folder Tahribat.com Forumları
linefolder Download / Dosya Paylaşım
linefolder İsmail Dede Efendiye Ait Parçalar?



İsmail Dede Efendiye Ait Parçalar?

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    cold-m4
    cold-m4's avatar
    Kayıt Tarihi: 12/Temmuz/2007
    Erkek

    az önce tvde bir kanalda ismail dede efendiye ait olduğunu öğrendiğim bir şarkı dinledim, çok hoşuma gitti.

    gülnihal parçasının bu zata ait olduğunu da daha yeni öğrendim :)

    acaba elinde bu kişinin eserleri bulunan biri varmı aramızda?

    olursa çok güzel olur merak ettim adamın diğer parçalarını :)

  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    cold-m4
    cold-m4's avatar
    Kayıt Tarihi: 12/Temmuz/2007
    Erkek

    ek olarak, mozartın da türk marşını bestelemesinde bu adamdan etkilenip türklere ilgi duymasının etkisinin olduğu da söylenmekte. ben bilgi edindikçe paylaşıcam siz de parça falan paylaşsanız tam süper olacak :D

  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    BosphorusPasha
    BosphorusPasha's avatar
    Kayıt Tarihi: 30/Eylül/2007
    Erkek
    Hammâmîzâde diyede geçer biz onun yazdığı eserleri okuyoruz bazan koroda çok süper eserleri var zamana bakılırsa makamdan makama atlamış çok değerli bir kişiliktir kendisi  kendisinin tanınmış bir kaç tane eserleri var bende onları netten araştırıpta bulabilirsin şimdiden kolay gelsin hocam ;)
  4. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    BosphorusPasha
    BosphorusPasha's avatar
    Kayıt Tarihi: 30/Eylül/2007
    Erkek

    Bugün en çok bilinen ve seslendirilen eserleri arasında şunlar vardır:

    Rast Semai Yine bir gülnihal aldı bu gönlümü

    Hicaz köçekçe Şu karşıki dağda bir yeşil çadır

    Rast Kar-ı Nev Gözümde daim hayali cânâ

    Hicaz Yörük Semai Yine neş'e-i Muhabbet etti dil-ü canım etti şeyda

    Hüzzam Yürük Semai Reh-i Aşkında edip kaddimi kütah gönül

    Ferahfeza Yürük Semai Bu gece ben yine bülbülleri hâmûş ettim

    Hicaz Semai Ey büt-i nev-edâ olmuşum müptelâ

    Talaa'l bedrü aleyna

     kabartmalı olanlar bestenin makamı

     

     

     

    Dede Efendi'nin Tanınmış Eserleri



    Bestenigâr Şarkı

    (Usûlü: Curcuna)

    Güfte: İsmâil Dede




    Ben seni sevdim seveli kaynayıp coştum

    Aklımı yağmâya verip fikrimi şaştım

    Mecnûn'a şimdi eş - olup dağlara düştüm

    Sor güle bülbüle ne çeker hârın elinden

    Bir dahi gül koklamayım yârin elinden



    Ben seni sevdim seveli döndüm deliye

    Huyunu benzettim hele hûrî meleğe

    Gönlümü vermişim sana almam geriye

    Sor güle bülbüle ne çeker hârın elinden

    Bir dahi gül koklamayım yârin elinden




    Beyâti şarkı
    (Usûlü: Yürük Aksak)


    Karşıdan yâr güle güle
    Yârim geldi, cânım geldi
    Servi gibi salınarak
    Yârim geldi, cânım geldi

    Elindeki deste güle
    Bakıyordu güle güle
    Müjdeler olsun bülbüle
    Yârim geldi, cânım geldi

    Gülizâr Köçekçe
    (Usûlü: Yürük Aksak)


    Bi-vefâ bir çeşm-i bî-dâd
    Ne yamân - ağlattı beni
    Ben sînemi nişân diktim
    Gamzesiyle vurdu beni

    Ben o yâre ne söyledim
    Aşkın deryâsın boyladım
    çhâr attım, şeş oynadım
    Yine felek yaktı beni

    Ağlattım aşkın gülüne
    Dolaştı zülfü teline
    Düşürdü dellâl eline
    Hem aldı, hem sattı beni

    Gülizâr Köçekçe
    (Usülü: Yürük Aksak)


