Minik Çikolata

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    yellowstar
    yellowstar's avatar
    Kayıt Tarihi: 15/Haziran/2006
    Erkek
    Bülent, avucunu açmış kendisine doğru elini uzatan adama ters ters baktı.
    Elli yaşlarında gösteren adam, görmeye alıştığı hırpani kıyafetli dilencilere benzemiyordu. Üzerindeki giysiler eski fakat temizdi.
    Eli yüzü temiz ve sağlıklı görünüyordu. "Sapa sağlam adam gidip çalışacağına dileniyor, belki benden daha zengindir" diye düşündü. Zaten canı
    çok sıkkındı, birde sinirlenmişti.
    Alaycı bir ses tonuyla :
    - Ekmek parası mı istiyorsun ? diye sordu.
    - Hayır çikolata parası lazım!
    Bülent'in kızgınlığı şaşkınlığa döndü. Espri yeteneği
    olan dilencinin hali de başka oluyor diye düşündü.

    - Niye siz ekmek bulamayınca çikolata mı yiyorsunuz?

    - Hayır. Ekmek bulamadığımız günler genellikle bulgur pilavı yeriz, onu da bulamadıysak aç yatarız.

    Bülent adamın ciddi mi konuştuğunu yoksa dalga mı geçtiğini anlayamamıştı.

    - Bu gün karnınız doydu üstüne tatlı mı istedi canınız?

    - Fakirin canı mı olur ki, tatlı istesin beyim.

    - Bu bir kamera şakası mı yoksa sen iş bulamamış stendapçı mısın?

    - Hiçbiri değil. Sadece fakirim. Bugün karımın doğum günü, ona çikolata götürmek istiyorum.

    - Doğum gününde yaş pasta alınır bildiğim kadarıyla.

    - O bizim için değil zenginler için. Otuz yıllık evliliğimiz boyunca ona bir kez bile yaş pasta alamadım. Ama her doğum gününde mutlaka
    çikolata götürdüm. Çikolatayı çok sever.

    Adamın söyledikleri Bülent'in dikkatini çekmişti. O akşam karısıyla kavga etmiş, kapıyı çarpıp kendini sokağa atmıştı. Arabasına da
    binmemiş sahile kadar yürümüştü. Denizi seyretmek de onu rahatlatmamıştı .. Oysa eskiden denizi seyrederken çok rahatlardı. Dalgalar sıkıntısını alıp
    götürürdü. Fakat karısının evde ağlıyor olduğunu bildiği için olsa gerek, hiçbir şey onu rahatlatmıyordu. Dilenciyle konuşurken biraz kafası dağılmıştı. "Acaba
    söyledikleri gerçek mi, yoksa uyduruyor mu" diye düşündü.

    - Cebinde bir çikolata alacak para yok mu şimdi?

    Bülent'in sorusu üzerine adam ceplerini boşalttı, bir nüfus cüzdanından başka bir şey çıkmadı.

    - Ben dilenci değilim. İşim yok. Günlük çalışırım, ne iş bulursam yaparım. Fakat bu gün bütün gün iş aradım, aksilik bu ya,
    hiçbir iş bulamadım. Bülent oturduğu bankı işaret ederek yer gösterdi.

    - Oturun biraz dertleşelim bari, dedi.

    Adam çekingen çekingen oturdu yanına.

    - Yokmu eşin dostun, borç alacak akraban?

    - Fakirin akrabaları da fakir olur beyim. Bulurlarsa kendi karınlarını doyururlar.

    - Dilenecek kadar çok mu seviyorsun karını ?

    - Hem de çok seviyorum. Otuz yılımı aydınlattı o benim.

    - Hımmmm. Aşk hem de otuz yıl süren aşk. Hayret doğrusu! Aşkın ömrü en fazla üç yıl diyorlar oysa. Sen otuz yıldan bahsediyorsun.

    - Evet. Geçen yıllar sevgimi azaltmadığı gibi artırdı.

    - Söyle o zaman nedir evlilikte mutluluğun sırrı? Söylediklerine bakılırsa sen mutluluğun formülünü bulmuş gibisin.

    - Ben ilkokulu bile bitirmedim. Öyle formül falan bilmem.

    - Formül dediysem kimya formülü sormuyorum canım. Bende altı yıllık evliyim. Sevdiğim kadınla evlendim, fakat mutlu değilim. Sürekli kavga ediyoruz.

