Bilim Şakaları

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Daniel-Koo
    Daniel-Koo's avatar
    Kayıt Tarihi: 22/Ekim/2010
    Erkek

    Alıntı: http://evrimagaci.org/fotograf/91/5620

    Bu yazımızda sizlere oldukça ilgi çekici, çoğu zaman anlaması oldukça güç olan; ancak anlaşıldıkları zaman epey eğlenmenize ve gülmenize neden olabilecek bilimsel şakalardan bahsedeceğiz. Bunların hepsi İngilizceden çevrildiği için dilimizin yapısına bazıları uygun değil. Ancak onları atlamak yerine, sizlere açıklamasını yapacağız, böylece bir yerlerde karşılaşacak olursanız belki hatırlayabilirsiniz. Aynı zamanda her bir şakayla ilgili açıklamalar yapmaya çalışacağız ve anlamanızı kolaylaştırmaya çalışacağız. Ancak bizim açıklamalarımızı okumadan şakalar/fıkralar üzerinde düşünmenizi tavsiye ederiz. Umarız eğlenirsiniz. Hazırsanız başlayalım:

     
    1. Kleptomanya
     
    Kleptomanyaklara (çalma/hırsızlık hastalığı) bazı şakaları açıklamak çok zordur, çünkü her şeyi gerçek anlamıyla alırlar.
     
    E.A.: Dilimize pek uygun olmayan şakalardan birisi. "Gerçek anlamıyla almak"tan kasıt, her şeyi çalmaya meyilli olmalarıdır. İngilizcede bir şeyi "almak" ile bir şeyi "anlamak" aynı fiille karşılanabilmektedir. Bizde bu olmadığı için pek düzgün olmuyor şaka ama yine de hoş.
     
     
    2.  Retorik Sorular
     
    Bir şakayı retorik bir soruyla geçiştirmekten ne anlarsınız ki?
     
    E.A.: Bu sorunun kendisi retoriktir ve şakadır. Ancak aynı zamanda şakaları retorik sorularla geçiştirmeyi eleştirmektedir.
     
    3. Mantıkçılar
     
    3 mantıkçı bir bara girerler. Barmen sorar: "Hepiniz içki mi istiyorsunuz?"
     
    İlk mantıkçı şöyle der: "Bilmiyorum."
     
    İkinci mantıkçı şöyle der: "Bilmiyorum."
     
    Üçüncü mantıkçı şöyle der: "Evet!"
     
    E.A.:  Mantıkta, bir sorunun doğruluk değeri, sorunun içeriğindeki parçaların her birinin doğruluk değeriyle belirlenir. Farklı bağlaçlar, mantıksal doğruluk değerini etkileyebilir. Burada da sadece tek bir barmenin evet cevabını vermesi, sorunun diğerleri açısından da yanıtlanması için yeterlidir.
     
    4. Einstein, Newton, Pascal ve Saklambaç
     
    Einstein, Newton ve Pascal saklambaç oynamaktadır. Ebe olma sırası Einstein'dadır, dolayısıyla gözlerini kapatır ve 10'a kadar sayar. Pascal hızla koşarak kaçar ve saklanır. Newton ise gayet sakin bir şekilde, Einstein'ın saydığı yerin hemen önüne, yere her kenarı 1 metre olan bir kare çizer ve ortasına geçerek beklemeye başlar. Einstein 10'a ulaştığında gözlerini açar ve hemen "Newton, seni buldum! Ebe sensin!" diye sevinçle bağırır. Newton gülümser ve sakince şöyle söyler: "Beni bulmadın. Sen, metrekareye düşen Newton'u buldun. Yani senin bulduğun Pascal'dır."
     
    E.A.: Newton kuvvet, Pascal da basınç birimidir (aynı zamanda bilim insanlarının adıdır). Tanım gereği basınç, belli bir alana düşen kuvvet miktarıdır. Birimler açısından bakıldığında, 1 N/m2, yani metrekareye düşen 1 Newton değerindeki kuvvet, 1 Pascal değerindeki basınca eşittir.
     
