Abd‘Nin Demokrasiye Karşı Savaşı
-
Son 8 yılda yapılmış olan 10 demokratik seçimi de kazanmış olan Venezüella’nın Devlet Başkanı Hugo Chavez, demokrasinin yalnız sandıkta oy vermekle gerçekleşemeyeceğini biliyor ve şöyle diyor:
“Herkesin eşit koşullarda katılım sağladığı, hiç kimsenin dışlanmadığı, fakirliğin ortadan kaldırıldığı ve insani değerlerin en üstün tutulduğu toplumlarda demokrasi hayata geçirilebilir.”
Hugo Chavez, ülkenin yeraltı ve yer üstü servetinin bir avuç çerez parası karşılığı, başta Amerikalılar olmak üzere yabancılara devredilmesi anlamına gelen Özelleştirmeye, dur dedi! Ülkenin zengin petrol kaynaklarının yönetim ve denetimini ele aldı. Venezüella halkına sağlık hizmetlerini ve eğitimi ücretsiz verdi. Yoksul ev kadınlarına da işçilere ödediği ücreti ödedi.
Kendi kişisel çıkarlarını, ABD’nin çıkarlarıyla özdeşleştirmiş olan Venezüella’nın bir avuç seçkini, Hugo Chavez’e karşı ayaklandılar.
Arkalarında, tüm gücüyle ABD bulunmaktaydı. ABD’nin ünlü, Ulusal Demokrasi Vakfı (National Endowment for Democracy) , demokratik yöntemlerle seçilmiş Hugo Chavez ve hükümetini devirmek için milyonlarca doları Venezüella’daki işbirlikçilere akıttı.
ABD’den bol miktarda hibe alan devşirilmiş Venezüella medyası saldırıya geçti.
İşbirlikçilerin bir televizyon kanalındaki yorumcusu, izleyicilere şunu soruyordu:
“Sizce Devlet Başkanı Chavez deli mi?”
Aynı türden başka bir kanalda, kadın programcı şu yargıda bulunuyordu:
“Hepimizin bir geçiş dönemini başlatmayı tartışmaya açma zamanı gelmiştir, elbette Chavez’siz bir dönemi!”
Ülkedeki satılmış televizyon kanallarında her gün Chavez’e türlü hakaretler serbestçe yağdırılıp, halk kışkırtılırken, ABD sözcüleri Chavez’i, ülkede sansür uygulamakla suçluyor, tüm dünyaya bu yalan haberi yayıyordu.
Sonunda ABD’nin isteği oldu, 11 Nisan 2002 günü, ABD’den bol para almış Truva Atları, bir bölüm kandırılmış halkı sokağa döktü ve arkasından bir darbeyle Chavez teslim alınıp konutundan kaçırıldı. Yerine, ABD’nin has uşaklarından bir işadamı devlet başkanı ilân edildi.
Ancak ne ABD’nin ne de işbirlikçilerin hiç beklemediği bir olay oldu. Yüz binlerce Venezüellalı evlerinden çıktı, sokaklara taştı, devlet başkanının köşkünü sardı, Devlet Başkanımız Chavez’i geri istiyoruz diye haykırdı!
ABD’nin milyonlarca dolar akıtarak desteklediği darbe, sadece 48 saat sürebilmişti. ABD uşakları Washington’a kaçtı, Chavez geri döndü.
Bakın, Hugo Chavez ne kadar açık yüreklilikle konuşuyor:
“İnanın, ABD imparatorluğu ile çatışmamak için elden gelen tüm çabayı gösterdik, ama çatışma kaçınılmaz oldu.
Ben Beyaz Saray’a gittim, Clinton’la tokalaştım. Daha sonra telefonda ben ona ‘Nasılsınız Bay Clinton?’ dedim, o da bana ‘Nasılsınız Bay Chavez?’ dedi. Ama anladım ki biz, imkânsızı başarmaya çalışıyorduk.
ABD imparatorluğu ile savaşmadan devrim yapmak imkânsızdır!”
ABD imparatorluğunun demokrasi ve insan hak ve özgürlükleriyle hiçbir ilgisi yoktur.
ABD imparatorluğunun bildiği ve uyguladığı yöntem; saldırı, işgal, sömürü, hırsızlık, yakma, yıkma ve katliamdır.
Bizim medyadaki köşe yazarlarının çoğunun, hem ABD yanlısı hem de demokrasi bülbülü olmasını nasıl açıklıyorsunuz?
Gerçekten demokrasi isteyenlerin, ABD yanlısı olması mümkün müdür?
Demokrasiye karşı savaşan ABD imparatorluğu yıkılmadan, dünyanın çoğu yerinde gerçek demokrasinin yeşerip gelişmesi mümkün olmayacaktır.
Demokrasinin en yalın tanımı şöyle: Halkın, halk tarafından ve halk için yönetim biçimi.
Öyleyse, demokrasinin ön koşulu, halk... -
Bütün dünyada devrim yapılması gerekir chavezin bu konuda birşeyler yapması lazım.
-
Yasasin Amerika! Su zor zamanlarimizda en buyuk destekcimiz Abd olmusken bu ne kin?..
-
Dinsiz gomünüs la bunlar, yaşasın abede!
-
konpi bunu yazdıYasasin Amerika! Su zor zamanlarimizda en buyuk destekcimiz Abd olmusken bu ne kin?..
arkadan abanarak iyi destek veriyorlar , iliklerinize kadar hissedebildiğinizi görebiliyoruz...
-
Güzel bir yazı müsadenle alıyorum