    Nâzlı nâzlı sekip gider
    Ne güzel ceylân, ne şîrîn ceylân
    Dönüp dönüp bakar gider o güzelim ceylân
    Aldatır aldanmaz
    Serkeş olmuş ava gelmez
    O güzel ceylân, o şîrîn ceylân

    Gelir yazın gider güzün
    Avcısına eder nâzın
    Sürmelenmiş elâ gözün
    Aldatır aldanmaz
    Serkeş olmuş ava gelmez
    O güzel ceylân, o şîrîn ceylân

    Hicâz Köçekçe
    (Usûlü: Yürük Aksak
    )
    Bahârın zamânı geldi (a cânım)
    Yavru ceylân gel gidelim
    Yollarımız yeşillendi
    Ceylân, ceylân, yavru ceylân (gel gidelim)

    Kolların boynuma uzat
    Zülfünün tellerin düzelt
    Avcıların yolun göze
    Ceylân, ceylân, yavru ceylân (gel gidelim)

    Hüzzâm şarkı
    (Usûlü: Yürük Aksak)


    Ey gül-î bâğ-î edâ
    Sana oldum mübtelâ
    Gel bana eyle vefâ
    Sana oldum mübtelâ
    Sevdiğim saydığım
    Sana oldum mübtelâ

    âman-ey nevres-fidân
    Yandı cânım, el-amân
    Bu sözüme gel, inan
    Sana oldum mübtelâ
    Sevdiğim saydığım
    Sana oldum mübtelâ

    Râst şarkı
    (Usûlü: Yürük Semai)

    Güfte: ısmail Dede
    Yüzündür cihânı münevver - eden
    Fedâdır yoluna bu cân-ü ten
    Senin - çün yandığım nedendir neden
    Senden midir, benden midir
    Dilden midir, bilmem âh

    Niçin kıyarsın acep bu dostuna
    Kapıldım elâ gözlerin mestine
    Mâilim ol gonca - gülün hüsnüne
    Senden midir, benden midir
    Dilden midir, bilmem âh

    Firâkınla benim sinem dağlıyor
    Bu gönül sinemde yâre bağlıyor
    Nedendir bu, iki çeşmi, ağlıyor
    Senden midir, benden midir
    Dilden midir, bilmem âh

    Rast şarkı
    (Usûlü: Semai)

    Yine bir gül-nihâl aldı bu gönlümü
    Sîm-ten, gonca-fem, bî-bedel ol güzel
    âteşin ruhleri yaktı bu gönlümü
    Pür-edâ, pür-cefâ, pek küçük, pek güzel

    Görmedim kimsede böyle dil - rübâ
    Böyle kaş, böyle göz, böyle el, böyle yüz
    â'şıkın bağrını üzmeğe göz süzer
    El-amân, el-amân, her zamân ol güzel

    şehnâz şarkı
    (Usûlü: Ağır Düyek)


    Sana ey cânımın câni efendim
    Kırıldım küsdüm, incindim gücendim
    Benim nevreste-î bâğ-î bülendim
    Kırıldım küsdüm, incindim gücendim

    Nic'oldu şimdi evvelki muhabbet
    Sana düşmez kulundan böyle vahşet
    Be zâlim sende yok mu hiç mürüvvet
    Kırıldım küsdüm, incindim gücendim

    Derûnum ney gibi her dem delersin
    Gözümün yaşına hande edersin
    Gözüm önünde yâd-eller seversin
    Kırıldım küsdüm, incindim gücendim

    Uzzâl şarkı
    (Usûlü: Yürük Aksak)

    Bu karşıki dağda bir yeşil çadır
    çadırın içinde bir civân yatar
    O civân bilmiyor hiç gönül hatır
    Leylâ'nın aşkına dağlar mekânım
    Sevdâ ne müşkil, âh yanar ağlarım

    Turuncun yaprağı al değil yeşil
    Sıva kollarını boynumdan-aşır
    ısminin andıkça dilim dolaşır
    Leylâ'nın aşkına dağlar mekânım
    Sevdâ ne müşkil, âh yanar ağlarım

    Karşıda yananı fener mi sandın
    Salınıp gezeni yârin mi sandın
    Bu güzellik sende kalır mı sandın
    Leylâ'nın aşkına dağlar mekânım
    Sevdâ ne müşkil, âh yanar ağlarım





    buda hayatı

     

     

     9 Ocak 1778'de İstanbul'da doğdu, 29 Kasım 1846'de Mekke yakınlarında Minâ'da öldü. Babası geçimini hamam işletmeciliğiyle sağladığı için, İsmail Efendi, Hammâmîzade adıyla tanınmıştır. Ancak günümüzde çoğu zaman Dede Efendi diye anılır.



