Anayasa Mahkemesi Eski Başkanı Tülay Tuğcu Ve Açıklamaları
-
Merhaba dostlar..Dün bizim fakülteye (hukuk) Anayasa Mahkemesi Eski Başkanı (bir önceki) Tülay Tuğçu geldi ve bir konferans verdi.Kendi konuşmasını bitirdikten sonra,sağolsun bize soru hakkı tanıdı,biz de sorular yağdırdık.Samimi bir sohbet oldu..
Tülay Tuğcu hanımın önemi "meşhur 367 sayısı kararını" veren Anayasa Mahkmesi'nin başkanlığını yapmasıdır.
Söyleşiden aklımda kalan ve not aldığım diyalogları aktarıyım;
Öncelikle gündemde olduğu için bi sınıf arkadaşım Ergenekon üzerine bir soru sordu ve yanıt şöyleydi:"Basının
Ergenekon davasına müdahalesi yanlıştır. Bunlar yargıyı etkileyen tavırlardır.
Aslında bu tür yayınların yapılmaması gerekiyor. Herhangi bir önlem almak,
ilgili kurumların görevidir. Yazılı basının da yanlış bilgilendirdiği, yanlış
yönlendirdiği oluyor. Basının da bu bilince ulaşması gerekiyor"Yargının siyasallaşması üzerine sorulan soruya verdiği yanıt gerçekten çok iyiydi: ""Rahat verseler
yargı siyasallaşmaktan kurtulacak. Ama o huzura kavuşamıyor. Bugün Anayasa
Mahkemesinde bir ölçüde siyasallaşma mümkündür. Bir siyasi partiyi
kapatacaksınız, bir kanunu iptal edeceksiniz ve bu siyasallaşma olmayacak.
Mümkün değil. Ama bu siyasallaşma, belli bir siyasi partiye yaklaşım anlamında
değil, işin gereğidir. Rahatsızlık duyduğum bir şey var. Nasıl bir tavırdır?
Eğer işinize geliyorsa savcı 'gereğini yapmıştır', işinize gelmiyorsa 'savcı
siyasallaşmıştır' diyorsonuz. Böyle bir isnat olur mu? Böyle bir isnat olursa,
tabi vatandaşın da zihninde 'yargı siyasallaşıyor' zihniyeti oluşur. Bu daha
çok yargının dışındakilerin çok daha özenli ve dikkatli olmasına bağlıdır.
Bana vermişsiniz parti kapatma görevini, ben siyasallaşmayacağım, nasıl olacak
bu, mümkün mü? Değil. Mesela Anayasa Mahkemesinin verdiği birçok karar
eleştirildi. Çok gerekli olmadıkça yargının konuşması doğru değildir. Hukuka
güvenmediğimiz zaman ülkede huzur kalmaz. Hukuk huzurun, devlet varlığının
asli unsurudur"Bir arkadaşta şu anki Anayasa Mahkemesinin Türbanla ilgili verdiği kararı sordu ve cevap şöyleydi:"Türban
olayı, 18- 25 yaşındaki kızlarımız için tanınan bir özgürlüktü. Eğer
özgürlükse bu herkes için geçerli olmalıdır. Ama özgürlük anlamında değildi
türban. Eğitim özgürlüğünün sınırları vardır. Din ve inanç özgürlüğü de değil.
Eğer bunu din ve inanç özgürlüğü diye kabul ederseniz, bunun ucu laikliğe
kadar gider. Doğrudan kamuda çalışan hanımların da başlarını örtmesine izin
vermeniz lazım. Çünkü onun da inanç özgürlüğü var. Belirli bir yaşa ve belirli
bir cinse tanınan özgürlük olabilir mi? Özgürlük geneldir. Laikliğe aykırı
düzenleme, önerilemez. Anayasa Mahkemesi önerinin usule uygun olmadığını
söyledi. Esasa falan girip de bir şey söylemedi ki..
Verilen 367 kararında karşı oy kullandığını belirtti,iç tüzüğü ilgilendiren bir madde olduğunu belirtti ve bizim bir hocamızın "1995 yılına kadar Yürütmeyi durdurma diye bir karar bulunmadığını ve Anayasanın da Anayasa Mahkemesine böyle bir yetki vermediği halde Yürütmeyi Durdurma kararının nasıl alınabildiğini" sordu"Tülay Tuğcu hanımın cevabı şöyleydi: Çoğu yapan,azı da yapabilir.Yani benim kanunları iptal yetkim varsa,neden durdurma yetkim olmasın?
Bunları size aktarmak istedim,çünkü Türkiye'nin ve siyasi partilerin geleceğini belirlemiş olan bir kurumun başındaki bir kişi,görevi sırasında böyle samimi açıklamalar yapamayabiliyor,ama emekli olduktan sonra,bazı doğru bildiğimiz yanlışları öğrenebiliyoruz.Ben dün bunları dinledim,şahit oldum,sizlere aktarmak da görevimdi,ifa ettim : )
Saygılar...
