

Arşivimdeki Seçme İtiraflar
-
Biraz uzun ama okurken sıkılmayacaksınız haftanın yorgunluğunu gülerek atmak isteyenler okuduklarında kendi hayatlarındanda kesitler bulacaklardır.
Aralarında daha önce verilmiş olanlar olabilir onlar için k.bakmayın okuyun hak vereceksiniz
Polis emeklisi babam İstanbul’un eski, ihtişamlı dönemlerini çok merak ettiğini ve bir zaman makinesi icat edip İstanbul’un fethinden bir gün sonrasına gitmek istediğini anlatıp duruyor. Bunu duyan annem bombayı patlatıyor: “Türk Polisi işte, illa olay bittikten sonra gidin.”
Acil serviste nöbetçi olan doktor arkadaşın yanına uğradım. O esnada gelen bir teyze torununu muayene ettiriyor. Doktor arkadaşın "Neyin var delikanlı?" diye sormasıyla birlikte, teyzenin bizi dumur eden müdahalesi gecikmiyor. "Söyleme yavrum kendisi bulsun...
Lisedeyken Türkçe, İngilizce ve Almanca derslerinden başarısız olmuştum. Karneye bakan babamın sitemini hala unutamıyorum: "Bari birini geçseydin de hangi milletten olduğunu anlasaydık!"
Durağa yanaşan minibüsün camından bana el sallayan hanımefendi, camın buğusunu sildiğinizi anlayana kadar geçen birkaç saniyede içimi kaplayan o sıcaklık için teşekkür ederim.
Otoyol çıkışında, 1 km dolaşmaktansa herkes 100 metrelik ters yoldan gidiyor. Önde ben, arkamda kamyon onun arkasından da asayiş polisi girmiş ters yola. Karşıda trafik polisi pusuya yatmış. "Hyundai çek sağa, kamyon çek sağa..." akabinde asayiş polisi görünüyor ve polis anonsuna devam ediyor: "İmam osurunca cemaat böyle sı..yormuş demek ki! Hyundai, kamyon siz de devam edin lan!"
Sorunlu bir evlilikleri olan baldızım ve bacanağımla oturuyoruz, yine hararetli bir tartışma yaşıyorlar. Baldızım "Artık senden elektrik alamıyorum" diye son noktayı koyduğunu düşünerek bağırıyor kocasına. Bacanaksa uzun zamandır içine attığı sıkıntıyı o anda haykırıyor. "Önce şalteri kaldırmayı denesen!"
Masal anlatırken uykuya dalan 5 yaşındaki oğlunu dürterek uyandırıp ''Bitmesini bekle it!'' diyen bir amcam var...
75 yıldır hiçbir şey yiyip içmediği iddia edilen Hintliyi televizyonda gören dedemin yorumu: "İşin başında oruca niyet edeydi şimdi cennette Peygamber'in komşusuydu akılsız gavur."
Belediyeye şikayete gelen yaşlı amca ''Evladım bizim sokaktaki köpekler yoldan geçenleri ısırıp duruyor. Belediye şu köpeklerin bir icabına baksın benide dört kez ısırdı'' dedi. Yaşlı amcaya ''Amcacığım, biz köpekleri topluyoruz. Kuduz aşılarını yapıyoruz, kısırlaştırıp kulaklarına küpe takıp tekrar doğal yaşam alanlarına bırakıyoruz'' deme gafletinde bulundum. Yaşlı amcanın ''İyi evladım bu anlattıkların güzel de sen beni yanlış anladın galiba, bizim sokaktaki köpekler bizi s.kmiyor ısırıyorlar''demesiyle resmen koptum.
Ağzımın içine düşen onca adam varken; ben ağzıma s.çanı buldum ya helal olsun bana!
Metrobüste karşılıklı koltuklarda oturduğumuz dişi kişilik ineceği durağa yaklaşmış ve ayağa kalmıştı ki ani bir frenle o uzun topukları ayağıma geçti, bense biraz agresif "Üzerime çıksaydın!" dedim. Ters bir bakış attı ama haksızlığından ötürü bir şeyde diyemedi. Tam o sırada biraz öncekinden daha sert bir frenle dişi kişilik tam anlamıyla üzerime yığıldı. Ben çenemi açmak üzereyken o benden önce davranıp olaya noktayı koydu; "Ne olur başka bir şey daha dileme."
Bir gazetenin internet baskısındaki habere göre; "Chicago Koku ve Tat Araştırmaları Merkezi’ne göre salatalık kokusu kadında cinsel isteği artırmak için birebir."miş. Kadınların, sevgililerini neden hıyarlardan seçtiğine dair bilimsel açıklama bu olsa gerek.
Eğer bana "Neden yemek programlarını izleyip duruyorsun ki? Yemek yapmayı becerebiliyorsun sanki." dersen aldığın "İyi de hayatım sen de bol bol porno izliyorsun..." cevabı karşısında bozulmayacaksın sevgilim, üzgünüm.
Annemin damatları için yorumu: "Bütün öküzler de bizi buluyor; nasıl ot yetiştirdiysem artık..."
Sevişme esnasında bile dırdır eden karımın ağzını, fantezi bahanesiyle bantladım. Oh be, huzur varmış!
"Yeter artık, atacağım boğaz köprüsünden kendimi!" diyen bir annem, "Yol parası çıkarma şimdi, camdan atla.' diyen bir de babam var.
Kocam, oğlumun büyüdüğü günleri sesli olarak hayal ediyor. "Mastürbasyon yapacak, eve kız atacak, çok kız becerecek..." "Peki kızımız için de benzer hayalleri kuruyor musun?" diyorum, "Sen ne biçim konuşuyorsun yaa!" diyor. Evet ben ne biçim konuşuyorum kocacığım. Kesin zeka özürlüyüm değil mi?
Kızımın cep telefonunu, yakın gözlüklerini takmış büyük bir dikkat ve ciddiyetle inceleyen 72 yaşındaki annemden, gülümsemeyi bile unuttuğum son günlerde beni kahkahaya boğan cümle: "Bana bak, bu galiba garsonlarla fingirdiyor. Baksana bu telefonda "menü" yazıyor."