    İlköğrenimini yaptığı okulda, sesinin güzelliği dolayısıyla ilahicibaşı olmuştu. Müzikle uğraşan ve evinde meraklılara ders veren Anadolu Kesedarı Uncuzade Mehmed Efendi okuldaki bir tören sırasında ilahi okuyuşunu dinledikten sonra hemen öğrencileri arasına aldı. İsmail, ilkokuldan sonra, yedi yıl hem Uncuzade'nin derslerine devam etti, hem de öğretmeninin yardımıyla girdiği Defterdarlık Muhasebe Kalemi'nde çalıştı. Bir yandan da köklü bir müzik geleneği olan Mevlevilik'in o yıllardaki en güçlü çevrelerinden Yenikapı Mevlevihanesi'nde zamanın değerli müzik ustası Şeyh Ali Nutkî Dede'nin derslerini izlemeye başladı. Şeyhin kardeşi olan müzik kuramcısı Abdülbâki Nâsır Dede'den de yararlandı. Ney üflemeyi ondan öğrendiği söylenir.



    1798'de Muhasebe Kalemi'ndeki görevinden ayrılarak tekkede çileye girmeye karar verdi. Çilesi sırasında bestelediği, "Zülfündedir benim baht-ı siyahım" dizesiyle başlayan buselik şarkı, İstanbul'un müzikle ilgili çevrelerinde bestecisinin adı üstünde büyük merak uyandırdı. Ünü kısa sürede bütün kente yayılan şarkı sarayda da okundu. Kendisi de besteci olan III. Selim, şarkının çile doldurmakta olan genç bir Mevlevi dervişi tarafından bestelendiğini öğrenince, onu saraya çağırtarak yapıtı bir kez de kendisinden dinledi ve onu hemen saray hanendeleri arasına almak istedi. Padişahın sürekli ilgilenmesinin etkisiyle, üç yıllık çilesinin son yılı Nutkî Dede tarafından bağışlandı.



    1799'da çilesini doldurunca Dede unvanını aldı. Yenikapı'da hücrenişîn (hücre sahibi) olduktan sonra, özellikle ayin günleri, hücresi ondan yararlanmak isteyen müzik meraklılarının uğrağı oldu. Bu sıralarda bestelediği en güçlü eserlerinden Hicaz Nakış büyük yankı uyandırdı. Yeniden saraya çağrıldı, bundan sonra haftada iki gün, padişah huzurunda düzenlenen küme fasıllarına hanende olarak katılmaya başladı. 1802'de saraydan bir kadınla evlendi.



    1804'te büyük saygı ve sevgiyle bağlandığı öğretmeni Ali Nutkî Dede'yi, bir yıl sonra üç yaşındaki oğlunu, 1808'de annesini, 1810'da ikinci oğlunu yitirdi. Bayatî makamındaki, "Bir gonca femin yâresi vardır ciğerimde" dizesiyle başlayan bestesi büyük oğlunun ölümünden duyduğu acıyı dile getirir. Türk müziğinde ilk kez kişisel bir konunun işlendiği bu mersiye, Tanzimat öncesinin kişiselliğe ve duygusallığa açılma eğilimi içinde gözlenen kendine özgü romantik bir duyarlığın müziğe yansıması sayılabilir.



    İsmail Dede, sanatını geliştirmesine yardımcı olan III. Selim'in 1808'de tahttan indirilerek öldürülmesini izleyen IV. Mustafa'nın bir yıllık padişahlığı sırasında müzik toplantılarına son verildiği için saraydan uzaklaştı. II. Mahmud'un siyasal karışıklığı gidermesinden sonra yeniden saraya alındı. Önce musâhib-i şehriyârî, sonra sermüezzin olduğu bu yıllar, sanat yaşamının en parlak, en verimli dönemi oldu.



