folder Tahribat.com Forumları
linefolder Gündem - Güncel Konular
linefolder Aptal Kutusunda Psikolojik Olta



Aptal Kutusunda Psikolojik Olta

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    HaYVaN
    HaYVaN's avatar
    Kayıt Tarihi: 02/Temmuz/2007
    Erkek

    Geçen pazar gazetede okudum bu yazıyı. Sonra burada paylaşayım dedim. Var mısın yok musun gibi yarışmalar hakkında bişey : )

    Aptal kutusunda psikolojik olta

    ERHAN ÖZDEN
    Ekranlarımız yine bir tür tutulma yaşıyor. Bu seferki aktör; yarışmalar. Bütün bu tutulmanın fitilini yakan bir fail-i aşikâr ise ortada kol geziyor: “Var mısın? Yok musun?” İstediğiniz kadar ‘yokum’ deyin, programın reytingleri ‘varım’ diyenlerle haftanın 4 günü tavan yapıyor.

    Peki 5 yaşındaki çocuklar için bile fazla düz olan bu yarışmanın attığı hangi olta, bizi karşısına mıhlıyor dersiniz?

    TV kanallarında tekrar tetiklenmiş bir yarışma furyasının içindeyiz. Boy boy, renk renk yarışmalar zinciri elimizi, kolumuzu, gözümüzü yeniden kelepçelemeye başladı. Ama bütün bu yarışma curcunasını başlatan bir yarışma var: "Var mısın? Yok musun?"

    Zaten yarışma furyasının başlamasına asıl neden olan da "Var mısın Yok musun?"un aldığı (ama aklın alamadığı!) korkunç reyting rakamları! Acun Ilıcalı'nın sunduğu program, 4 günü prime time'da olmak üzere haftanın toplam 5 günü yayınlanıyor. 5 programın 4'ünü en çok izlenen program olarak tek geçiyor. Yarışma, Hollanda menşeli ama dünyanın hiçbir ülkesinde Türkiye'deki reyting oranlarına yaklaşamıyor. Yarışmayı kapmak içinse kanallar arasında bir yarışma dönüyor. Söylenene göre yarışmayı almak için bir televizyon kanalı Acun Ilıcalı'ya 5 milyon dolar teklif etmiş ama ret yemekten kurtulamamış.

    Basit gibi duran yarışmanın aslında bütün ayrıntılarının nasıl özenle hazırlandığına dikkatinizi çekmek niyetimiz. Ancak o zaman görülecek ki, söz konusu olan reyting bile olsa insan psikolojisine dair şifreler iyi kullanılmışsa başarı gelmektedir.

    Mesela düşünün; eğer mesele 24'te 1'lik ihtimali bulmaksa hemen evde de oynayabilirsiniz ve düşünün, kim bilir, ne kadar heyecanlı olur? (pöh!) Peki aslında adına yarışma bile denemeyecek kadar basit bir düzeneği seyredilir kılan bu ayrıntılar nelerdir o zaman?

    Gizem'in cazibesi

    Kontrol edilemez gizem tutkusuyla başlamak ister misiniz? Kutunun içinde 'gizem'i saklıyor olmak izleyicide ilginç bir çekicilik uyandırır. Filmlerde bile böyledir, bazı duyguları tencereye koyup rastgele karıştırıp (bazen senaryosuz bile) servis yaparsanız, şıp diye sizi bile şaşırtacak oranda gişe yapabilirsiniz. Gizem, bu duyguların başında gelir. Deşifre edilemez gizemin peşinden koşturtan tutkusal bir tarafı vardır. "Var mısın Yok musun?" da kutuda sakladığı ve program sonuna kadar taşıdığı gizemiyle, öncelikle bu tutkunuza çengel atmaktadır.

    Gizem'le maça 1-0 önde başlayan "Var mısın Yok musun?" sonra sahayı duygu maçlarına açar. Tıpkı Beşiktaş-Galatasaray maçı izler gibi yenen golleri (dramları), atılan golleri (mutluluk tablolarını) izlersiniz. Duygunuz o köşeden bu köşeye savrulur durur. Hele ki yarışma içindeki herkesin söz konusu duygu maçının etrafında örgülenmesi (birlikte geri saymalar, el ele tutuşmalar, delicesine üzülmeler, ölürcesine sevinmeler vb.) sizi de aynı örgüye dahil olmak üzere gizliden gizliye çağırıyorsa, söz konusu duygu maçına çıkmanız kaçınılmaz olur. Yarışma figüranları (kutucular) beyaz camdan size "Bak biz bu kadar vicdanlıyız, yarışmacımızla bu kadar ilgiliyiz, eh sen de biraz insan ol artık" dercesine yarışmacıyla birlikte hoplar-zıplarlar, bu aslında size yönelik planlanmış bir mesaj kurgusudur.

