folder Tahribat.com Forumları
linefolder Derin Konular
linefolder Hitlerin Etrafındaki Kurmayları Ve Savaş Sonrasında Uğradıkları Akıbet



Hitlerin Etrafındaki Kurmayları Ve Savaş Sonrasında Uğradıkları Akıbet

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    By_Gizemli
    By_Gizemli's avatar
    Banlanmış Üye
    Üstün Hizmet Madalyası
    Kayıt Tarihi: 11/Nisan/2007
    Erkek
    Hitler Alman Yönetiminde hızla yükselmesi ile birlikte etrafına güvendiği insanları toplamıştır. Hitlere sadakatten çok ileri giden bu simalar gerektiğinde canlarını bile Fuhrer için verebiliyorlardı. Savaş sonunda kendilerini acıklı bir son bekliyor

    Albert Speer
     
     
    http://img149.imageshack.us/img149/4828/albertspeerneurenbergwv9.jpg
     
     İkinci Dünya Savaşı boyunca Nazi Almanyası'nın silahlanma bakanıydı. Nazi partisine ilk katılanlardandır. 1943'de silahlanma ve üretim işlerini devraldı. 1944'te, Almanya müttefik bombardımanı altındayken silah üretimini iki katına çıkartmak gibi zor bir işi gerçekleştirdi. Fabrikalarda bayanların da çalışmasını istemiş ancak Hitler tarafından ideolojilerine aykırı olduğu için reddedilmiştir.
     
     

     Ön sıra soldan sağa; Hermann Göring, Adolf Hitler ve Albert Speer.
     
     Savaş sonunda yargılanarak 20 yıl hapse mahkum edildi. 1981 yılında Londra'da öldü.
     
     
     

     
     Ölümünden önce.

    Diğer Naziler
     
     
    Ernst Kaltenbrunner
     
     

     
     1942'ye kadar Avusturyalı Naziler'in lideriydi. 1942'de NSDAP'ın istihbarat servisi olan Sicherheitsdienst'in başına getirildi. Sovyet birliklerinin Almanya'ya yaklaşması üzerine toplama kampındaki tüm esirlerin öldürülmesi emrini verdi. Kaçmaya teşebbüs etti ancak yakalandı. Nürnberg Mahkemeleri'nde yargılandıktan sonra 1946'da asılarak idam edildi.
     
     


    Viktor Lutze
     
     

     
     
    1890 yılında doğmuştur. Alman ordusu'na 1912 yılında katılmış ve savaşta sol gözünü kaybetmiştir. Savaş sonrasında Alman polis teşkilatına girmiştir. 1933'te Ernst Rhöm'ün ölümü üzerine Sturm Abteilung(Hücum Birlikleri) ne atanmıştır. 1943'e kadar bu görevde kalmıştır.

    Ernst Roehm(Rhöm)
     
     

     
     
     Sturm Abteilung'ın kurucularındandı.Julius Röhm ve eşi Emilie'nin üç çocuğundan biriydi. Münihli olan Röhm Birinci Dünya Savaşı'nda Bavyera Ordusu'nda görev yaptı. Bavyera 13. Piyade Birliği'nde üsteğmenliğe tekabül eden Oberleutnant rütbesiyle yeraldı. 1914 Eylül'ünde Fransa'nın Lorraine bölgesinde yüzünden ciddi şekilde yaralandı. Daha sonra yüzbaşılığa tekabül eden Hauptmann rütbesine terfi etti. 1918'de savaşın sona ermesinden sonra Freikorps'a katıldı. 1920 yılında Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi'ne üye oldu ve SA'ların kurulmasına yardımcı oldu. 1923'de başarısızlıkla sonuçlanan Münih'teki Birahanesi Darbesi'nden sonra 15 ay hapse mahkum oldu. Bu sırada Adolf Hitler ile yakın arkadaşlık kurdu. 1924'te hapisten çıktıktan sonra Röhm Hitler ile Nazilerin yeniden örgütlenmesinde birlikte çalıştı. Ancak zamanla ikisi arasında ciddi anlaşmazlıklar baş gösterdi. 1924'ün Nisan ayında o sırada yasadışı olan SA'lara alternatif olarak Frontbannın kurulmasına yardımcı oldu. Ardından Nazilerin Nasyonal Sosyalist Özgürlük Partisi adıyla yeniden kurulan partisinin üyesi olarak Reichstag'da görev yaptı. 1925'te istifa etti. Askerî danışman olarak Bolivya'ya gitti. 1930 yılında Hitler bizzat SA'ların sembolik lideri oldu. Röhm'e Almanya'ya dönüp tüm SA'ların başına geçmesi için kişisel bir talepte bulundu. Röhm 1931 yılında teklifi kabul etti.
     
     
     

