folder Tahribat.com Forumları
linefolder Derin Konular
linefolder Anılarla Gazi Mustafa Kemal



Anılarla Gazi Mustafa Kemal

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    scuderia
    scuderia's avatar
    Kayıt Tarihi: 03/Aralık/2005
    Erkek
    GEÇMİŞ OLSUN

    Karşısında kim olursa olsun, milleti ve devletinin haysiyet ve itibarını alakadar eden mevzularda seremoniyi aşarak hakikatleri ders verir gibi konuşmak yiğitliği Atatürk’le devlet literatürüne girmiştir. 4 Ekim 1933’de Dolmabahçe Sarayı’nda, İstanbul’a gelen Yugoslavya Kralı II. Aleksandr ile Kraliçe Mary’yi kabul etmiş, aynı akşam şereflerine ziyafet vermişti. Baş başa kaldıklarında Yugoslav Kralı:

    - “Size bir hakikati anlatmak isterim. 1919’da İngilizler, Ege sahillerinizin işgali için Yunanlılardan evvel bana müracaat ettiler. Çok cazip teklifler de yaptılar. Fakat ben reddettim. Ekselansınızı tanıdıktan sonra bu kararımın doğruluğunu bir daha anladım.” dedi.

    Başkası olsa ne yapardı? Teşekkür ederdi değil mi?

    Hayır!.. Yugoslav Kralı cümlesini tamamlayıp cevap bekler gibi tavır alınca, Atatürk ayağa kalktı, bunun üzerine kral da kalkmıştı. Ona bir iki adım attı ve dudaklarında kendisine çok yakışan anlamlı tebessümü ile elini uzattı:

    - “Geçmiş olsun majeste...” dedi.

    Çünkü Mustafa Kemal’in, kendisine İstanbul Rumları şivesi ile Kosti dediği Yunan Kralı Konstantin, ordusu denize döküldükten sonra taç ve tahtını kaybetmişti.

    Atatürk ile devlet hayatımızda yaşanılan günü düşünme ve nabza göre şerbet verme illetinden kurtulunmuştur.

    Cemal Kutay


    SÖYLEDİĞİNİ YAPARDI!..

    Kurtuluş savaşına başladığı sırada Atatürk’e dediler ki :

    - Nasıl mümkün olur? Ordu yok!

    Atatürk hemen cevap verdi:

    - Yapılır!

    - İyi ama, bunun için para lazım... O da yok ?

    - Bulunur!..

    - Diyelim ki bulduk, düşmanlarımız hem büyük, hem de çok!

    - Olsun, yenilir!..

    O, dediklerinin hepsini yaptı . Yapamayacağı şeyi asla vaadetmedi. Bir devlet şefinin kendisini millete sevdirebilmesi için belki ilk şart bu değil midir?


    ATATÜRK VE KÖYLÜ

    Atatürk, sık sık memleketi dolaşan bir liderdi. Çiftçi ile konuşur; işçi, sanatkar, esnaf ile konuşur. Memleketin derdini arar bulur. Meclise getirir, milletvekillerinden, bakanlardan hesap sorardı.

    İşte böyle yurt gezilerinden birinde orta Anadolu’da tarlasında çift süren bir çiftçi ile karşılaşmıştır.

    - Kolay gele, bereketli ola ağa.

    - Allah razı olsun bey.

    - Hayrola ağa, öküzün teki ne oldu?

    - Devlete borcumuz vardı bey, icra kapımızı çalınca çaresiz kaldık, koca öküzü satıp borcumuzu ödedik.

    - "Sağlık olsun ağa" diyerek konuşmasını kısa kesmiştir.

    Çiftçinin adı Halil Ağa idi. Atatürk'ün yanındakiler, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, Salih Bozok, Kılıç Ali, Husrev Gerede, Emir Subayı Resuhi Bey, daha bir kaç yakını vardı. Yürüyorlardı. Atatürk düşünceli idi. Salih Bozok'u yanına çağırdı. Salih, yarın sabah git Halil Ağayı bul, bana getir. Benim kim olduğumu sorarsa, bizim bey seni bir kahve içmeye çağırıyor de.

