Herkes Kendi Sevdiği Şiiri Yazsın

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    atat
    atat's avatar
    Kayıt Tarihi: 28/Mayıs/2004
    Erkek
    Arkadaşlar herkesin kendine göre işte bu tam bana göre dediği bir şiir vardır mutlaka. Şimdi siz bu şiirleri buraya yazın.. Ama kısa kısa olsun:),

    Benim şiirim,

    Bakma öyle sessiz durduguma,
    Yüreğimde fırtınalar kopuyor,
    Sebebi ne senin varlığın nede yokluğun,
    Sebebi benim sana duydugum,
    Adını bile unuttugum......
    AŞK.....

    Önder Baysal ın bir şiiri :)

    eski bir dost mu aradınız?
  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Bokee
    Bokee's avatar
    Kayıt Tarihi: 27/Aralık/2005
    Erkek


    Benimde En Çok Sevdiğim Şiir

    Seviyorum Ama Kimi
    En tatlı birisini
    Nasıl Söylesem Sana
    İlk Harflerine Baksana,
    Anonim

    İşte ben bu Şiiri tek geçerim :))
  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    miRkuT
    miRkuT's avatar
    Kayıt Tarihi: 14/Haziran/2006
    Erkek
    zambaklar en ıssız yerlerde açar
    ve vardır her vahşi çiçekte bir gurur
    bir mumum ardında bekleyen rüzgar
    ışıksız ruhumu sallar da durur
    zambaklar en ıssız yerlede açar

    yağmurlardan sonra büyürmüş başak
    meyvalar sabırla olgunlaşırmış
    bir gün gözlerimin ta içine bak
    anlarsın ölüler niçin yaşarmış
    yağmurlardan sonra büyürmüş başak

    Bildiği kadarıyla adalet eden, bilmediği kadarıyla zulmeder...!
  4. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    GolgeleR
    GolgeleR's avatar
    Kayıt Tarihi: 01/Ekim/2005
    Erkek
    ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
    bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
    pervane olan kendini gizler mi alevden;
    sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu...

    gün senden ışık alsa da bir renge bürünse;
    ay secde edip çehrene yerlerde sürünse;
    her sey silinip kayboluyorken nazarımdan
    yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse...

    ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,
    ey sen ki gönüller tutusur her bakışınla!
    hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince
    çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince

    gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım;
    gözlerle günah işlemenin zevkini tattım.
    gözler ki birer parçasıdır sende ilahın,
    gözler ki senin en katı zulmün ve silahın,

    vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin;
    sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!
    bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden,
    bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden...

    hasret sana ey yirmi yılın taze baharı,
    vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı.
    dinmez! gönlün, tapmanın, aşkın sesidir bu!
    dinmez! ebedi özleyişin bestesidir bu!

    hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı,
    görmek seni ukbadan eğer mümkün olsaydı.
    dünyayı boğup mahşere döndürse denizler,
    tek bendeki volkanları söndürse denizler...

    hala yaşıyor gizlenerek ruhuma "kaabil";
    imkanı bulunsaıdı, bütün ömre mukabil
    serretmeye elden seni bir perde olurdum.
    toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.

    mehtaplı yüzün tanrı'yı kıskandırıyordur.
    en hisli siirden de örülmez bu güzellik.
    yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur,
    kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik

    H.Nihal ATSIZ...

    BAN
  5. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Thicksinch
    Thicksinch's avatar
    Kayıt Tarihi: 10/Eylül/2005
    Erkek
    Tohum Saç Bitmezse Toprak Utansın,
    Hedefe Varmayan Mızrak Utansın,
    Hey gidi Küheylan Koşmana Bak sen,
    Çatlarsan Doğuran Kısrak Utansın.

