Ask Ask Dedikleri

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    3rk4n
    3rk4n's avatar
    Kayıt Tarihi: 18/Mart/2003
    Erkek
    bilmem belki biryerlerde birşeylerden korkuyorum ama ne olduğunu bende bilmiyorum aşk yanlış anlaşılacak bir olgu deil belki ama bilmiyorum sen bana diyorsun benden betersin sıkma canını güller herzaman güldür dedilmi.

    The Lost Boy Of CyberSpace
  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    yTSe_JaM
    yTSe_JaM's avatar
    Kayıt Tarihi: 23/Mart/2003
    Erkek
    yaw yazdılarınız güzelde ben bu kadar ugrasamam bi yerden kopyalarım valla..

    Our Master Miyamoto Musashi Says: The way is in Training Know the Ways of all professions. Distinguish between gain and loss in worldly matters. Do not think dishonestly.
  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    nakruno
    nakruno's avatar
    Kayıt Tarihi: 05/Nisan/2003
    Erkek
    "Duygular vardır anlatılamayan..sevgiler vardır kelimelere sığmayan...
    Bakışlar vardır insanı ömür boyu ağlatan...yollar vardır aşılması güç olan.
    Kalpler vardır acılarla parçalanan, ve insanlar vardır hiç unutulmayan.
    Sanma beni sevipte bırakanlardan. Benim sevgim mezara kadar olanlardan..."

    Arkadaşlar aşık oldunuzmu kimseyi görmezsiniz hep aşık olduğunuz kişiyi düşünür aşk şarkıları dinledikçe onudüşünürsünüz onu her okulda gördüğünüzde ya da dışarda kalbiniz küt küt atar yerinden çıkacakmış gibi bunu çok yaşadım ama şunuda unutmayın en uzun süren aşk pLatoniK aşktır ayrıyetten en acı veren aşk.

    En güzeli ise En güzel aşk zor oLandır..!!
  4. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    sheker
    sheker's avatar
    Kayıt Tarihi: 29/Mart/2003
    Dişi
    Seviyorum kahretsin
    Seviyorum elimde değil
    Çok seviyorum ah neden
    Yaşadığım en deli aşksın sen

    (szn aksu - seviyorum kahretsin )
    dinleyin hee pek güzeldir :}

    °dOnT cRy fOr mE°
  5. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    3rk4n
    3rk4n's avatar
    Kayıt Tarihi: 18/Mart/2003
    Erkek

    sana uzaktan bakıyor artık gözlerim gönlüm senden geçmez bana döndü hep sözlerim unutmak okadar kolaymı sandın ayrılık bana aşktır artık
    dağılmış saçların gönlünün yatağına uyandırma
    sabah olsun ben giderim sen kal rüyamda
    aramak okadar koloaymı sandın yollarim bana aştır artık ah gitmek o kadar kolaymı sandın
    yollarin bana aşktır artık.
    Düş Sokağı Sakinleri - Ayrılık
    bu şarkiyi dinlediğimde sanki kendimi buluyorum.

