

    Mübarekin durumu Türkiye'de erbakan hükümeti dönemindeki durumla aynıdır.Amerika ve ülkenin ordusu iktidarı devirmekte kararlıdır bundan sonrası pembe dizidir.

    Ne 1955 ne de daha sonra ingiltere hiçbir zaman şurada ya da burada pasifleşmemiştir.Ecevit zamanındaki nizami ya da gayrı nizami kıbrıs operasyonları hep amerikan-ingiliz rekabeti ekseninde gerçekleşmiştir.Zaten ecevitin başa geçmesi avrupa yani ingiltere yanlısı inönüyü devirerek gerçekleşmiştir.Ülkemizdeki askeri darbeler de esasında amerika-avrupa arasındaki çekişmelerden kaynaklanmaktadır.27 mayıs 1960 darebesi avrupa destekli ancak amerikanın ele geçirdiği bir darbedir.9 mart 1971 deki askeri darbe girişimi avrupa destekli sol hareketti ancak 12 marttaki karşı hareket bunu bastıran amerika yanlısı harekettir.Şimdiki kıbrıs olayları da ingiltere tarafından organize edilmektedir.Neticede gelişmeler avrupanın tasfiye edilme sürecini gösteriyor.Yani Avrupa Birliği dünya üzerinde belirleyici bir güç olmasın diye ekonomik ve siyasi alanda tasfiye ediliyor.Zaten tasfiye edilmese bile avrupada nüfus ve sosyal problemler olduğundan bir süre sonra kendi kendine iflas edecekti.Düzen bozulacaktı hatta şimdiden bozulduğu söyleniyor.

    İngilterede siyasi yaşam Türkiye'den oldukça farklıdır.Orada sokaktaki hiçkimse elini kolunu sallayarak siyasete giremez.Buna müsade etmezler.Öncelikle devlet görevinde bulunmuş olması ve bir gücün kanatları altında yetişmesi gerekir.Yani Türkiye'deki gibi çeşitli kesimlerin adamları bulunmazlar.Az sayıda ve tamamı devlet kontrolünde siyasiler bulunur.Aynı amaca farklı yollarla ulaşmaya çalışan siyasetçilerdir bunlar.Oysa ülkemizde hemen hemen her güç odağının siyasette adamları vardır.Devletimizin siyasetteki kontrol mekanizması baykalın tasfiyesiyle allak bullak olmuştur.Türkiye'de yaşadığımız süreçte derin devlet ya da derin şirket değişmektedir.Şirketin yeni sahipleri elbette eski politikaları izlemeyecekler.Bu durum ingilterede böyle değildir.Oradaki egemen derin devlet ya da derin şirket değişmemektedir çünkü ruslarınki gibi onlarda ekonomik ve siyasi açıdan bağımsızdırlar.Tabi bu bağımsızlık şimdiye kadar geçerliydi.Yukarıda da bahsettiğim gibi avrupa tasfiye edilmektedir.Bundan 15-20 sene kadar sonra ingilterenin bir belediye meclisi kadar bile gücünün olmadığını göreceğiz.

    Küreselciler egemenlik savaşını kazanırsa ulus-devlet egemenliği sona erecek mi belli değil çünkü serbest piyasanın dünya genelinde tam olarak uygulanabilmesi yani dünyanın küresel bir köy olabilmesi için denetleyici,güvenlikçi ve adaletçi mekanizmalara ihtiyaç var.Yani bir ulus devlete ihtiyaç var.Ulus devlet dedim çünkü güvenlik kavramı üzerindeki tartışmalar bitmiş değil.Kimin güvenliği nasıl sağlanacak bu sorular devletin niteliklerini de belirliyor.İngiltereyi kim tehdit ediyor ve bu tehdit nasıl berataraf ediliyor bu soru bu ülkenin geleceğini belirleyecek bir cevaba sahip tıpkı ülkemiz gibi.Birileri bizi tehdit etmezse toplumsal düzen tehlikeye girebilir.Çoğu zaman yunanistan,ermenistan gibi ülkelerin bizi tehdit etmeleri hep bize faydalı olmuştur.

    Devam edecek olursak ingilterede hükümet ve devlet birbirinden farklı kavramlar değildir.Oradaki hükümetleri daima devlet seçer ve anlaşmazlık çıkması ya da yanlış politika izlenmesi söz konusu bile değildir.İngilterenin kıbrısta birtakım gayrı nizami siyasi operasyonlar düzenlemesi muhatabımızın doğrudan ingiliz hükümeti olduğunu gösteriyor.

