

12 Eylül Öncesi Ve Sonrası,Getirisi-Götürüsü (Diğer Konudan Farklı)
-
Diğer konuyu açan arkadas benden önce davranmış :) Bende az evvel bir yazı bitirdim,bu konunun aslında ne kadar önemli olduğunu paylaşabilmek için...
Yazı tamamen bana ait ve her türlü görüş ve eleştiriyede açıktır :)12 Eylül ‘ü Yargılamak Ne Demek?
Anarşizmin gölgesinde kalan belirsiz ve istikrarsız bir sivil yönetimin başına inen en büyük balyoz 12 darbesi olmuştur Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca…İrtica,Anarşizm ve Marksist ideolojiyle; komünist yönetim haykırışları karma karışık biçimde yükseliyordu. Ön cephede solcu kimliğinde bölücü kesim ve bunların eylemlerinin yamandığı aydın Türk solcuları,arkada cumhuriyeti 60 yıldır sindiremeyen hilafet yalakası irticacı yobazlar,softalar…
Ve arada kalan Türk Silahlı Kuvvetleri. Sivil yönetimlerin ülke yönetiminden doğan güçlerini suistimal edişleri tarihimiz boyunca hep süre gelmiştir.Menderes hükümetinin yaptıkları,Erim yönetiminin sol kesime olan büyük nefreti ve tarihi kararları sivil hükümetlerin yönetimde ikiliği çok belli biçimde kamuoyuna yansıtmıştır.Bunun yanı sıra Anayasa ihlalleri ve ihanetlerde bir başka zaaf sayılabilecek konulardır…
Artık iplerin gerildiği noktada,sivil yönetimin tüm yetkileri doğal olarak,Atatürk’ün ‘Cumhuriyetin yılmaz bekçileri’dediği Türk Silahlı Kuvvetlerine geçmesi,sizce de ülkenin istikbali için bir gerekçe değil midir?
Hangi çelişkilerle dolu bir sivil yönetim uzlaşıya yanaşır ki diyalog yoluyla? Yolsuzluğu ve ülkedeki sebep olduğu yoksulluğu hangi sivil hükümet bu güne kadar ‘Bunu ben yaptım kabul ediyorum!’ diyebildi ki?Bunca sorun ve başta Atatürk ilkelerinin tehlike altına girmesi nedeniyle, 1960 ve 1980 İhtilal leri yapılmadı mı?
Türk Soluna ‘Bölücü’ sıfatının yamanması da bu senelerdeki olaylardan sonra oldu.Yakalanan onbinlerce insan içindeki asıl bölücü kesimin yanı sıra kendi ideallerine bağlı sağlam solcu kimliğine bağlı aydınlarımızda karalandı.12 Eylül darbesine ‘Faşist Darbesi’ yakıştırılmaya çalışılıyor son 5 yıldır. Kenan Evren’in askerlik hayatından sonraki siyasi tutumu bir yana kalsın,zamanın Genel Kurmay başkanı olması,onun ideoloji ve görüşünü tamamen Türk Silahlı Kuvvetlerine mâl edilemesine sebep olamaz! Çünkü; Türk Silahlı Kuvvetkleri’nin temelinde sağ veya sol görüşe dayalı bir ideoloji değil, şartsız bir Atatürk ilkelerine bağlılık vardır.Bu yüzden darbeyi ‘Faşist’ darbe olarak adlandırmak,cahillikden başka bir şey değildir.Dikkat edilmeledir ki; sonrasında gelen siyasi yasaklarda İmralı’da sürgüne giden sivil siyaset adamları sol ve sağ’ın merkezinde olan kişilerdi. Sivil siyasete ordunun alet edilmesi,bu tarihi olayda da gerçekleştirilmiştir maalesef. Bu Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yıpratmak amaçlı bir eylemden ibarettir.
12 Eylül’ü yargılayalım diyenlerin günümüzdeki kimliklerine bakıldığında; Demokrasi kalkanına sığınıp başta sol içinde yuvalanmış bölücü grupların önde gelenlerini olduğunu görüyoruz.