     
     SA'(Sturm Abteilung)ların başına geçti üst düzey görevlere yakın çevresindekileri getirdi. Bir süre sonra SA liderlerinin homoseksüel faaliyetlerde bulunduğu yönünde dedikodular çıktı ve çok geçmeden Röhm özellile muhafazakar Alman askerî hiyerarşisi tarafından ciddi biçimde eleştirilmeye başlandı. Nazi partisinin oluşum yıllarında SA'nın başlıca işlevi parti liderlerini korumak ve komünist Kızıl Cephe gibi siyasi rakiplere saldırmak ve terörize etmekti. Şiddet ve tehdit yoluyla SA'lar Nazilerin önce Münih'de, ardından da Almanya'nın genelinde diğer siyasi partilerden daha güçlü hale gelmesini sağladı. 1933'de Nazilerin iktidara gelmelerinin ardından Röhm'ün önderliğini yaptığı Nazi partisinin sosyalist grubu sosyalizmin partinin özünde varolduğuna inanmaya devam etti. Bu grup büyük şirketlerin devletleştirilmesinde, çalışanlara kâr payı verilmesinde ve faiz oranlarının düşürülmesinde ısrar ediyordu. Tüm bunlar Hitler'in iktidara gelmesini destekleyen iş dünyası için söz konusu olamayacak şeylerdi. Röhm ikinci bir devrimden bahsetmeye başladı ve "tepkiciler" olarak adlandırdığı kesime karşı hareket etmeye and içti. Hitler hiç vakit kaybetmeden Alman iş dünyasının güvenini tekrardan kazandı. Bu yüzden Hitler ile SA'nın arasına mesafe girdi. Saflarını genellikle işçi sınıfından gelenlerin oluşturduğu SA üyeleri anti kapitalist eğilimliydiler ve sokaklarda mücadele ederek başarılı olmasını sağladıkları "devrim"den kazanç sağlamayı umuyorlardı. Hitler'in görüşü SA'nın siyasi bir güç olduğu ve Naziler iktidara geldikten sonra daha fazla ihtiyaç duyulmayacağı yönündeydi. Öte yandan Röhm, SA'nın Hitler'in "devrimci" ordusunun özü olacağına inanıyordu. Röhm Prusya askerî liderliğini hor görürken Hitler ordunun desteği olmadan iktidara da gelemeyeceğini, liderliğini de sürdüremeyeceğini biliyordu. Ayrıca Hitler Cumhurbaşkanı ve başkomutan Hindenburg öldüğünde ordunun desteği olmadan onun yerine geçemeyeceğini de farketmişti. 1934 yılına gelindiğinde cumhurbaşkanın günlerinin sayılı olduğu netleşti ve Almanya'daki birçok grup Hindenburg'un yerine kendi adaylarını getirmek için entrikalar çevirmeye başladı. Shirer'in yazdığına göre aralarına silahlı kuvvetlerden de birçoklarının olduğu bir grup muhafazakâr Kayzer II. Wilhelm'in oğlu Prens Wilhelm'i Almanya'ya cumhurbaşkanı ya da yeniden kurulacak Alman monarşisinin başı olarak dönmesine uğraşıyordu. Röhm'ün 1934 Şubat'ında Alman silahlı kuvvetlerinin (Reichswehr) SA'nın sayısal üstünlüğe sahip olacağı ve bu şekildehâkim olacağı tek bir örgüt içine katılmasına yönelik teklifi Alman askerî liderliğini çok kızdırdı. Ordu SA'yı disiplinsiz sokak dövüşçülerinden oluşan yaygaracı ayaktakımı olarak görüyordu. Homoseksüellik iddiaları ve "ahlâksızlıklar" orduda biliniyordu. Röhm'ün teklifi reddedildi.
     
     

     Hitlerle el sıkışırken.
     
     Ordunun Doğu Prusya'daki bahar tatbikatı sırasında Deutschland adlı gemide Alman silahlı kuvvetlerinin liderleriyle görüşme fırsatı yakaladı. Savunma Bakanı Werner von Blomberg eşliğinde genelkurmay başkanı Werner von Fritsch ve donanma komutanı Amiral Erich Raeder ile görüştü. Hitler komutanları Hindenburg'un giderek bozulan sağlığı konusunda bilgilendirdi ve Reichwehr'in kendisinin cumhurbaşkanı olmasını desteklemesini önerdi. Buna karşılık olarak da SA'nın boyutunu küçültüp, Röhm'ün isteklerini bastırıp Reichwehr'in Almanya'nın yegane silahlı gücü olmasını önerdi. Shirer'in anlattığına göre Hitler muhtemelen ordu ve donanmanın genişletileceği sözünü vererek de liderleri ayartmıştı. Nazilerin arasındaki gerginlik daha da arttı ve Hitler ile yaptığı bir ara bulma görüşmesinden sonra Röhm'ün "ikinci devrim" çağrıları da arttı (bu sefer muhafazakâr iktidar yapısına karşı). Benzer biçimde Hitler'in 1933 yılında şansölye olmasını destekleyen muhafazakâr sanayiciler de Röhm'ün Strasser kardeşler ile paylaştığı sosyalist eğilimlerinden duydukları rahatsızlığı dile getirmeye devam ettiler. Cumhurbaşkanı Hindenburg ile olan yakın ilişkileri vasıtasıyla her iki muhafazakâr grup (askerler ve sanayiciler) memnuniyetsizliklerini dile getirdiler.
     
     

     Himmler ve Rhöm.
     
     
    1934 Haziran'ının başlarında Hindenburg Hitler'e ultimatom vererek Almanya'daki gerginliğe son verilmediği takdirde sıkıyönetim ilan etmeyi düşündüğünü belirtti. Böyle bir durumda elinde gücü büyük ihtimalle sonsuza dek yitireceğini bilen Hitler SA'yı bastırmak ve "ikinci devrim" planlarına son vermek için Reichswehr ile olan anlaşmasını daha fazla erteleyemeyeceğine karar verdi. Üzerindeki baskılara rağmen Hitler son ana kadar eski yoldaşının işini düzme kararını erteledi. Röhm'den "ikinci devrim" için bastırmaktan vazgeçmesini istedi. Sonunda ayrılıkların onarılamaz olduğunu anlayınca Hitler Röhm'ün gitmesi gerektiğine karar verdi. Son ana kadar tereddütte olan Hitler Hermann Göring ve Heinrich Himmler kışkırtmalarıyla Röhm'ün iddia edilen "planına" son verilmesi emrini verdi. Gerek Göring'in, gerekse Himmler SA ve liderinin ortadan kaldırılmasından sonra güçlerini pekiştirdiler.
     
     1934 Haziran'ında "Uzun Bıçaklar Gecesi" olarak anılan SA'nın tasfiyesi sırasında Röhm mahkemeye çıkarılmadan suçlu bulundu. Hitler taraından 30 Haziran'da tutuklanmasının ardından Röhm kısa bir süre Münih'te Stadelheim hapishanesinde tutuldu. 2 Temmuz günü SS mensubu Theodor Eicke ve Michel Lippert tarafından ziyaret edildi. Röhm kendisine uzatılan tabancayla intihar etmeyi reddedince Lippert kısa mesafeden Röhm'ü vurdu. Röhm, ölümünden sonra Münih'te bir mezarlığa gömüldü.