    5. Matematikçi ve Mühendis
     
    Bir matematikçi ve bir mühendis, bir deneyde denek olmayı kabul ederler. Deney gereği büyük bir odanın kenarına geçmeleri istenir, öteki taraftaki yatakta da güzel ve çıplak bir kadın vardır. Deneyi yapan kişi, deney gereği ikisinin de her 30 saniyede bir, yatakla kendileri arasındaki mesafenin yarısını gitmesine izin verileceğini söyler. Matematikçi hemen öfkelenerek "Bu imkansız!" der. Mühendis memnuniyetle deneyi kabul eder. Matematikçi ona çılgınmış gibi bakarak "Görmüyor musun? Ona ulaşman mümkün değil! Bu deneyi yapman çok saçma!" der. Mühendis gayet sakin bir şekilde yanıtlar: "Ne olmuş yani? Kısa sürede, her türlü pratik amaca ulaşabilecek kadar yaklaşabilirim!"
     
    E.A.: Eğer ki bir mesafenin her seferinde yarısını almanıza izin veriliyorsa, teorik olarak o hedefe ulaşmanız imkansızdır. Bir odanın iki kenarı arası 4 metre ise ve her seferinde yarısını gidecek olursanız, kısa sürede diğer kenara aşırı yaklaşmış olabilirsiniz; ancak asla diğer tarafa tam olarak varamazsınız. Burada gönderme yapılan, temel bilimcilerin katı kurallara tabi olmaları ve hep bu şekilde çalışmaları, mühendislerin ise sorunları çözmek için kuralları esnetebilecek, pratik yapıda insanlar olmasıdır.
     
    6. Romalılar ve Martini
     
    Romalı bara girer ve bir "martinus" ister. Barmen şaşkınlıkla sorar: "Martini mi demek istediniz?" Roman ters ters bakarak cevaplar: "Eğer ki duble isteyecek olsaydım, bunu söylerdim."
     
    E.A.: Latincede "-us", "-on" ve "-um" gibi son ekler tekil, "-i" ve "-a" son eki çoğul anlam kazandırmaktadır. Örneğin "bacterium" tek bir bakteri, "bacteria" ise çok sayıda bakteri demektir. Martini isimli içkinin sonu "-i" ekiyle bittiği için, Latince açısından yapısı gereği çoğuldur. Şakada "Martinus" denerek tek bir bardak (veya tek) istendiğine gönderme yapılmaktadır.
     
    7. Romalılar ve Bira
     
    Bir diğer Romalı, bir diğer bara girer ve barmene 2 parmağını havaya kaldırarak "Bize 5 bira!" der.
     
    E.A.: Roma rakamlarında V işareti, 5 sayısıdır. V yapabilmek için, zafer işareti anlamına da gelecek şekilde 2 parmağınızı kaldırmanız gerekir.
     
    8. Mantıkçılar ve Bebekleri
     
    Bir mantıkçının eşi doğum yapmaktadır. Doktor, bebek doğar doğmaz çocuğu babasına verir. Eşi sabırsızca sorar: "Eee, erkek mi kız mı?" Mantıkçı yanıtlar: "Evet."
     
    E.A.: Yine mantık konusuna bir gönderme. "Erkek mi yoksa kız mı?" sorusu, mantık açısından bir "veya" sorusudur: "Çocuk kız mı veya çocuk erkek mi?" Çünkü cevap ya kızdır, ya erkektir. Mantıkta, "veya" sorularında cevaplardan birinin "1" olması, sonuç cevabının "1" olması için yeterlidir. Mantıkçı "evet", yani "1" yanıtını verir. Çünkü eşinin sorusunun cevabı, ikisinden birisidir (ya kız ya erkek). Dolayısıyla sorunun mantık açısından cevabı da 1'dir. 
     
     
    9. Sartre ve Kahve
     
    Jean-Paul Sartre bir Fransız kahve dükkanında oturmaktadır ve meşhur "Varoluş ve Hiçlik" isimli eserinini taslağını düzenlemektedir. Garsona der ki: "Bir bardak kahve istiyorum, krema olmasın." Garson şöyle yanıtlar: "Üzgünüm efendim, kremamız bulunmuyor. Sütsüz olmasına ne dersiniz?"
     
    E.A.: Sartre'ın var olmak ve hiçlik ile ilgili tartışmalarına gönderme yapılıyor. Konumuz olmadığı ve açıklaması uzun süreceği için es geçiyoruz; ancak cevabın üzerinde düşünülürse ne denmek istediği anlaşılacaktır.
     
     
    10. Entropi
     
    "Entropi artık eskisi gibi değil."
     
    E.A.: Termodinamiğin 2. Yasası'na göre evrensel ölçekte entropi her zaman artmak zorundadır. Dolayısıyla her an entropi değişmektedir. Bu sebeple entropi şu an, bir öncekinden farklıdır.
     