    N.F.K

    Egil! Hicbirsey olmeden yeralti degil!
  6. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Stifler
    Stifler's avatar
    Kayıt Tarihi: 22/Eylül/2003
    Erkek
    Mehmedim vurulmuş yerde yatıyor
    Gökten bir nur gelip onu alıyor
    Bu ne güzel şey Allah"ım
    Askerin sana geliyor

    Vurulmuş başından kanlar akıyor
    Silahını elinden kimse alamıyor
    Sanki hala dimdik ayakta duruyor
    Bu ne güzel şey Allah"ım
    Askerin sana geliyor

    Bu vatan için çıkmış her biri dağa
    Siper etmiş göğsünü bu güzel vatana
    Can atıyor gele yanına
    Erişe senin şehitlik makamına

    Mehmedin için ağlama ana
    Hepsi emanet orda yaradana
    Orasını nere diye sorarsan
    Hakkarinin dağında,Tuncelinin ovasında

    Üzüldüğünde Çanakkaleyi düşün ana
    15 yaşında yolluyordu çocuğunu savaşa
    Bir de kurban olsun vatana
    Yakıyordu saçına kına

    3 Hafta önce Sigara Öldürüyor diye okudum, sigarayı bıraktım. 2 hafta önce Alkol Öldürüyor diye okudum, Alkolü bıraktım. Geçenlerde Aşırı Seks öldürüyor diye okudum, okumayı bıraktım..
  7. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    KaRaKuLe
    KaRaKuLe's avatar
    Banlanmış Üye
    Kayıt Tarihi: 17/Temmuz/2003
    Erkek
    40 yaşındasın


    Rahmetini umarak
    Günahkar bir dille;
    Allah Azze ve Celle

    Ya Rasulallah,
    Âlemlere rahmet hayatın geçiyor kalbimizden,
    Kalbimizden seyrediyoruz seni.

    İşte
    Bir yaşındasın,
    Beni Sa'd yurdundasın
    Sana süt anne olmadı kadınlar
    Bu yüzden dargın bulutlar
    Bir damla yağmur indirmiyor
    Kıtlık hüküm sürüyor Beni Sa'd yurdunda
    Minicik bir bulut var gökyüzünde
    Sana aşık...
    Ayrılmıyor başucundan
    Ve insanlar yağmur duasında...
    Hz.Halime kucağına alıyor seni
    Yeryüzünde bir gölgelik...Seni güneşten korumak için
    Oysa minicik bulut gökyüzünde
    Sana meftun, sana kilitli...
    Ve dua eden rahibin kucağındasın
    Dünyalar güzeli gözlerine bakıyor rahip
    Kıtlığı da unutuyor, yağmuru da, duayı da
    Ama sen unutmuyorsun
    Uğruna canlarımız feda o gözlerinle gökyüzüne bakıyorsun
    O minicik bulut ilişiyor bakışlarına
    Büyüyor, büyüyor...
    Sonra nazlı, nazlı yağmur damlaları iniyor buluttan
    Fakat çoğusu bilmiyor yağmurun geliş sebebini
    Çoğusu bilmiyor seni...

    Altı yaşındasın
    Medine-i Münevvere yolundasın
    Yanında aziz annen ve Ümmü Eymen
    Yetimliğini hissediyorsun baba kabristanında
    Sonra yolda, Ebva'da öksüzlük karşılıyor seni
    Mekke'ye annesiz giriyorsun
    Abdulmuttalip bir başka seviyor seni
    Ebu Talip bir başka seviyor

    Ya Rasulallah
    Mekke çocukları annelerine seslenirler miydi senin yanında
    Onlar anne deyince sen yere mi bakardın
    Mekke rüzgarları kaç gece gözyaşlarını taşıdı Ebva'ya
    Kaç gece anne diye hıçkırdın
    Efendim!
    Senin yerine de anne dedik annemize
    Senin yerine de baba dedik

    Yirmi beş yaşındasın
    Ve bambaşkasın
    Kimse sana denk değil
    Şefkat yayıyor kokun
    Güven veriyor sesin
    Sen Muhammed-ül Emin' sin