     
     


    Heinrich Müller
     
     

     
     
    Gizli Devlet Polisi "Gestapo'nun" yöneticisi olan Heinrich Müller, Rayş`ın Güvenlik Başdairesi'nde (RSHA) planlanmış, hazırlanmış ve organize edilmiş hemen hemen bütün faaliyetlerde üst düzey görevli olarak önemli rol oynamıştır. Eylül 1939 başlarında siyasi karşıtların "özel muameleye" tabi tutulmaları, yani katledilmeleri talimatını vermiştir. Keza Eichmann'ın başında bulunduğu "Yahudi Şubesi" de Müller'in sorumluluğu altındaydı. Sovyetler Birliği Yahudilerinin katledilmesi planının uygulamaya konmasının en ufak ayrıntısına kadar Müller'in doğrudan etkisi olmuştur. Üstü olan Heydrich`in kendisine verdiği talimatların, kendi birlikleri tarafından yerine getirilmesini sağlıyor ve gerçekleştirilen eylemleri rapor ve tebliğ ediyordu. Heinrich Müller, Nazi Rejiminin en güçlü "masabaşı" katillerinden biriydi.
     
     Münih'te doğdu; babası jandarma memuru olan Katolik bir ailenin çocuğuydu. Ortaokuldan terk. Uçak montajı eğitimi aldı. 1917'de savaş gönüllüsü, 1919'da erbaş oldu, ancak bu görevinden azledildi. Münih Polis Okulu'nda öğrenim gördü, 1929'da Münih Siyasi Polis Dairesi`nde komünist örgütlenmelere karşı faaliyetler masası sekreteryasında görev aldı. 1934'de SS'e girdi, Berlin'de Gestapo'ya tayin edildi ve 1936'da Asayiş Polisi Başdairesi`nde Siyasi Polis Başkan Vekilliği yaptı. 1938 kışında NSDAP'e girdi. 1939'da Rayş Yahudi Göçünü Teşvik Masası yöneticiliğine getirildi. Rütbesi SS ve polis kurumu korgeneraliydi. Kızıl Ordu'nun Berlin'e girmesinden beri kayıptır.

    Joachim von Ribbentrop
     
     

     
     
    Nazi Almanyası'nın dışişleri bakanıydı.
     
     30 Nisan 1893 yılında bir ordu danışmanının oğlu olarak dünyaya geldi. Çocukluğu İngiltere,Fransa ve İsviçre'de çeşitli okullarda geçti. Birinci Dünya Savaşı başladığında Ribbentrop Almanya'ya geri döndü ve Alman Ordusuna katıldı. 125.Hussar taburunda Onur Haç'ı aldı. 1917 yılında ciddi şekilde yaralandı. Savaş bittikten sonra Rhineland'da atölyede satış elemanı olarak çalıştı. 1920 yılında Anneli Henkell ile evlendi ve bir kızı oldu. 1932 yılının mayıs ayında NSDAP'ye katıldı. Kısa zamanda kendini gösterip Hitler'in dış işleri danışmanı oldu. 1939 yılında bilinen Hitler-Stalin ittifakını Nazi Almanyası adına imzaladı. Ayrıca Nazi Almanyası ile Sovyetler Birliği arasında bir saldırmazlık anlaşması olarak bilinen Molotov Ribbentrop Paktı'nı hazırlamıştır.(Hitler bu anlaşmaya daha sonra karşı gelecektir.)

     
     

     Ribbentrop, Stalinle el sıkışırken.
     
     1940 yılında Hitler, Japonya'ya da Ribbentrop'u gönderdi. Burada görüşmeler yapan Ribbentrop; İtalya, Almanya ve Japonya arasında saldırmazlık paktını imzaladı.
     
     

     
     1946 yılında yakalanan Joachim von Ribbentrop Nazi hiyerarşisinde insanlığa karşı hiçbir suç işlememesine rağmen Nürnberg Mahkemeleri'nde asılarak idam edildi.
     
     

     Ribbentrop, elindeki yazılı bir kağıdı Hitler'e okuyor veya gösteriyor.

    Alfred Meyer
     
     

     
     
     
    Meyer, Bakan Alfred Rosenberg'in başkan vekili olarak, 1941 yazından 1942 Kasım'ına kadar siyaset, idare ve ekonomi ana birimlerinden sorumluydu. Meyer, bu görevlerinden kaynaklı olarak Almanya tarafından işgal edilmiş bulunan Sovyet topraklarının sömürülmesi, yağmalanması ve bölge ahalisine, özellikle de Yahudi nüfusa uygulanan tedhiş ve katliamın birebir sorumlularındandır. Çalıştığı bakanlığın görev alanına giren doğu işgal bölgelerinde soykırımın halihazırda başlamış olması nedeniyle Meyer, Wannsee- Konferansı'na davet edilenler arasında yer almaktaydı. Meyer, konferansta ilk aşamada bölge ahalisinin dikkatini çekmeyecek "hazırlayıcı ön çalışmaları" başlatmak talebinde bulunmuştur. Temmuz 1942'de, Yahudilere karşı alınmış bulunan genel önlemlerin, Sovyetler Birliği'nde yaşayan "melezleri" de kapsaması önerisinde bulunmuştur.
     
     1945'de intihar etmiştir.