    Daha iki saat önce kapıyı çarptım çıktım. Evimiz, arabamız, işimiz, gücümüz, her şeyimiz var, ama mutlu değiliz. Senin hiçbir şeyin yok, ama mutlusun. Para mı acaba bizi mutsuz eden?

    - Hiçbir şeyim yok mu? Hayır benim her şeyim var. Benim karım her şeyim. Sevgilim, eşim, arkadaşım, hayat yoldaşım. Hayatımı paylaştığım insandan daha değerli ve daha önemli ne olabilir ki dünyada? Sizin ev, araba, iş diye her şey dediğiniz şeylerdir aslında hiçbir şey olan.

    - Öyle deme, şu kadar varlığın içinde bile karım her şeyden şikayet ediyor. Bir de fakir olsam kim bilir ne olur?

    - Altın tasın, kan kusana faydası yoktur beyim. Sen kadın ruhunu hiç anlamamışsın. Hiçbir kadın iyi bir evde oturduğu, hergün
    çeşit çeşit yiyecekler yediği için mutlu olmaz. Bir kadın, kocasının her şeyi olduğunu bildiğinde ancak mutlu olur.

    - Sizin mutluluğunuzun sırrı bumu ?

    - Olabilir. Ben karıma değerli şeyler alamıyorum ama ona benim için ne kadar değerli olduğunu hissettiriyorum. O da çok mutlu oluyor.

    - Bir kadına değerli olduğunu nasıl hissettirilir?

    - Küçük kızı severek.

    - Küçük kız mı ? Hangi küçük kız ?

    - Yaşı kaç olursa olsun her kadının içinde hiç büyümeyen bir küçük kız vardır. O kızı ne kadar çok sever, ne kadar çok mutu edersen, o
    kadınıda o kadar mutlu edersin.

    - Nasıl yani ?

    - Küçük kız neleri sever, nelerden hoşlanır bir düşünün. Küçük kızlar hep beğenilmek, ilgi görmek isterler. Güzel olduklarını duymaya
    bayılırlar.
    Kendilerine prensesmiş gibi davranılmasını beklerler. Küçük kızlar hep prenses olmayı hayal ederler. Sürprizlerden hoşlanırlar. Biraz
    şımartılmak isterler. Sevilmek ve sevildiklerini hep duymak isterler. İltifata doymaz küçük kızlar. Öyle değil mi?

    - Haklısın. Benim dört yaşımda bir kızım var. Adı Aylin. Her akşam boynuma sarılır "babacığım beni ne kadar seviyorsun?" diye sorar.
    Giysisini değiştirdiği zaman etrafımda "Baba güzel olmuş muyum?" diye sorar durur. Güzelsin demem de yetmez ona. " Harikasın prenses gibi
    olmuşsun" demeliyim. Dünyanın en güzel kızı demeliyim.

    - İşte kadınlar bir ömür boyu bunu duymak isterler. Ben elli yaşındaki karıma böyle davranıyorum. Ömrümüz olurda seksen, doksan yıl
    da yaşarsak ben ona böyle davranmaya devam edeceğim. Ona "bebeğim" diye hitap ediyorum çok hoşuna gidiyor. "Bebeğim bana
    bir çay yapar mısın?" dediğimde çay yapmak için nasıl koşturduğunu görmelisiniz.

    - Hiç kavga etmez misiniz siz?

    - Kavga evliliğin tadı tuzu. Arada biz de tartışırız. Küsüp barışmanın tadı ayrıdır. Benim karım bir keçi kadar inatçıdır. Onunla barışmak için
    uğraşmak ayrı bir keyif verir bana.

    - Benim eşim çok ciddi kadındır. Hiç küçük kız havası yok onda. - Küçük kızlar büyüdükleri zaman artık sevgi, ilgi istemeye
    utanırlar.En ciddi yada en yaşlı kadının bile o küçük kız mutlaka vardır. Yeter ki sen o tatlı kızı sevindirmeyi, mutlu etmeyi bil. Ve o küçük kızı
    asla aldatma. Yoksa bir daha sana güvenmez ve ne yaparsan yap hep kuşkuyla bakar. Küçük kızlar hem çabuk mutlu olurlar hem de çabuk
    kırılırlar. Çok narindir onlar. Hoyrat elleri sevmezler. Yumuşak dokunuşları severler.
    - Bu tavsiyeni deneyeceğim. Fakat her zaman yapabilir miyim bilmiyorum. Bazen işlerim çok yoğun oluyor o zaman eve çok yorgun gidiyorum.

