Aslında Bak, Detaylarıyla Güzel Hayat.
-
Hatırlıyormusun ? Epeyce büyük bir şantiyede görev almıştın ve sorumlulukların sana ağır geliyordu. Neredeyse olduğu yere çöküp kalacak bir çöl devesini andırıyordun. Tam 2 kere, aynı yerde, elini yüzünü yıkadığın lavabonun kenarında o çok sevdiğin gümüş yüzüğünü kaybetmiştin. Üzerinde kırmızı, mavi, beyaz ve lacivert taşlar vardı. Değer veriyor olman için bir hikayeye gerek yoktu. Yüzük, en başında önyargılı olduğu unutulmaması gerekir ki, çok zor beğenen bir adamın hayatına girebilmiş en düşük ihtimaldi. Göz önündeydi ve bu durum senin için de henüz benimseme evresindeydi. Gelgelelim boşvermek ve vazgeçmez mizacın değildi. Önyargılı eleştirileri bastırmayı öğrendin. ‘’Yakışmamış’’ dendiği zaman, aslında yakışması için değil, değer verdiğin için taktığını hissettin. O, günlük kıyafete bütünlük sağlayan bir aksesuar değildi. Böylesine ufak bir detayın seni insanların gözünde değiştirmiş olmasına hayret etmiştin. Eli mahkum, merak etmiştin.
Bir gün yüzüğü parmağından çıkartıp lavabonun kenarına koydun. Ellerini iyice sıvı sabuna buladın ve köpüğün beyazı netleşene kadar mıncıkladın. Mevsim ceket ilikletse de sen bu ufak mola için ceket giyinmeyi saçma buldun. Soğuk suyun ellerindeki etkisini sararmış etini ve morarmış tırnaklarını görünce fark ettin ve aceleci bir tavırla sıcacık ofisine geri döndün. Aradan geçen birkaç dakika sonra yüzüğünün nerede olduğu konusunu kendine sormaya korkar bir tavırla gömleğinin cebini yokladın, daha sonra sırası ile pantolonunun cebini, ceketinin cebini ve masanın her bir köşesini aradın. Sonra bir anda durdun ve sertçe ofisin kapısını açıp koşar adımlarla tuvalete gittin. Geri döndüğünde insanlar içinde bulunduğun durumdan çok daha kötüsünü yaşadığını düşünmüş olabilirlerdi. Bunu kimse anlayamazdı. Zaten kendini ifade etmeyi iyice minimal hale getirmiştin. Daha sonra çaresizce oturup düşündüğünde onu kaybetmenin olayı tamamladığını fark ettin. Bu durum içerisinde alabildiğine değer, pişmanlık, mutsuzluk ve taze bir hasret barındırıyordu. Artık hiçbir yüzüğü satın alıp parmağına takmayacaktın. Yüzük takan insanlara eleştiriler yapmayacaktın ve değer vermenin bir halini daha öğrenmiş olmanın o taze tadını hiç unutmayacaktın.
Meydana getirileni değersizleştiren, yine onu meydana getiren. Gerçekten güzel bir şey meydana getirdiğinizde ya bir daha bunu denememelisiniz, ya da kazara hayatınızı kaybetmelisiniz. Gerçekten güzel bir şeyin değerini muhafaza edebilmenin yolu budur. Sonrasında yapılan bu güzel şeyi lekeleyecek veya alışılagelmiş ilan edecek süreci kabul etmiyorum. Tanrı aşkına, bu tam anlamı ile bir zalimlik. Neyse. Yine boş bulunup içimi döktüm. Hem de anlaşılamayacağımı bile bile. Zaten hoşuma giden, insanların nedenlerimi sorgulamaları değil, cevaplamadığım sorulara verdiğim ufacık gülümseyişime karşılık aldığım kocaman sırıtışlar. Kısa süren bir tartışma olarak nitelendirilebilir. Çok kısa ve hep galip olduğum tartışmalar. Kimsenin beni anlaması gerekmiyor. Benim de öyle.
Selametle. -
boş kağıda imza attırır bu yazı, iyiymiş
-
Ellerine sağlık, yüreğine sağlık, harika olmuş..
-
hocam blog aç takipçin olurum
-
Orda o NaZi_ yi görünce bi irkiliyorum ve diyorum daha ne kadar güzel yazabilir , yine şaşırtıyor :)
Fazla güzel. Harika
-
aliyk bunu yazdı
hocam blog aç takipçin olurum
NaZi_ tarafından 26/Mar/13 09:52 tarihinde düzenlenmiştir
Blog açmak isterdim ancak, üstesinden gelebilecek bilgim yok. Yardımcı olabilecek bir yakınım da yok.
Teşekkürler arkadaşlar. Barış ! daha güzel olacak elbettee. Merakını eksik etme :) -
Emeğine yüreğine sağlık
