folder Tahribat.com Forumları
linefolder Genel
linefolder Aşıksan Buyur Arkadaş....



Aşıksan Buyur Arkadaş....

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Xsharez
    Xsharez's avatar
    Kayıt Tarihi: 04/Kasım/2005
    Erkek

    En çok istanbula benzeyen gözlerini sevdim

    gözlerinde devrik cümleler gibi bakan kederi

    esirgeyen bağışlayan aşkın adıyla başladım

    yüregim kalbinde kimbilir kaç kez hatim indirdi

    kimbilir kaç kez yazdım kendimi arka sayfalarına hayatının

    faili meçhul bir cinayet haberi gibi

     

     

    kırlangıç fırtınalarına benzeyen yüzünü sevdim

    jilet yansıması gibi yüzüme çarpan yüzünü

    yüzünün avuçlarımdaki yasa dışı hüznünü

    hani geceyarıları gökgürültülerine kulak kabartır gibi

    hani bir ırmağın kendini denize dökmesi gibi

    hani iki arada bir derede telaşlı sevişmeler gibi

    hani anlarsın ya suçüstü bir aşk gibi

    bulup bulup yitirmeyi sevdim seni

    aruz veznine benzeyen yalnızlığını sevdim

     

     

    ben senin kendi yalnızlığında

    iş çıkışlarındaki caddeler gibi çoğalmanı

    cuma akşamları beyoğlunun çalgılı sokakları gibi

    bir korsan gösteriye dört koldan katılmak gibi

    içimde kalabalıklaşmanı sevdim

     

     

    çocukluğuma benzeyen yalanlarını

    yalanlarında yakaladığım gerçeklerini

    düşmemek için bir elinle sımsıkı tuttuğun

    merdiven korkuluklarına benzeyen korkularını

    mutedil dalgalı denizlere benzeyen sevişmelerini

    sevişmelerindeki acemi dilsiz alfabesini

    patladı patlayacak bir fırtınanın tam ortasında

    kendini ölüme bu kadar genç hissetmeni

    senin gecikmelerini sevdim

     

     

    tebdil-i kıyafet beni sevmeni sevdim

    dudaklarında bir karanfil gibi ısırdığın gülüşünü

    sadece kendin için sattığın gülüşünü sevdim

    bir şiire benzeyen uzaklıklarını sevdim

    yalnız denizlerde kürek çektigim uzaklıklarını

    bir mülteci gibi bana hep ülkemi özleten

    kendimden kaçtıkça seni bulduğum

    sana gittikçe kendime vardığım uzaklıklarını

    imkansızlığını sevdim

     

    ben seni arkamda bırakacağım en son sözcük gibi

    ben seni bir intihar gibi sevdim

     

     

    ben senin gözlerini daha öce de gördüm

    hani ter kokulu bir belediye otobüsünde

    kalbini çarptığım kadından kaçarken

    sırtımdan vurulup da ellerine düşmüştüm ya

    hani bileklerimi jiletlediğim bir akşam

    başucumda oturup saçlarıma dokunmuştun

    aramızdan imkansız şarkılar geçiyordu ya

     

     

    ben senin gözlerini daha öce de gördüm

    hani ıssız bir sokağın yankılanması gibi

    hani son dizesi henüz yazılmamış bir şiir gibi

    dudaklarımdan uzak okyanusların bütün mavisini

    dudaklarımdan söyleyemediğim bütün sözcükleri

    bir öpüşte çekip almıştın ya hani

     

     

    ben senin gözlerini daha öce de gördüm

    hani birinci şube kapısında dipçiklendiğim akşam

    hani bir paket sigara için yeni pabuçlarımı sattığım akşam

    hani bir gülüşüne gül olduğum akşam

    hani bir damlasına gözyaşının la ilahe illallah

    bin dolunayı kurban ettiğim akşam

     

     

    hani yaklaştıkça kendine doğru kaçan bir ufuk

    dokundukça kendine kapanan bir kapı

    uçurumlarında sesimi yitirdiğim bir çığlık

    ve suskunluğunda burnumun direğini sızlatan

    zifiri karanlığında kendimi aradığım bir çocuk

     

    ben senin gözlerini daha öce de gördüm

    ben senin gözlerinde daha öce de öldüm

     

    bu şehri benzetebildiğim kadar sana benzettim

    en sensiz gecelerimde rum batakhanelerinde girit rakısı içtiğim

    sabahlara kadar sokaklarında ana avrat dümdüz gittiğim

    denizlerine küstügüm caddelerinde agladıgım bu şehre

    meydanlarında on bin ağızdan on bin lanet ettiğim

    köprülerinde ateşler yakıp aşka boyun eğdiğim

     