    The Lost Boy Of CyberSpace
  6. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Criminal
    Criminal's avatar
    Üstün Hizmet Madalyası
    Kayıt Tarihi: 25/Temmuz/2002
    Erkek
    Daha henüz 18 yaşındaydı ama hayatının sonundaydı.
    Tedavisi mümkün olmayan ölümcül bir kansere yakalanmıştı.
    Kahır içinde eve kapatmıştı kendini...Sokağa çıkmıyordu.
    Annesi, bir de kendisi. O kadardı bütün hayatı...
    Bir gün fena halde sıkıldı, dayanamadı, attı kendini sokağa...
    Bir yığın vitrin önünden geçti, tam bir CD satan dükkânı da
    geride bırakmıştı ki, bir an durdu, geri döndü, kapıdan içeri,
    gözüne hayal meyal takılan genç kıza bir daha baktı. Kendi
    yaşlarında harika bir genç kızdı tezgahtar... Hani,ilk bakışta
    aşk derler ya, öyle takılıp kalmıştı işte...İçeri girdi. Kız,
    gülümseyerek koştu ona; "Size nasıl yardım edebilirim?" diye.
    Nasıl bir gülümsemeydi o...Hemen oracıkta sarılıp öpmek istedi
    kızı... Kekeledi, geveledi, sonra "Evet!" diyebildi. Rastgele
    birini işaret ederek; "Evet, şu CD'yi bana sarar mısınız?"
    dedi. Kız CD'yi aldı, içeri gitti, az sonra paketle geri geldi.
    Gençkızdan aldı paketi, çıktı dükkündan, evine döndü.
    Paketi açmadan dolabına attı... Ertesi sabah gene gitti aynı
    dükkâna...Gene bir CD gösterdi kıza, sardırdı, aldı eve
    getirdi, attı paketi dolaba gene açmadan...Günler hep alınıp,
    sardırılan CD'lerle geçti. Kıza açılmaya bir türlü cesaret
    edemiyordu. Annesine açıldı sonunda...Annesi; "Git konuş
    oğlum, ne var bunda?" dedi. Ertesi sabah,bütün
    cesaretini topladı, erkenden dükkâna gitti. bir CD seçti.
    Kız gülerek aldı CD'yi, arkaya gitti paketlemeye.
    Kız içerdeyken bir kâğıda "Sizinle bir gece çıkabilir miyiz?"
    diye yazdı, altına telefon numarasını ekledi,notu kasanın
    yanınakoydu gizlice. Sonra,paketini alıp
    kaçtı gene dükkândan... İki gün sonra evin
    telefonu çaldı... Anne açtı telefonu. Dükkândaki tezgahtar
    kızdı arayan. Delikanlıyı istedi, notunu yeni bulmuştu
    da... Anne ağlıyordu... "Duymadınız mı?" dedi. "Dün kaybettik
    oğlumu." Cenazeden birkaç gün sonra anne, oğlunun odasına
    girebildi sonunda. Ortalığa çeki düzen vermeliydi. Dolabı açtı,
    oraya atılmış bir yığın açılmamış paket gördü. Paketleri aldı,
    oğlunun yatağına oturdu ve bir tanesini açtı. İçinde bir
    CD vardı, bir de minik not...
    "Merhaba, sizi öyle tatlı buldum ki, daha yakından
    tanımak istiyorum. Bir akşam birlikte çıkalım mı?
    Sevgiler... Jacelyn "
    Anne, bir paketi daha açtı, onda da bir CD ve
    bir not vardı: "Siz gerçekten çok tatlı birisiniz,
    hadi beni bu gece davet edin, artık.
    Sevgiler...Jacelyn "

    LÜTFEN SEVDİĞİNİZİ BELLİ ETMEKTE VE SÖYLEMEKTE GEÇ KALMAYIN! :((((

    (Daimi imza : Yokluğun cehennemin öbür adıdır, üşüyorum kapama gözlerini.)
  7. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Criminal
    Criminal's avatar
    Üstün Hizmet Madalyası
    Kayıt Tarihi: 25/Temmuz/2002
    Erkek
    Kiza bir partide rastlamisti.. Harika birseydi. O gün pesinde o kadar
    delikanli vardi ki.. Partinin sonunda kizi kahve içmeye davet etti.
    Kiz parti boyu dikkatini çekmeyen oglanin davetine sasirdi, ama tam bir
    kibarlik gösterisi yaparak kabul etti. Hemen kösedeki sirin kafeye
    oturdular. Delikanli öyle heyecanliydi ki, kalbinin çarpmasindan
    konusamiyordu. Onun bu hali kizin da huzurunu kaçirdi..
    "Ben artik gideyim" demeye hazirlanirken, delikanli birden garsonu çagirdi..

    "Bana biraz tuz getirir misiniz" dedi.. "Kahveme koymak için.."

    Yan masalardan bile saskin yüzler delikanliya bakti..
    Kahveye tuz!..