    Kıbrıs Olaylarını yanlış anlamışsın haberin yok sanırım.Kıbrıstaki olaylar Türkiye aleyhine gelişen "Türkiye Defol,Sktir Git" tarzında pankartların açıldığı olaylardır.Bu olayların öncesinde meydana gelen bazı hazırlık aşamaları da var onları da yazmıştım zamanında.Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşlarının Türklük şuurlarını yitirdiklerini gösteren bu olaylarda varılmak istenen siyasi hedefin Türkiye ile Kuzey Kıbrısın arasını açarak adada tek devletli çözüm isteyen yani kuzeyi yoksayarak adayı rumların dolayısıyla avrupanın egemenliğine bırakmak isteyenlerin tezgahladığını ve bunların mısırdaki mübarek aleyhine ayaklanmaya misilleme olarak geliştiğini yazdım.

    Uzun lafın kısası ingiltere başta mısır olmak üzere dünyadan tamamen tasfiye ediliyor ve bu tasfiye sürecinin mısır bölümündeki gelişmelere karşı kıbrısta Türkiye karşıtı ayaklanmaları kışkırtarak adada avrupa nüfuzunun egemen olmasını planlıyor.12 Hazirandaki seçimlerde CHP iktidar olursa kuzey kıbrısta Türkiye aleyhindeki gelişmeler anında biter.Seçimlere doğru "Deniz Feneri Davası" ile ilgili "flaş(!)" haberler yine CHP ye servis edilirse göreceğiz ki başta almanya olmak üzere avrupa ülkeleri son kozlarını kullanıyorlar.

     

    ToR5 bunu yazdı:
    -----------------------------

    acikistihbarat bunu yazdı:
    ----------------------------- 


    neresi birbiriyle fazla tutarsız ?


    -----------------------------

     

    Devam edersek özellikle Kıbrıs'ı çok önesemekle beraber  Büyük Türkiye Projesi iflas eder ortadoğu tekrar ingilizlerin kontrolüne girer.Ve Türkiye'deki petrol boru hatlarına sabotajlar artar,kötü bir kehanet ancak Türkiye bölünür... Kıbrıs'ta kozumuz düşse bile olaylar bu raddeye gelmesi "zorlama" teori dediğim kısımdır. Büyük Türkiye Projesi derken tam olarak ne demek istediğini bilmiyorum (kapsamını) ama Kıbrıs'ı kaybetmeyeceğimizi düşünüyorum. Bu da bizim "devlet" politikamızdır. Mısır'daki hükümet değişikliği dolaylı yoldan etkiler ancak bu kadar doğrudan bir etki olmaz. Ancak yine de ben yorumlarını kayda değer buldum. Ancak 2 tane üst paradigmayı göz ardı ettiğin için yukarıdaki şekilde bir fikir ileri sürmüş olabilirsin. Bu iki paradigma:

    1- ABD ve İngiltere'nin dış politikaları son 70 yıldır uyumludur. Ciddi bir kriz Süveyş Kanalı krizi hariç görülmemiştir. Bu da çözüme kavuşturulmuştur.

    2- İngiltere AB'ye bağımlı dış politka üretir. (AB derken Almanya- Fransa) Bu yüzden tek başına bir aktör olarak davranamaz.

    -----------------------------

    Büyük Türkiye Projesi, geniş ortadoğuda eskiden olduğu gibi yine Türklerin belirleyici olmasıdır.Kıbrısı kaybetmemiz ihtimal dahilinde bunu belirttim.Adada Türkler arasında Türkiye karşıtı kampanyaların karşılık bulması durumunda bundan en çok zarar gören ülke Türkiye değil amerika olacaktır bu yüzden amerikanın boş durmayacağını tahmin ediyorum.Kıbrıs tamamen avrupanın kontrolüne girerse büyük ihtimalle Türkiye'de avrupa yanlısı bir iktidar gelmiş olur ve avrupa birliğine girmiş oluruz.Böyelelikle kıbrıs sorunu ortadan kalkar ama Türkiye diye bir ülke de tarihten silinir.