Üniversitemizin önünde akşamüstü hayat kadınları çalışmaya başlardı. Polise yakalanmamak için de, çok dikkat çekici giyinmez ve öğrencilermiş gibi ellerinde kitap taşırlardı. Biz otobüs beklerken onlar müşterilerle pazarlık yaparlardı. Bir gün durakta otobüsü beklerken, durağın hemen yakınında bir araba durdu ve kadınla pazarlığa başladı. Konuşma bitince kadın bana döndü ve arabadaki adamın, benim de onlarla gelmemi istediğini parada anlaşıp anlaşamıyacağımızı sorduğunu söyledi. Benim o şaşkınlık ve panikle verdiğim cevap: "Yok, ben burada çalışmıyorum."Trafik polisine ehliyet yerine yanlışlıkla kredi kartını uzattım, cevap yine gecikmeden geldi "Bizde kart geçmez, nakit çalışıyoruz".
Eltim, 17 yaşındaki kızına "Ben senin yaşındayken evliydim. Üstelik sadece babana değil, bütün sülalesine bakıyordum. Sen yatağını toplamaktan bile acizsin!" diye bağırdıktan sonra, aldığı cevapla geçici olarak servis dışı kalmıştır: "O senin salaklığın bir kere!"
Dolmuş tıklım tıklım, iftar trafiği.... Önümde; hani derler ya çirkin kadın yoktur diye, bu tezi çoktan çürütmüş bir kadın. Kalabalıkta rahatsız olmasın diye arkamı da kadına dönmüşüm üstelik. Demez mi "Ay ne elleyip duruyorsun be!" diye. Zaten açlık başıma vurmuş, yanımdaki pala bıyıklı adamı gösterip "Seni elleyeceğime bu herifi ellerim daha iyi!" dedim mi? Dedim. Dolmuş şen kahkahalarla inlerken, o an hesap edemediğim bir şeyi farkettim ki, "o herifin tercihleri". Zira dolmuştan inene kadar pis pis sırıtmasını ve bıyıklarını burmasını başka bir şeye yoramıyorum.
Bilgisayarla çok haşır neşir olduğum anlardan birinde su içmek için odamdan çıktığımda, bütün evin ışıklarını söndürmüş bir şekilde annemle babamı televizyon izlerken görüyorum ve "Aa elektrikler ne zaman gitti?" diye soruyorum. Karanlıklardan annemin bıkkın sesi yükseliyor: "Seni hala aldırma şansım var mı acaba?"
Bir zamanlar sevgilisinin ismini telefonuna H2O (su) olarak kaydeden kimya mühendisi arkadaşım, evlendikten sonra H2SO4 (sülfirik asit) nam-ı diğer kezzap olarak değiştirmiş. Evlilik aşkı öldürse de espri anlayışını öldürmüyor demek ki!
Gittiği her odanın ışığını açık bırakıp beni bezidiren karıma inat, en çok kullandığı yer olan mutfağın ışığını sensörlü yaptım. Şimdi dakikada bir elini kolunu sallayıp, mutfaktan bana laf söylemesinden aldığım keyfi anlatamam.
Ben karımı "ömür törpüm" diye kaydettim telefonuma, o da beni "hayatımın hatası" olarak kaydetmiş.
Sevgilim sıfır kilometre araba satın almaya benden borç aldığı 20 Lira taksi parasıyla gitti. Keşke bir de tahteravanımız olsa, s.çmaya da giderdik.
Aşırı hız tutkunu bir annem var. Arka koltukta babam uyuyunca "Bastır oğlum!" diye beni gaza getiriyor ve polis çevirince hasta numarası yapıp "Memur bey evladım, oğlum beni hastaneye yetiştiriyor, çok fenayım." diye hasta numarası yapıyor. Sen çok yaşa e mi anne!Tavuk almak için marketin kasap reyonuna gidip iki küçük göğüs istiyorum. Onlar paketlenirken ben diğer alacaklarımı alıyorum. Geri döndüğümde paketlemeyi yapan eleman olanca sesiyle bağırıyor: "İki küçük göğüs sizin miydi?" Evet benim Allah'ın cezası, benim!
"Allah aşkına yeter hanım. Bir kerecik de iç de bana. Rakı iç, viski iç, sigara iç de." diyen babam; "Öyle hepsini tek tek söyleyemem; topluca zıkkımın kökünü iç diyeyim, anlaşalım!" diyen de annem olur.
2. çocuğu hiç düşünmediğimi söylediğimde, "Valla ben yapacağım ama istiyorum ki senden olsun."
Saçımın yanlış boya yüzünden acayip bir sarı olması durumuyla karşılaşan annemin tepkisi: "Kamyoncu olsaydım, arabama ilk seni alırdım!"
Komşumuzun yeni doğan bebeğine "Toprak Su" ismini koydular. Biz de kısaca "Çamur" diyoruz.
Cenaze namazına başlamak üzereyken, imamın “Saf olalım” anonsuyla bana dönüp gözlerini pertleterek saf taklidi yapan saygıdeğer kardeşim, Allah cezanı verecek!
Kar ve fırtına nedeniyle spor salonunda misafir edilen evsizlerden bir amcanın: ''Eviniz var mı?'' diye soran gerizekalı muhabire; ''Sarayım var da eskimesin diye sokakta yaşıyorum.'' cevabına alkış yok mu?
Muhteşem güzellikteki pazarlama müdiresiyle iş için şehir dışındayız. Akşam otelde yemeğimizi yedik, “Hadi çıkıp gezelim biraz.” dedi. Çıktık, kapının önünde “El ele gidelim mi?” dedi, heyecanlandım, “Olur tabi ki” dedim ve elimi uzattım. Güldü “Şu ilerideki mağazadan bahsediyorum adı L&L” dedi. Rezil oldum rezil. İngilizce isim koymayın şu dükkanlara yahu.
Sevdiğim kadını aracıyla takip ediyorum, Zekeriyaköy orman yolunda sanırım şüphelenip aracı sağa yanaştırıp bekliyor. 100 mt. kadar gerisindeyim. O bekliyor, ben bekliyorum, o bekliyor, ben bekliyorum,... Derken cebime bir mesaj geliyor : "Arkamdaki sen misin?" Salak kafam cevap veriyor: "Saçmalama! Ne işim var orman yolunda..."
"Giyimime kuşamıma, saçıma makyajıma, hareketlerime konuşmalarıma karışacak erkek daha anasından doğmadı!" derdim. Bizzat kendim doğurmuşum...
Annesi Pazartesi doğum yapan ve Salı günü beslenmesinde börek olması gerekirken simitle gelen öğrencimin yorumu: "Daha ilk günden sallamaya başladılar beni lan!"