    Eberhard Schöngarth
     
     

     
     
    Leipzig'de bir müteahhidin oğlu olarak dünyaya geldi. 1920'de Gönüllü Kıta'ya (Freikorps) katıldı. 1922'de yüksek öğrenim görmeye hak kazandı (Abitur), aynı yıl NSDAP ve SA'ya girdi. 1922 ile 1924 yılları arasında banka memuru olarak çalıştı. 1924'de Leipzig'de hukuk ve kamu yönetimi eğitimi gördü. 1929'da doktorasını vererek hukuk doktoru unvanını almaya hak kazandı. 1932'den itibaren Magdeburg, Erfurt ve Torgau bölge mahkemelerinde yargıçlık stajı yaptı. 1933'te SS'e girdi. Kasım 1933'ten itibaren Rayş Posta İdaresi'nde görev aldı. 1935'ten itibaren Gestapo'nun basın bölümünde çalıştı. 1936 ilkbaharından başlayarak Dortmund, Bielefeld ve Münster'de Devlet Polisi yöneticiliği yaptı. 1939'da Yüksek Yönetim Kurulu'nda, SS'de yarbay rütbesinde görevliydi. Almanya tarafından işgal edilmiş bulunan Hollanda'da, Mayıs 1944'de Asayiş Polisi ve Güvenlik Teşkilatı (SD) komutanı oldu. Şubat 1946'da bir İngiliz askeri mahkemesi tarafından bir savaş esirini kurşuna dizmek suçundan yargılandı, ölüme mahkum edildi. Cezası infaz edildi.



    Roland Freisler
     
     

     
     
    Freisler, "Nasyonal Sosyalist zihniyetin" garantörlerinden kabul ediliyordu.
     
     Celle'de Protestan-reformcu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası mühendisti. 1912'de Aachen'de yüksek liseyi bitirdi. Kiel Üniversitesi'nde hukuk öğrenimi gördü. Ağustos 1914'de bayraktar olarak savaşa katıldı, teğmen rütbesini aldı. Ekim 1915'ten 1920'ye kadar Rus savaş esiriydi. 1922'de hukuk doktoru unvanını aldı. 1924'den itibaren Kassel'de avukatlık yaptı, Halkçı Sosyal Blok Partisi'nin belediye meclis delegesi oldu. Temmuz 1925'de NSDAP'e girdi. 1932'de Prusya Eyalet Mecisi'ne seçildi. Aynı yıl Prusya Adalet Bakanlığı'na müşavir olarak atandı. Ekim 1933'te Alman Hukuk Akademisi üyesi oldu ve aynı kurumun "Ceza Hukuku" biriminin yöneticiliğini yaptı. Nisan 1935'de, birleştirilmiş bulunan Rayş ve Prusya Adalet Bakanlığı'nda müsteşar oldu.

     
     

     Freisler Hitler büstünün önünde Nazi selamı veriyor.(Ortadaki)
     
     
    Ağustos 1942'de Halk Mahkemesi Başkanlığı'na atandı. Bu görevindeyken Freisler ve mahkemenin diğer üyeleri binlerce siyasal muhalifin ölüm kararına imza attılar. 3 Şubat 1945'de Berlin`e yapılan bir hava saldırısında öldü.

    Reinhard Heydrich
     
     

     
     
    Asayiş Polisi ve Güvenlik Teşkilatı (SD) ile Rayş'ın Güvenlik Başdairesi (RSHA) Başkanıydı. Heydrich, 1938'den itibaren, Yahudilerin Avrupa'dan sürülmeleri ve katledilmelerinde büyük rol oynamış, anahtar figürlerden birisiydi.
     
     Heydrich, 1904 yılında konservatuar müdürü ve besteci bir babanın oğlu olarak Halle a.d. Saale'de doğdu. Katolik Lisesi mezunuydu. 1920'de Freikorps'a (Gönüllü Kıta), 1922'de Rayş Deniz Kuvvetleri'ne katıldı. 1931'de deniz üstteğmen iken, bulunduğu bir evlenme vaadini yerine getirmemekten dolayı ordudan ihraç edildi. 1931'de NSDAP ve SS'e girdi. Temmuz 1932'de, Himmler tarafından Güvenlik Teşkilatı'nı (SD) kurmak ve başkanlığını yapmakla görevlendirildi. 1933'de Bavyera Siyasi Polis Amiri, 1934'de Berlin'de Gizli Devlet Polis Kurumu (Gestapo) Başkanı, Haziran 1936'da Asayiş Polisi ve Eylül 1939'da Rayş'ın Güvenlik Başdairesi (RSHA) Başkanı oldu. Çek direniş örgütü militanları tarafından 27 Mayıs 1942'de, Prag'da gerçekleştirilen suikastten kurtulamayarak 4 Haziran 1942'de öldü.

     
     

     Mezarı.

    Rudolf Lange
     
     

     
     
    Rayş Demiryolları'nda müfettişlik yapan bir babanın oğlu olarak Weisswasser'de dünyaya geldi. Hukuk eğitimi gördü. Gestapo'ya 1933'de Halle'de girdi. Jena Üniversitesi'nde doktorasını vererek hukuk doktoru unvanını aldı. 1936'da Berlin'de Gestapo'da çalıştı, 1937'de NSDAP ve SS'e girdi. 1938'de Viyana, 1939'da Stuttgart Gestapo'sunda çalıştı. 1940'da Weimar ve Erfurt Gestapo yönetimlerinde bulundu. Eylül 1940'da Berlin Gestapo Başkan Vekilliği yaptı. Aralık 1941'de Letonya Asayiş Polisi ve Güvenlik Teşkilatı'nın (SD) komutasını üstlendi. Ocak 1945'ten itibaren "Warthegau'daki" Asayiş Polisi ve SD'e komutan oldu. Şubat 1945'te Posen'de intihar etti.

    Walter Schellenberg
     
     

     
     
     
    16 ocak 1910'da Saarbrucken'de dünyaya geldi. Marburg ve Bonn üniversitelerinde tıp eğitimine başladı, bir süre sonra bırakıp hukuk okumaya karar verdi. 1933 yılının mayıs ayında, mezuniyetinin ardından, SS'e katıldı. İkinci dünya savaşı sırasında, öncesinde ve sonrasında birçok operasyona katıldı. Bu operasyonların büyük bir çoğunluğunu kendi planladı ve yönetti. 1945 yılında Danimarka'da teslim oldu. Nurnberg Mahkemeleri'nde birçok şeyi itiraf etti. İki yıl hapis yattıktan sonra sağlığı nedeniyle serbest bırakıldı. 1952'de Kanada'da öldü.

