AMERİKA"NIN BÜYÜK ORTA DOĞU PROJESİ
-
AMERİKA"NIN BÜYÜK ORTA DOĞU PROJESİ
Amerika açısından "Orta Doğu" kavramı halk arasında yaygın şekilde anlaşıldığı gibi İsrail, Filistin, Lübnan, vs. kapsamıyor. "Büyük Orta Doğu" kavramı Güney Afrika"dan Balkanlar"a, Kafkaslar"a kadar (Türkiye de dahil) olan bölgeleri kapsamaktadır. Dikkat edilirse Amerikan üsleri bu bölgenin çevresini sarmıştır. Enerji kaynaklarının yönetimini tamamen ele geçirmek için gerekirse Avrupa ile çatışmaya girmekten çekinmemektedir.
Amerika"nın bu bölgedeki denetimi sağlayabilmesi için bölge ülkelerinin ya krallıkla, diktatörlükle, ya da şeriatla yönetilmesi gerekmektedir. Demokrasi ve insan haklarının nerdeyse tek temsilcisi olduğunu iddia eden Amerika (burada Avrupa"yı da atlamamak gerekir; onlar da ABD ile aynı düşüncedeler ve aynı yöntemi izliyorlar.) kendisi dışındaki (kendi ülkelerinde sanal bir özgürlük ve insan hakları var, gerçek anlamda ise diktatörlükte yaşıyorlar.) ülkelerde demokrasi ve insan haklarına tahammül edemez ve bu ülkelere demokrasi, insan haklarının gelmemesi için ne gerekiyorsa; darbeler, şeriatı destekleme, halkı dine yönlendirerek milliyetçilikten uzaklaştırma, ümmetçiliği geliştirme, eğitimsiz bırakma, vs. yapar. Çünkü demokratik, iyi eğitimli güçlü millet benliğiyle yetişmiş bir ülkeyi sömüremez.
Afganistan"ın işgali de bu bağlamda dünyaya ilan edildiği gibi terörizmi önlemek, Afgan halkını radikal islamdan, fakirlikten kurtarmak için yapılmadı. Çünkü Taliban"ı, Usame Bin Ladin"i yaratan, yetiştiren, silahlandıran ABD"nin kendisi değil miydi? Afganistan işgali Kafkaslar"daki enerji kaynaklarını Hint Okyanusu"na kolayca akıtabilmek amacıyla yapılmıştır. Irak"ın işgal edilmesi de yine Irak halkını kurtarmak için değil, petrole hakim olabilmek içindi. Bu enerji kaynakları savaşı öylesine güçlü ki, savaş karşıtı olarak bilinen Japonya bile ABD"ye karşı tavır alamadı. Petrolü Irak petrollerine bağlı olan Japonya ABD işgali öncesi savaş karşıtı kamuoyuna rağmen devlet politikalarını değiştirerek ABD yanında yer aldı.
Amerika son zamanlarda Büyük Orta-Doğu projesini gerçekleştirmek için ulus devletleri en küçük etnik gruplara, devletlere bölme çalışmalarını hızlandırdı. Bu doğal kaynaklara, dolayısıyla dünyaya tek başına hakim olma hırsıyla (ki ABD"nin hırsları nedeniyle yok olan Atlantis"i ve Atlantislileri çok iyi hatırlamaları gerekir.) bu bölgedeki 20 ülkenin sınırlarını tekrar belirlemek için kolları sıvamıştır.
Enerji kaynaklarını Hint Okyanusu"na akıtabilmek amacıyla belirlediği yol üzerinde daha rahat hareket edebilmesi için Pakistan"da çalışması gerekiyordu. Bunu da Pakistan"ın sınır köylerinde yaşayan insanları Pakistan devletine karşı kışkırtmak için "Siz Pakistanlı değilsiniz, sizin şiveniz farklı; azınlıksınız, baş kaldırıp kendi ülkenizi kurun" propagandası yapılmıştır.