Abim, hızlı araba kullanan enişteme yolu tarif ediyor; "Birazdan yuvarlanacağımız şarampolün sonundan ilk sağa dön enişte..."
Haydi öğretmenler kuraya! Atanırsan ev sahibi kazanır, esnaf kazanır, şehirlerarası seyahat firmaları kazanır; atanamazsan KPSS kursları kazanır, kırtasiyeciler, yayınevleri ve psikiyatrlar kazanır. Alın, verin, ekonomiye can verin!
Bayramda bilmediğim bir numaradan gelen mesaj: "Bayramınızı en içten dileklerimle kutlar sağlık ve mutluluklar dilerim." Benim cevabım: "Teşekkürler ben de sizin bayramınızı kutlarım. Keşke bir de isminizi bahşetseydiniz
" Gelen yanıt: "Keşke sen de müdürünün telefonunu kaydetseydin..." Biliyorum, bana kırmızı çok yakışıyor.
Nişanlandık, oturacağımız evi bana sormadan annenle gezip tuttun, mobilyaları annenle kararlaştırıp aldın, beyaz eşyalarımızı annenle seçtin, perdeleri diktirdin, halıları sipariş ettin, davetiyeleri bastırdın, gelinlik modelimi beğenmeyip annenin beğendiği modeli aldırdın, annenin istediği modelde saçımı yaptırmam için ısrar ettin, onun seçtiği takıları aldırdın. Peki o zaman nikah masasından kalkıp mikrofondan "Buraya oturması gereken X Hanım'dır" dediğimde ve salonu terk ettiğimde neden şaşırdın ki? Sen zaten bunu çoktan hak etmiştin.
Siz o başvuru formunda "İnsanüstü bir yeteneğiniz var mı?" diye sorarsanız; ben de "Evet, uçabiliyorum. Ayrıca gözlerimden ışın çıkıyor." diye yazarım sayın yetkili. Hiç bana öyle gözlerinizi devire devire bakmayın. O ne biçim soru yahu! İşe mi giriyoruz süper kahramanlar kulübüne mi?
Gayet saf, terbiyeli, iyi niyetli(!) bir kız arkadaşımla; yine aynı derecede saf, terbiyeli, iyi niyetli, mülayım bir erkek arkadaşımı hayırlara vesile olsun diye Msn'de tanıştırıyorum. Bunlar bir süre konuştuktan sonra buluşmaya karar veriyorlar. Akşam heyecanla kız arkadaşımı arıyorum önce. "Ee nasıl geçti?" diyorum. Arkadaşım son derece sinirli cevap veriyor. "Erkek milleti değil mi, hepsi aynı. Daha bir saat geçmeden, tuttu bana 'Sekse düşkün müsün?' diye sordu. Bastım tokadı, gittim yanından!" diyor. Şaşkınlıktan dilim tutulmuş bir vaziyette kapatıyorum telefonu ve bu sefer diğer arkadaşı arıyorum. "Hayrola, kavga etmişsiniz sanırım? Ne iş?" diyorum ve gülmekten elimdeki telefonu düşürten cevap geliyor: "Valla hiçbir b.k anlamadım! Kadınlara yaşı sorulmaz falan derler ama bu kadarı fazlaydı. 'Seksen üçlü müsün?' diye sordum, bastı tokadı, ardına bile bakmadan gitti yaa..."
Viyana çevresinde bir kasabaya ait tren istasyonunun köhne tuvaletine, Almanca olarak yazılmış, "Türkler dışarı, Türkler sarımsak kokuyor, Türkler birer terliktir..." gibi faşist cümlelere cevaben, Türkçe; "Kayarım g.tten, ölürsün gülmekten..." yazan vatansevere bir alkış lütfen. Gene kendini tutamamış heralde.
Hayatımda ilk kez, bugün kaşlarımı düzelttirmek için berberime, "Ali Abi, bu kaşları düzeltebilir misin?" dedim. "Ne demek, bütün ibnelerinkini ben düzeltiyorum zaten." dedi. Peki ben kaşları düzelttirdim mi? Düzelttirdim. Bahşiş de bıraktım mı? Bıraktım. Bir daha Ali Abi'ye gider miyim? İbnelik değil mi, gitmem artık!
Kardeşim, tüm parasını, zamanını ve ilgisini verdiği; benimse her fotoğrafında bir sinsilik, bir tuhaflık sezdiğim ve hiç hoşlanmadığım sevgilisine evlenme teklif edeceğini söyledi. "Çok sevindim ama önce testi geçsin bakalım." dedim gülerek. Kıza çok güvendiğini söyledi ama beni alt ettiğini görmek için test önerimi sırıtarak kabul etti. Farklı bir ortamda kızla tanıştım ve samimi oldum. Ama benim kim olduğumu bilmiyordu. Onun ne kadar güzel ve akıllı bir kız olduğunu soyleyip durdum, "Çok iyilere layıksın." dedim. Bir sohbet sırasında, onu çok yakışıklı ve çok çok zengin bir yakınımla tanıştırmak istediğimi söyledim. Adamın evlerinden, arabalarından, çiftliğinden ve yurtdışı tatillerinden bahsettim uzun uzun. Ha bir de, artık evlenmeye karar verdiğinden... "Akşama ayarlayalım, tanışın." dedim. Hemen "Tamam ama ufak bir telefon görüşmesi yapmam lazım önce." dedi ve telefonunu alıp dışarı çıktı. Kardeşimi aramış ve akşamki buluşmalarını iptal etmiş. Sebep olarak da annesinin rahatsızlandığını söylemiş. Akşam mekana gittik. En seksi elbiselerini giymiş, kuaföre gidilmiş, makyaj abartılmış. Meşhur sevgili adayını beklerken kardeşimi karşısında gören gelin adayının dili tutuldu. Kardeşim yanımıza gelip "Annene değil ama sana geçmiş olsun!" dedi. Biz abla kardeş oradan uzaklaşırken, o hala donmuş halde arkamızdan bakıyordu. Doyumsuz gelin adayları, demek ki neymiş, saftirik erkek bulmak yetmiyormuş, görümcenin de saftirik olmasi lazımmış. Kolay gelsin size!
İki gün üstüste yemekten ve salatadan saç çıkınca babam anneme artık isyan etti. "Hanım şu saçları ayrı bir tabakta getirsen sofraya olmaz mı ya! Seven var sevmeyen var; canı çeken tabağının kenarına alıp yer."