    Amon Leopold Goeth
     
     

     
     
    II. Dünya Savaşı sırasında Polonya'daki Plaszow Toplama Kampı'nın kumandanlığını yapmıştır. 1946'da asılarak idam edilmiştir.

    Anton Dostler
     
     

     
     
     
    II. Dünya Savaşı sırasında Alman Piyade Orgeneraliydi. 1 Aralık 1945'de İtalya'da kurşuna dizilerek idam edilmiştir.

    Gottfried Feder
     
     

     
     
     
    NSDAP'ı kuran 6 kişiden biriydi. NSDAP'ın programını yazmıştır. Uzun Bıçaklar Gecesi'nde yapılan tasfiyeden sonra bir üniversitede hocalık görevine getirilmiştir. 1941'de ölmüştür.

    Adolf Eichmann
     
     

     
     Nazi Almanyasının Museviler konusundaki politikasının belirlenmesinde önemli katkıları olan ve bu konudaki Nazi uygulamalarında etkin rol oynayan bir Nazi subayıdır. Avusturya'ya yerleşmiş olan tutucu bir Protestan ailesinde dünyaya gelen Eichmann, bütün gençliğini bu ülkede geçirecekti. Mühendislik okulundaki başarısızlığından sonra bir elektrik ve inşaat firmasının satış departmanında, daha sonra da bir yağ firmasında satış elemanı olarak çalıştı. Vatandaşı olan ve daha sonraki yıllarda 3. Reich'ın en önemli isimlerinden biri olacak Ernst Kaltenbrunner'in önerisi üzerinde Avusturya Nazi Partisi'ne 1 Nisan 1932'de üye oldu. 1933 yılından itibaren 14 ay Avusturya Bölüğünde askeri eğitim aldı. 1934 Eylülünde Himmler'in SD (Güvenlik Servisi) 'yi açmasıyla kendini gösterme fırsatını yakaladı. 1935 yılının başında Yahudi problemi ile yakından ilgilendi. Avusturya'nın Almanya ile birleşmesinden sonra Viyana'dan Yahudiler için çıkış izni verilmeye başlanarak Almanya'daki toplama kamplarına aktarılmaktaydı. Bu sırada SD'nin üst kademelerine kadar yükselen Eichmann,18 ay içerisinde 150. 000 Avusturyalı Yahudi'nin toplama kamplarına aktarılmasını sağlamıştır.
     
     

     
     Alman Ordusu'nun 1939 yılında Polonya'ya girmesiyle beraber Eichmann Gestapo'ya transfer oldu. Gestapo'nun IV B4 bölümü yani Yahudi sorunu bölümünün başına geçti. Bu yılı takip eden 6 yıl boyunca "Nihai Çözüm" projesinin karargahı burası oldu. Nihai Çözüm, Musevi nüfusun kitleler halinde yok edilmesini amaçlayan projenin kodadıydı. 1941 yılında toplama kamplarının yenilenip elden geçirilmesi, yeni kampların açılması, gaz ve tren sistemlerinin geliştirilmesiyle bizzat ilgilendi. 20 Ocak 1942 yılında yapılan Wannsee Konferansı sonrası Adolf Eichmann "Yahudi Uzmanı", diğer deyişle soykırım uzmanı haline gelmişti. "Nihai Çözüm"ün en büyük akıl hocası şüphesiz Eichmann'dı. Yıllardır Yahudi sorunu ile yakından ilgilenmişti. Himmler'den sonra gelen en büyük Yahudi Uzmanıydı. Himmler Eichmann'a dozajı arttırma emrini verince hiç tereddüt etmeden Mobilize Ölüm Birlikleri'ni (Einsatzgruppen) kullanmaya başladı. Bu şekilde 2 milyona yakın Yahudiyi öldürdüğü tahmin ediliyor. Savaş bittikten sonra 1946 yılında gözaltına alındığı kamptan kaçıp Arjantin'e gitti. Adını değiştirerek Buenos Aires'e yerleşti. 2 mayıs 1960 yılında İsrailli bir ajan tarafından yakalandı. 2 yıl süren davası sonucunda 31 Mayıs 1962 yılında Ramleh hapishanesinde idam edilerek öldü.
     
     

     
     Adolf Eichmann, mahkemede yargılanırken.

    Hans Frank
     
     

     
     
    NSDAP'ın avukatlığını ve Bavyera Adalet Bakanlığı görevlerini yapmıştır. Nurnberg Mahkemeleri'nde pişmanlık duyduğunu belirtmiş. Mahkeme sonucunda suçlu bulunarak idam edilmiştir.

    Hans Baur
     
     

     
     1897'de doğan Hans Baur 1932-1945 yılları arasında Hitler'in özel pilotuydu. 1 Mayıs 1945'de Baur, Hitler'in bulunduğu sığınaktan kaçmaya çalıştı; ama Ruslar'a yakalandı. 1956 yılına kadar hapis hayatı yaşadı, daha sonra serbest bırakıldı. 1993 yılında öldü.
     
     

     Hans Baur son zamanlarında.

    Rochus Misch
     
     

     
     Hitler'in sığınağında telefon operatörü, haberci ve Hitler'i korumakla görevliydi. 1945'de sığınaktan son çıkan kişilerden biridir. Şu an 90 yaşındadır ve halen yaşamaktadır.
     
     

     Misch, son kalan Naziler'dendir.



    Konstantin von Neurath
     
     

     
     
    1932–1938 yılları arasında Nazi Almanyası'nın Dış İşleri Bakanı'ydı. I. Dünya Savaşı sırasında Türkiye büyükelçiliğinde ataşelik yaptı. Nazi döneminde Moravya ve Bohemya genel valiliği yaptı. Adolf Hitler tarafından Atatürk'ün cenazesine gönderilmiş ve cenazesinde bizzat bulunmuştur. Freiherr von Neurath, Nürnberg mahkemelerinde yargılanarak 15 yıl ağır hapse mahkum edildi; ama sağlık sorunları göz önünde bulundurularak 1953'te tahliye edildi. 3 yıl sonra öldü.