İnsan hakları,demokrasi anlayışı,sivil örgütleşme her zaman bu gizli bölücülerin kalkanı olmuştur.Amaç ise gün gibi ortadadır.Türk Silahlı Kuvvetleri biliniyor ki; sadece dış güçlerce değil iç mihraklarca da yıldırılmaya çalışılıyor. 12 Eylül emin olunmadır ki; Türkiye Cumhuriyeti’nin can sibobu olmuştur. Kimileri ölenlerin hesabını sormak isteyecektir. Darbe öncesinde başta öğrenci eylemlerinde ön sayfalara kaynayan bölücüler,tabandan siyasi bir istismara başlamışlar ve öğrencileride Türk Silahlı Kuvvetlerine düşman etmeye çalışmıştır.Fişlenen yüzbinlerce insanda,zamanın eylemlerine katılanlardan başkaları değillerdir.Türk siyaseti iki yüzlülüğü sayesinde,gençlerini bile hangi safta tutacaklarına karar verememişlerdir. ‘Kuru yanında yaşda yanar!’ sözü,zamanın fişlenme olaylarına verilecek en güzel tarihi sözdür belkide…Peki ölenler?
Devrimi; silahla,çetecilikle yapmak isteyenlerden başkaları değillerdi. Devrimi, Küba devrimine benzetmek isteyenlerin maceraları,Türk Silahlı Kuvvetlerinin gücünü göz ardı etmeleri,silahla gelecek devrimin ucuz bir macera olduğunu göstermektedir.
Sol’un en büyük açığı,içindeki bölünmeleri durduramamasıdır. Sosyalist yapısını,onlarca siyasi oluşuma bölmesi,bölünmesi en büyük darbe olmuştur.12 Eylül’den en çok zararı görende bu yüzden solcu kesim olmuştur…
12 Eylül’ü şimdilerde yargılamak isteyenlerin diretmesiyle bu işe alet olan zamanın öldürülen solcuların yakınları da,bu ulusal ihanete alet edilmektedirler…Peki darbeye 10 yıl geriye mi gittik?
Bunu ekonomik açıdan baktığımızda kesin olarak görebiliriz…Dövizin ve yabancı malların yasaklanmasından dolayı ekonomik bakımdan Türkiye’nin gerilemesi, 12 Eylül düşmanlarının en büyük silahı olmuştur 1980 yılından bu yana.. Peki birde şu açıdan bakalım?
Darbe olmadı,ülke kaosa sürüklendi,siyasi gruplaşmalar kamuoyuna yansıdı ve etnik gruplarda dahil bölgesel ayrılımlar gerçekleştir. Otoritenin gücü zayıfladı, derebeylik hortladı ve Türkiye Cumhuriyeti topraklarında her kafadan bir ses çıktı ve sonumuz SSCB yada Çekoslavakya yada Yugoslavya gibi oldu…! O zaman kaç yıl geriye gideriz???
12 Eylül,ülkede yargılanacak en son oluşum dahi değildir.Sivil yönetimin o kadar çok yargılanacak yönü var ki; Refah Partisi kadrolarının yaptıklarını saymak dahi sayfaları bulur…
İşte kısaca 12 Eylül’ün günümüzdeki yansıması,neden gerektiği,neleri getirip neleri götürdüğü bunlardan ibarettir..!------------------------------------------------------------------------------------------
Dalga geçmek isteyenlerin yeri burası olmamalı...
Saygılar..! -
Çok güzel yorumlamışsın ama ölenlerin çoğunun işkence görenlerin çoğunun bölücü olduğunu söylemişsin ne alakası var?
Çoğu ölenlerin arasında Gerçek Kemalistler vardı...
Neyse şu anda fazla bişi yazamıyom kardeş senle bu konuyu sonra detaylı tartışırız..
-
güsel yazı ak
-
güzel bir yazı olmuş gerçekleri kısa ve öz olarak toparlamışsın ister sag ister sol görüşlü olalım ama bu ülkenin bölünmezliğini ve bütünlüğünü korumuk için bir birimize hoş görü gösterelim 80 de olduğu gibi bir birimize düşman olmayalım tsk yı yıpratıp bizi bölmek isteyen iç ve dış güçlere fırsat vermeyelim 80 de o kadar çok insan hayatını kaybettiki kimileri asıldı kimileri sokak aralarında kimileride polis sorgusunda işkenceyle öldü hepsi suçlumuydu hayır
- 650.000 kişi göz altına alındı
- 1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
- Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
- 7 bin kişi için idam cezası istendi.