    1)ABD ve İngiltere son 70 yıldır birbiriyle çatışmaktadır.İngilterenin egemenlik alanlarını amerikanın ele geçirmesi ve petrolden elektriğe geçiş süresince avrupanın enerjisini ortadoğu ve rusyadan karşılıyor olmasıi bu bölgelerde çıkan çatışmaların kaynağını da gösteriyor.Bir güç odağının kaynaklarını kontol ederseniz o güç odağını siz yönetirsiniz.Amerikanın yaptığı da bu.Herkesin her türlü kaynağını kontrol ederek kendi düzenini devam ettirmek.Şirketleri ve devletleri kontol etmek için sermayeyi,insanları kontol etmek için gıdayı,dünyayı kontol etmek için enerjiyi kullanıyor.

    2) İngiltere ve diğer avrupa ülkeleri Avrupa Birliğinden ayrılma noktasına geldiler.Şu sıralarda birçok önemli insan Avrupa Birliğinin geleceği olmadığını söylüyor ve buna paralel almanya,fransa gibi başta gelen ülkeler birçok konuda birlikte değil bireysel karar alıyorlar.Dolayısıyla Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliğini ingiltere isterken almanya ve fransanın karşı çıkması neyle açıklanabilir ? İngiltere Avrupa Birliğine mi bağlıdır yoksa almanya ve fransa avrupa birliği dışında mıdır ? Ya da şöyle soralım.Almanya ve Fransa Türkiye'nin Avrupa Birliğine girmesini desteklese bu durumda ingilterenin tavrı ne olur ? Cevap basit karşı çıkar.Çünkü avrupada derin devleti olan ülkeler kendi kararlarını kendileri veriyorlar.Avrupa Birliği'nin iflas ettiğini söylemek yanlış olmaz.

  10. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Balyoz99
    Balyoz99's avatar
    Kayıt Tarihi: 25/Ocak/2010
    Erkek

    acikistihbarat bunu yazdı:
    -----------------------------

     

    Büyük Türkiye Projesi, geniş ortadoğuda eskiden olduğu gibi yine Türklerin belirleyici olmasıdır.Kıbrısı kaybetmemiz ihtimal dahilinde bunu belirttim.Adada Türkler arasında Türkiye karşıtı kampanyaların karşılık bulması durumunda bundan en çok zarar gören ülke Türkiye değil amerika olacaktır bu yüzden amerikanın boş durmayacağını tahmin ediyorum.Kıbrıs tamamen avrupanın kontrolüne girerse büyük ihtimalle Türkiye'de avrupa yanlısı bir iktidar gelmiş olur ve avrupa birliğine girmiş oluruz.Böyelelikle kıbrıs sorunu ortadan kalkar ama Türkiye diye bir ülke de tarihten silinir.

    -----------------------------

     

    KKTC'deki 3-5 liboşun görüşlerini tüm adaya maletmek yanlış. Türkiye karşıtı düşünceler hiçbir zaman geniş kitleler tarafından benimsenmeyecektir. Kıbrıs'ta şartlar ne olursa olsun birleşmeyi savunan, kuzeydeki Türk devletine karşı olan Talat ve onun gibi über liberallerin seçimlerde yenilgiye uğradığını unutmayalım.

     

    Son olarak Türkiye'deki iktidar yanlısı ve KKTC karşıtı çevreler her ne kadar "Kıbrıslılar Türkiye'ye karşı ayaklandı" diye yorumlasalarda düzenlenen gösteriler hükümetin ekonomi politikalarına karşıydı. Ufak bir grup avantajı değerlendirip Türkiye karşıtı propaganda yapmak istesede diğerleri anında tepki gösterdi.


    arbeit macht frei
  11. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    ToR5
    ToR5's avatar
    Kayıt Tarihi: 05/Haziran/2008
    Erkek

    acikistihbarat bunu yazdı:
    -----------------------------


     


    Bilgilerde yanlışlık yok senin bilgilerde yanlışlık var.

    Mübarek ya da başka bir kişi hem ingiliz hem de amerikan yanlısı olamaz.Bu iki ülke rakip hatta bazen düşman ülkelerdir.İddianın mantıksal temeli yok.

    Mübarekin izlediği politikalar israili çok sevdiği için değil kendi güvenliği içindir.Filistine yardım,israil karşıtlığı gibi olayları organize edenler mübarek karşıtı odaklardır.Kendi kuyusunu kazacak kişilere hoşgörülü davranmasını beklemek akla aykırıdır.

    Müabarekin x rakam oy alması ayrıntıdır.Aslolan oradaki egemen güçtür.Amerikanın müslüman kardeşlerin yükselmesini istememesi söz konusu bile değildir.Eski Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Başkanı Muhammed El Baradey müslüman kardeşlerle ittifak yapıp mübareki devirme organizasyonunu birlikte yönetiyorlar.El Baradey amerikanın destekleyip öne çıkardığı bir isim.Mısır ve geniş ortadoğu halkları üzerinde hatta iran halkı üzerinde etkisi büyük.Bu bakımdan mübarekten boşalacak koltuğun birinci adayı El Baradeydir.