    Martin Bormann
     
     

     
     NSDAP'ın parti sözcüsü ve Hitler'in özel sekreteriydi. Babası Prusya bölgesindeki posta ofisinde yardımcılık yapıyordu. Babasının ölümünden sonra miras olarak kalan çiftliği işletmek için okulu bıraktı. I. Dünya Savaşı’nda sahra topçusu olarak görev aldı. Savaş bittikten sonra çiftliğin bulunduğu Mecklenburg şehrine geri döndü. Burada Rossbach Freikorps’larına katıldı. Kısa zamanda örgüt adına çeşitli olaylara karıştı. Bu olayların hiç birinden ceza almadan kurtulmayı başardı. Fakat 1924 yılının Mart ayında kendisinin de ilkokul öğretmeni olan Walther Kadow örgütün bütün gizli sırlarını açıklamıştı ve öldürülmesi gerekiyordu. Bormann ve adamları gereken infazı gerçekleştirdi. Olayın farkına varan polis Martin Bormann’ı tutukladı ve bir yıl hapis cezası verdi. Hapishaneden çıktıktan sonra NSDAP’ye katıldı ve üç yıl içerisinde önce Thuringia bölgesi basın müdürü, daha sonra da idari menajer oldu. 1928 ve 1930 yılları arasında SA yüksek komuta merkezinde görev aldı. İdari alanda yükselişini devam ettirdi ve 1933 Ekiminde NSDAP’nin parti sözcüsü, aynı zamanda da Adolf Hitler’in özel sekreteri oldu.
     
     

     Hitlerle birlikteyken.(Hitler'in yanında şapkalı olan.)
     
     Bir ay sonra Nazi Partisinin milletvekili olarak meclisteki yerini aldı. Bu zaman zarfı içerisinde Rudolf Hess’in de özel sekreterliğini yapıyordu. Yaptığı özel sekreterlik bir türlü yardımcılık gibiydi ve bu yardımcılığı sırasında gerek Hitler’in gerekse Hess’in güvenini fazlasıyla kazanmıştı. Partinin bütün mali işleriyle ilgileniyordu. Hitler’in evi olarak bilinen “Kartal Yuvası” Berghof fikrini Bormann verdi. Berchtesgarten’in böyle bir ev için çok uygun olduğunu düşünüyordu ve aynı zamanda Obersalzberg’deki büyük Nazi Kompleksini de işletiyordu.
     
     

     
     Ölümü konusunda çeşitli fikirler olsa da gerçek daha sonra ortaya çıktı. Hitler’in özel şoförü Erich Kempka’ya göre Martin Bormann Rus hatlarını geçmeye çalışırken tank ateşi ile öldü. HitlerJugend( Hitler Gençliği) lideri Artur Axmann’a göre ise Bormann intihar etmişti. Artur Axmann haklı çıktı. 1972 yılında Lehrter İstasyonu'nun yapımı sırasında gömülmemiş yani öldürülmüş iki adet ceset bulundu. Yapılan araştırmalarda iki cesedinde siyanür içerek öldüğü saptandı. Yapılan DNA testlerinden sonra cesetlerden birinin Hitler’in doktoru Ludwig Stumfegger’e diğerinin de Martin Bormann’a ait olduğu tespit edildi.
     
     

     Kafatası.
     
     
    Not:
    Martin Bormann'ın savaşın sonunda ölüp ölmediği hala şüphelidir. Bazılarına göre şu an hala Arjantin'de yaşamaktadır. Şu bilinen bir gerçektir ki; Martin Bormann, Nürnberg Mahkemeleri'nde idam cezasına çarptırılmış ama cezası infaz edilmeden kaçmıştır. Ölümü resmi olarak "siyanürle intihar etme" olarak kabul edilmiştir.

    Wilhelm Frick
     
     

     
     
    1933 yılında Hitler tarafından İçişleri Bakanlığı'na getirildi, savaşın sonuna kadar bu görevde kaldı. Nürnberg Mahkemeleri'nde yapılan yargılamada suçlu bulundu ve idam cezasına çarptırıldı. Cezası 1946'da infaz edildi.







    Listede çok meşhur biri eksik
     
     Dr.Josef Mengele
     
     
     
     Dr. Josef Mengele, 1911 yılında doğmuştur. Babası Karl Mengele, 1881 yılları ile 1959 yılları arasında yaşamıştır. Josef Mengele’nin 2 kardeşi vardı. Bunlar, Karl Mengele (1912-1949) ve Alois Mengele (1914-1974) idi. Josef Mengele, Münih’te filozofi okudu. Daha sonra çeşitli nedenlerden dolayı Münih’te okulu bırakıp, Frankfurt Üniversitesi’nde “Tıp” okumaya başladı. Daha sonra, Fiziksel Antropoloji ve Gen Bilimi üzerine yoğunlaştı.
     
     
     
     
     1931 yılında 20 yaşına gelen Mengele, Stahlhelm (Çelik Kask) örgütüne katıldı. Daha sonra 1933 yılında SA üyesi oldu. 1937 yılında NSDAP’a katıldı. 1938 yılında SS’e katıldı ve 6 ay hafif dağ komandosu eğitimi aldı. 1949 yılından itibaren, 3 sene Waffen-SS’in tıbbi birimlerinde görev aldı. 1943 yılında, Doğu Cephesi’nde Ruslara karşı savaşırken ciddi biçimde yaralandı. Bu yaralanma olayından sonra yüzbaşı oldu ve gönüllü olarak Auschwitz’e gitti. 24 Mayıs 1943’de kampın tıbbi sorumlusu oldu. 21 ay kadar Auschwitz’de kalan Mengele, kamptakiler tarafından “Ölüm Meleği” olarak anılıyordu. Trenlerden inen esirleri çoğu zaman kendisi ayıklayıp işe yarayacakları seçiyordu.
     