Öğlen saatlerinde güne gitmek için yollara dökülen kadınlar için yurdum şöförünün ilginç yorumu: "Kurabiye canavarları araziye çıktı."
Ormanda namaz kılarken karşısında bir anda ayıyı gören dedem, korkudan namaza devam etmiş. Ayının kendine yaklaşmadan seyrettiğini görünce, 8 rekat olan ikindi namazını 45 rekat kılmış. Ayı gidince de kaçmış ordan. "Son 15 rekatı sayılmaz, çünkü abdestim bozulmuştu." derken gülerdi. Allah rahmet etsin.
Hidroelektrik santral testinde, telsizden, "Barajdan suyu verdik, gelin gibi geliyor." diye anons geçen şantiye şefidir. Borulardaki patlakları görüp "Sizin gelin kız çıkmadı, boruda patlaklar var, suyu kesin!" diye anons geçen salak benim. "Santral'e geliyorum ZıpıRım, bütün deliklerini kapatacağım." diye anons geçen de genel müdür olur.
Acile kafa travmalı zil zurna sarhoş bir hasta getiren hasta yakını, hastaya bakıp ''CT (siti) çekelim" diyen uzman doktor ve ''Bana kimse s.ktir çekemez laaaaan!'' diye ayağa fırlayan sarhoş, gecemize neşe kattınız, sağolun.
Çocukluğumdan beri gittiğim her düğünde gelin ve damadın fısır fısır ne konuştukları merak ederdim. Kendi düğünümde öğrendim, kavga ediliyormuş.
Salona girdiğimde kocamı pilotlar ve uçaklarla ilgili bir program izlerken buluyorum. Yanına uzanıp, sarılıyorum, programı seyretmeye başlıyorum. Bir ara "Kimbilir ne kadar özgür hissediyorlardır kendilerini..." diyorum, kocacığımdan cevap gecikmiyor: "Yoo, hepsi evli barklı adamlar..." Susuyorum, susuyorum, susuyorum.
''Üzerinde ne var?'' dedim, ''Ayıcıklı pijamalarım.'' dedi. ''Türk kızı değil misin, illa ayıcıklı pijama giyeceksin!'' dedim, ''Türk ayısı değil misin, illa ayıcıklı pijamama takacaksın kafayı!'' dedi. Sustum mu? Sustum valla.
Bize misafirliğe gelen kız arkadaşımla odamdayız. “Bu saatten sonra aşık olmak çok zor benim için.” diyorum. “Niye, saat kaç ki?” diye soruyor. “11’e geliyor.” diyorum ve çekirdek yemeye devam ediyoruz.Ayağım kaydı ve düştüm. Kalktım. Üstümü başımı çırptım. Saçımı başımı düzelttim. Yere dağılan dosyalarımı topladım. Bir metre ileri fırlayan telefonumu aldım. Kulağıma getirdim ve... Sen hala konuşmaktasın. Yeter, biraz sus ya!
Oğlum Tuğçe'ye çiçek alacakmış, babasından para istedi, babası sevinçle "Gel beraber seçelim, arabaya atla!" dedi, oğlum itiraz etti: "Yok, sen sadece payasını ver. Hiç almıyorsun ki anlamazsın. Çiçek diye maydonoz falan aldırırsın..." Vallahi de billahi de tembihlemedim, ama ben bu çocuğun her yerini yerim!
Az önce, bir senedir peşimden koşan makina mühendisi vatandaşın SSK dökümüne baktım, primleri 5,700'den yatıyormuş. Allah'ım, aşık mı oluyorum ne?
Sosyal Bilgiler 4. sınıf sınavında, "Savaşa gidip, savaştan sağ dönen askere ....... denir." sorusuna, "Hoşgeldin" yazan benim canım öğrencimdir.
Kırmızıda geçtiği için az kalsın beni ezen bir arabanın arkasından, el hareketi yaparak bağırdım. Adam durdu indi ve "Bu polis arabası, görmüyor musun anteni?" dedi. Ben de "Polis olduğunu Azrail'e de söyle de, ezilirsek canımızı almasın." dedim. Güldü, "Haklısın." dedi, özür diledi, sonra bir de çay ısmarladı gitti.
Oğlumu yıkarken lifi uzatmasını istiyorum. Hangi lifi istediğimi soruyor. "Sarıııı!" diyorum, "Laciveeeert!" diyor. "En büyüüük?" diyorum, "Feneeeer!" diyor. "En küçük?" diyorum, oturduğu yerde başını eğiyor, önüne bakıyor ve "Pipiiim..." diyor... Şimdi, bu çocuk büyüyor mu yaa?
Bugün derste öğrencilerime, ''Biz Barış Manço şarkılarıyla adam olduk. Arabada arka koltuğa oturmayı, emniyet kemerini takmayı ondan öğrendik. Siz İsmail YK şarkılarıyla gaza basarak ne öğrenecek, nasıl adam olacaksınız?'' dedim. İyi dedim.
İslamiyeti kabul etmiş ilk Türk boyu........ 'dır şeklindeki boşluk doldurma sorusuna "1.65" yazan öğrenciye sizce kaç verilir? Bence bu yaratıcı zeka 100 ile ödüllendirilmelidir.
Birkaç gün süren hastalıkta rutin şekilde hastaneye gidilir, iğne vurulunur veya serum taktırılır. Yine ani şekilde ateşleniyor ve hastanenin yolunu tutuyorum. Doktor bir dizi ilaç yazıp damar yolu açılsın diyor. Serumu takmaya gelen hemşire de kim? Birkaç ay önce bana ilgisi olduğunu söylemiş ve benim "Bu kadar ilgili olma, hatta ilgisizlikten öldür beni!" dediğim kişi. Göz göze geliyoruz, o serumu hazırlamaya başlıyor, tam iğneyi batıracak, ben "Acıtmadan batır lütfen." diyorum, hemen cevap veriyor: "Elimde olsa şişeyi sokarım..."
Üniversite öğrencisi olan kardeşimi annem arıyor, “Alo Nihal kızım, Nihal duyuyor musun?” Kısa bir şaşkınlıktan sonra kardeşim “Nihal kim anne, ben Ece” diyor ama annem ısrarla Nihal diye sesleniyor. Kardeşimin artık kızdığını anlayınca da bombayı patlatıyor. “Kredi kartı ekstren geldi de, belki kendini Adnan Ziyagil’in kızı zannediyorsundur diye öyle dedim.”