    Bitmedi; kutuların ruhsuzluğunu, onları açan duygu kütlelerine emanet ederseniz, oyun içinde oyun oynamış olur ve bizden bir alkış daha alırsınız. "Açıyorum ama umarım küçük açarım, korkuyorum, çok heyecanlıyım"lar da duygu maçlarının ekstra efektleridir. Hele ki arada bir içine doğan kutu açıcılarınız da varsa, değmeyin maçın keyfine.

    Duygunun birikim mekanizması

    Bir de birikim mekanizması vardır ki bunu sevgili sunucumuzun bilmemesi ve kullanmaması hiç mümkün müdür? Hadi hatırımız kalmasın biz de oynayalım; yazının sonuna biz de bir sürpriz ekledik desek ne kadar ilginizi çeker? Hemen gidip bakabilmeniz, duygunuzun birikim yapmasını engeller değil mi? Bu yüzden bu taktik tutmaz, ama desek ki sürprizi haftaya göreceksiniz, daha ilgi çekici olacaktır. Çünkü duygu her ne kadar soyut bir kavram olsa da küvete dolar gibi damla damla birikebilir. Söz konusu yarışmada da matematiğin kurallarından çok, duyguya dair bu kurallar geçerli olur ve pek yerinde kullanılır. Evet duygu "gizli birikim"ler yapabilir ve bir noktadan sonra oluk olup gemi azıya alabilir. Yarışmada da hemen kutu açmaya gitmeden yapılan her kavis, söylenen her cümle, her reklam arası, 5 dakikalık yarışmayı 2 saate taşımakla kalmaz, gizli birikim mekanizması sayesinde duygusal yanardağlar oluşturur ve her 15 dakikada birini patlatır.

    Matematiksel dedikodular

    Seçimlerin rastgeleliği, para kazanmak için gösterilecek bir çabanın olamaması yarışmacılar için o kadar ızdırap vericidir ki kimi yarışmacılar bu çaresizliğin ızdırabını kendi ayak oyunlarıyla çözmeyi bile dener. "Ahmet daha önce büyük açmadı, Ayşe tehlikeli, 13 uğursuz, 7 çocuğumun yaşı, 18 bugünün tarihi vb." gibi ilginç ve zorlama bağlantılarla çabasızlığın çaresizliğini, matematiğin rakamlarının eğilip bükülmesiyle esnetmeye çalışırlar. Halbuki aynı matematiğin istatistik denilen bir ana başlığı vardır ki şöyle der; bir bozuk parayı bir milyon defa havaya atsanız ve bir milyon defa yazı gelse, bir milyon birinci defa havaya attığınızda yazı gelme ihtimali (eğer işin içinde hile yoksa ve denildiği gibi noterlik bir nötrlük söz konusuysa) hâlâ sadece ve sadece %50'dir.

    Özetle

    Görüldüğü gibi yarışma, basit olmasına karşın iyi kurgulanmış, satır satır yazılmış, santim santim hesap edilmiş bir psikolojik olta olarak tasarlanmıştır. Ve yapımcı oluşturduğu duygu maçının mutlak (belki de tek) galibi oluyor. Yarışmacılar bu zeki kurgunun geçici oyuncuları görevini ifa ediyor. Görevleri ise sahneye çıkıp oyunlarını oynamak ve sahneden inmek. Yarışmacılardan kiminin ani gelen parayla, kiminin de aniden görünen ve kaybolan büyük para ihtimaliyle ruhsal dengesini kaybetmesi, çalışmadan konabilecek rakamları gördükten sonra çalıştığının bedelini kazanmanın kutsallığını bilinçaltında yitirmesi de cabası. Seyirci tarafında ise kötü olan bu tip yarışma programlarının, bir sakız tadı (tatsızlığı) vermesi ve çiğnenip çiğnenip, gevelenip gevelenip atılması, yutulamaması, bir şey alınamaması oluyor. Onların tarafına da tadı kaçınca atılan bir sakız ve becerilebilirse de kaçan zaman için yakılan ağıtlar kalıyor.

    Zaman gazetesinin gençlik ekinden alıntıdır...

    Kaynak: http://genclik.zaman.com.tr/?bl=5&hn=1297

  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    FOXXLY
    FOXXLY's avatar
    Kayıt Tarihi: 19/Haziran/2006
    Erkek
    onu bunu bilmem severek izliyoruz :D

    kelimeler albayım bazı anlamlara gelmiyor.
  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    MaTRiXe
    MaTRiXe's avatar
    Kayıt Tarihi: 04/Ocak/2006
    Erkek
    bence doğru tespitler var yarışmacıların kendi aralarında ki diyalogları hiç samimi bulmuyorum hadi diyelim bi bilgi yarışması olur kendini sınarsın talkshow olur gülersin eğlenirsin abi hiç bi alt yapı yok izleyiciye sunduğu bişey yok böyle bi yarışma olmadan evel kendisi tasvir edilse en aptalca fikirlerden biri diye düşünürdüm ki hala öle düşünüyorum sunduğu bişey yok çünkü bence tabi izleyenlere de saygı duyuyorum ama gel gör ki içi boş
Toplam Hit: 1812 Toplam Mesaj: 3