    11. Kimyagerler ve Tesisatçılar
     
    Bir kimyager ile bir tesisatçıyı birbirinden nasıl ayırt edersiniz? Çok basit: "Birleşik" kelimesini söylemesini isteyin!
     
    E.A.: Yine dilimize uygun olmayan bir espri. Esprinin orjinalinde söylenmesi gereken sözcük "birleşik" değil, İngilizcedeki "unionized" (iyonize olmayan) sözcüğüdür. İngilizcede bu sözcük hem "iyonize olmayan", hem de "sendikalaşmış" anlamına gelecek şekilde ifade edilebilir. Dolayısıyla bir kimyager ilki gibi, bir emekçi ise ikincisi gibi okuyacaktır. Türkçede, biraz zorlama olsa da, "birleşik" sözcüğü şu sebeple tarafımızdan seçilmiştir: Eğer ki "bileşik" şeklinde okunursa kimyasal bir yapıdan, "birleşik" şeklinde okunursa yine sendikalaşma ve birlik olmaktan bahsedilir. Daha iyi önerilere açığız.

     
    12. Cadılar Bayramı (31 Ekim) ve Noel (25 Aralık)
     
    Neden mühendisler Cadılar Bayramı ve Noel'i birbirine karıştırırlar? Çünkü Oct 31 = Dec 25.
     
    E.A.: Bu da İngilizcenin oyunlarından birisi. October (Ekim), kısaca "Oct" olarak yazılır. Oct, matematikte oktal, yani sekizlik taban anlamına gelir. Yine İngilizcede December (Aralık), kısaca "Dec" olarak yazılır. Dec, matematikte desimal, yani onluk tabandır. 8'lik tabanda 31 sayısı 25'e eşittir. Onluk tabanda 25, bildiğimiz gibi kendisidir. Dolayısıyla bu iki sayı birbirine eşittir.
     
     
     
    13. Heisenberg, Gödel ve Chomsky
     
    Werner Heisenberg (fizikçi), Kurt Gödel (filozof) ve Noam Chomsky (dil bilimci) bir bara girerler. Heisenberg diğer ikisine dönerek "Şu anda içinde bulunduğumuz durum açık bir şekilde bir şaka; ancak bunun komik olup olmadığına nasıl karar verebiliriz?" der. Gödel şöyle yanıtlar: "Bilemeyiz, çünkü şakanın içerisindeyiz." Chomsky şöyle der: "Elbette ki komik. Tek sorun senin yanlış anlatıyor olman."
     
    E.A.: Oldukça karmaşık bir şaka olduğunu söyleyebiliriz. İlk olarak, Heisenberg'in söylediği gibi, yukarıdaki satırlar, üç kişinin bara girmesiyle başladığı için belli ki bir şaka amacıyla kurgulanmıştır. Ancak Heisenberg'in Belirsizlik İlkesi dahilinde komik olup olmadığını tam olarak bilmemiz mümkün değildir. Gödel'in verdiği cevap, kendi felsefi düşünce sistemi dahilinde, içerisinde bulunduğumuz sistemi tam olarak algılayamacağımızı düşünmesine göndermedir. Chomsky de, konuya dil bilim açısından yaklaşmaktadır.
     
    14. Pavlov ve Köpeği
     
    Pavlov bir barda oturmuş, mutlu bir şekilde birasının tadını çıkarmaktadır. Tam o sırada telefonu gürültüyle çalar ve telefon zilini duyunca birden endişeyle yerinden sıçrar, bağırır: "Lanet olsun! Köpekleri beslemeyi unuttum!"
     
    E.A.: Pavlov, meşhur klasik koşullanma deneyi ile bilinir. Deneyde köpeklerin zil sesi ile yemek arasında ilişki kurabildiğini göstermiş ve öğrenme yöntemlerimizle ilgili büyük sırlardan birine ışık tutmuştur. Bu şakada, kendisinin de benzer bir zil ile yaptığı işi ilişkilendirmesi ve deneyine koşullanması ile alay edilmektedir.
     
    15. Helyum ve Asalet
     
    Helyum bir bara girer ve bira ister. Barmen şöyle der: "Üzgünüm, burada asillere servis yapmıyoruz." Helyum tepki vermez.
     