    Delikanli kipkirmizi oldu utançtan, ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye
    basladi. Kiz, merakla "Garip bir agiz tadiniz var" dedi..Delikanli anlatti:

    "Çocukken deniz kenarinda yasardik. Hep deniz kenarinda ve denizde
    oynardim. Denizin tuzlu suyunun tadi agzimdan hiç eksilmedi. Bu tatla
    büyüdüm ben.. Bu tadi çok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman
    o tuzlu tadi dilimde hissetsem, çocuklugumu, deniz kenarindaki evimizi ve
    mutlu ailemi hatirliyorum. . Annemle babam hala o deniz kenarinda
    oturuyorlar.. Onlari ve evimi öyle özlüyorum ki.."

    Bunlari söylerken gözleri nemlenmisti delikanlinin.. Kiz dinlediklerinden
    çok duygulanmisti.
    Içini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar özleyen bir adam,
    evi, aileyi seven biri olmaliydi. Evini düsünen, evini arayan, evini
    sakinan biri.. Ev duyusu olan biri..

    Kiz da konusmaya basladi.. Onun da evi uzaklardaydi.. Çocuklugu gibi..
    O da ailesini anlatti. Çok sirin bir sohbet olmustu.. Tatli ve sicak..


    ..Ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel baslangici olmustu tabii..
    Bulusmaya devam ettiler ve her güzel öyküde oldugu gibi, prenses,
    prensle evlendi. Ve de sonuna kadar çok mutlu yasadilar. Prenses ne zaman
    kahve yapsa prensine içine bir kasik tuz koydu, hayat boyu.. Onun böyle
    sevdigini biliyordu çünkü..

    40 yil sonra, adam dünyaya veda etti. "Ölümümden sonra aç" diye bir
    mektup birakmisti sevgili karisina.. Söyle diyordu, satirlarinda..

    "Sevgilim, bir tanem..

    Lütfen beni affet. Bütün hayatimizi bir yalan üzerine kurdugum için
    beni affet. Sana hayatimda bir tek kere yalan söyledim.. Tuzlu kahvede..
    Ilk bulustugumuz günü hatirliyor musun?.Öyle heyecanli ve gergindim ki,
    seker diyecekken 'Tuz' çikti agzimdan.. Sen ve herkes bana bakarken,
    degistirmeye o kadar utandim ki, yalanla devam ettim. Bu yalanin bizim iliskimizin temeli olacagi hiç aklima gelmemisti. Sana gerçegi anlatmayi defalarca düsündüm. Ama her defasinda korkudan vazgeçtim. Simdi ölüyorum ve
    artik korkmam için hiçbir sebep yok.. Iste gerçek.. Ben tuzlu kahve sevmem.
    O garip ve rezil bir tat.. Ama seni tanidigim andan itibaren bu rezil
    kahveyi içtim. Hem de zerre pismanlik duymadan. Seninle olmak hayatimin en
    büyük mutlulugu idi ve ben bu mutlulugu tuzlu kahveye borçluydum.

    Dünyaya bir daha gelsem, herseyi yeniden yasamak, seni yeniden tanimak
    ve bütün hayatimi yeniden seninle geçirmek isterim, ikinci bir hayat boyu
    daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da.."


    Yasli kadinin gözyaslari mektubu sirilsiklam islatti.
    Lafi açildiginda birgün biri, kadina "Tuzlu kahve nasil bir sey" diye
    soracak oldu..
    Gözleri nemlendi kadinin..

    "Çok tatli!.." dedi..


    (Daimi imza : Yokluğun cehennemin öbür adıdır, üşüyorum kapama gözlerini.)
  8. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Criminal
    Criminal's avatar
    Üstün Hizmet Madalyası
    Kayıt Tarihi: 25/Temmuz/2002
    Erkek
    Buz gibi bir günde hızlı hızlı yürürken, birden ayağımın ucunda bir cüzdan gördüm.. Hemen aldım. Sahibini gösteren bir kimlik vardır diye acele acele açtım.. Üç dolar çıktı.. Bir de buruşmuş, sararmış, eskimiş mektup.. Belli ki yıllardır, o cüzdanın içinde duruyordu.
    Zarf öylesine harap olmuştu ki.. Sadece tepedeki "İade" adresi okunabiliyordu.