     Mengele, kamp tutsakları arasından kobay olarak seçilen yetişkinler ve çocuklar üzerinde, insan vücudunun acıya veya soğuğa ne kadar dayanabildiğini anlamak için korkunç deneyler yaptı. Deneylerinden bir tanesinin amacı, Atlantik’te denize düşen bir askerin kaç saat içerisinde öleceğini ölçmek içindi. Soğuk kış gününde, buz dolu sulara zorla sokulup bekletilen insanların, donmadan önce kaç dakika yaşayabildikleri test etti. Josef Mengele'nin denekleri üzerinde hiçbir anestezi yapmadan cerrahi operasyonlar yürüttüğü, örneğin insanların kollarını, bacaklarını veya midelerini canlı canlı kestiği bilinmektedir. Yaptığı deneyler bugün modern tıp tarafından birer artı olarak kabul ediliyor. Josef Mengele'nin en zalim deneyleri ise, kampa gelen ikiz çocuklar üzerinde oldu. Mengele, kampa gelen tüm ikizleri diğer tutsaklardan ayırmış ve üzerinde farklı deneyler yaparak kalıtımsal faktörlerin etkisini ölçtü. Ancak kullandığı metotlar inanılmaz derecede zalimdi. İkizlerin kanını, birbirine enjekte ederek tepkiyi ölçtü, çoğunda ikizlerin biri veya ikisi şiddetli ağrılar ve yüksek ateş yaşadı. Mengele, göz renginin kalıtsal olarak değiştirilip değiştirilmeyeceğini ölçmek istedi ve bu amaçla ikizlerin gözlerine mavi mürekkep enjekte etti. Çoğu denek, büyük acılar çekti ve bir kısmı kör oldu. Küçük çocuklara, çeşitli hastalıkların mikropları enjekte edildi ve bu hastalıklara ne kadar dayanabildikleri ölçüldü. Pek çok masum çocuk, Mengele adlı bu Nazi canavarının elinde işkence çekti, sakat kaldı veya öldü.
     
     
     
     Josef Mengele’nin yaptığı bir diğer deney ise kampa gelen cücelerle olmuştur. Romanyalı beşi kız, yedi Yahudi cüce kardeş, İkinci Dünya Savaşı'nın en yoğun olduğu dönemde, Dr. Mengele'nin eline düştü. Rozika, Franziska, Avram, Frieda, Micki, Elisabeth ve Perla Ovitz kardeşler, doğuştan gelen cüceydiler. Onlar da diğer Yahudiler gibi yakalanıp Auschwitz Toplama Kampı'na getirildiler. Ovitz kardeşlerin boyu, Pseudoachondroplasie adı verilen hastalık nedeniyle uzamadı. Yedi cüce kardeş dışında, ailede üç de normal görünümlü kardeşin varlığından Polonya'daki Auschwitz Toplama Kampı'nda haberdar olan ünlü Nazi bilim adamı ve Ölüm Meleği unvanlı Dr. Mengele, cücelik ve devliğin genetik nedenlerini araştırmak için ideal deneklerini bulmuştu. Cüce kardeşler üzerinde ırk araştırmaları yaptı, litrelerce kan aldı. Kampa yeni gelenleri eleyen, gaz odasına gönderen Dr. Mengele, cüce deneylerinde 2 bin ve ayıklama işlemlerinde de 2 milyon kişinin ölümünden sorumlu tutuluyor. Almanya ve kuşatılan topraklarda, toplam 284 toplama kampı içerisinde en büyüğü ve en korkuncu olarak bilinen Auschwitz Toplama Kampı'nda hayatta kalanlar, 27 Ocak 1945 tarihinde Sovyet birliklerin saldırısıyla kurtulmuştu. Dr. Mengele, Güler yüzlü olmasıyla da tanınıyordu. Kampa gelen esirleri seyrediyor, elinin tek işareti gaz odası ya da çalışma kampı demekti. Olumlu ya da olumsuz işaretlerini hep aynı gülümseyen ifadesiyle veriyordu. Yani ölüm ya da yaşamın hiçbir farkı yoktu onun için. Her ikisi de bir anlam ifade etmiyordu.
     
     Savaşın bitmesi ile beraber Josef Mengele Arjantin’e kaçtı. Ardından, Paraguay ve Brezilya’da kaldı. 1979 yılında yüzerken felç geçirdi ve boğularak öldü. 1992 yılında bulunan kemiklerde yapılan testler sonucu kemiklerin Dr. Josef Mengele’ye ait olduğu ortaya çıktı.
     
     

    ------------
    NAZİ ALTINLARI
     
     Çoğumumuz gene bu altınları bir yerlerden duymuştur peki nedir bütün bunlar? Burada merak edenlerin kafasındaki soru işaretlerini gidermeye çalışacağım
     
     Öncelikle bu nazi altınları tahmin edebilcepimiz gibi çeşitli yerlerden yağmalanan yahudilerin mallarıdır. Bu altınlar özellikle bizi ilgilendiriyor çünkü bu altınlar İstanbul Zeytinburnunda olduğu iddia ediliyor.
     