    İsmail Dede, Abdülmecid zamanında da sarayda ki yerini korudu. 1839'da bestelediği Ferahfeza Ayin'nden sonra bestecilik yaşamında görece bir durgunluk göze çarpar. Kendi sözleri, davranışları göz önüne alınırsa, Abdülmecid sarayını çok yadırgamıştır. Saraydaki havanın birdenbire "alafrangalaşması", Batı müziği zevkiyle yetişen yeni padişah zamanında Türk müziğinin, saraydaki varlığını eskisinden farklı olarak ancak resmi bir ilgiyle sürdürür hale gelmesi, Dede'nin bu çevreden uzaklaşmasına yol açtı. Öğrencileri Mutafzade Ahmed ve Dellâlzade İsmail Efendi ile birlikte padişahtan izin isteyip Hac'a gitmeye karar verdi. Hicaz'da hacı olduktan sonra yakalandığı kolera nedeniyle öldü. Mezarı Mekke'dedir.



    İsmail Dede, Osmanlı tarihinin en bunalımlı dönemlerinden birinde yaşadı. Bir uygarlık ve kültür değişimi üzerinde daha da hızlanan bir toplumsal çöküş ortamında yetişti. Yenilik hareketlerinin yarattığı tepkilerdin doğan kanlı olayları gördü. III. Selim döneminin sınırlı Batılılaşma eğilimlerini, II. Mahmud döneminin hem Doğu'ya hem de Batı'ya yönelişlerini, Abdülmecid'in toplu bir yenileşmeyi öngören Batıcılığını izledi. Kabakçı Mustafa Ayaklanması, III. Selim'in öldürülmesi, Alemdar olayı, Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması, Mehterhane'nin yerine kurulan Muzika-yı Hümayûn ile ilk resmi Batı müziği öğreniminin başlaması, Tanzimat Fermanı, yaşadığı yılların önemli olaylarıdır. Yaşama biçiminde, kültür ve sanatta görülen "yeni" ile "eski" "geleneksel" ile "yabancı" arasındaki çatışmaya bu değişme süreci yol açmıştır. Bunu izleyen iki yüzyılda Türkiye'nin müzik dünyasında baş gösteren ikilik, daha Dede'nin yaşadığı yıllarda bile büyük gerginlik yaratmıştı. Dönemin bu çelişkileri, huzursuzlukları onun müziğini etkilemiştir.



    İsmail Dede hem Mevlevi gelenekleri içinde yetişmişti, hem de bir saray adamıydı. Sanatı, Yenikapı Mevlevihanesi'nde ve sarayda bulduğu canlı müzik ortamı içinde gelişip olgunlaşmıştı. Öte yandan, bir kentli, İstanbullu bir halk adamı olarak İstanbul halkının eğlencelerine eşlik eden hafif müziğe de değer vermişti. Rumeli türkülerini, serhad havalarını öğrenmişti. Bestelediği köçekler, türküler, hafif şarkılar, saraydan çok, kentli halka seslenir. Birçoğu geniş bir dinleyici kesimine ulaşan parçalarıyla bir "kent müziği" yaratmıştır. Ancak, halk müziğine duyduğu ilgi yalnızca hafif parçalarda görülmez. Pek çok bestecide, halk müzik motiflerini birkaç form içinde yansıtmakla sınırlı kalan halk zevki, onun sanatının tümüne özgü bir nitelik olarak ortaya çıkar. Din dışı büyük formlardaki çeşitli yapıtların yanı sıra, Mevlevi ayinlerinde de halk ezgisi üslubuyla bestelenmiş bölümler vardır.



    Müziğin her türüne açık tutumunun bir ürünü olarak yapıtları, Türk müziğinin her düzeyde o güne kadar ki gelişiminin geniş ve yetkin bir özetidir. Itrî'den sonra gelen besteciler arasında hiçbirinin sanatı Dede'nin ki ölçüsünde toplayıcı değildir. O, gitgide gelişen teknik ustalığıyla Klasik üslubun bütün inceliklerini yansıtmıştır. Genel olarak Klasik üsluba bağlı kalmış olmakla birlikte, çağdaşlarında bulunmayan bir yenilik çabası da görülür. Sanatının ayrı bir yönü olan bu özellik, Klasik üslubu içerden değiştirmek isteyen bir anlayışın ürünüdür. Gerçi bu yenilik arayışı onunla başlamış değildir, daha öncekilerde de aynı doğrultuda bir çaba görülür; ama bu arayış Dede'de en ileri noktasına ulaşır.