    Mübarekin durumu Türkiye'de erbakan hükümeti dönemindeki durumla aynıdır.Amerika ve ülkenin ordusu iktidarı devirmekte kararlıdır bundan sonrası pembe dizidir.

    Ne 1955 ne de daha sonra ingiltere hiçbir zaman şurada ya da burada pasifleşmemiştir.Ecevit zamanındaki nizami ya da gayrı nizami kıbrıs operasyonları hep amerikan-ingiliz rekabeti ekseninde gerçekleşmiştir.Zaten ecevitin başa geçmesi avrupa yani ingiltere yanlısı inönüyü devirerek gerçekleşmiştir.Ülkemizdeki askeri darbeler de esasında amerika-avrupa arasındaki çekişmelerden kaynaklanmaktadır.27 mayıs 1960 darebesi avrupa destekli ancak amerikanın ele geçirdiği bir darbedir.9 mart 1971 deki askeri darbe girişimi avrupa destekli sol hareketti ancak 12 marttaki karşı hareket bunu bastıran amerika yanlısı harekettir.Şimdiki kıbrıs olayları da ingiltere tarafından organize edilmektedir.Neticede gelişmeler avrupanın tasfiye edilme sürecini gösteriyor.Yani Avrupa Birliği dünya üzerinde belirleyici bir güç olmasın diye ekonomik ve siyasi alanda tasfiye ediliyor.Zaten tasfiye edilmese bile avrupada nüfus ve sosyal problemler olduğundan bir süre sonra kendi kendine iflas edecekti.Düzen bozulacaktı hatta şimdiden bozulduğu söyleniyor.

    İngilterede siyasi yaşam Türkiye'den oldukça farklıdır.Orada sokaktaki hiçkimse elini kolunu sallayarak siyasete giremez.Buna müsade etmezler.Öncelikle devlet görevinde bulunmuş olması ve bir gücün kanatları altında yetişmesi gerekir.Yani Türkiye'deki gibi çeşitli kesimlerin adamları bulunmazlar.Az sayıda ve tamamı devlet kontrolünde siyasiler bulunur.Aynı amaca farklı yollarla ulaşmaya çalışan siyasetçilerdir bunlar.Oysa ülkemizde hemen hemen her güç odağının siyasette adamları vardır.Devletimizin siyasetteki kontrol mekanizması baykalın tasfiyesiyle allak bullak olmuştur.Türkiye'de yaşadığımız süreçte derin devlet ya da derin şirket değişmektedir.Şirketin yeni sahipleri elbette eski politikaları izlemeyecekler.Bu durum ingilterede böyle değildir.Oradaki egemen derin devlet ya da derin şirket değişmemektedir çünkü ruslarınki gibi onlarda ekonomik ve siyasi açıdan bağımsızdırlar.Tabi bu bağımsızlık şimdiye kadar geçerliydi.Yukarıda da bahsettiğim gibi avrupa tasfiye edilmektedir.Bundan 15-20 sene kadar sonra ingilterenin bir belediye meclisi kadar bile gücünün olmadığını göreceğiz.

     

    Küreselciler egemenlik savaşını kazanırsa ulus-devlet egemenliği sona erecek mi belli değil çünkü serbest piyasanın dünya genelinde tam olarak uygulanabilmesi yani dünyanın küresel bir köy olabilmesi için denetleyici,güvenlikçi ve adaletçi mekanizmalara ihtiyaç var.Yani bir ulus devlete ihtiyaç var.Ulus devlet dedim çünkü güvenlik kavramı üzerindeki tartışmalar bitmiş değil.Kimin güvenliği nasıl sağlanacak bu sorular devletin niteliklerini de belirliyor.İngiltereyi kim tehdit ediyor ve bu tehdit nasıl berataraf ediliyor bu soru bu ülkenin geleceğini belirleyecek bir cevaba sahip tıpkı ülkemiz gibi.Birileri bizi tehdit etmezse toplumsal düzen tehlikeye girebilir.Çoğu zaman yunanistan,ermenistan gibi ülkelerin bizi tehdit etmeleri hep bize faydalı olmuştur.