    Otuz üç yaşındasın
    Dalga dalga rahmet var

    Otuz beş yaşındasın
    Hadi gel bekletme yar
    İniltiler çalıyor kapısını göklerin
    Hadi gel bekletme yar
    Sinesi çatlayacak Rasul bekleyenlerin...
    Hadi gel ey Yâr!
    Nurdağına davet var

    İşte
    Kırk yaşındasın
    Hira Nur dağındasın
    Cibril iniyor göklerden
    Ve nokta nokta her yerden salat, selam yükseliyor
    Sen kâinatın yüreğinden hasretle kopan " Ah! " sın
    Karanlık gecelerimize sabahsın
    Sen Nebiyullahsın
    Sen Habibullahsın
    Sen Rasulullahsın

    Niye incittilerki seni sultanım
    Niye işkence yaptılarki sana
    Ebu Talip öldü diye mi bu pervasızca saldırılar
    Himayesiz kaldın diye mi
    Kabe'deki ağlayışın geliyor gözümüzün önüne
    " Amca yokluğunu ne çabuk hissettirdin " diyişin
    Haremde namaz kılışın geliyor aklımıza
    Başına pislikler saçılıyor
    Başlar feda o mübarek başına
    Nasipsizler sana bakıp nasıl da gülüyorlar
    Biri koşuyor Mekke sokaklarından sana doğru
    Biri koşuyor ama sanki yere inmiş Arş-ı Âla
    " Bu koşan kimdir " diye bir soru dolaşıyor boşlukta
    Bu koşan kim?
    Ve cevap veriyor biri:
    Muhammed' in kızı Fatımatüz-Zehra
    Velilerin anası...
    Yüzünü gözünü siliyor biricik kızın
    Sana yeryüzünde en çok benzeyen
    Gülmesi sen, ağlaması sen
    " Ağlama kızım " diyişin geliyor aklımıza
    Niye çıkardılar ki yurdundan seni
    Himayesiz kaldın diye mi
    Onlar bilmiyorlar mıydı seni himaye edeni
    Seni yetim bulup barındıranı
    Seni alemlere rahmet kılanı
    Onlar deli diyorlardı sana, sen susuyordun
    Mecnun diyorlardı, şair diyorlardı, sen susuyordun
    "Seni bizim elimizden kim kurtaracak" diyorlardı
    Sen,
    Sen " Allah! " diyordun
    Allah Azze ve Celle
    Semayı haşyet kaplıyordu
    Sen " Allah! " diyordun
    Arş-ı Âla titriyordu
    Bedir' de " Allah! " diyordun
    Üç bin melek iniyordu alaca atlarda
    Yüz yirmi beş bin sahabi :
    " Anam babam sana feda olsun " diyordu

    Ya Rasulallah
    Medine-i Münevvere sokaklarında yürüyordun
    Neccar Oğulları'nın küçük kızları seni görünce
    Sevinçten ne yapacaklarını bilememişlerdi
    " Beni seviyor musunuz " diye sormuştun onlara
    " Seni çok seviyoruz Ya Habiballah " demişlerdi
    Sen de:
    " Allah biliyor ki ben de sizi çok seviyorum" demiştin
    Bu gün yaşayan gençler var
    Neccar Oğulları'nın kızları diğil belki
    Ama seni onlar da çok seviyor
    Gözyaşlarından belli ki seni canlarından çok seviyorlar
    Senden başka kimseleri yok
    Allah biliyor ki sen onları da çok seviyorsun