    Yenilikleri, öncelikle melodi yapısında görülür. Dinsel ve din dışı müzik onda bir bütündür. Her iki türe özgü melodi çizgileri birçok yapıtında aynı cümle içinde birleşir. Müziğinin en etkili yanı, bu dengenin kuruluşundaki ustalıktan kaynaklanır. Türk müziğinde bir bestecinin kişiliğini, üslubunu ayırt etmekte en geçerli ölçütlerden biri sayılabilecek modülasyon (geçki) sanatında kendi tekniğinin ürünü olan büyük bir ustalık gösterir. Bu alandaki en önemli niteliği kalıplaşmış modülasyon yollarından kaçınmasıdır. İki makam arasındaki ortak sesleri bulmak için giriştiği hazırlığı dinleyiciye farkettirmeden, son derece şaşırtıcı, ama doğal bir biçimde makam değiştirir.



    Bestelerinde daha önce hiç uygulanmamış modülasyon örneklerinin sayısı az değildir. Bu makam çeşitliliğinin sağladığı hareketlilik içinde, melodilerindeki akışın yükseliş ve alçalışları müziğine kendiliğinden nüanslanmış bir anlatım kazandırır. Usullerin kullanımı ile güftenin usule uydurulmasına ilişkin yenilikleri de çarpıcıdır. Yerleşik kalıpları zorlayan bu tür yenilikleri yapıtlarına zenginlik katar. Yenilikçi yanı, duyarlık bakımından, Romantizme açık bir özellik gösterir. Klasik üslubun kişisel duyguya yer vermeyen mesafeli tavrından sıyrılma eğilimi, melodi çizgilerinde dile gelen Romantiklere özgü geçmişe özlem duygusu, halk zevkine yaklaşma çabası hep bu tür özelliklerdendir.



    Yenilikçiliğin bir başka yönü, Batı müziğiyle olan ilişkisindedir. Muzika-yı Hümayûn'un kuruluşuyla saraya giren İtalyan müziğini dinleme olanağı bulmuştur. Kulak gücüyle kavramaya çalıştığı Batı müziğinin etkisi bazı yapıtlarında, özellikle Rast Kâr-ı Nev'de -vals ritmini gelenekte bulunan üç zamanlı semai ölçüsüyle verdiği- "Yine bir gülnihal.." şarkısında açıkça olduğu görülür. Batı'nın çok sesliliğiyle ilgilenmemiş olduğu halde, bu müziğin melodi yapısını özümlemiş olması nedeniyle bu tür parçaları armonize edilebilir.



    Dede'nin sanatına çeşitli düzeylerde bakıldığında, birçok farklı öğeyi doğal bir uyum içinde kaynaştırdığı görülür. Yaşadığı dönemin karşıt yönlerinin onun sanatında bir uzlaşmaya vardığı söylenebilir. Müziği hem dünyasal, hem de dinsel ve mistiktir. Geleneklere bağlı olduğu ölçüde onları geliştiricidir de. Seçkinlere seslenirken halktan uzağa düşmez. Eski ile yeniyi yadırgamadan kaynaştırır. Sanatının özü, bu ikiliklerin uyumundadır. Yüz elli yıldan sonra da geniş bir dinleyici kesiminin duyarlığına seslenebilmesi, sadece sanat gücünün değil, aynı zamanda, eski zevki yeni zevke bağlayan bir köprü rolünü oynamış olmasının bir sonucudur. Bu niteliğiyle, Türk müziği tarihi açısından da büyük önem taşır.



    İsmail Dede gelenek içinde bireysel bir sese ulaşabilmiş bestecilerin başında yer alır. Bu yüzden üslubu "Dede Efendi tavrı" diye nitelendirilir. Klasik üsluba bağlı kendisinden sonraki bütün bestecileri etkilemiştir. Çeşitli kaynaklarda onun benzersiz bir naathan olduğuna değinilir. Bir hanende olarak da, Türk müziğinin kendisine ulaşan bütün ürünlerini öğrenmiştir. Öğrendiklerini öğrencilerine öğretmiş, onların öğrencileri de bunların önemli bir bölümünü notaya almışlardır. Böylece İsmail Dede klasik yapıtlar repertuarının bugüne ulaşmasında en eski kaynaklardan biri olmuştur. Ayrıca sultanîyegâh, neveser, sabâbuselik, hicazbuselik, arabankürdî makamlarını da o düzenlemiştir.



