Armagan Caglayan

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    iLginc
    iLginc's avatar
    Kayıt Tarihi: 26/Temmuz/2002
    Erkek
    Her seferinde canimin acimasinin biraz daha
    azalacagini düsünürdüm hep.
    Ama azalmiyor ; yillar
    geçtikçe daha da çogaliyor can acisi. Gençlik
    yillarinda böyle
    durumlarda
    baska seyler düsünmeye
    calisirdim. Hatta hatirliyorum, ilk sevdigimden
    ayrildigimda daha
    dogrusu
    terk edildigimde çok
    canim yaniyordu. Kendimi avutmak için bir yol
    bulmustum; takvim
    yapraklariyla oynuyordum.Her gün
    büyük bir özenle kopariyordum sayfalari, " ooh
    bir gün daha eksildi "
    diye.
    Her gün " bugün bir
    dakika daha uzadi, daha geç karanlik olacak "
    diye. Ve her geçen gün
    canimin acisi daha çok azalacak
    diye! Ama bugün fark ettim ki herkesin çok
    sasirdigi bir sürü gereksiz
    bilgiyi o zamanlar
    ögrenmisim. Takvim yapraklari ne kadar çok sey
    ögretirmis megerse bana!
    isterseniz size Kirlangi
    Firtinasi'nin ne zaman oldugunu söyleyebilirim
    ya da cemrelerin ne zaman
    düstügünü...Hatta
    zeytinyagli biber dolmasi tarif edebilirim. Öyle
    hafifletmistim canimin
    acisini o zamanlar. Ne iyi
    etmisim de asik olmustum.
    Sonra ikinci sevgilimden ayrilmistim.Daha
    dogrusu yine terk
    edilmistim...
    Baska vücutlar istemisti
    cani. Çok canim yaniyordu. Kendimi avutmak için
    yine bir oyun bulmustum,
    yazarlarin kronolojik
    sirayla kitaplarini okuyordum. Artik onu
    telefonla aramamam için
    kendimle
    mücadele etmem
    gerekmiyordu. O zamanlar anlamistim insanin
    kendisiyle mücadelesinin ne
    kadar yorucu oldugunu!
    Mesela onunla nasil bir yerde karsilasirim diye
    planlar yapmam
    gerekmiyordu. O zamanlar anlamistim
    insanin kendisiyle oynadigi oyunlarin ne kadar
    yorucu oldugunu. Ya da
    telefon 10 dakika içinde
    çalarsa beni arayan O 'dur diye bitmek tükenmek
    bilmeyen on dakikalar
    beklemem gerekmiyordu.
    Aslinda o zamanlar anlamistim on dakikanin bazen
    bir asir oldugunu.
    Yoldan
    geçen 3. araba kirmizi
    olursa tekrar barisacagiz diye dilekler tutmam
    gerekmiyordu... O
    zamanlar
    fark etmistim trafikte ne
    kadar az kirmizi araba oldugunu!
    Ama bugün fark ettim ki, bugün çok az kisinin
    bildigi ve okudugu yerli
    roman ve hikaye yazarlariyla
    o zamanlarda tanismistim. Nihat Sirri Örik,
    Kerime Nadir, Muazzez Tahsin
    Berkand, Ethem izzet
    Benice, Kemal Tahir, Pinar Kür, Vedat Türkali,
    Orhan Pamuk ve
    digerleriyle... Ve simdi fark
    ediyorum ki , ne kadar çok sey ögrenmisim o
    romanlardan, hikayelerden,
    yazarlardan... Ne iyi etmisim
    de asik olmusum...
    Sonra üncü sevgilimden ayrilmistim, dogrusu bu
    kez de terk edilmistim.
    Baskasina asik olmustu.
    Yine canim çok yaniyordu.Kendimi avutmak için
    bir oyun bulmustum, aSk
    Siirleri okuyordum, terk
    edilmek üzerine. Baskalarinin da terk
    edildigini çok canlarinin
    yandigini
    görmek ve anlamak acimi
    hafifletiyordu sanki. ilk ben degilim terk
    edilen diye düsünüyordum. O
    zaman ezberlemistim Atilla
    ilhan'dan " ben sana mecburum bilemezsin, adini
    mih gibi aklimda
    tutuyorum
    " dizelerini, o zaman
    ezberlemistim Murathan Mungan'in " ölü bir yilan
    gibi yatiyordu
    aramizda,
    kirli ve umutsuz geçmisim
    " misralarini ve Ahmed Arif 'ten ve Kavafis 'ten
    ask dizelerini. Simdi
    fark
    ediyorum ki ne çok sey
    ögrenmisim osiirlerden. Ve ne iyi etmisim de
    ASIK olmusum...
    Sonra uzunca bir dönem yeni bir aski yeni bir
    sevgiliyi beklemeye
    basladim.Çok bekledim. Sabirla.
    Biliyordum gelecekti bir gün. Bu bekleme
    döneminde de bir oyun bulmustum
    kendime. Ne kadar tiyatro
    oyunu varsa gidiyordum kudurmus gibi ! Ne kadar
    film varsa onlari
    seyrediyordum hiç kaçirmadan. Iste
    o zamanlar ögrendim benden baska bir sürü ask
    bekleyen insan oldugunu.
    Ve
    o
    zaman ögrendim
    beklemenin de bazen bir keyif oldugunu ve insana
    çok sey ögrettigini...
    Ne
    iyi etmisim de beklemisim
    aski...
    Hep bana soruyorlar nereden biliyorsun bu kadar
    çok seyi diye, dilimin
    ucuna kadar geliyor, söylemek
    istiyorum "ASK YÜZÜNDEN" diye ama gülerler
    anlamazlar diye söylemiyorum,
    vazgeçiyorum. Yillar
    geçtikçe azalacak sanirdim canimin acisi ama
    azalmiyor. Ne kadar çok sey
    ögretmis ask bana. Hayat
    okulu dedikleri bu olsa gerek. Ya da hani derler
    ya; okumus ama adam
    olamamis diye, sanirim okuyup
    da adam olamayanlar; asktan canlari yanmamis
    olanlar, aski tanimayanlar,
    bilmeyenler...
    SIMDI..... yine canim yaniyor. Ama biliyorum bu
    duyguyu. Geçecek! Fakat
    simdi, hemen yeni bir oyun
    bulmaliyim kendime. Ey ask hadi ögret bana
    bilmediklerimi, eksik
    kalanlari...

    Armagan Çaglayan

    ahmet cakar'in hastane de muhtemelen sarf ettigi sozler "simdi doktor bey size birkac sorum olacak. biiirrr kac kursun yedim ikiii senin doktorluk belgen nerdee uccc sen neden oyle tip tip bakiyorsun aptallik mi var sende bakin dikkat buyrun aptalsiniz demiyorum aptallik mi var diyorum"
  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    iLginc
    iLginc's avatar
    Kayıt Tarihi: 26/Temmuz/2002
    Erkek

    eh aci cekildinde nasil gecilcegini bir sekilde mesgul olunmasini


    kanimca en iyi sekilde anlatmis valla.


    ahmet cakar'in hastane de muhtemelen sarf ettigi sozler "simdi doktor bey size birkac sorum olacak. biiirrr kac kursun yedim ikiii senin doktorluk belgen nerdee uccc sen neden oyle tip tip bakiyorsun aptallik mi var sende bakin dikkat buyrun aptalsiniz demiyorum aptallik mi var diyorum"
Toplam Hit: 941 Toplam Mesaj: 2