    -----------------------------

     

    İngiltere ile ABD'yi düşman olarak nitelemek bir efsaneden ibarettir. İngiltere ve ABD 2. Dünya Savaşı'ndan önce silah sevkiyatı ve karşılıklı bağımlılığa bağlı bir ittifak sistemi geliştirdiler. Normandiya Çıkarması "overlord" veya "overland" tam hatırlamıyorum dünyanın en büyük deniz filosunu oluşturup Nazi'lere karşı birlikte savşatılar. Yalta Konferansı'nda ve Londra Konferansı'nda ( Avrupa'nın ikiye bölünme süreci ) SSCB'ye karşı birlikte saf tuttular. Avrupa'nın yeniden inşaasında ki dünyanın en büyük yardımlarından biridir. Marshall planını beraber uyguladılar. Almanya'nı batı kısmını beraber savundular. Ancak İngiltere'nin eski sömürgelerini kaybetmesi ( ki burada büyük ölçüde yöetimi ABD'ye vermiştir. Kendisi yönetecek gücü olmadığı için sadık müttefiki ABD'Yye teslim etmiştir. ) teknolojik ve ticari üstünlüğü Yeni Kıtaya mecburi devretmşitir. Çünkü 2.Dünya Savaşı'ndan sonra artan kamu ve dış borçlar, yüksek işsizlik, İşçi Partisi gibi partilerin başa geçmesi İngiltere'nin gücünün kaybettiğini gösteren olgulardır. 1955 sonrası Kıbrıs ve Ortadoğu'da Bağlantısızlar ve Komünist- Sendikal hareketler. İsrail'e karşı Ortadoğu ülkelerinin SSCB'Ye yanaşması sebebiyle ABD ve İngiltere'yi doğam müttefik haline getirdi. İNgiltere'nin gücünü kaybetmesini bir diğer göstergesi ise "eisinhoweer doktirini"ne açık destek vermesidir.

    İngiltere'nin Commonwealth ülkeleri ile ticaret yaratamaması ve EFTA nın gereken faydayı sağlayamaması hasebiyle İngliltere AT'ye üyelik sürecini yine bu "güçsüzlüğünden" gerekli görmüştür. ama malumun üzere DE Gaulle buna (kişisel ve millyietçi duruşuyla) karşı çıkmış ve İngiltere 2 kez rededilmiştir. İngiltere 2 kez reddedildiği bu yere prestijini kaybetmek pahasına AT'ye üye olmuştur. Ve daha sonra At süreci AB sürecine döndüğünde egemenlik haklarından feragat ile birlikte karşılıklı yükümlülükleirn paylaşıldığı çeştli konferanslar sonrasında Lizbon Antlaşması ile Avrupa Birliği'ne bağımlı bir ülke haline gelmiştir. İngiltere yi "güçlü" görmek burada ne kadar tarihi temelden yoksun bir yorum olduğu aşikardır.

    İddiamın mantıksal temeli "tarih"le bütünleştiği için senin verdiğin bigiler her ne kadar olası bile olsa "bugüncü" tarih yorumuna bağlıdır. m. Facoult'u okumanı tavsiye ederim. Tarihi tam olarak bilmeden bu tarz yorumlar bana aşırı popülsit ve tabula rasa misali boş sayfayı karalamak gibi geliyor. Bu sebeple zekice bir çıkarım yapmış olmana rağmen geçmişten yoksun açıklamalar olarak görüyorum bu malumatları.

    Biraz daha konuşalım. AB'nin geleceği hakkında benim de kuşkularım var. Ancak uluslararası karşılıklı bağımlılığın hukukun yaygınlaştığı günümüzde AB'nin dağılması olası bile olsa bu Bismarck tarihi ittifaklar sistemine benzer bir şekilde eski Almanya'ı veya Eski Fransa'yı İngiltere'yi doğurmaz. ABD ve bu ülkeler birbirleriyle milyar dolarlarca antlaşmalar vardır şirketler arasında. Yani mücadele ve restleşme eskisi kadar basit değil. ABD ve İngiltere dostluğunu burada bir kez daha gördük. Yani Soğuk Savaş mantığıyla veya Bismarck mantığıyla ulus-devletler arası ilişkiler senin düşündüğün gibi gelişmiyor artık. Uluslar aşırı ilişkileri göz ardı etmektesin AB konusunda.

