Aydınlığa Açılan Kapılar: Köy Enstitüleri
-
Köy Enstitüleri, Türkiye’nin “aydınlığa açılan” kapılarıydı.
Köy Enstitüleri, Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel ile Köy Enstitülerinin mimarı İsmail Hakkı Tonguç’un büyük çabalarıyla oluşturulmuş bir eğitim devrimidir.
Köy Enstitülerini, UNESCO “dünyanın örnek alması gereken öğretim kurumları” olarak göstermiştir.
Kentsel ve kırsal alanlar arasındaki eğitim eşitsizliğini kaldırmak amacıyla, 1936 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan, “Köy Eğitmeni Yetiştirme Projesini” uygulamaya koyar.
Askerlikleri sırasında başarılı olan gençler, gelişen tarımsal teknolojiyi önce öğrenip sonra da öğretmek üzere, “Ziraat Bakanlığı’nın” desteği ile eğitilip yetiştirilir ve öğrendikleri “modern tarım tekniklerini” köylülere aktarmak için köylere gönderilir. Bu gençler ayrıca“öğretmenlik” görevini de üstlenir.
İsmail Hakkı Tonguç’un yönetip, yönlendirdiği bu proje çok başarılı olur. Kısa bir süre sonra çıkarılan yasalarla “köy eğitmeni” yetiştirilmesi giderek yaygınlaşır. Bu uygulama gelecekte kurulacak “Köy Enstitüleri” için çok başarılı bir deneme olmuştur ve Türkiye’nin “aydınlığa açılan kapıları” olan Köy Enstitüleri kurulması için uygun ortamı oluşturmuştur.
1936’da başlayan, “Köy Eğitmenleri Yetiştirme Projesi” denemesinin başarıya ulaşması üzerine, 1940 yılında çıkarılan “Köy Enstitüleri Yasası” yürürlüğe girer. Yasanın yürürlüğe girmesiyle, köy okullarına “öğretmen” yetiştirmek için yurdun çeşitli yörelerinde toplu yerleşim yerlerinin uzağında, geniş arazileri olan bölgelerde, “Köy Enstitüleri” kurulmaya başlar.
Devletin bu kurumlara katkısı hemen hemen yok denecek kadar azdır. Öğrenciler, bir yandan eğitim görürken diğer yandan da kendi dersliklerini, barınaklarını, kısaca kendi gereksinimlerini, konularının uzmanı olan “öğretmenlerin ve usta öğreticilerin” gözetimi ve rehberliği ile kendileri yapar.
Öğrenciler elleriyle kurdukları okullarda, modern tarım, demircilik, yapı ustalığı, arıcılık ve el sanatları üzerine uzmanlaşırlar.
1943 yılında Köy Enstitüleri için gereken yönetici, müfettiş, öğretmen yetiştirmek üzere Hasanoğlan Köy Enstitüsü bünyesinde “Yüksek Köy Enstitüsü” açılır.
İlkokulu bitiren çocukların sınavla alındığı Köy Enstitülerinde öğretim süresi beş yıl olarak belirlenir.
Bu eğitim süresi “kültür dersleri, tarım dersleri ve sanat ya da teknik dersleri” olmak üzere ayrılmıştır. Dersler uygulamalı olarak yapılmaktadır.
“ (…) 1936’larda deneme amaçlı başlayıp 1940’ta resmen kurulan Köy Enstitüleri Anadolu’nun meşaleleri olmuştur. Bu dönemde köy çocukları eğitildikten sonra köylerine tarımda, işte, sanatta, zenaatta ve sağlık alanlarında öğretmen olarak geri gönderilmişlerdir. Ancak feodal yapı bu aydınlanma sürecinde rahatsız olmuştur. (…)”
Demokrat Parti ile toprak ağaları, laik cumhuriyet düşmanları ve dini siyasete alet edenler el ele vererek, 1954 yılında Köy Enstitülerinin “aydınlığa açılan kapılarını” kapatırlar.
Ve Türkiye’yi “ortaçağa” götürecek “karanlığın kapılarını” açarlar.
Yılmaz Şipal.
ben üniv 2 sonuna kadar köy enstitülerini hiç duymamıştım. eğitimde geri kalmışlığın sebebi, işte burdan başladığıydı belkide...
-
önemli paylaşım.. zamanında köy enstitülerini, halk evlerini kapatmaya çalışan, terzi fikrilerini tutuklayan bi zihniyetin değiştirdiği eğitim sisteminin ürünü olan bizlerin böle gerçeklerden uzak kalmaması gerekir.
-
BU konuyu gündeme getirdiğin için teşekkür ederim kardeşim...
Ellerin dert görmesin..