     

    çingene rengi şiirler söyledim diye polislerine rüşvet verdiğim

    karakollarında körkütük kan kustugum bu şehre

    gündoğumlarında salya sümük ağlayıp kendime geldiğim

    kalbimi varoşlarına sığdıramadığım bu şehre benziyorsun

    sen çaresizliğimin jilet yarası

    aşkımın konfeksiyon atölyelerindeki hüznünü öğüten

     

     

    şehir hatları vapurlarında çocukluğumu sattığım

    iki yakasını biraraya getiremediğim bu şehre benziyorsun en çok

    uğruna bileklerimi kestiğim aşkıma benziyorsun

    imkansızlığın anlamı kadar imkansızsın artık

    yeterrrrrr ulaann artık kalbime dinamitler döşüyorsun

     

     

    gökyüzüme dokunsan ağlayacaktın

    mavinin kaç tonu var bulutlardan öte

    ağladığın zaman anlayacaktın

     

    çığlık çığlığa sevişmeler gibiydin

    dağ koyaklarında eşkiya ateşleri gibi gizli

    ve namlu yatağında sabırsız bir mermi kadar gerçektin

    sendin

    senin ellerindi akdenizdi

    senin gözlerindi bir balıkçı teknesi gibi heyamollarla geçip gitti

    sendin

    hiçliğimin ilk gecesiydin

     

     

    olmadık şarkılar dinliyorum şimdi

    en ölümcül intiharlar besteliyorum uykulardan uyanıp

    zaman zaman mavi yüzlü çocuklar adıyorum tarihe

    sonra susuyorum

    sonra mutlaka bir şiirle bağırıyorum seni

     

    bütün umutsuzluğumu

    bir mayın patlaması gibi gibi bin parçaya ayır

    yarın olsun

    sen ol

    gözlerin olsun

    ve hep olsun

    aşkın hiçliğimin öüne barikatlar kursun

    ne dersin?

    yolundan döebilir mi bu kurşun

     

     

    işte yine gittin

    yatağıma bıraktığın deniz kokusu

    ve kalbimden silmeyi unuttuğun parmak izlerin

    öylece duruyor cinayet delilleri olarak

    hiç bilinmeyenli bir denklemi çözmek için

    sözlüye kalktım

    aşkın kare kökünü aldım sen çıktın

    ezbere anlattım bütün intihar yötemlerini

    herşey bir hesap hatasıydı

    yani oradan bakınca vardın

    buradan bakınca yoksun

     

     

    alnımdan güvercinler havalanıyor görmüyorsun

    dudaklarım ne zaman bir sözcüğe dursa

    kalbim iki rekat aşk için kıblene döüyor bilmiyorsun

    zamanı bin parçaya bölüyorum her sabah

    her parçaya bin gül ekiyorum koklamıyorsun

    avuçlarımda ormanlarını biriktiriyorum

    dağlarına çıkıyorum yağmurlarını yağıyorum

    ırmaklarını döküyorum okyanuslarıma duymuyorsun

    katlime ferman çıkarıyor gözlerin

     

     

    şiirler tutukluyor ellerimi anlamıyorsun

    kendimi sırtlayıp apansız giriyorum hudutlarına

    mayın tarlalarında acemi bir asker gibi

    nasıl bir telaş içinde kalbim

     

     

    nasıl firar ediyorum kendimden yakalamıyorsun

    seni hep büyük harflerle düşünüyorum parantez içinde

    ve hep adını tanrının adıyla yazıyorum okumuyorsun

    bir denklemin en bilinmez noktasına koyuyorum seni yakışıyorsun

    kılıçtan geçirilmiş bir ordunun son neferi gibiyim

    yorgun ve terli suskun ve aç mahçup ve yenik

    bir sabah ezanı gibi dolaşıyorum sokaklarda

    yüreğim dolunay

     

    sırtımda iki bıçak yarası

    birbirini bulamayan iki ırmak yatağı

    ve yağmurun camlarda bıraktığı

    jilet kesiği su yolları gibiyim şimdi

    bir cinayet dolaşıyor ki parmaklarımda öyle kalleş

    ne zaman yokluğuna açsam gözlerimi

    ellerim şairliğimi ispiyonluyor kağıtlara

    sabıka kayıtlarımın arasında unutulmuş bir kadın

    bulut yüzlü gök yüzlü yağmur yüzlü

    yazsam hiçbir şiire sığmaz

    yazmasam ellerimde kalır hüznü

     