7 yaşındaki kızımı okula hazırlıyorum. Kıyafetler giyiliyor, sıra saçını tarayıp tokasını tokmaya geliyor. Saçı taramam tamam, tokayı takmak 15 dakika sürüyor ama bir türlü olmuyor. Kızım "Baba bırak, ben yaparım" diyor 20 saniyede tokayı bağlıyor ve ardından dumur eden yorumu geliyor: "Sen kelsin ya ondan yapamıyorsun."
Dedem yeni aldığı silahı denemek için, tuvaletin deliğine ateş etmiş. B.kların yüzüne fışkıracağını düşünememiş!
Malum dizide Adnan Bey ile kızı Nihal'in sarılma sahnesine babamın muhteşem yorumu: "Aman dikkat edin de boynuzlarınız birbirinizin gözüne girmesin."
Kendini fazlasıyla beğenen arkadaşım ''Ne olacak böyle, bıktım vallahi. İşyerinde peşimden koşmayan erkek yok neredeyse.'' diyerek bana dert(!) yanıyor ve onu teselli(!) edecek cümleyi kendisine yöneltiyorum; ''Ah tatlım, erkekler topun da peşinden koşuyor ama tekme atmak için.''
Yaprak Dökümü dizisini ailece düzenli olarak izliyoruz. Her hafta birilerinin başına ters olaylar gelip durmasına, her aksi şeyin hep bu aileyi bulmasına anneannemin bomba yorumu, ''Cünüp mü dolaşıyor bunlar ne?'' oluyor.
"Ya ne yapıyorsun? Onlar benim regl çikolatalarım, yemesene!" dedim, hemen avucuna tükürüp elindekini de çöpe attı. Ne sandıysa artık.
(not : favorim benim
)
Pilotum. İstanbul-Sao Paolo seferini yaptıktan sonra kabinden çıkıp yolcuları uğurlamak istedim. Derken, her halinden Türk olduğu belli olan bir abi boynuma sarılarak "Vaaay, meslektaşım benim!" dedi. Nezaketen nereden meslektaş olduğumuzu sordum. Abinin cevabı süperdi: "Ben de Trabzon'da, .... hattında dolmuş şoförüyüm!"
Patileri ocakta yanan kedimize diş macunu süren bir babaannem var, diş macununu yalarak ağzı köpüren bir kedim var, köpüren kediyi görünce "Kuduz olmuş!" diye çığlık atarak kaçan bir abim var. Bense üçünü de tanımam, bilmem, görmedim, duymadım!
Oturacak yer olmayan otobüse iki tane yaşlı teyze biniyor. Ücretlerini ödedikten sonra arkaya doğru ilerlerken teyzelerden bir tanesi yayıla yayıla oturan genç erkeğe oldukça kinayeli bir şekilde; ''Evladım yaşlı mısın yoksa Kore gazisi misin?'' diye soruyor. Eleman eblek eblek teyzenin suratına bakarken, diğer teyzemiz cevabı yapıştırıveriyor; ''Elleme kız, baksana hamile işte çocuk.''
Otoyol çıkışında, 1 km dolaşmaktansa herkes 100 metrelik ters yoldan gidiyor. Önde ben, arkamda kamyon onun arkasından da asayiş polisi girmiş ters yola. Karşıda trafik polisi pusuya yatmış. "Hyundai çek sağa, kamyon çek sağa..." akabinde asayiş polisi görünüyor ve polis anonsuna devam ediyor: "İmam osurunca cemaat böyle sı..yormuş demek ki! Hyundai, kamyon siz de devam edin lan!"
Kardeşimin son günlerde zayıfladığını gören annem haliyle "Oğlum hayırdır hasretlik mi çekiyorsun?" diye takıldı. Babamın yorumu anında geldi. "Ben onun ne çektiğini çok iyi biliyorum."
"Devlet Facebook'a üye olmuş, şikayetleri oradan dinleyebilecekmiş." diye bir haber vardı internette. Ama yurdum okuyucu yorumu, haberden daha ilgi çekiciydi: "Devleti mi dürteceğiz?"
Dolmuş kapısını açıp tam binecekken şoförün hareket etmesi sonrası, kapıdan tutarak dolmuşa binmeye çalışan adam hepimizi koparmıştı: "Müsait yerde binebilir miyim?"
İşe gitmesi için sabah bir türlü kaldıramadığım kocamın, malum yerini tutarak; "Bak aşkım, senden önce kalkanlar var, azıcık ders al ondan." dedim. Uykulu uykulu; "Daha ne için kalktığını bile bilmeyen birinden mi ders alacağım ben." dedi. Şeyiyle bile geçinemiyor bu adam ya!
"Eşiniz ile akrabalık var mı?" diye sorduğumda "Var ebe hanım..." diyen, "Neyiniz oluyor?" diye devam ettiğimde ise "Kocam oluyor." diyen hastaya, huzurlarınızda magmada doğum yaptırmak istiyorum.
Çok sevdiğim odamın terasına annemin kızacağını bildiğimden gizlice rakı çıkarıyorum. Fakat annem odama geliyor ve yakalanıyorum. Annem babamı çağırıyor, "Kızına bak, neler yapıyor." diyor. Babam mı? Tabii ki kızıyor. "Sıpa, bu ikimize yeter mi? Git bir büyük al gel."
Bugünlerde büyüyünce ne olacağına kafasını takmış olan yeğenim, anneme son kararını açıklıyor. F1 pilotu olacakmış. "Ama ben çok üzülürüm, ağlarım, korkarım sana bir şey olacak diye" diyor annem. Yeğenimse her şeyi hesaplamış. "Korkma anneanne, sen o zamana çoktan ölmüş olursun."
"Telefonunda fıstık diye kayıtlı numara kimin?" dedi, "Kuruyemişçinin" dedim, yemiş midir?
Ehliyet sınavı için ders çalışıyorum ama motor bölümünü kafam bir türlü almıyor. Kocamı arıyorum ve "Bana akşam motor dersini çalıştırır mısın?" diye soruyorum. "Her konu için bir kere vermen lazım." deyince, "Sana her konu için bir kere vereceğime, sınav hocasına tek bir kere veririm bütün derslerden geçerim." diyorum. "Koşarak geliyorum, son duanı etmeye başla..." derken telefon kapanıyor.