    Altmış üç yaşındasın
    Refik-i Âla duasındasın
    Senin için siyah yünden çizgili bir cüppe dokunmuştu
    Kenarları beyazdı
    Onu giyerek ashabının yanına çıkmıştın
    Ve mübarek ellerini dizine vurarak :
    " Görüyor musunuz ne kadar güzel " demiştin
    Meclisinde bulunan biri sana seslenmişti :
    " Anam babam sana feda olsun ya Rasulallah, onu bana ver "
    Niye istemişti ki senden sevdiğini bile bile
    İstendiğinde katiyyen " hayır " demediğini bile bile
    " Peki " dedin o zata
    Ve sen yine yamalı, eski cübbeni giydin
    Dostuna kavuşmana bir hafta kalmıştı
    Aynı cübbeden yine yine diktiler
    Ama giyinmek nasip olmadı
    Haberler uçurmuştun Ebu Hureyre' nin diliyle :
    " Benden sonra öyle kimseler gelecek ki, keşke peygamberi görseydik de ne malımız ne evladımız olsaydı diyecekler "
    Ve Hz. Enes ile paylaşmıştın özlemini
    " Beni görmedikleri halde bana iman eden kardeşlerimi görmeyi çok isterdim"

    Sultanım!
    Ey Medine minberinde " ümmeti, ümmeti " diye hüznü giyen sevgili
    Ey Mekke mihrabında alemler hesabına " Allah! " diyen sevgili
    Bize lütfu ilahi bahşedilen kapına diz çöktük, bey' at ettik
    Rabbinden bize ne getirdi isen amenna
    Duyduk, itaat ettik

    Ya Rasulallah
    Sen hâlâ kırk yaşındasın
    Ve hâlâ ümmetinin başındasın...


    Şiirin Kralı...

    Aklın nuru fen kalbin nuru dindir. İkisinin izdivacıyla hakikat tecelli eder.
  8. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    atat
    atat's avatar
    Kayıt Tarihi: 28/Mayıs/2004
    Erkek
    hocam allahtan kısa şiirler yazın dedim. bide uzun yaz desek ergenokon destanı yazacaksın heralde:) saol yinede

    eski bir dost mu aradınız?
  9. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    untouchables
    untouchables's avatar
    Kayıt Tarihi: 14/Haziran/2006
    Erkek
    hürriyet hokkabazlık gökte havai fişek
    yerde hürriyet diye tepinir eşek.
    n.f.k

    You set up her pickle which you loved
  10. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    zob
    zob's avatar
    Kayıt Tarihi: 10/Ekim/2005
    Erkek
    Bu ole bisi ki anlatamam sana anlatsamda anlamani bekliyemem ki zaten
    Su aklimdakileri yuregimdekileri acsam sana kanatlandirsam gondersem gene anlatamam goremem seni ben mavilerin prensesii
    O gulusune hasret icerim geceleri olum gibi soguk gelir geceler yannizlikla percinlenir ,yannizlik hapishanem olur ama ben sana anlatamam icimdekileri
    Duslerimde bulurum seni her gun olusunda kaybetmeye mahkum cezam olur uykularim mutsuzda olsam her sabahin isigin suratima carparak uyandigimda seni dusunmekten yorgun aklimin boguk yakarislari ben dinlemem uykumdan vazgecmem
    Seni bulmakta gizli mutluluk derim ya bulduktan sonra kaybetmek eh buda benim cezam olsa gerek
    Cehnnem ateslerinden cikmaz yuregim sana kavussamda olum var bu isin sonunda demeden duramaz aklim
    bu ask 2 kisi ye fazla sen cik aradan birak ben yanayim tek basima demek gelir icimden ama sana git diyemem ki ben
    Bole iste Mavilerin prensesi sen tahtinda oturursun yanliz ben hapisanemde gun sayarim karanliklar icinde ama ya sevdigin ben degilde benim var oldugum dusuncesiyse diye beynimde zonklar kendi sesim
    Kabuslarim olur geceleri ama ben yinede vazgecmem uykumdan kabuslarda bile gormeyi seni lutuftan sayarim
    Yok olmak mi korkum yoksa topraklara sensiz girmekmi gun gelir ogrenirim bunun cevabini
    Ya cok gec olursa ya donusu olmazsa diye dusununce uykularim kacar seni kaybettigim ani duslerim
    bu Aci ya beni oldurur ya kavusturur seni bana diye kendimi kandirrim hezaman ki gibi
    Gun gelir aglarim derdimden . Seller olur akarim sana ama ya senide sureklerse bu seller ozaman ben olmez miyim olmekten beter olmazmiyim
    Sevgi midir bu ask mi ihtiyacmi sorusunu her dusundugumde dalip mavi denizin derinligine bogulup soluksuz kalana kadar cikamadigimda anlarim ben sana muhtacim sensizlik degilmi bu olum den korkmak degil bu sensizlikten korkmakmis derim
    Olum gelsin korkmam peki sensizlik kapimi calarsa ben ne yaparim
    Askin aleviyle ucumlarda gezerken aklim ayaklarimi bastigim topraktan metrelerce yuksete gene tek bi soru gelir aklima
    Ya sen bana degilde Benim var oldugum dusuncesini asiksan diye
    Sozcukler kelimeler anlamini yitirir ben sana Seni seviyorum demek isterken hep bunlar calkalanir dilimde sen beni anlamadan bitmesinden korkarim su omrun
    kelebek misali olmekten….
    (ZOB)


