Atatürk: Ben Namussuz Muyum?
-
Ünal TANIK'ın yazısı
23 Nisan 1920'de Ankara'da ilk Meclis açılmış, Kurtuluş Savaşı'nın başlaması yolunda önemli bir adım atılmıştı.
Mustafa Kemal Paşa, o dönemin şartları gereği hem Meclis, hem hükümet başkanlığı görevini yürütüyor, aynı zamanda da Başkumandan olarak bütün yetkileri elinde toplamıştı. İcra Vekilleri Heyeti (Bakanlar Kurulu) ve reisinin, gizli oy ve mutlak çoğunlukla Meclis'te seçilmesi yolundaki kanunun kabul edilmesi ile bakanlar 10 Temmuz 1922'de teker teker istifalarını sundular.
Ertesi gün, Müdafa-i Hukuk grubu idare heyeti, Mustafa Kemal Paşa başkanlığında toplanıp konuyu ele aldı. Uzun tartışmalar oldu. Yeni hükümeti Nafia Vekaleti'nden (Bayındırlık Bakanlığı) istifa eden Rauf Orbay'ın kurmayı yolunda fikir birliği oluştu.
O zamana kadar, muhaliflerle Mustafa Kemal taraftarları arasında hep arabuluculuk yapması ile tanınan Rauf Orbay, bütün milletvekillerinin gönlünü kazanmıştı. Bir taraftan muhalifler, bir taraftan da Mustafa Kemal Paşa'nın yakın arkadaşları Rauf Bey'den bu görevi kabul etmesini istiyordu.Rauf Bey ise arkadaşlar arasından başka birinin bulunup görevin ona verilmesi gerektiğini söylüyordu.
Bakanların istifa etmesinin üzerinden üç gün geçtikten sonra, Mustafa Kemal Paşa, Rauf Bey'i Meclis'teki odasına davet etti. "Rauf Bey kardeşim" diye söze başladı:
"Niçin istinkaf ediyorsun (çekimser duruyorsun, kabul etmiyorsun) ki, Meclis senin üzerinde duruyor. Başka birini seçmek istemiyor. Anarşi olacak. Kabul etmeyişinin sebebi ne?"
"Söyleyeyim Paşam" diye söze başlayan Rauf Bey, "Cehennem Değirmeni" isimli siyasi hatıralarında şöyle anlatıyor:
"Ben bu vazifeyi kabul edersem, sen yine benim işime karışacaksın. Ben de buna tahammül edemeyeceğim ve çekilmek zorunda kalacağım. Halbuki benim imanım, bu orduların başında bu milleti senin kurtaracağın merkezindedir. Bu yüzden seninle ihtilafa düşmeyi katiyyen kabul edemem.
Mustafa Kemal Paşa, son derece samimi bir tavırla;
"Kardeşim, ben namussuz muyum?" deyince hayret ettim.
"Ben öyle bir şey söylemedim."
"O halde, sana namusumla söz veriyorum. Heyet-i Vekile Reisliği'ni (Baş.akanlığı) kabul et, hükümeti kur. Senin hiçbir işine karışmayacağım" dedi."
Rauf Bey, kitabında devamla, "Hakikaten de dediğini yaptı" diye bir not düşüyor..............
baykala : İşte şahsiyetlik bu Baykal.Görüdüğün gibi öle her koltuğa oturulmaz.TAbi siz sevmezsiniz Rauf orbayı nede olsa sizden değildir.
-
meclis kurtuluş savaşından sonra kurulmadımıydı ?
-
fmk bunu yazdı:
-----------------------------
meclis kurtuluş savaşından sonra kurulmadımıydı ?
-----------------------------hoca ilk meclis 1920 ikinci meclis 1923 de kuruldu....bu zaman diliminde 2 meclisinde aldığı kararlar farklıdır.
1920de ilk meclis açılmıştır. 11 ağustos 1923de 2. meclis açılmıştır.29 ekimdede cumhuriyetin ilanı yapılmıştır.
yani anlıycağın TBMM 2 defa açılmıştır... bu o zamanın şartlarına bağlı olarak yapılmıştır.
-
TBMM 2 kere açılmadı. Meclisi mebusan vardı senin dediğin zamanda. Yinede senin dediğin gibi olsunda!! Ben böyle Rauf Orbayı falan başbakanlık yapmış olarak bilmiyorum. Bana kaynak verebilir misin?