     Bununla ilgili bir kitap buldum ve sizinle paylaşırken ne tür yorumlarda bulunacağınızı merak ederek size sunuyorum:
     
     
    "Elinizdeki kitap, son derece ilginç ve ibretlik bir tarihsel olayın öyküsünü anlatıyor.
     İşgal edilen yerlerdeki bankaları soyup, buralardaki varlıklara el koyan, ancak bununla da yetinmeyip, savaş boyunca toplama kamplarında kitlesel ölümlere yolladığı Yahudi, Roman, solcu ya da "aryan olmayan" kişilerin dirisini ve ölüsünü altın diş kaplamalarına dek soyan Nazi yetkilileri, bu insanlık utancının baş sorumlularıdır. Ancak bu rezil soygunun aktörleri yalnız onlar değildir...
     Savaş ertesinde kurulan Üçlü Komisyon, sorumlu tuttuğu devletlerden, oluşturdukları bir altın havuzuna gerekli katkıyı yapmalarını istemiştir.
     Nazi soygunundan pay aldığını öne sürdüğü devletler arasında Türkiye de yer almıştır.
     Türkiye, önce 1945-47 arasında, daha sonra da yeniden 1953'te kendisine yöneltilen bu suçlamalara maalesef zamanında gereken yanıtı verememişti.
     Ancak Soğuk Savaş koşullarında Türkiye'yi fazla sıkıştırmak istemeyen Batılılar, konuyu soğumaya bırakmışlardı.
     Konu, Soğuk Savaş ertesinde, 1990'ların sonlarında yeniden ısıtılacaktı.
     1996'da ABD Başkanı Clinton, bir komisyon oluşturarak, Yahudi Soykırımı Kurbanlarının Varlıkları konusunun araştırılmasını yeniden başlatıyordu.
     Amerikan Komisyonu, 1997 yılındaki taslak raporunda ve ikazlarımıza karşın Aralık 1997'deki Londra Konferansı'nda, Türkiye'ye ağır suçlamalar yöneltiyordu.
     1997'de devlet olarak böyle suçlamalarla karşı karşıya kalınca, biz de Hükümet olarak konuyu araştırıp, yanıtlamaya karar verdik.
     Bu işin eşgüdümünü ve siyasal alanda yürütülmesini Devlet Bakanı olarak ben üstlendim. 1997-1998 yılları boyunca değerli araştırmacı arkadaşlarımla birlikte Türkiye'nin bu soykırım-soyguna hiçbir yönden ortak olmadığını kanıtlayıp, herkese gösterdik.
     Sonunda ABD Komisyonu, Türkiye'ye karşı öne sürdüğü suçlamaları kaldırmış ve nihai raporlarında Türkiye'den söz etmemiştir.
     Bu konuda başarılı olduğumuz bilmek ve üstelik bunu başka konularla karıştırmadan, başkalarıyla ilişkilerimizi zehirlemeden yapabilmiş olmak, bana kıvanç veriyor."
     Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel
     57. Hükümet Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı


    Hayat Boş , Vur Göte Çoşşşş.
  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    kanliay
    kanliay's avatar
    Kayıt Tarihi: 10/Kasım/2007
    Erkek
    güzel konu.osman aysu da bir kitabında nazi altınlarına değinmişti.acaba nerde??

    Gemiler mi batacak??O zaman batsın!!!!!
  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    mostwanted
    mostwanted's avatar
    Kayıt Tarihi: 02/Temmuz/2008
    Erkek
    hep merak etmişimdir 2.dünya savaşını almanya kazansaydı ne olurdu acaba
  4. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    sniperscope
    sniperscope's avatar
    Banlanmış Üye
    Kayıt Tarihi: 14/Mart/2009
    Erkek
    Hepside pirlanta gibi insanlar.

    "Yer yuzunde hic bir pislik yoktur ki; altindan bir yahudi cikmasin" Adolf Hitler... "Turkiye de hicbir pislik yokturki altindan cemaat cikmasin" SniperScope "Nerede yavşak, hırsız varsa hepsi Allahçı" Fazil Say
  5. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Concept
    Concept's avatar
    Kayıt Tarihi: 04/Mart/2009
    Erkek
    Allah'in belalari!
  6. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Ephesus
    Ephesus's avatar
    Kayıt Tarihi: 14/Şubat/2009
    Erkek
    SchutzStaffel Birlikleri komutanlarınada değinseydin keşke varsa internette , hitlerin yakın koruma birlikleri sembollerine hayranım Xd

    Avukat/Hukukçu
  7. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    stillalive
    stillalive's avatar
    Kayıt Tarihi: 06/Mart/2007
    Erkek

    şu filmi izlemenizi tavsiye ederim, hitlerin son günleri, nazinin yok oluşu, ruslar baskın yapıyolar, üstte saydığınız çoğu isimler bu filmde oynuyor.

    Der Untergang / Çöküş

    http://www.agweb.dk/agny/images/2005%20Der%20Untergang.jpg


    Geçenlerde kumpircide otururken, salataları, kaşarlı kumpirleri ve kısırları gördüm, o sırada şöyle düşündüm: Kısırlaştırılmış Siyaseti, Kaşar Siyasetçilerden Alırsak, Önümüze Amerikan Salatası Olarak Gelir Ve Biz de Onu Yeriz, Ama Orada Unutulan Birşey Var, O da Çoban Salatası.
  8. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    ERERESEL
    ERERESEL's avatar
    Kayıt Tarihi: 20/Ağustos/2005
    Erkek
    Zalimin asıl cezası kendi vicdanıyla hesaplaşmasıdır yani vicdan azabıdır.Ölse, öldürülse ne olacak?

    Bir yalanın öyküsü bin gece söylenir.Bir doğru için yardan da serden de geçilir.Hile bir zehirdir,kıvrandırır kişiyi.Hile ile iş gören mihnet ile can verir.
  9. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    xous
    xous's avatar
    Kayıt Tarihi: 01/Mayıs/2007
    Erkek
    seviyorum bu adamları .

    sokayım onun tezine...
  10. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    HAYVANYASAR
    HAYVANYASAR's avatar
    Kayıt Tarihi: 06/Mart/2009
    Erkek

    Bu mu lan üstün ırk :D


    Blogum; http://hayvanyasar.blogspot.com/
  11. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Robinson_Crusoe
    Robinson_Crusoe's avatar
    Kayıt Tarihi: 06/Nisan/2007
    Erkek
    Yaşadıkları ve sadundukları düşünce tarzı yüzünden ölüm şekilleride pek farklı olmamıştır.

    Gençliğimden bu yana et yenilmesine karşıyım. Bir gün insanların hayvanları öldürmeyi tıpkı insan öldürmek gibi cinayet kabul edeceğine inanıyorum,
Toplam Hit: 12708 Toplam Mesaj: 21