    Dede Efendi'nin hemen hemen her formda bestesi vardır. En güçlü yapıtarı sayılan Mevlevi ayinleri, müziğinin gelişimini ve niteliklerini daha belirgin biçimde yansıtması açısından da önemlidir. Her yapıtında sanatının ayrı bir özelliğiyle ortaya çıkar. Başka bestecilerinki gibi onun da pek çok yapıtı kaybolmuş ya da unutulmuşsa da, iki yüz yetmişten çok yapıtı aslına uygun bir biçimde günümüze ulaşmıştır. Bu onu klasik repertuarda en çok yapıtın bulunan besteci durumuna getirmiştir.



    YAPITLAR (başlıca): Ayin'ler, sabâ, nevâ, bestenigâr, sabâbuselik, hüzzam, ısfahan (kayıp), ferahfeza makamlarında; Takım'lar, sultanîyegâh, arazbar, bestenîgâr, nevâ, ırak, sabâbeselik, hicazbuselik, hisarbuselik, evcbuselik, rast-ı cedid, ferahfeza makamlarında; Takım'lar (Kömürcüzade Mehmed Efendi ile) neveser, pesendide, şevkefza makamlarında; Buselik Takım (Dellâlzade İsmail Efendi ile); Ferahnâk Takım (Şakir Ağa ile); Mâhûr Takım (Eyyubî Mehmed Bey ile); Rast Kâr-ı Natık, Rast Kâr-ı Nev; 70'e yakın Peşrev; k-âr, beste, ağır semai, yürük semai, şarkı, durak, tevşih, ilahi formlarında yapıtlar.

     resim istersen http://www.tuluyhanugurlu.com/picture/dede-r.jpg

  5. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    cold-m4
    cold-m4's avatar
    Kayıt Tarihi: 12/Temmuz/2007
    Erkek

    hocam valla netten bakıyorum da pek bişey bulamadım açıkçası. evet hammamizade diye de geçiyor, babasının hamamı varmış sonra onu satıp musikiye başlamış falan filan :) bunlar da aldığım son bilgiler :)

    ya elindeki parçaları paylaşsan tam süper olacak ben bulamadım, pek bulunmuyor bu tarz eserler nette :)

    en azından hicaz semai yi paylaşırsan da yeterli olabilitesi var :)

  6. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    BosphorusPasha
    BosphorusPasha's avatar
    Kayıt Tarihi: 30/Eylül/2007
    Erkek
    cold-m4 bunu yazdı:
    -----------------------------

    hocam valla netten bakıyorum da pek bişey bulamadım açıkçası. evet hammamizade diye de geçiyor, babasının hamamı varmış sonra onu satıp musikiye başlamış falan filan :) bunlar da aldığım son bilgiler :)

    ya elindeki parçaları paylaşsan tam süper olacak ben bulamadım, pek bulunmuyor bu tarz eserler nette :)

    en azından hicaz semai yi paylaşırsan da yeterli olabilitesi var :)


    -----------------------------

    hocam hicaz semai parça değil yalnız o makam :)

    yani şarkının hani makanda söylenmesi gerektiğini anlatır mesela segah dizilimi şöyledir sol-si  la-si-do-re-mi   re-mi-fa-sol-fa-mi-re    re-do-do-si-si   sol-si  gibi :)

    bu yapılır başında esrin sonradan ses bulunarak parça okunur öyle işte 

     

     

     

     

  7. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    cold-m4
    cold-m4's avatar
    Kayıt Tarihi: 12/Temmuz/2007
    Erkek

    pardon hocam cahilliğime ver :)

    Ey büt-i nev-edâ olmuşum müptelâ olanını demek istemiştim :)

  8. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    BosphorusPasha
    BosphorusPasha's avatar
    Kayıt Tarihi: 30/Eylül/2007
    Erkek
    cold-m4 bunu yazdı:
    -----------------------------

    pardon hocam cahilliğime ver :)

    Ey büt-i nev-edâ olmuşum müptelâ olanını demek istemiştim :)


    -----------------------------

    estağfirullah hocam da o eser bende yok maalesef :/ 

  9. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    By_Gizemli
    By_Gizemli's avatar
    Banlanmış Üye
    Üstün Hizmet Madalyası
    Kayıt Tarihi: 11/Nisan/2007
    Erkek