    gün ortalarında ateş böcekleri kadar yalnız ve sahipsizim

    artık gitme

    yokluğuna uzamasın ellerim

     

    bir göçmen türküsü gibi sevdim seni

    bir vatan nasıl özlenirse öyle özledim

    çingene kızların ceyizleri kadar rengarenk

    bıçkın delikanlıların yürekleri kadar yalansız

    şimdi terkedilecekse bir sehir

    senin gibi terkedilmeli

    bir yaranın kabugunu kanatır gibi

    maviye keser mi hüznüm

     

    bir hiçliğe demir atmıştık seninle

    ışıklarımız söküktü pusulamız bozuk

    bir kere bir olalım demiştim eşittir birdi

    kendine bölünemeyen tek sayıydı o unutmuştuk

    beyoğlunun arka sokaklarındaydık

    belki de beyoğlu bizim arka sokaklarımızdaydı bilinmez

    nefeslerimizde nasıl bir anason kokusu

    ve gülücüklerimizin arkasında nihavent makamında kanayan

     

     

    nasıl fitil işlemez bir şiş yarasıydı hüzün

    yağmur arabesk bir şeydi bu saatlerde içimize işliyordu

    sen siyanür buharı gibi dolaşıyordun içimde

    yasaklanmış afişler gibiydi yüzün

    cantamı topladım artık arkama bile bakmıyorum

    hangi kapı daha yakındır bana bilinmez

    hangi deniz daha uzak

    kalsam

    gözlerin beni sırtımdan vuracak

     

    yağmur yağıyordu

    bütün aşk siirleri böyle başlar biliyorum

    ama yalanım yok yağmur yağıyordu

    ama bir tek ben ıslanıyordum aşk

    bir sigara içimlik zaman kadar yakın

    aramızdaki masa kadar uzaktı

    dokuz kalibrelik iki mermi çekirdeği gibi

    ceplerimi ısıtıyorsun şimdi

    yastığımın altında ruhsatsız bir silahsın sen

    bütün aramalardan saklıyorum seni

     

    kalabalık bir sokağında yürüyorduk zamanın

    omuzlarımız çarpıştı bakıştık

    ben gözlerindeki yalazı çaldım kimse görmeden

    sonra arkama bile bakmadan kaçtım

     

    senin arka sokaklarında arıyorlar beni

    kalbim sabıkalı

    adım komiserlerin uyurken bile aklında

    sen gözlerindeki yalazı çaldırmış bir mağdursun artık

    ihbar ediyorsun beni karakollara

     

    her ne kadar kimyasal yapıları birbirine benzese de gözyaşlarımızın

    benimkiler biraz daha içten biraz daha duyguludur sevgilim

    gerisi inleyen nağmeler

    gerisi uzun hikaye

     

     

    gözlerim üçüncü sınıf muhallebici dükkanlarının

    sinekli vitrinlerinden yansıyorsa sevgilim

    ceplerim gölüm kadar zengin olmadı benim

    gerisi zil zurna parasızlık

    gerisi uzun hikaye

     

    sana viski bardaklarının üzerindeki parmak izlerini anlatmış mıydım

    ucuz viski bardaklarının üzerindeki parmak izlerini

    o kız konsomasyona giderdi üç kuruş beş paraya

    assolistler gibi gerdan kırar göbek oynatırdı

    ben ise bally koklardım hayat bilgisi niyetine

    sana bally kokusunu anlatmış mıydım sevgilim

    gerçi gerisi halusinasyon

    gerisi uzun hikaye

     

    belki de bu yüzden bir denizim olmadı hiç

    süslü püslü yelkenliler düşünemedim hiç

    oysa ben ölmeyi ve sevmeyi böyle anlamıştım

    oysa ben bu martılarla senin için ağlamıştım

    mesela sular gibi çocuklar doğuralım diye

    mesela suları maviye boyayalım diye

    susalım diye be sevgilim anlarsın işte

    işte gerçek bu sevgilim

    gerisi çooookk uzun hikaye

     

    gözlerindeki istanbulu gördün mü aşkım ?ben gördüm

    istanbul ya bu

    sokar böyle her şarkıya burnunu

    yürek desem artık modası geçmiş bir laf

    kalp desem mayın tarlası

    bütün sözcükleri jiletliyorum bu akşam aç kalbini

    elma dersem cık armut dersem çıkma

     

    istanbul ya bu

    hani o en orospu halini bilirsin ya istanbulun

    hani arkadan vuracakmış gibi bakar ya adama

     