Arkadaşımla beraber davetli olduğumuz doğumgünü partisine gidiyoruz, partidekiler bizi bekliyor oldukları için haliyle biraz da acelemiz var. Sıkışan trafiğin yavaş yavaş açıldığı bir ara sokakta önümüzdeki polis arabası oldukça yavaş hareket ediyor ve benim sevgili "deliyürek" arkadaşım, 2-3 kez selektör, 1 kez de korna çalma gafletinde bulunuyor. Megafondan aldığımız cevap bize yetip artıyor. " 34 G... , cami hikayesini biliyorsun değil mi?"
Sevgilimin dedesinin malum evlilik programına yorumu: "Aç bakam garı pazarını."
"Bu salak kapıya sinir oluyorum, her seferinde çarpıyorum." dedi. Ben de; "Her seferinde çarpıyorsan, salak olan kapı değildir." dedim. "Sus yoksa sana da çarparım!" dedi. Sustum.
İki tane ilkokul öğrencimiz kendi aralarında konuşarak bana yöneliyorlar.''Abla kaç yaşındasın?'' Ben "Sana ne!" gibisinden bir bakış sergilerken diğeri yaptığı yorumla kadınları tanımaya başladığını kanıtlıyor. ''Yaşın kaç olursa olsun; göstermiyorsun abla!''
Bir alkış da 34 EDC... plakalı aracı "Edirne, Denizli, Conk Bayırı!" diye kodlayan polis arkadaşa gelsin.
Bekardım otuzbir çekerdim. Evlendim, üzerine bir de dırdır çekmekteyim.
Babamın göz makyajıma yorumu: ''Çekmişsin, yine siyahları Rambo!''
Dolmuştan inmek için ayağa kalkılır. Elindeki resim çantası, el çantan ve kitaplar dağılmak üzereyken son anda toparlanılır ve yanlışlıkla şoföre "Müsait bir yerde iner misiniz?" denilir. Asıl bomba olan şoförün cevabıdır: "Gözüne kestirdin beni herhalde abla!"
Piknikteyiz, çalıların arasından bir çift çıkıyor, yanımızdan sarmaş dolaş ilerliyorlar. Adamın kızarmış yüzüne gözüne, dağılmış saçlarına, şişmiş ağzına ,kadınınsa hiç bir şey olmamış haline bakarak canım anneannem bombayı patlatıyor. "Kadın adamı yimiiiş!"
123 km ile radara girilir, ceza itinayla ödenir, dönüşte arabada "Radara yakalanmışız" deyince babaannem yanıtlar: "Allah Allah, o kadar da hızlı gidiyorduk nasıl yakalamışlar?"
Sabah tıraş olurken yanıma gelen küçük oğlumun eline bolca tıraş köpüğü sürerek "Hadi git bunu annenin bacaklarına sür." dedim. Umarım mesaj anlaşılmıştır.
Annemin damatları için yorumu: "Bütün öküzler de bizi buluyor; nasıl ot yetiştirdiysem artık..."
Elektirk süpürgesine torba takarken, süpürgenin hortumu torbanın deliğine denk getiremeyeşimi izleyen kocamın yorumu: "Gördün mü deliğe denk getirmek ne zor. Bir de o süpürgenin habire konuştuğunu düşün bakalım!" Sustum, hala susuyorum...
Gazete okuyup çay yudumlamak için bahçesinde oturduğum yere gelen simitçi ile garson tartışmaya başladı. İtişip kakışırlarken masadaki boş bardaklar kırılınca, kahveci de müdahele etti. Emekli amcalarla beraber olayı yatıştırmaya çalışsak da, etraftaki bilimum esnaf merakla toplanmaya başladı. Her gelen bir şey söyleyince durum daha da karışmaya başladı. Berberdi, şofördü, bakkaldı, kömürcüydü derken tam bir curcunaya dönen olaya, gelen polis ekibinden bir memurun yorumu: "Alın-verin ekonomiyi canlandırın dedik, vurun-kırın karakolu canlandırın demedik beyler yaa!"
Gecenin bir vakti balkonda gizlice sevgilisiyle telefonda konuşurken, bir anda karısının balkona girmesi üzerine; sevgilisine gün yüzü görmemiş küfürler edip suratına telefonu kapattıktan sonra yere atıp parçalayan, karısına da bir arkadaşına kefil olduğunu adamın da parayı ödemediği yalanını bir çırpıda uyduran arkadaşımı, Oscar ödül töreninde en iyi oyuncu ve senaryo dalında aday göstermek istiyorum.
Partnerimin gözüne sperm kaçtı. Gözünü koca bir kova suyla yıkamasına rağmen kızarıklığı geçmedi. Ama beni en çok güldüren, ağlamaklı bir ifadeyle bana bakarak ''Ya minik spermlerin gözyaşlarım arasında yüzerek aşağılara doğru inerse? Ya hamile kalırsam? Ne yaparım ben!!'' demesi oldu. Olayın sonrasında aklıma, erkek arkadaşıyla birlikte olduktan sonra "Çocuğumuzun adı ne olsun hayatım?" diyen kıza, elindeki dolu prezervatifi göstererek "Bunun içinden çıkabilirse; David Copperfield olsun!" diyen çocuk geldi.
"Yeter artık, atacağım boğaz köprüsünden kendimi!" diyen bir annem, "Yol parası çıkarma şimdi, camdan atla.' diyen bir de babam var.
Dişlerimi sıkarak kısık bir sesle "Hadi devam et" dedim. O da bana "Hamit kim lan?" dedi. O, sinirden ben gülmekten devam edemedim.
Hatun kişi sevgilisine harıl harıl Cedric'in bir bölümünü anlatıyor. Bezmiş oğlan: "Rukiye ben Cedric'in taaa a.... koyayım olur mu?"Erken boşaldım. Penisimi eline aldı ve "Yumurtanın İpana'yla fırçalanmamış tarafı gibisin!" dedi. Hiç bu kadar utanmamıştım. Benzetmeye bak ya!
Hastanenin "Tıbbı Atık" bölümünde görevli; turuncu tulumlu, sırtında kocaman tıbbi atık yazan ve oldukça çirkin olan yaşlı adama asansör beklerken: "Ayyy tipe bak valla tam bir tıbbi atık." diyerek laf atan yapay zekalı kişi benim ablam olur. Bunun üzerine ablamın şişman olduğunu görüp, "Yük asansörü öbür tarafta, burada boşuna bekleme." diyerek cevap veren eli öpülesice kişilik ise tıbbi atıktır.