-
kardeş 2 defa diyorum ;
1. TBMM 23 nisan 1920 de açıldı aldığı kararları yazıyorum ilk tbmm nin;
1. tbmm yeni türk devletini kuran(kurucu)osmanlı ile bağlı olmayan(ihtilalci)ve bağımsızlığı sağlayan meclistir.
2. TBMM ise devrimleri gerçekleştiren meclistir.
1.TBMM istanbuldan kaçıp ankaraya gelen osmanlı mebuslar meclisi üyelerinide ulusal egemenliğe dayanmasından dolayı TBMM ye kabul etmiştir
1.TBMMNİN aldığı ilk kararlar;
1.yeni bir hükümet kurmak gereklidir(burda istanbul hükümeti yok sayılmıştır.2.geçici bir hükümet ve padişah vekili atamak doğru değildir.3.padişahlığın ve halifeliğin durumu daha sonra meclisin çıkaracağı bir yasayla belirlenecektir.4.TBMM nin üstünde hiçbir güç ve kuvvet yoktur.5.Ulusal iradenin(meclis)ülkenin geleceğine el koymasını kabul etmek gerekir.6.yasama ve yürütme yetkisi TBMM YE aittir.7.mecliste seçilecek bir kurul hükümet işlerinide yürütecek.meclis başkanı hükümetinde başkanı olacaktır.
ilk meclisin özellikler ;
kurucu, ihtilalci ve bağımsızlığı sağlayan meclistir-Ulusal egemenliğe dayanan meclistir-Güçler birliği projesini benimsemiştir-Padişahın, hükümetin ve halifenin yetkileri ellerinden alınmıştır.
İLK meclis açıkldığında bir sürü ayaklanma olmuştır azıınlıklar özellikle ...tbmm hepsini bastırmıştır.. isyan çıkaranlar istiklal mahkemelerinde yargılandılar.
2.TBMM açılması;
1. tbmm nin ilk maddesi.Tbmm nin hem yasama hem yürütmeden dolayı yıpranmıştır.
1.tbmm ilk mecliste devrimleri gerçekleştirecek niteliğe sahiğ değildi.o yüzden 1923 de yeni meclis yani seçimlerle 2. TBMM açıldı.2tbmm devrimleri gerçekleştrieen tbmm dir.
1.TBMM de siyasi partiler yoktu gruplar vardı.mustafa kemalde bu grupları birleştirmeye çalışmış.olmayınca kendiside müdafaa-i hukuk grubuna katılmıştır bu gruplar bilhassa (cemiyet) diler. sonradan HALK fıkrası yeni türk devletinin ilk siyasi partisi olmuştur.
yeni TBMM lozan antlaşmasıyla onaylanmıştır. itilaf devletleri 2 ekimde istanbulu boşaltmasıyla 6 ekimde türk ordusu istanbula girmişti.istanbulun alınması başkent sorunu ortaya çıkarmıştı. osmanlı yanlısı vekiller istanbul istediler...ama ankara kurtuluş savaşına yakın.ve ist en yakın yerdi..eğer ist olsaydı itilaf devletler işgale girişirdi. hem anadoluya hem ist yakın yer ankara oldu başkent.sonrasındacumhuriyetin ilanı edildi 29 ekim 1923 bundan sondada 1921 anayasası yeniden düzenlendi.sonrasında medeni kanunu gibi değişikller yapıldı
-
mayrip Meclis 2 kere açılmıştır yerine 1. dönem 2. dönem diyebilirsin, yanlış anlaşılmaz :)
invisible_1905 google'a Rauf Orbay yaz. wikipedia'dan araştır başbakan olduğunu öğreneceksin.
-
invisible_1905 bunu yazdı:
-----------------------------
TBMM 2 kere açılmadı. Meclisi mebusan vardı senin dediğin zamanda. Yinede senin dediğin gibi olsunda!! Ben böyle Rauf Orbayı falan başbakanlık yapmış olarak bilmiyorum. Bana kaynak verebilir misin?
-----------------------------meclisi mebusan ?
o 2. meşrutiyet le kapandı biliyorum ben ?
-
Arkadaşlar meclis 1920 yılında yani cumhuriyet kurulmadan açıldı. Mustafa Kemal o zor şartlarda savaşta bile demokrasiyi etkin kılmaya çalışmış ve başarmıştır. Kurtuluş Savaşı'nı demokrosiyle yönetilerek kazandık.