    Ertesi gün; Salih Bozok Halil Ağayı bulmuş, yanına getirmiştir. Atatürk ayağa kalkarak; “Buyur Halil Ağa” deyip bir sandalye göstermiştir. Zamanın başbakanı İsmet İnönü de salonda bulunuyordu ve olanlardan habersizdi. Atatürk Halil Ağaya dönerek; "Halil Ağa, anlat şu vergi işini bir daha" demişti.

    Halil Ağa, vergi borcunu, icrayı, satılan öküzünü tekrar anlattı. Atatürk kaşlarını çatarak İsmet Paşa ve Şükrü Kaya'ya dönerek; "Arkadaşlar, biz İstiklal Savaşı'nı Halil Ağa’nın öküzünü icra yoluyla satalım diye yapmadık. Bu memlekette adaleti, vatandaşı böyle mi koruyacağız. Gerekirse vergi borcu ertelenebilir. Köylünün çift sürdüğü öküzü elinden alınmaz. "

    Halil Ağa "Sen Atatürk paşamsın galiba, beni bağışla, kusur ettim" diye yalvaracak oldu.

    "Sana güle güle Halil Ağa, sen bizim gözümüzü açtın" diye Halil Ağa’yı ayakta uğurlamıştı. Atatürk Türk köylüsünün borcu konusunda çok titiz davranmıştır.

    KONYA İSYANINDA

    Konya İsyanı'nı müteakip Konya'ya gelen Atatürk sinirli ve üzgündü. Şehrin ileri gelenleriyle belediye salonunda konuşurken elindeki yanar sigarayı bir aralık iki parmağı arasına almış ve ateşi parmakları arasında ezerek söndürmüş ve şöyle demişti:

    Ateş nerede çıkarsa çıksın, iki parmağımın arasında böyle ezeceğim!...


    l enfer c est les autres Sartre ...
  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Fikibok
    KaptaN
    KaptaN's avatar
    Üstün Hizmet Madalyası
    Kayıt Tarihi: 30/Ağustos/2005
    Erkek
    sagolss güzel bni yazı ama şu bölüm copk dikkatimi çekti asl çümle işte burası


    ""O, dediklerinin hepsini yaptı . Yapamayacağı şeyi asla vaadetmedi. Bir devlet şefinin kendisini millete sevdirebilmesi için belki ilk şart bu değil midir?""
  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    bossie
    bossie's avatar
    Kayıt Tarihi: 24/Ağustos/2005
    Dişi
    koskoca dünyaya kafa tutan Mustafa Kemal yanında bakanlarıyla kendini tanıtma gereği bile duymadan vatandaşının arasına karışıp dertlerini sıkıntılarını dinleyip çözerken bizim çooook saygıdeğer yöneticilerimiz karayolundan arabayla geçecek diye yolları kapatıyorlar ben böyle insanlara mı saygı duyayım.geçin bunları kardeşim ilk önce bu vatan için bişeyler yapabilecek insanlar bulun o zaman onlara saygı duymak neymiş öğretmeyi de bilir bu millet!Atamın,bu devletin başına geçenleri gördükçe kemikleri sızlıyodur.Ruhu şad olsun!

    bu vatan bizimdir bizim kalacak!!!
  4. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Çömez
    underzero
    underzero's avatar
    Üstün Hizmet Madalyası
    Kayıt Tarihi: 20/Ocak/2003
    Erkek
    insanin nerde eski gunleer diyesi geliyor.
    simdiye bak eskiye bak.
    buda yonetim o da yonetim

    pist bak bi ! - Ban Golu Canavari
Toplam Hit: 1509 Toplam Mesaj: 4