    E.A.: Helyum, periyodik cetvelin son sütununda, "Asil Gazlar" olarak bilinen bir grup içerisinde yer alır. Bu gazların özelliği, tepkimeye girmiyor oluşlarıdır. Barmenin "asalet" göndermesi ve helyumun tepki vermemesi bundandır.
     
     
    16. Schrödinger ve Kedisi
     
    Schrödinger'in kedisi bara girer. Aynı zamanda da girmez.
     
    E.A: Meşhur Schrödinger'in Kedisi düşünce deneyine gönderme yapılmaktadır. Deneye göre gözleyemediğimiz bir koşulda kedi hem ölüdür, hem de canlıdır. 
     
    17. Budizm ve Sosisli Sandviç
     
    Budist bir sosisli sandviç satıcısına yaklaşır ve "Bana içinde hepsinden olan bir tane yap." der.
     
    E.A.: Budizmin öğretilerinden biri, yaşamın bir yolculuk olduğu ve nihayetinde amacımızın evrenle bir bütün olmamız olduğudur. Sosisli sandviçin üzerine her şeyden koyulması ile buna gönderme yapılmaktadır.
     
     
    18. Higgs Bozonu ve Rahip
     
    Higgs bozonu bir kiliseye girer. Rahip şöyle der: "Higgs Bozonları'na burada yer yok." Higgs Bozonu sakince cevaplar: "İyi de, ben olmadan nasıl bir ağırlığa sahip olabilirsiniz ki?"
     
    E.A.: Higgs Bozonu, maddeye kütlesini kazandıran parçacıktır. Kilise de, asırlardır ağırlık ve güç sahibi olma merakıyla bilinir. Bu şakada bu ikiliye gönderme yapılmaktadır.
     
    19. Programcı ve Eşi
     
    Bir programcının eşi şöyle der: "Hemen markete git ve bir somun ekmek al. Eğer yumurta varsa, 12 tane al." Programcı markete gider ve 12 somun ekmek alır.
     
    E.A: Programlama dillerinde "eğer-yoksa" adı verilen bir yapı vardır. Bu yapıya göre, eğer ki "eğer" yapısı içerisindeki şart sağlanıyorsa program belli bir işi yapar. Eğer ki o şart sağlanmıyorsa, program bir diğer işi yapar. Buradaki şakada, "yumurtanın var olması", programcı için eğer koşuludur. Markette yumurta var olduğu için, asıl iş olan somun ekmek alma işi 12 defa yapılır. Yani programcı, "yumurtadan 12 tane al" olarak anlamamaktadır, "yumurta varsa, ekmekten 12 tane al" şeklinde anlamaktadır.
     
    20. Çılgın Grup 1023MB!
     
    1023MB adında bir grup var. Henüz hiç gig yapmadılar.
     
    E.A.: Sahne dilinde "gig", "sahneye çıkmak" veya "konser vermek" demektir. Ancak bilgisayar dilinde "gig", gigabyte sözcüğünce olduğu gibi 1024 anlamına gelir. Grubun adı 1023MB olduğu için, henüz 1 GB'a ulaşamamışlardır, dolayısıyla henüz 1 gig yapmamışlardır.
     
     
    21. 10 Çeşit İnsan
     
    Dünya'da 10 çeşit insan vardır: programlamadan anlayanlar ve anlamayanlar.
     
    E.A.: İlk etapta okunduğunda, 10 farklı tip sayılması beklenmektedir. Ancak programlamada genellikle ikilik sistem kullanılır. İkilik sistemde 10 sayısı 2 demektir. Dolayısıyla aslında yukarıda 10 çeşit insandan değil, 2 çeşit insandan bahsedilmektedir. Ancak şakayı sadece programlama bilenler anlayacaktır.
     
    Hazırlayan: ÇMB (Evrim Ağacı)
     
    Teşekkür: Bedri Okan Yarman (Evrim Ağacı Okuru)

     

    Etiketler:


    ne diyon?
  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    RockZs
    RockZs's avatar
    Kayıt Tarihi: 30/Haziran/2002
    Erkek

    uzun zamandır bu kadar kötü espriyi bir arada görmemiştim hocam. yine de sağol.