Irak petrolünü eline geçirme ve sonuna kadar sömürme amacı da Irak"ı üçe bölme çalışmalarını hızlandırmıştır. Irak"ın asli unsuru Türkmenler yok sayılarak planlar yapılıyor. Bunlar kesinlikle komplo teorileri değil. The New York Times, Washington Post, BBC ve diğer yayın organlarında çıkan yazılarla bu çalışmalara resmiyet kazandırılmaya çalışılıyor. Hatta geçenlerde The New York Times"da çıkan bir yazıda "Aslında zamanında hata yapıldı. Irak kurulurken üç ülke olarak kurulmalıydı. O hata şimdi düzeltilebilir. Madem ki birlikte yaşayamıyorlar (işin ilginci Kıbrıs"ta Türk ile Rum"u zorla birleştirmeye çalışanlar Irak"ı, Türkiye"yi ve diğerlerini en küçük parçalara bölmeye çalışıyor) o zaman Kürt, Sünni ve Şii olarak üçe ayrılmalı. Osmanlı Irak"ı eyalet sistemiyle yönetmişti" şeklinde açıklanıyordu.
Irak"tan sonra Suriye ve İran üzerinde çeşitli oyunlar oynanıyor. Çünkü istedikleri gibi hakimiyet kurabilmeleri için bu ülkeler de küçük etnik ülkelere ayrılmalı.
Türkiye"yi parçalama planını en son aşamaya bırakabilirler. Şu anda Türkiye"de oynanan oyunlar güçlü temeli sarsmak, zayıflatmak amacı taşıyor. Türklerin gücünü bildikleri için direk saldıramıyorlar. Önce temeli çökertmeye çalışıyorlar. Tarihte sıkça karşılaştığımız oyunlarla, yani Türk"ü Türk"e kırdırma senaryolarıyla son darbeyi vuracaklar.
Bu arada gelecekte yaşanacak su savaşlarını da dikkate almak gerekir. Gelecek yüzyılın savaşları bilim adamlarına göre petrolden çok su kaynakları için olacak. Türkiye"nin önemi bu bağlamda artıyor. Su kaynakları kimin elindeyse o ülkeler güçlü olacak.
Gelelim Gürcistan olayına... Hükümet kendi şeriat hayallerini gerçekleştirme mücadelesine öylesine dalmış ki çevresinde oynanan oyunlardan bihaber görünüyor. Hatta kendisinin de oyunun bir parçası olduğunu göremiyor bile. Bu rolü bilerek de üstlenmiş olabilir. Gürcistan"da ABD"nin yetiştirdiği, Soros"un paralar dağıttığı sivil toplum örgütlerince sokak gösterileriyle başlatılan süreç Amerikan"ın darbesiyle sonuçlandı. İşin ilginci bir ülkede darbe oluyor, demokrasi, insan hakları havarileri ABD, AB bu darbeyi hemen kabul ediyor ve yönetimi onaylıyorlar. IMF hemen bir kredi çıkartıyor. Ermeni asıllı bir kişi başbakan olarak atanıyor; 200.000 bin Ermeni Gürcistan bayrağını indirerek Ermenistan bayrağı asıyor. Ve Ermenistan"la birleşme istekleri gündeme geliyor. Aslında buradaki oyun öylesine büyük ki, ne yazık ki bu oyunu anlayacak ne başbakan var, ne de Dışişleri bakanı. Tam tersine bu oyuna hızlandıranlar olarak katkıda bulunuyorlar.
ABD"ni Ermenistan üzerine oynadığını artık dünya alem biliyor. Tabi ki bizimkiler dışında. Kafkaslar"da bir İsrail yaratma planları Gürcistan"la hayata geçirilmeye başlandı. Aslında Türkiye"ye Ermenistan sınırını açma emri verdiğinde ABD bu süreci başlatmıştı. Bizim satılık medyamızın umurunda olmadığı için üzerinde durulmadı, bu konulardan hiç bahsedilmedi.