    Mektuba bir göz attım. Bir ipucu bulma ümidi ile..
    Birden tarihi gördüm..
    1924.. Mektup nerdeyse 60 yıl önce yazılmış.

    El yazısı belli, bir kadına ait.. Sol köşeye bir çiçek resmi çizilmiş.


    "Sevgili Michael" diye başlıyor mektup.. ve "Annesi yasakladığı için onu bir daha göremeyeceğini" anlatarak devam ediyor..
    "Ama sakın unutma, seni daima seveceğim" diye bitiyor..

    İmza.. Hannah!..

    İçimden bir ses "Bul" dedi bana.. "Mektubun sahibini bul.."

    Milyonla Michael var. Hangi birini bulacaksın ki.. Ama tepedeki "İade" adresi ipucu olabilir.

    Telefon İstihbaratı aradım.

    Anlattım.. "Bu adrese bağlı bir telefon varsa,bana verebilir misiniz" diye.. Sustu.. Gidip müdürüne sordu..

    "Var ama, size vermem yasak.. Ama sizin adınıza bu numarayı arar, sorarım. İsterlerse size bağlarım.. Lütfen bekleyin.."
    Bekledim.. İki üç dakika sonra kızın sesi geldi..
    "Bağlıyorum efendim.."

    Karşıdaki hanıma "Hannah diye birini tanıyor musunuz" diye sordum.

    "Bu evi, 30 yıl evvel, Hannah diye kızları olan bir aileden aldık" dedi.

    "Peki yeni adreslerini biliyor musunuz?.."

    "Hannah annesini bir huzurevine yatıracaktı. Oradan takip ederseniz, belki adres bulursunuz.."

    Ve huzurevinin adını verdiler..

    Hemen aradım.. Yaşlı anne yıllar önce ölmüş.. Ama kızına ait eski bir telefon numarası var. Belki oradan bilirlermiş..

    "Bunların hepsi aptalca aslında" dedim kendi kendime.. İçinde sadece 3 dolar ve 60 yıl önce yazılmış bir mektup bulunan cüzdanın sahibini aramak için bunca zahmete ne gerek var ki..

    Aradım numarayı.. Bir kadın "Şimdi Hannah'nın kendisi bir huzurevinde" dedi ve numarayı verdi. Hemen orayı çevirdim..

    Bingo..

    Ses "Evet, Hannah burda yaşıyor" dedi..

    Gecenin saat onu, ama hemen yola çıktım, Hannah'yı görmek için..

    Devasa bir binanın üçüncü katında şirin bir oda.. Gümüş saçlı, sıcak tebessümlü bir yaşlı kadın.. Gözlerinin içi ışıl ışıl ama..

    Anlattım olanları.. Cüzdanı ve mektubu gösterip..

    Derin bir iç çekti mektuba bakarken ve "Genç adam" dedi, "Bu mektup, Michael ile son kontağımdı.. Onu öyle seviyorum ki.. Sean Connery gibi yakışıklıydı.. Hani şu meşhur aktör.. Ama ben 16 yaşındaydım.. Çok küçüğüm diye annem kesinlikle izin vermedi.."

    Derin bir nefes daha..

    "Michael Goldstein harika bir insandı. Eğer bulabilirseniz ona söyleyin lütfen.. Onu hep düşündüm.. Hep.."
    Bir ufak sessizlik.. Bir derin nefes daha..
    "Ve onu hep sevdim.."
    İki damla yaş damladı elindeki mektuba, ıslanan gözlerden..

    "..Ve hiç evlenmedim.. Michael gibi birisini bulamadım ki.."

    Hannah'ya teşekkür edip odadan çıktım. Binadan çıkarken danışmada beni karşılayan kız "Hannah Hanım yardımcı olabildi mi size" dedi..

    "Hiç değilse bunun sahibinin soyadını öğrendim" dedim.. Cüzdanı elimde sallayarak.. O sırada yanımda dikilip duran hademe bağırdı..