- 517 kişiye idam cezası verildi.
- Haklarında idam cezası verilenlerden 50'si asıldı (26 siyasi suçlu, 23 adli suçlu, 1'i Asala militanı).
- İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis'e gönderildi.
- 71 bin kişi TCK'nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı.
- 98 bin 404 kişi örgüt üyesi olmak suçundan yargılandı.
- 388 bin kişiye pasaport verilmedi.
- 30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı.
- 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.
- 30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti.
- 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
- 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi.
- 937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı.
- 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.
- 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.
- 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.
- Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
- 31 gazeteci cezaevine girdi.
- 300 gazeteci saldırıya uğradı.
- 3 gazeteci silahla öldürüldü.
- Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.
- 13 büyük gazete için 303 dava açıldı.
- 39 ton gazete ve dergi imha edildi.
- Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.
- 144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
- 14 kişi açlık grevinde öldü.
- 16 kişi kaçarken vuruldu.
- 95 kişi çatışmada öldü.
- 73 kişiye doğal ölüm raporu verildi.
- 43 kişinin intihar ettiği bildirildi.
-
xursi bunu yazdı:
-----------------------------Çok güzel yorumlamışsın ama ölenlerin çoğunun işkence görenlerin çoğunun bölücü olduğunu söylemişsin ne alakası var?
Çoğu ölenlerin arasında Gerçek Kemalistler vardı...
Neyse şu anda fazla bişi yazamıyom kardeş senle bu konuyu sonra detaylı tartışırız..
-----------------------------
Dikkatli okumadın heralde kardeşim, işkence görenler bölücülerdi sadece demedim,aralarında bölücü olduğundan onlarda bu zulmü gördü dedim !
Gerçek kemalistlerin olduğunu biliyorum,işte buda zamanın Sol'unun en büyük açığıydı onu anlatmak da istedim...!!
eleştirileriniz ve görüşleriniz için teşekkür ederim arkadaslar.. -
O kargaşanın içinde kurunun yanında yaşında yanması normaldir.Suçu olmayan insanlar kendi kabuklarına çekilerek o kesimlerden uzak dursalar başlarına birşey gelmezdi.Gider sağcıların solcuların cirit attığı mekanlarda takılırsan orada basarlar.Sonra nasıl hesap verirsen ver.Yargılanacak onbinlerce insan var.Herkese detaylı bir şekilde bakamazlar.Ayrıca o işkence gören şahıslarda durduk yere işkence gören insanlar değil.Zafer işareti yaparak polise,askere zorluk çıkartarak "yaşasın solcu/sağcı bilmemne birliği" diye bağırarak dayılanan insanlar.
-
Türkiyede darbelerin oluş sebeplerininen büyüğü demokrasi denileno illet şeyin tam olarak oturmamış olmasıdır. Darbeleri kimse burda kalkıp da savunacak değildir heralde. Türkiye bu kısacık ömründe 2 tane ağır darbe gördü ve acısını hala üstünden atamadı. 60 darbesi gereksiz bir darbeydi herşey şeçimle yolunu bulucaktı. Yetmedi 12 eylül oldu. O zaman konulan yasaşar hala başa bela görünüyor. Evren sadece kendisini değil de biraz da milleti düşünseydi çok daha farklı olabilird.
12 eylül olduktan sonra ABD başkanının söylediği sözleri de unutmayın : Demek bizim çocuklar başa geldi !! MEraklısına Kaynak : Sivil örümceğin Ağında (Mustafa Yıldırım)
Türkiyede demokrasi sadece lafdan ibaret bir kavramdır. Demokrasinin oturması için daha yüzyılar boyu beklememiz gerekir ki bu da şu ortam da bile kısa bir süre gbi görünüyor.
Ama fikirlerini böyle güzel bir şekilde paylaştığın için tebrik ederim.