1 Nisan sabahı kocamdan mesaj geldi; "Karıma akşama toplantım var diyeceğim. Hazırlan hayatım, yedi gibi gelirim." 1 Nisan şakası olduğunu bildiğimden, hemen cevap verdim tabii. "Aşkım kocamın akşama toplantısı varmış, ev müsait bekliyorum." Sinirden köpürmüş, öyle şaka yapılır mıymış? Yaptım gitti!
Babamı namaz kılmış, dua ederken görünce "Benim için de dua et" deyiveriyorum ve babamın cevabıyla dumur oluyorum. "Kendisi nerede derse ne diyeyim?"
“Yeşil benim içimi bir hoş ediyor.” diyerek laf atan şahsiyete, çantasından çıkardığı 50 kuruşu atıp “Bununla bir salatalık al, üzerine oturursun, için bir hoş olur!” diyen yeşil etekli kız, sizce de alkışı hak etmiyor mu?
Uçuş boyunca çok sevimli ve tonton bulduğu yaşlı teyzenin üstüne titreyerek yardımcı olduğu için teyzeden inerken, ''Evladım, çok sağol yardımların için, biz de sizi or...u biliyorduk...'' cümlesini duyan hostes arkadaşıma sizlerden kocaman bir alkış lütfen.
İlk genelev deneyiminde heyecandan ne yapacağını şaşırıp, kadına; ''Bakire misiniz?'' diye soran ben mi, yoksa; ''Evet bakireyim, kendimi sana sakladım.'' diye cevap veren hayat kadını mı daha magmalık, karar veremedim.
Alışverişimizi yaptık ve kasaya yanaştık. Kasiyer çocuk önce bana baktı, sonra telefonuna sarıldı. Sonra birini arayıp, artık nasıl bir heyecana kapıldıysa; "Dediğim kız burada oğluum!" dedi, ben şaşkın şaşkın babama baktım, babamınsa ağzından şu sözler döküldü: "Babası da burada de!"
Hani tansiyonum düşmüştü de olduğum yerde yığılıp kalmıştım ya; beni bir tek su ile ayıltabileceğini biliyordun. Bardak bulamayıp suyu avucunla getirirken kayıp düşmüştün de, odamızın kapısının buzlu camları kolundaki arter damarları kesmişti 3 yerinden. Evimiz kirlenmesin diye kolunu tutup beni elindeki kana bulanmış suyla ayıltmaya çalışıp, canını hiç umursamadan başımda uyanmamı bekledin ya... Sonra koşa koşa hastanenin yolunu tutarken elimi bırakmadın ya... "Biraz daha geç kalsaydınız hayatı tehlikeye girerdi." diyen doktora bakıp "Karım iyi mi?" diye sordun ya... Ben kanınla yapışıp ayağıma batan camların acısını hiç fark etmeden ortalığı ayağa kaldırdım ya... İşte o anda karşımdaki aynada gördüm aşık kadınını ve bir kez daha neden seninle evli olduğumun cevabını verdim kendime...
Kilolu bir kadınım, e haliyle sık sık diyete, rejime başlıyorum. Yine böyle rejim kararı aldığım bir gece, yatak odamdaki tuvalet aynama sabah uyanınca göreyim ve uygulayayım diye rujla "Yağ, tuz, şeker yok!" yazdım. Sabah uyandığımda benim notumun altında kocamın bıraktığı notu gördüm ve gülmekten rejimi bile unuttum. "E daha dün aldım ya!"
Kar ve fırtına nedeniyle spor salonunda misafir edilen evsizlerden bir amcanın: ''Eviniz var mı?'' diye soran gerizekalı muhabire; ''Sarayım var da eskimesin diye sokakta yaşıyorum.'' cevabına alkış yok mu?
Rus kız arkadaşım Türkçesini ilerletiyor. Hatta deyimleri bile kullanmaya başlamış. Geçen sabah ablam telefonla arayıp beni sorduğunda çok edebi bir cevap vermiş: "Mışıl mışıl uyuyor, nur içinde yatsın..."
Göğsündeki kitle yüzünden, göğsünün alınacağı söylenen yurdum teyzesinin neşeli yorumunu aynen aktarıyorum: "Al oğlum al. Bebe yok emmeye, dede yok oynamaya..."
Yemeği biten müşteriye yaklaşıp "Kaldırayım mı efendim?" diyen garson arkadaşıma gıcık bir gülüşle "Hangisini?" diye sorarak masayı kahkahaya boğan adamı değil, buna cevap olarak "Hangisini yediniz?" diye yapıştıran arkadaşımı huzurlarınızda alkışlamak istiyorum!
Haydi öğretmenler kuraya! Atanırsan ev sahibi kazanır, esnaf kazanır, şehirlerarası seyahat firmaları kazanır; atanamazsan KPSS kursları kazanır, kırtasiyeciler, yayınevleri ve psikiyatrlar kazanır. Alın, verin, ekonomiye can verin!
Saçımın yanlış boya yüzünden acayip bir sarı olması durumuyla karşılaşan annemin tepkisi: "Kamyoncu olsaydım, arabama ilk seni alırdım!"
Bir kafenin sigara içilebilen alanından mümkün olduğu faydalanmak maksadıyla dip dibe konulan masalardan birinde arkadaşımla beraber oturuyoruz. Yanda da bizim gibi iki erkek aralarında sohbet ediyorlar. Masalar bu kadar yakın olunca duyuyoruz tabii konuşulanları. Biri anlatıyor: "Abicim kıza ev tuttum, kirasını ödüyorum. Sıfır araba da aldım, benzinini koyuyorum. Telefon hediye ettim, faturalarını ben yatırıyorum. Yemek için de para ödetmiyorum; ya yemeğe çıkarıyorum ya da bütün kumanyasını alıyorum. Arada harçlık da veriyorum. Bağlandı kız bana doğal olarak, beni deli gibi seviyor." Diyemedim tabii ortam gereği, "Bunları bana yap, ben de verirdim sana!" diye.
Sevgili beli ağrıyan teyze; külodunun içine iğneleyerek elalemden sakladığın zinet eşyanlarını röntgen filmiyle tespit etmiş bulunmaktayız. Bilgilerine...