-
---
Yargının siyasallaşması üzerine sorulan soruya verdiği yanıt gerçekten çok iyiydi: ""Rahat verseler
yargı siyasallaşmaktan kurtulacak. Ama o huzura kavuşamıyor. Bugün Anayasa
Mahkemesinde bir ölçüde siyasallaşma mümkündür. Bir siyasi partiyi
kapatacaksınız, bir kanunu iptal edeceksiniz ve bu siyasallaşma olmayacak.
Mümkün değil. Ama bu siyasallaşma, belli bir siyasi partiye yaklaşım anlamında
değil, işin gereğidir.
---
gözünüzle okuyun bakın ne demiş,başka yerlerle değil,koskoca paragraftan 2 kelimeyi cımbızla seçip almayın
not,:tahta bu yazıyı sana yazmadım,"siyasallaştı anti akpci vs oldu " diyenler için yazıyorum -
Gerçekten büyük bi fırsat yakalamışsınız. Keşke orada bende olsaydım ve söyleşiyi dinleme, soru sorma şansım olsaydı.
Başlıkların herbiri birbirinden güzel. Keşke insanlar siyasi parti liderlerinin açıklamalarının doğruluğundan emin oldukları kadar bu açıklamalardanda emin olabilse. En basitinden halkın nasıl aldatıldığını anlatıyor bize. Siyasilerin, savcıların hakimlerin açıklama yapmayacağını, kimseninde araştırmayacağını bildiklerini ve boş alanda salladıklarının ıspatı gibi.
İnş. herkes okur da bişeyler kapmaya bakar.
Teşekkürler bizimle paylaştığın için.
-
Söyleyişi hatırlamaya çalışıyorum,şimdi aklıma gelen bir diyaloğu daha aktarıyım..
Gene bir öğrenci bizim fakülteden şu soruyu sordu; "Anayasa Mahkemesi üyeleri neden halktan bu kadar kopuk?"
Tülay Tuğcu'nun cevabı gene çok yerindeydi: "Bizim halkla bir ilişkimiz olamaz arkadaşlar,bu işimizin gereği..Önümüze gelen uyuşmazlıklarda biz "Mahmut Amca'yla Ayşe Teyzenin boşanma davasına bakmıyoruz,ben bir sulh hukuk mahkemesi başkanı ya da bir ağır ceza mahkemesi reisi değilim.."
Anayasa mahkemesi üyelerinin halk tarafından seçilmesiyle ilgili bir konuda da "halk beni ne kadar tanıyor ki seçebilsin" dedi..katılmamak elde değil..
Gene "Anayasa mahkemesi üyelerinin parlemento tarafından seçilmesi hakkında da bir anısını anlattı"
Güney Amerikada bir ülkeye gitmişler ve Anayasa Mahkemesi üyeleri nezdinde bir tartışma yapılacakmış,yani bizim Anayasa mahkemesi üyelerimiz ve Güney Amerika ülkesinin Anayasa mahkemeleri üyeleri arasında..Aylar evvelinden randevu alınmış.Ama randevu vakti geldiğinde,sadece Anayasa Mahkmesi Başkanı olan Tülay Tuğcuyla görüşeceklerini söylemişler.Tülay hanım ve ekipteki üyeler bu duruma bozulmuş ve neden diye sormuş,cevapsa oldukça manidar..
Bu Güney Amerika ülkesinde Anayasa mahkemesi üyelerini parlamento seçtiği için,seçilen eski üyeler,iktidara ters düşünce yerlerine seçilecek üyeler bir türlü seçilememiş ve üye eksikliği varmış,bir tek Anayasa mahkemesi Başkanı görevindeymiş.Bizim Anayasa mahkemesi üyeleriyle onların Anayasa mahkemesi üyeleri arasında bir tartışma planlandığından,onlarda sadece Anayasa mahkmesi başkanı kaldığından,sadece Tülay hanımla görüşebileceklerini belirtmişler..
Dikkat edin arkadaşlar,Yeni Anayasa Taslağında,mahkeme üyeleri 17 olarak planlanıyor ve bunların 8 tanesinin parlamento tarafından seçilmesi öngörülüyor..Bunun tehlikesine dikkat çekmek istedi Tülay Hanım..
Az evvel baktım internethaber sitesine bu söyleşi haber olarak eklenmiş ancak herşey anlatılmamış tabi,aklıma geldikçe,söyleşiden diyalogları yazmaya gayret edicem..Saygılar
@antioksidan:farkındayım bana yazmadığını dostum : )
@AmoR: rica ederim dostum..
-
Bizdeki olan uygulamaların G.Amerika da bile olacağını sanmıyordum vallahi ama kalmış hala ordada bi iki ülke desene.
Ayrıca yargının siyasallaşmasından şikayet edenler parlamento tarafından seçilmesini istiyorlar. Daha net bi siyasallaşma örneği olabilirmi ki ?
Bunu da sözde halk egemenliği olarak tanıtıyorlar :l
Yazık...