    Mübarek, ABD yanlısıdır. Yukarıdaki fikirlerim değişmedi. Bunun nedenlerini zaten daha önce yazdığımdan tekrar yazmayacağım. İsrail'i güvenlik boyutuyla açıklaman çok doğru. Biraz mecburi bir evlilik. Ancak Enver Sedat'ın neden düşürüldüğü ve Müslüman Kardeşler'in hükümette iktidar elde etmesi veya girmesinin AB ve ABD'de yankılarını bir düşün. Özellikle İslami terörizm safsatasıyla arasındaki Batı kamuouyunun bakış açısını düşün. Mısır'da o firavununu bende istemiyorum ancak Müslüman Kardeşler'in başa gelmesi İsrail'de Hamas'ın yükselmesi gibi bir etki doğuracaktır batı kamuoyunda. ABD askeri kanadı ve Pentagon'un Mübarek firavununun sağ kolu Süleyman'nı başa geçirmek istediklerini açıkça söylediler.

    Küreselciler egemenlik savaşını kazanırsa ulus-devlet egemenliği sona erecek mi belli değil çünkü serbest piyasanın dünya genelinde tam olarak uygulanabilmesi yani dünyanın küresel bir köy olabilmesi için denetleyici,güvenlikçi ve adaletçi mekanizmalara ihtiyaç var.Yani bir ulus devlete ihtiyaç var.Ulus devlet dedim çünkü güvenlik kavramı üzerindeki tartışmalar bitmiş değil.Kimin güvenliği nasıl sağlanacak bu sorular devletin niteliklerini de belirliyor.İngiltereyi kim tehdit ediyor ve bu tehdit nasıl berataraf ediliyor bu soru bu ülkenin geleceğini belirleyecek bir cevaba sahip tıpkı ülkemiz gibi.Birileri bizi tehdit etmezse toplumsal düzen tehlikeye girebilir.Çoğu zaman yunanistan,ermenistan gibi ülkelerin bizi tehdit etmeleri hep bize faydalı olmuştur. Bu yazını beğendim. İşte benim beklediğim de bu. Teori. Ancak benim dedğim biraz karmaşık. Ulus-devletin gereksizliğini savunmuyorum ancak uluslarasında karşılıklı bağımlılık ve ulsularası-aşırı ilşkiler ulus-devletin "limit"ini zorlamaktadır. Negri'nin İmaparatorluk kitabını oku. Adam son dönemde ki soğuk savaş sonrası teorisini geliştirmiş. Ulus-devlet teorilerini de keza öyle geliştirmiş.

    Burada biraz Marx'tan faydalanarak ulus-devletin sanayiye bağımlı modern bir yapı taşı teşkil ettiğini söylersek günümüz dünyasında "hizmet sektörünün" sanayi sektörünün üstüne çıkması, daha fazla kar getirmesi, gelişmiş ülkelerde en çok ihracat ve ithalat yapı arzetmesi bizi ekonomik alt temelde bir soruya yöneltiyor. Acaba ulus-devlet sanayi ilişkisi (bunu anlatırım ama çok zuzun sürer, bu sebeple kitap tavsiye ettim) hizmet sektöründe görülmüyorsa bu nedenle küresel hegemonik güçler yeni bir sitem üretiyorlar. Dünya'daki karışıklğın asıl nedeni bu olarak görüyorum. Temelde de İngilter'yi ve hatta biraz haddimi aşarak :D ABD 'yi de keza küçümsüyorum. Çünkü dünyanın hegemonyası, emperiası, Roması, Osmanlısı, Titanı artık ne dersen de. Bu güçleri yönlendirebilecek bir devlet teşkilatı yok artık. Çünkü dünya çok hızlı.

    (Not: Alıntı yaparken hatalı yapmış olabilrim. Üzgünüm. Bu arada üslubum sertleşmiş olabilir yazıya bakmadım. Ama güzel muhabbet oldu(tartışma demiyorum) Ancak yine teorilerini tarihsel temelden yoksun olduğu için bilgilerinin yanlış olduğunu ve bir teori oluşturmanda sıkıntı yaşadığını düşünüyorum. Kusura bakama. Gerçi yukarıda koyu yazdığım yerde ki senin yazı teoriyi yavaş yavaş oluturuyor. Kıbrıs konusunda yazmadım. Çünkü ben tarihçi olduğum için karışıklık döneminde şartlar oluşmadan yazı yazmayı sevmiyorum. İyi oldu iyi bu muhabbet.)

     


    Her türlü çek senet tahsilatı yapılır. Zenginden alınıp fakire verilir. Fakirin topuklarına sıkılır.
Toplam Hit: 1162 Toplam Mesaj: 11