  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Daniel-Koo
    Daniel-Koo's avatar
    Kayıt Tarihi: 22/Ekim/2010
    Erkek
    RockZs bunu yazdı

    uzun zamandır bu kadar kötü espriyi bir arada görmemiştim hocam. yine de sağol.

    mantıkçı ve bebek olayı güzel ama :D 

    edit:// adnan oktarın espirilerinden iyidir :D 

    Daniel-Koo tarafından 16/Mar/14 18:23 tarihinde düzenlenmiştir

    ne diyon?
  4. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    RockZs
    RockZs's avatar
    Kayıt Tarihi: 30/Haziran/2002
    Erkek
    Daniel-Koo bunu yazdı
    RockZs bunu yazdı

    uzun zamandır bu kadar kötü espriyi bir arada görmemiştim hocam. yine de sağol.

    mantıkçı ve bebek olayı güzel ama :D 

    edit:// adnan oktarın espirilerinden iyidir :D 

    hocam aslında bi' daha bakınca güzel olabilecek espriler var ama çeviriler kötü sanki.

  5. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    DadasAdam
    DadasAdam's avatar
    Kayıt Tarihi: 31/Ocak/2013
    Erkek

    Bir ben mi birşey anlamadım acaba..


    Tanrıyla senli benli konuşurken; patronlarıyla sizli bizli konuşan yaratıklarız.
  6. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    ZoRKaYa
    ZoRKaYa's avatar
    Kayıt Tarihi: 18/Eylül/2007
    Erkek

    http://www.tahribat.com/Forum-Cok-Ust-Duzey-Bir-Espri-191934/


    echo "imzanız özel karakter içermemelidir";
  7. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    YekteranBaymedir
    YekteranBaymedir's avatar
    Kayıt Tarihi: 10/Temmuz/2009
    Homo

    Pascal'ı buldun iyiymiş de diğerlerini okumaya üşendim

  8. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    NoToLeRaNcE
    NoToLeRaNcE's avatar
    Kayıt Tarihi: 09/Eylül/2005
    Erkek

    Hic gulecek bisey bulamadim valla 3-5 okudum :/


    Asosyal hayatta yaşanan, Yasal bir masalım ..
  9. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Jilet_Boris
    Jilet_Boris's avatar
    Kayıt Tarihi: 04/Mart/2009
    Erkek

    Helyum muhabbeti süper :D

    Bir tane de benden;

    Two scientists walk into a bar
    The first one says “I’ll have some H2O.” The second one says, “I’ll have some H2O too.” Then he dies.

    Türkçe yazsam olmayacaktı şimdi

  10. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    q0x
    q0x's avatar
    Kayıt Tarihi: 29/Nisan/2013
    Erkek

    programlamacı ve yumurta iyiydi :D


    Fakirim, Fakirsin, Fakirler, Fakır da olabiliyorum arada ördeğe damacanaya bağlı Fakirler dedim orada çağrışım yaptı kafirler nerede ne yapıyor ?
  11. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    NaZi_
    NaZi_'s avatar
    Kayıt Tarihi: 15/Şubat/2010
    Erkek

    Fransız yapımı bir filmden hatırlıyorum. Incendies.

    Matematikten pek anlamadığım için uydurma bir formül yazacağım ama aşağı yukarı şöyleydi;

    ''X + Y (X + Y) = 1 dir. Öyleyse Allah vardır !''

    Ayrıca film 1+1=1 eder mi ? sorusuna dayanan bir formülü esas alır. Konu ile ilgili bilgiyi aşağıdaki linkten bulabilirsiniz.

    http://www.sinemadicle.com/index.php/haftanin-kotuleri/36-ozgur-amed/480-111-eder-mi


    Kendimi bir akşam toplumun ete kemiğe bürünmüş hali ile yemeğe çıkarken hayal ediyorum şimdi; yemekler gelmiş ve çiğnemeye devam ediyoruz. Tam o sırada topluma doğru bakıyorum, ben aseksüel olmaya karar verdim, diyorum ve toplumun yüzü düşüyor. Başlıyor neden ve sonuçlarını sorgulamaya, felaket senaryoları anlatmaya ve yer yer yaftalamaya. Hayal ediyorum, yerimden kalkıyorum ve masanın etrafında bir yarım tur atıyorum, artık toplumun yanı başında, tabiri caizse ensesindeyim. Bir kolumu masaya dayıyorum ve kısa kollu tişörtümden uzanan kollarım yılların emeği sonucu bir kas yığını şeklinde, tam da toplumun bakacağı yerde duruyor. Kulağına doğru eğiliyorum ve şöyle diyorum; desene sen her bi sikimi çok iyi biliyorsun lan ?!
Toplam Hit: 1254 Toplam Mesaj: 12