Son
-
Tramvayın kulak tırmalayan gıcırtısı kendime getirdi beni. Elimde hüzün yüklü iki valiz ve avuçlarımda avuçların var sadece. Dur, bir sonraki ile gideriz. Bu kendimi kaçıncı kandırışım? Bu seni bırakmak istemediğim için uydurduğum kaçıncı yalan? Gittiğin ilk akşam içimdeki kara delikten atlayıp son verebilirdim hayatıma, hasretinle yaşamaya cesaret etmeseydim. En fiyakalısından intiharlar tasarladım acılarıma; en yüksek viyadüke bağlayıp urganı geçirecektim boğazıma ve geride ‘çok acıyordu, dayanamadım’ yazılı sahte bir veda mektubu bulunana kadar sallanacaktım ibret-î âlem olsun diye ama soğuk bir odada tavla oynamakla meşgul olmalıyım. Bitirdiğim kitapları birde tersinden okuyarak gizemli ve psikoz belirtisi sonuçlar çıkarmalıyım, belki ismini oluşturan harfler yan yana gelir diye. Şeş kapısı kapalı iki pulla. Zaten en gereksiz zamanlarda düşeş atar hayat ve senin attığın zarlar hep yektir, tektir…
Saçma sapan bir şey olsa şimdi. İsrafil sura üflese, yolunu kaybetmiş uzaylılar Hollywood setinden kaçıp dünyayı işgal etse ya da Tanrıcılık oynamaktan sıkılsa Tanrı ve küçük çocuğun kumdan kalesini yıktığı gibi yıksa evrenini ama sen gitmesen…
Bindiğimiz metal yığını farkında her şeyin. Anons yapan kızcağız bile. Bu yüzden ayak sürüyerek gidiyoruz otogara. Seni benle kavuşturan ve ayıracak olan beton yığınına. İçinden geçtiğimiz şehir vedalaşıyormuş, sen göğsümde ağlıyormuşsun veya bir sonra ki durakta Azrail binecekmiş. Hepsi aynı şey artık.
Arkandan güle güle demedim. Yalan söylemezdim sana. Senin gülerek gidemeyeceğin ağlayarak üstüme sinen fondöteninden yeterince anlaşılıyor ve bir gün, bir daha dönmemek üzere geldiğinde hoş geldin de demeyeceğim çünkü zaten bendesin…
Bileğine taktığım siyah-beyaz bileklikti tek varlığım. Artık sende kalsın. Çünkü bende Beşiktaş büyüklüğünde bir sevda büyütüyorum sana. İyi günde de kötü günde de ‘Varım ulan’ diye haykıracak kadar özgür ve asi…
O günün gelip de dönmeyeceğin günü düşünüyorum, Porsuk Çayının kenarında bana söz verdiğin yerde seni bekliyorum…
Saygılarımla
http://www.depresifkalem.com/karalamalar/son-2/
-
ilk yorum benim =) her zamanki gibi mükemmelsin :) EDİT : bu arada kitap basımı noldu hocam ?
-
hoja yazılarını hep takip ederim.. mükemmel mükemmel mükemmel olmuş hakkaten... yüreğine sağlık
-
oy oy gene yüreğin we kalemin harp yapmış ellerine sağlık
-
gene iyisin abii =)
Kitap basımını soran müritler olmuş hesap yaptık ettik bir türlü kalkamadık altından zaten kar etmek için yapmıoduk amacebimizden korkunç para çıkıcaktı yapamadık :S
-
hocam yine mükemmel yine , ellerine sağlık ...
-
Haydarpaşa Kütahya tren rayları arasında hüzün yüklü vedalara tanıklık eden bir göçebe olarak tırmalandım.Muntazam..
-
Beklemelerin yorgun düştüğü zamanlar da, ve özlemler çoğaldıkça daha da güzel yazıyor insan..gerçekten çok güzel yazmışsın bi parça da eski kendimi buldum sanki...takipteyim yazılarını :)
-
burada yapıla yorumlar yapıcı değil. kimse profesyonel olarak edebiyatla uğraşmadığı için sadece beğenisini dile getirmiş. bu gayet doğal. ben de profesyonel değilim. söylemek istediğim: yorumlara aldanıp gaza gelme. iyi yazıyorsun; ama bu yazılarını daha farklı mecralarda(bu işe profesyonelce emek veren)paylaşmalısın. anca onların yorumları senin gelişimine katkıda bulunabilir.
-
biraz uzun, gece Moda girince okurum.
-
Dert söyletir insanı