    "Hey baksana.. Bu Bay Michael'ın cüzdanı.. Üzerindeki bu kırmızı şeritten onu nerde görsem tanırım.. Cüzdanını hep kaybederdi zaten.. Üç kere ben buldum, koridorlarda.."

    Michael sekizinci katta yaşıyordu.. Ok gibi fırladım tekrar asansöre..
    Michael yatmamıştı.. Okuma odasında kitap okuyordu..
    Hemşire beni ve elimdeki cüzdanı gösterdi..

    Michael elini arka cebine attı, hızla.. Sonra sevinçle "Evet bu benim cüzdanım" dedi..
    "Öğleden sonraki yürüyüş sırasında kaybetmiş olmalıyım..
    Size teşekkür borçluyum.."

    "Hiçbir şey borçlu değilsiniz" dedim.. "Ama özür dilerim.. İpucu bulmak için açtım ve içindeki mektubu okudum.."
    "Mektubu mu okudun?.."

    "Sadece okumakla kalmadım.. Hannah'yı da buldum.."

    "Buldun mu?.. Nerde?.. İyi mi?.. Hala eskisi gibi güzel mi.. Söyle, lütfen söyle.."

    "Çok iyi.. Hem de harika" dedim, yavaşça..

    "Bana onun telefon numarasını ver. Yarın onu hemen arayacağım.."

    Elime sımsıkı sarıldı..

    "O benim tek aşkımdı.. Onu öyle sevdim ki, asla evlenmedim.. Çünkü bu mektup geldiğinde hayatım, anlamsal olarak bitmişti."

    "Bay Goldstein" dedim.. "Gelin benimle.."
    Asansörle üçüncü kata indik.. Odanın kapısı açıktı.
    Hannah sırtı kapıya dönük televizyon izliyordu.. Hemşire ona yaklaştı, omzuna dokundu..

    "Hannah" dedi.. "Bu bayı tanıyor musun?.."

    Gözlüklerini ayarladı bir an baktı, tek kelime etmeden..

    "Michael" dedi, Michael, kapıda, kısık sesle..
    "Hannah.. Ben Michael.. Beni tanıdın mı?.."

    "Michael" diye yutkundu Hannah.. "İnanmıyorum.. Bu sensin.. Benim Michael'ım.."

    Michael Hannah'ya doğru yürüdü yavaşça.. Sarıldılar. Hemşire hıçkırıklar içinde koridora attı kendini..

    "İşte tanrının sevgisi de bu" dedim.. "Olacaksa.. Olur.."

    ***

    Üç hafta sonra beni huzurevinden aradılar. Pazar günü bir nikah vardı.. Gelebilir miydim?..

    Harika bir nikah töreni idi. Hannah ve Michael beni nikah şahidi yaptılar üstelik. Hannah açık bej elbisesi içinde çok güzeldi.. Michael de lacivert takımı içinde hala çok yakışıklı..

    Huzurevi onlara, bir minik daire tahsis etti..

    Eğer 76 yaşında bir gelinle 79 yaşındaki bir damadı, 16 yaşında bir kız, 19 yaşında bir delikanlı havasında görmek isterseniz, orayı ziyaret etmeniz gerek..

    Nerdeyse 60 yıl süren bir aşk hikayesi için, ne güzel bir son değil mi?...