    - Bu sadece bir bahane. O küçük kızı mutlu etmek dünyanın en kolay işi. Çoğu zaman birkaç tatlı söz yeterli olur. Sen o küçük kızı
    mutlu ettiğinde karşılığını fazlasıyla alırsın. Artık o seni rahat ettirmek için elinden gelen gayreti gösterir. Karısı mutlu olmayan erkek mutlu olamaz. Mutlu olmak isteyen erkek önce hayat arkadaşını mutlu etmelidir. Düşünsene somurtkan, mutsuz, sürekli söylenen biriyle yolculuğa çıksan ne kadar mutlu olabilirsin.

    - Haklısında bende bütün gün ailem için çalışıp yoruluyorum.
    - Yine para, yine dış sebepler. Evet para önemli ve gerekli ama kadınlar para için erkekleri sevmezler. Para geçici mutluluklar verir.
    Kadınlar hediye almayı severler. Paran varsa hediye al tabi. Ama hediyeyle mutlu olmasını bekleme. Hediyenin yanına sevgini katmazsan
    hediyenin bir anlamı yoktur. Benim hiçbir zaman çok param olmadı. Günlük kazandım günlük yedik. Bazen aç kaldığımız günler oldu.
    Hiçbir zaman karımın kulaklarına altın küpe takamadım ama her zaman aşk sözleri fısıldadım. Hiçbir zaman boynuna pırlanta gerdanlık
    alamadım ama hep öpücüklerle sevdim boynunu. Hiçbir zaman ona ipek elbiseler giydiremedim ama kendi bedenimle ipek elbise gibi yumuşacık sardım
    bedenini ve mutlu ettim onu.

    Adam ayağa kalktı.

    - Bana müsaade, artık gitmeliyim, karım merak eder. Sende git evine küçük kızın gönlünü al, belki o küçük kız şimdi evde ağlayıp duruyordur.

    - Bülent de ayağa kalktı. Kuvvetlice elini sıktı.

    - Sizi tanıdığıma çok memnun oldum.

    Elini bıraktı koluna girdi. Yolun karşısındaki pastaneyi gösterdi.

    - Hadi gel eşin için şuradan çikolatalı pasta alalım, dedi.

    Pastayı aldılar. Adam hayatında ilk defa karısına yaş pasta götürmenin mutluluğuyla, bin bir teşekkür ederek evginin yolunu tuttu. Bülent de pastanenin
    yanındaki manavdan karısının en sevdiği meyvelerden aldı.

    Evine geldiğinde karısı şişmiş gözlerle mutfak masasında oturmuş su içiyordu. Bülent hiç konuşmadan meyveleri büyükçe bir tabağa döküp
    yıkadı., sonra eşinin önüne koydu.

    - Bunlar dünyanın en şanslı meyveleri, dedi.

    İnci hiç konuşmadı.

    - Sorsana "niye" diye.

    İnci kızgın kızgın:

    - Niye? Diye sordu.

    - Çünkü dünyanın en güzel ve en tatlı kadının midesine gidecek, dedi gayet ciddi bir ses tonuyla. İnci şaşırmıştı. Bir anda yüzünün ifadesi yumuşamıştı.

    - Bunlar senin sevdiğin meyveler, senin için aldım.

    - Hayret bir şey! Her zaman kendi sevdiğin meyveleri alırdın.
    Benim hangi meyveleri sevdiğimi iyi hatırlamışsın. Aslında bu beklediğim istediğim bir şeydi. "bak senin sevdiğin meyveleri aldım"
    Ama şimdi kıymeti yok. Çünkü sana çok kırgınım, meyve alarak gönlümü alamazsın.

    - Özür dilerim seni kırdığım için.

    Sonra Bülent yere diz çöktü.

    - Cezam neyse razıyım. Ama bir tek şey istiyorum senden. Seni delice seven bu adamı senden mahrum etme.

    - Bülent yere çömelmiş, boynu bükük bir vaziyette çok komik görünüyordu.