    yarın çok geç olabilir sevgilim

    mesela yarın ben ölebilirim

    ağır ağır demir alır gibi limanından yaralı bir gemi

    kıyısız bir denize açılabilirim

    artık ne bir fırtına anlatabilir beni sana

    ne de alelacele seviştiğimiz zamanların tehlikesi

    yarın kendimi bir yaprak gibi dökebilirim sonbahara

    yarın kendimi bu şiir gibi kanatabilirim

     

    yarın çok geç olabilir sevgilim

    bir kılıç kınından sıyrılıp boynumu vurabilir

    bir kent bütün sokaklarımla beni alıp götürebilir

    yarın çok geç olabilir sevgilim

    bilirsin tahammüle kısıtlıdır serseriliğim

    öyle deli sevişmeler adadım ki ben sana

    yarın çok geç olabilir

     

    sana bütün insanlığımla gelmiştim

    kavgalarım yenilgilerim ve bütün varoluşlarımla

    dilimde artık unutulmuş eski bir denizci lehçesi

    yüzümde hep vedalaşır gibi bakan gözlerimle

    yalansız riyasız ve dolambaçsızdım

    sana bir dağ getirmiştim küçük bir dağ

    henüz doruklarına çıkılmamış

    ama doruguna çıkıp

    ölmeyi deneyeceğim şimdi

     

    yenildim artık çiçegim ben bu hayata

    dünyanın bu en çirkef yüzünü

    asil bir duruş gibi yüzüme yakıştırmadım

    yalanları yalanlarla süsleyip sahte cümleler kurmayı

    ve plastik aşklar yaşamayı beceremedim

    aşk denilen illetin ucundan kenarından tutmaktansa

    bir kez dokunup yakacagım kalbimi

    doğmamış bir çiçegi kökünden koparıp

    ölmeyi deneyeceğim şimdi...

     

     

     

    ALINTIDIR....


    Kimseden Birşey İstediğim YOK.,!! Az Ötede Oynayın Yeter.
  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    snnyk
    snnyk's avatar
    Kayıt Tarihi: 28/Mayıs/2007
    Erkek
    eyw. birazını kopyaladım çok uzunmuş

    snnyk.com - code is poetry all that i know...
  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Xsharez
    Xsharez's avatar
    Kayıt Tarihi: 04/Kasım/2005
    Erkek
    Çk beğendim herkezin beğeneceğinide sanıyorum. Böylesine güzel bir şiir nasıl olurda her okura bir şeyler ifade edebilir. Anlamıyorum çözümleyemiyorum. çok sevdim herkezin beğeneceğine eminim. ayık kafa ile okmanızı şiddetle tavsiye ederim. eski defterleri açmamanız için.

    Kimseden Birşey İstediğim YOK.,!! Az Ötede Oynayın Yeter.
  4. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Lupin
    Lupin's avatar
    Kayıt Tarihi: 10/Nisan/2006
    Erkek
    http://www.tahribat.com/forumviewfolder.asp?topfolderid=99

    Aşıksanız buraya arkadaşlar...

    Rus ile aldatmayanı etmeli takdir,tek biri ile uslanmayanın hakkı köçektir.
  5. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    FOXXLY
    FOXXLY's avatar
    Kayıt Tarihi: 19/Haziran/2006
    Erkek

    MaTRaX bunu yazdı:
    -----------------------------
    http://www.tahribat.com/forumviewfolder.asp?topfolderid=99

    Aşıksanız buraya arkadaşlar...

    -----------------------------

    katılmamak elde değil


    kelimeler albayım bazı anlamlara gelmiyor.
  6. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Xsharez
    Xsharez's avatar
    Kayıt Tarihi: 04/Kasım/2005
    Erkek
    Bu şiiri 4 duble susuz rakıya üzerine 2 extra biraya değişmem.

    Kimseden Birşey İstediğim YOK.,!! Az Ötede Oynayın Yeter.
  7. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    baron_27
    baron_27's avatar
    Kayıt Tarihi: 23/Ağustos/2005
    Erkek
    FOXXLY bunu yazdı:
    -----------------------------

    MaTRaX bunu yazdı:
    -----------------------------
    http://www.tahribat.com/forumviewfolder.asp?topfolderid=99

    Aşıksanız buraya arkadaşlar...

    -----------------------------

    katılmamak elde değil


    -----------------------------
    aşktan gözleri kör olmuş :D

    ///______________
Toplam Hit: 1037 Toplam Mesaj: 7