    (Daimi imza : Yokluğun cehennemin öbür adıdır, üşüyorum kapama gözlerini.)
  9. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Criminal
    Criminal's avatar
    Üstün Hizmet Madalyası
    Kayıt Tarihi: 25/Temmuz/2002
    Erkek
    Bir zamanlar gozyuzunde birbirlerini gercekten cok seven bir
    bulutla yildiz vardi... Bulut gokyuzunun en seker, en pembe
    bulutu yildizsa; en parlak , umudu en cok yansitan yildiziydi...
    Gokyuzundeki her varlik onlarin sevgisini kiskanirdi ..
    Tatli bir kiskanclikti onununkisi ...Ama biri vardi ki; bulut ve
    yildizin ayrilmalarini yurekten istiyordu....Hem de yildizin en
    yakin arkadasi olmasina ragmen ...
    Bulut biraz safti, kimseyi kiramazdi ...
    Yildizsa bulutu icin elinden gelen her seyi yapabilir, herkese
    meydan okuyabilirdi...Zaten onun icin bir bulutu birde cok
    sevdigi dostu peri vardi... bir derdi oldugunda gider periye
    anlatirdi...Nereden bilebilirdi ki perinin bir gun bunlarin hepsini
    yildizla bulutun ayrilmalari icin koz olarak kullanacagini?..
    Bir gun nazar degdi bulutla yildiza....
    Hic yoktan bir sebepten tartistilar...
    Bulut cekti gitti hatali olmasina ragmen ..
    Yildizsa "nasilsa bulutum beni sever donecektir" diye dusunup
    hic bir sey yapmadi... "doner geri" diye dusundu ...
    Fakat hic bir sey beklendigi gibi gitmedi...Bulut donmedi. Kim
    bilir , belki de cesaret edemedi donmeye...
    "Her seyin bitmesini goze alamam"diye dusundu...
    Tek bir gercek vardi ki o da ikisinin de cok uzgun olduklariydi..
    Gokyuzundeki iyilik melekleri bile agladilar onlarin durumlarina ama
    ne fayda?
    Ertesi gun yildiz olanlari en yakin dostu periye anlatti...
    Periyse gostermelik bir huzne burundu...
    Eline buyuk bir firsat gecmisti.
    Artik hayati boyunca kiskandigi kisiye karsi kozlari vardi elinde
    O kisi en yakin dostu yildiz olmasina ragmen kullanacakti
    kozlarini...Hem de buyuk bir zevkle .. Bulutun yanina gitti ve
    yildizin artik onu sevmedigini soyledi. Bulutsa uzuldu boynunu
    buktu ama elinden hic bir sey gelmeyecegini dusundu...
    Cunku yildiz inatciydi..
    Bir kere olmaz dediyse bir daha olur demezdi
    Peride bulutun bu uzgun durumundan yararlanip ona olan
    sevgisini itiraf etti...Bulutta kimseyi kiramadigi icin perinin,
    yildizinin yerine gecmesine izin verdi...
    Yildiz gunlerce bekledi bulutunun gelmesini, ondan af
    dilemesini ama bulut gelmedi . Bir gun yildiz bulutun yanina
    gidip, konusmaya karar verdi ..
    Gece yola cikti...
    Bulut eniyi dostu sandigi periyle birlikte ayda eleleydi...
    Melekler dayanamayip tum olan biteni anlattilar yildiza ...
    Cok uzuldu ama dondu arkasini caresiz gitti...
    Yavas yavas sonmeye basladi...
    O gunden sonra yildiz sondu, isik veremez oldu ..
    Bulutsa artik ne o kadar pembe ne de o kadar kadifeydi....
    Yildiz ilk zamanlar her seyden vazgecti , hayata kustu...
    Ama kolay pes etmezdi...
    Kisa bir sure sonra hayatiyla ilgili o onemli karari verdi...
    O gune kadar hic gormedigi gunesin yanina gidecekti ve biraz
    daha isik isteyecekti ondan .. Cok gecmeden daha once hic
    gormedigi gunesin yanina gitti...Ondan yansitmasi icin biraz
    daha isik istedi...Gunes isik yerine sevgisini verdi yildiza...
    O gun bu gundur yildiz dunyaya gunesin sevgisini
    yansitir....Bulutsa hep gozyaslarini akitir dunyaya....
    Birde yureginde kopan firtinalari...

    (Daimi imza : Yokluğun cehennemin öbür adıdır, üşüyorum kapama gözlerini.)
  10. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Criminal
    Criminal's avatar
    Üstün Hizmet Madalyası
    Kayıt Tarihi: 25/Temmuz/2002
    Erkek
    galiba benden sonra kimse yazmaya cesaret edememiş :))))))

    (Daimi imza : Yokluğun cehennemin öbür adıdır, üşüyorum kapama gözlerini.)
Toplam Hit: 4035 Toplam Mesaj: 43