    Ismail Dede Efendi - Beste Itri-Rast Naat.mp3 (14,30 MB)
    Ismail Dede Efendi - Beste Tatar-Hüzzam Son Pesrev.mp3 (3,31 MB)
    Ismail Dede Efendi - Giris Taksimi.mp3 (1,88 MB)
    Ismail Dede Efendi - Hüzzam Ayin'i Serif I Selam.mp3 (9,55 MB)
    Ismail Dede Efendi - Hüzzam Ayin'i Serif II Selam.mp3 (5,66 MB)
    Ismail Dede Efendi - Hüzzam Ayin'i Serif III Selam.mp3 (11,42 MB)
    Ismail Dede Efendi - Hüzzam Ayin'i Serif IV Aelam.mp3 (2,32 MB)
    Ismail Dede Efendi - Hüzzam Pesrev.mp3 (6,53 MB)
    Ismail Dede Efendi - Hüzzam Taksim.mp3 (1,66 MB)
    Ismail Dede Efendi - Kur'an-i Kerim.mp3 (2,88 MB)
    Ismail Dede Efendi - Post Duasi.mp3 (3,63 MB)

    http://rapidshare.com/files/58996093/I_D_E_H_M_A_I_S_I_2007_.rar

    Veya

    http://download.uptal.com/-2007--Ismail-Dede-Efendi---Huzzam-Mevlevi-Ayin-i-Serif-i-rar-148 Direk Link bu haa :)


    --------------------------------------------------------------------


    İSMAİL DEDE EFENDİ 1



    01- Buselik peşrevi
    02- Zülfündedir benim baht-ı siyahım
    03- Yürük değirmenler gibi
    04- Ney taksimi (Kudsi Sezgin)
    05- Bir gonca-femin yaresi
    06- Nice bir aşkınla feryad
    07- Kemençe taksimi (Derya Türkan)
    08- Ey gonca dehen
    09- Yine zevrak-i derunum
    10- Kanun taksimi (Taner Sayacıoğlu)
    11- Bir dilber-i nadide
    12- Bu gece ben yine bülbülleri
    13- Tanbur taksimi ( Abdi Coşkun)
    14- Ey çeşm-i ahu
    15- Yine neşe-i muhabbet
    16- Aşkınla ben ey nazenin







    İSMAİL DEDE EFENDİ 2


    01- Rast peşrevi
    02- Gözümde daim hayal-i cana
    03- Görsem seni doyunca
    04- Dil bir güzele meyletti hele
    05- Yine bir gül nihal
    06- Ney taksimi (Kudsi Sezgin)
    07- Ağlatırlar güldürürler
    08- Gitti de gelmeyiverdi
    09- Karşıdan yar güle güle
    10- Sevdiceğim aşıkını ağlatır
    11- Kemençe taksimi (Derya Türkan)
    12- Mah yüzüne aşıkanım
    13- Ey büt-i nev eda
    14- Hicaz köçekçeler
    15- Nazlı nazlı sekip gider
    16- Bi-vefa bir çeşm-i bidad
    17- ud taksimi
    18- Yüzündür cihanı münevver eden
    19- Şu karşıki dağda bir yeşil çadır
    20- Ey gül-i bağ-ı eda
    21- Gönül durmaz su gibi
    22- Baharın zamanı geldi
    23- Benliyi aldım kaçaktan


    http://rapidshare.com/files/70070719/__304_S.D.E_1.rar
    http://rapidshare.com/files/69884529/__304_SMA__304_L_DEDE_EFEND__304__2.rar
    Rar şifre: mahoaga63


    Hayat Boş , Vur Göte Çoşşşş.
  10. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    BosphorusPasha
    BosphorusPasha's avatar
    Kayıt Tarihi: 30/Eylül/2007
    Erkek

    ohohhoooowwww süper :D

    bu arada bu gizemli her bi boka elimi sokuyo yaw :D 

  11. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    cold-m4
    cold-m4's avatar
    Kayıt Tarihi: 12/Temmuz/2007
    Erkek

    siyanojen hocam çok teşekkürler ilgin ve paylaştığın bilgiler için, gizemli aynı şekilde senin de klavyene sağlık :)

Toplam Hit: 7134 Toplam Mesaj: 12