3-4 ay önce Ermenistan Başkanı Koçaryan dünya basınına "ABD de olması gerekir" diye bir açıklama yapmıştı; Türkiye sınırları bu sene sonuna kadar açılacak diye. Ne Tayyip Erdoğan, ne de Abdullah Gül bu konuya değinmedi. Sanki her ikisi de halka yalan söylemeye, Türkleri dünyaya aptal gibi göstermeye yemin etmişler. Yurt dışında verdikleri sözler, açıklamalar farklı, Türkiye"deki açıklamaları farklı. Bizi mahveden sonuçları sanki bizim lehimize sonuçlanmış gibi gösteriyorlar. Hatta yabancılar bile şaşırıyordur bunların tavrına. "Nasıl oluyor da büyük başarı kazandık, karar bizim lehimize sonuçlandı?" açıklamasını yaparak bayram havası estiriyorlar; "Yoksa biz mi yanlış yaptık, ya bizim ya onların memnun olması gerekir. Bizim bayram yapmamız gerekirken onlar ağlanacak hallerine bayram yapıyorlar. Türkler ilginç insanlar." diyorlardır.
Son olarak geçen hafta yapılan AB Dışişleri Bakanları toplantısında Ermenistan Dışişleri bakanı açıklama yapıyor "Türkiye hava sahasını (charter seferleri) açtı; yıl sonuna kadar tüm sınırları açacak" diye ama bizim Dışişleri bakanı suskun; "Biz ilişkilerimiz geliştirmeye çalışıyoruz" demekle yetiniyor. Diyemiyor ki "Patronumuz ABD Ermenistan"ı bize karşı güçlendirmek için emir verdi; bu ülkeyi bizim topraklarımızı alması için güçlendiriyoruz."
ABD"nin hedefi Kafkaslar"da Ermenistan"ı geliştirerek Gürcistan"ı Ermenistan"ın denetime vermek ve Azerbaycan"a yönelmek... Azerbaycan"a Karabağ"ı devretmeden, Ermeni soykırım yalanını ret etmeden Türkiye sınırlarını Ermenistan"a açarsa bu olay Ermenistan"ın elini güçlendirmekle kalmayacak, Kafkaslar"ın sınırlarını zorlayacaktır. Ermenistan"ın güçlendirilmesinin asıl nedeni Kafkaslar"daki enerji komiserliğini ABD adına üstlenmesidir. Türkiye açısından asıl önemi Ermenilerin Jirinovski"nin de katılımıyla Moskova"da yaptıkları toplantı kararlarında ortaya çıkıyor. Ağrı Dağı"na Ermenistan bayrağı dikme, Türk topraklarından büyük parçalar kopartma kararları bu amacı çok güzel açıklıyor.
Bunlar komplo teorileri gibi gelebilir. Hatta film senaryosu gibi algılanabilir. Ne yazık ki hepsi de gerçek. Eğer bu bir senaryo ise oynanmaya başladı bile. Rollerde Afganistan, Irak, İran, Suriye, Gürcistan, Azerbaycan ve TÜRKİYE var, başrolde ise her zamanki gibi ABD ve ikinci dublörü Ermenistan (birinci dublörü İsrail olduğu için ikinci diyoruz. Aslında bu roller de sorgulanmalı. ABD mi, İsrail mi baş rol oyuncusu? Dikkat edilirse ABD"de kilit noktada görevde bulunanlar genellikle Yahudi... Belki de Amerikan halkı da ayrı kurbandır). Hazırladıkları senaryo adım adım sahneye konuluyor.
Bir taraftan Kıbrıs için ABD ve AB saldırıları, Güneyden Iraklı kürtler (ki İsrail Kuzey Irak"ta da toprak alıp, banka kurarak bize komşu oluyor. Hatta kürtlere uzun vadeli krediler vererek Türkmenler"in ve Araplar"ın ellerinden gayri menkulleri toplamaya çalışıyor) doğudan İran, kuzey doğuda Ermenistan, Gürcistan sanki dört tarafımızdan sarılıyoruz. Kuzey Kıbrıs"ta büyük oyunlar oynanıyor. Kahredici yanı ise tarihte defalarca yaşadığımız oyun yine sergileniyor, bizi bize kırdırıyorlar.
Hükümet acilen istifa ederek görevi vatanını, halkını sevenlerin, kendini gerçek anlamda Türk hissedenlerin oluşturacağı ve oynanan oyunları ortaya çıkartmakla kalmayıp bunlara karşı stratejiler üretebilecek bir gruba bırakmalıdır.
Küntike
Kaynak: Nihalatsiz.org
Toplam Hit: 1945 Toplam Mesaj: 1