    Uzun oldu ama kusura kalmayin artik :)

    Zip Zip KAnguru ████»Kangurulara Ozgurluk!!!! «████
  11. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    ToRReSs
    ToRReSs's avatar
    Kayıt Tarihi: 15/Haziran/2006
    Erkek
    YAŞAYABİLME İHTİMALİ

    soğuk ve şehirlerarası
    otobüslerde vazgeçtim
    çocuk olmaktan
    ve beslenme çantamda
    otlu peynir kokusuydu babam...

    Ben seninle bir gün Veyselkarani`de haşlama yeme ihtimalini sevdim.

    İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
    (ankara`da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman)
    özlemeye başladım herkesi...
    Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki,
    adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra...

    Bizim Kemalettin Tuğcu`larımız vardı...
    Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...
    Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan
    kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık...
    Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...
    Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu, pütürlü duvarlara
    ve Türk Dil Kurumu`na inat bir Türkçeyle...
    Ağbilerimizden öğrendik, Ş harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi...

    Ankara`ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
    Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri
    Oysa Ankara`da hiç sevişmedim ben.
    Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim...
    (Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak...)
    Ankara`ya usul usul kurşun yağıyordu...
    Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri...
    Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim...
    Ve hiçbir mahkeme tutanağına geçmedi adım...
    çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece...

    sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde
    ama sen yoktun...
    Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni tenefüs saatlerinde...
    Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu...
    Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum...

    Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.
    yaz sıcağı toprağa çekiyordu tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini...
    Sonra otobüs oluyordum,
    kırık yarık yoların çare bilmez sürgünü...
    Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum Muş ovasının yalancı maviliği...
    Otobüs oluyordum bir süre...
    Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum,
    yanağım otobüs camının garantisinde...
    Otobüs oluyordum...
    Bir ülkeden bir iç ülkeye...
    Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum...

    Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin...
    Korkuyordum...
    Sonra iniyordum otobüsten...
    Çarşıdan bizim eve giden,
    ömrümün en uzun,
    ömrümün en kısa,
    ömrümün en çocuk,
    ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum...
    Çünkü sonunda annem oluyordum
    babam kokuyordum sonunda...

    Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim, çocuk olmaktan...
    Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...

    Ben seninle bir gün Van`daki bir kahvaltı salonunda...
    Ben seninle (sadece bilmek zorunda kalanların bildiği) bir yol üstü lokantasında...
    Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan Doğubeyazıt`ın herhangi bir toprak damında...
    Ben seninle herhangi bir insan elinin terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim...

    Ben senin,
    beni sevebilme ihtimalini sevdim!

    Yılmaz ErdoğanYAŞAYABİLME İHTİMALİ
Toplam Hit: 7080 Toplam Mesaj: 43