Gece vakti arkadaşın arabasıyla yolda giderken birden farlar sönüyor, yolun sağında müsait bir yere çekip arızanın ne olduğuna bakmaya çalışırken arkadaştan gelen cevap yeterince gergin olan beni iyice geriyor. "Arabanın Ocak ayı vergisini yatırmadım, onun için kesmiş olabilirler mi ışıklarımı?"
4 kişi iş için Suriye’deyiz. Akşam bir lokantaya götürdüler bizi, yemeğimizi yedik, muhabbet ediyoruz. Bir kedicik dolanıyordu yanımızda ve hayvan doğal olarak “miyav” dedi. Şefimiz “Aaa, miyav diyor lan bu!” dedi. Üstümüz olduğu için bir şey diyemedik, kıkırdayabildik sadece. Şimdi ona buradan içimde kalanı söylemek istiyorum: “Ne diyecekti lan kedi, 'el arabiye miyaouv' mu? Mal herif!”
Metrobüste yanıma oturan ve çaktırmadan(!) bacağıma dokunup duran ak sakallı amcaya "Daha ameliyatlarım tam bitmedi, 2 ay bekle tam bir kadınım o zaman." dedim mi, dedim. Deli miyim bilmiyorum ama amca metrobüsten koşarak indiğinde deli gibiydi.
İki gün üstüste yemekten ve salatadan saç çıkınca babam anneme artık isyan etti. "Hanım şu saçları ayrı bir tabakta getirsen sofraya olmaz mı ya! Seven var sevmeyen var; canı çeken tabağının kenarına alıp yer."
Hayatımda ilk kez, bugün kaşlarımı düzelttirmek için berberime, "Ali Abi, bu kaşları düzeltebilir misin?" dedim. "Ne demek, bütün ibnelerinkini ben düzeltiyorum zaten." dedi. Peki ben kaşları düzelttirdim mi? Düzelttirdim. Bahşiş de bıraktım mı? Bıraktım. Bir daha Ali Abi'ye gider miyim? İbnelik değil mi, gitmem artık!
Annemin bu yılın düğün ve sünnet cemiyetlerinin çokluğu hakkındaki yorumu: "Bu yıl kesilmedik ç.k, delinmedik g.t kalmadı"
Everest’in eteklerinde İrlanda ikinci lig takımlarının flama ve bayraklarının dahi olduğu bara, bizden de olsun, Türk dokusu bulunsun diye astığım Fenerbahçe formamın üzerine “Y….ğımı ye Fener!” yazan eleman, Allah belanı versin.

Viyana çevresinde bir kasabaya ait tren istasyonunun köhne tuvaletine, Almanca olarak yazılmış, "Türkler dışarı, Türkler sarımsak kokuyor, Türkler birer terliktir..." gibi faşist cümlelere cevaben, Türkçe; "Kayarım g.tten, ölürsün gülmekten..." yazan vatansevere bir alkış lütfen. Gene kendini tutamamış heralde.
Geçen akşam aynı yaşta olduğum ve bekar olan kız arkadaşımla Msn'de kameradan sohbet ediyorduk. Arkadaşımın erkek kardeşi, komiklik olsun diye annesine, "Anne kızın kocaya kaçacakmış, plan yapıyorlar!" diye seslendi. Anneden gelen cevap, ikimizin de gülme krizine girmesiyle gecenin sonunu getirdi. "Bu yaştan sonra ne kaçması! İstesinler hemen vereceğiz."
"Aşkım Marmara denizi buz tutmuş. Seferler iptal edildi." dedi. Gerçekten inandım. Ta ki, 3 saat sonra yanıma gelene kadar... Sarışın da değilim. Benim de genlerimle oynamışlar!
Kulağımı deldirdiğimi gören babamın anneme yorumu: ''Bir kızımız olmadı diye hayıflanıp durma artık, bak oğlan diye doğurdun evrim geçiriyor.'' Gel de çıkarma şimdi o küpeyi.
İşten çıkıp servise binilir, uykuya dalınır ve bangır bangır müzik sesiyle aniden uyanıp "Şoför Bey, müziğin sesini kısar mısınız? Burada 20 kişiyiz, biraz saygı lütfen!" diye sinirli şekilde bağırılır. Aslında radyonun açık olmadığı ve o sesin kendi Mp3 çalarımın kulaklığından geldiği anlaşıldığında, magmada inmek istenir
Boynunda kocaman morluklarla işe gelen hatun kişi iş arkadaşım olur. Bir haftadır yurtdışında olan kocası da iş arkadaşım olur. Üçüncü kişi de iş arkadaşım çıkarsa hiç şaşırmam.
Banyoda pedimi değiştirdiğim esnada 3 yaşındaki kızım aniden içeri füze gibi dalıp beni öyle gördüğünde, gözlerini faltaşı gibi patlatarak "Annnneeee sen bebek mi oldun yoksaaa, o Prima'yı neden takıyorsuuun?'' diye sorduğunda, sadece salak salak bakakaldım.
Halk otobüsü yolculuğunda otuzlu yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim kadının genç delikanlıya "Niye sürekli bana bakıyorsun ya?!" demesine, "Anam yaşında kadınsın, sana ne bakıcam!" yanıtı; kadında sinir, yolcularda gülme krizine yol açtı.
Boyum 1.80 ve topuklu ayakkabı giymeyi çok seviyorum. Ama ne zaman giysem arkamdan "Travesti mi? Kesin travesti!" diye fısıldaşan ve önüme geçip suratıma dikkatle bakan tipler sinirimi bozuyor.
O otobüste sabahın köründe tepeme dikilip sevgilisiyle öpüşürken ayıp değil, ben evin anahtarını uzatınca ayıp. Tuhaf canım bu insanlar, çok tuhaf.
Canım yemek yapmak istemedi, eve gelir gelmez üstüne atladım. Birbirimizi iyice yorup amacımıza ulaştıktan sonra, ikimiz de uyuyakaldık. Kim demiş "Erkeğin kalbine giden yol mideden geçer" diye? Midesini aklına getirmeyecek yollar da var işte.
Bekardım otuzbir çekerdim. Evlendim, üzerine bir de dırdır çekmekteyim. -
Burayıda alıyımda ekleme yaparız
-
Bu saatte yarısına kadar okuyabildim yarın devam ederim :D
-
Hepsini okudum çok güzeldi. :)