    İnci kıkır kıkır gülmeye başladı.

    - Affetmek o kadar kolay değil. Bakalım hangi cezalara katlanabileceksin, dedi.

    Bülent işte o zaman ona muzip muzip bakan eşinin içinde sakladığı küçük kızı gördü. Bundan sonra her şey daha farklı olacak diye düşündü.
  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Criminal
    Criminal's avatar
    Üstün Hizmet Madalyası
    Kayıt Tarihi: 25/Temmuz/2002
    Erkek

    güzel ve tespitleri açısından gerçeğe yakın bir hikaye...


    Gerçeğe yakın olup olmadığını deneyerek tespit edebilirsiniz ;)


    (Daimi imza : Yokluğun cehennemin öbür adıdır, üşüyorum kapama gözlerini.)
  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Bokee
    Bokee's avatar
    Kayıt Tarihi: 27/Aralık/2005
    Erkek
    Etkiliyici bir hikaye, beğendim...
  4. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    MaxDreameR
    MaxDreameR's avatar
    Kayıt Tarihi: 14/Haziran/2006
    Erkek
    eett süper bi hikaye,hikayeden öte gerçek yane.. en azından bence.. saol paylaştınn için

    " ' "
  5. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    gencprens
    gencprens's avatar
    Kayıt Tarihi: 14/Haziran/2006
    Erkek
    güzell hikaye sıkılmadann okudumm paylaşım için teşekkür :)

    Dünya hayatı kırlmaya mahkum şişeler hükmündedir...
  6. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    PeTaL
    PeTaL's avatar
    Kayıt Tarihi: 01/Ağustos/2006
    Dişi

    cok 'tatlı' bi hikayemiş=))


    rüyaları gerceklestirmenin en guzel yolu uyanmaktır
  7. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    pesimistzombie
    pesimistzombie's avatar
    Kayıt Tarihi: 14/Haziran/2006
    Erkek
    hikaye güzelde.. sadece güzel.. eski sevgilim için ne istiyosa hasta olduğum halde yaptım.. hediyeler aldım.. güzel sözleri dilimden eksik etmedim.. onu korudum kolladım.. önünde diz çöküp kulu kölesi oldum.. hikayeye göre içindeki ufak kızı mutlu ettim.. ama ne oldu??? bir gün hasta olduğum için onunla dışarı çıkıp onun için şişkin bir hesap ödeyemedim.. bir gün farklı şehire gittiğim için doğum gününe katılamadım ve yolda ona layık olabilecek bi hediye bulamadığım için hediye alamadım o an... sonuç? .. ne yaparsam yapayım tekmeyi yedim.. işte bu yüzden yukardaki sadece "hikaye"

    :|
  8. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    karizmatrixxx
    karizmatrixxx's avatar
    Kayıt Tarihi: 27/Ağustos/2005
    Erkek
    bence çoğu bayana şımartılma iyi gelmiyor bezen kendi başına brakıp bazışeyleri tartmasını sağlıyıcaksın...

    World is a freak show
  9. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    ebmarteu
    ebmarteu's avatar
    Kayıt Tarihi: 07/Eylül/2005
    Erkek

    Kanqa kizlara asla ama asla yuz vermiyeceksin. Yuz verdigin an kendilerini bi pok sanarlar. Benimde zamaninda deger verdigim bi kiz vardi, sonuc olarak fazla yuz gorunce kendini bi pok sandi basti tekmeyi, Atalarimizin dedigi bir atasozune gore kadinlar aksamleyin bir delik verirler, sabahleyin bin delik acarlar =))


    **EbMaRtEu**
  10. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Çömez
    underzero
    underzero's avatar
    Üstün Hizmet Madalyası
    Kayıt Tarihi: 20/Ocak/2003
    Erkek

    daha once okumustum guzel hikaye. kadinlar simartilmayi severler. ama cok simartmak pek iyi sonuclar dogurmaz.


    pist bak bi ! - Ban Golu Canavari
  11. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    amele_2
    amele_2's avatar
    Kayıt Tarihi: 01/Eylül/2005
    Erkek
    Geçen gün Ömer Köroğlundan dinlemiştim
    gerçekten güzel.

    Ardından yüz köpek havlamayan kurt, kurt sayılmaz..
Toplam Hit: 1845 Toplam Mesaj: 12