Ayrımcılık İğrençtir, Oktay EKŞİ
-
Yazı gerçekten hoşuma gitti, paylaşmak istedim. AB ye girdik, bu akp nin başarısıdır diyen herkesin özellikle okumasını rica ederim.
AVRUPA’da ikiyüzlülüğün, samimiyetsizliğin yüksek lisans derecesinde öğretildiği bir yerler olmalı.
Aksi halde Avrupa Birliği’nin (AB) dış ilişkilerden sorumlu Yüksek Temsilcisi Javier Solana’nın “gelecek yıldan itibaren Sırbistan vatandaşlarının AB ülkelerine seyahat ederken vize almak zorunda
kalmayacaklarını” söylerken yüzü kızarması gerekirdi.
Javier Solana aslında sadece Sırbistan’ın değil, BBC’ye verdiği mülakatta "Sırbistan’ın yanı sıra başka ülkelerin" vatandaşlarının da AB ülkelerine vizesiz seyahat yapma hakkına kavuşacağını söylemiş ama isim vermemiş.
Onun vermediği isimleri AB Komisyonu’nun Makedonya ve Karadağ vatandaşlarına da "vizesiz seyahat" hakkı tanınmasını tavsiye eden kararından öğreniyoruz.
Hemen anımsatalım:
Bu ülkelerin üçü de örneğin Türkiye gibi "Tam üyeliğe kabul için AB ile müzakere" aşamasına gelmiş değil.
Yani AB karşısındaki statüleri Türkiye’den geride...
Ama AB ülkeleri Türk vatandaşlarından vize isterken onlardan istememeyi "hakseverlik, eşitlik, dürüstlük" gibi kavramlarla bağdaştırabiliyor.
Dahası...
Çok değil 15 sene önce yüz binlerce masumu -Avrupa Birliği ülkelerinin gözünün önünde- katleden Sırbistan gibi bir devletin vatandaşlarından "vize" talep etmemeyi AB içine sindiriyor ama o katliamın mağduru olan Bosnalı Müslümanlarla Kosovalı Arnavutlara bu hakkı çok görüyor.
Bosna-Hersek ve Kosova halkının Müslüman çoğunluklu olmasının bu iğrenç ayrımcılıkta bir rolü olmadığını söyleyebilir misiniz?
Nitekim BBC muhabiri "Bu (haksız) durum (o yörede) yeni düşmanlıklara yol açabilir diye bir endişeniz var mı?" diye sorunca Solana’nın doğruca "evet" veya "hayır" demek yerine lafı saptırdığını ve "Böyle olumlu bir adımdan kötü sonuçlar çıkartmaya çalışmak bana saçma geliyor" dediğini öğreniyoruz.
Dedik ya... Bunlar "yüzsüzlük ve samimiyetsizlik" konusunda doktora yapmış olmalılar. Nitekim herkesin aklına gelen ilk soru BBC muhabirinin de aklına gelmiş uzun süre:
"Rodovan Karadzic ile onun katliam suçu ortağı Ratko Mladiç yakalanıp Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’ne teslim edilmedikçe AB kapıları Sırbistan’a açılmaz" diyen AB’nin yetkilisine, "Ratko Mladiç halen yargı önüne çıkartılmamış olduğuna göre bu vize istememe kararını nasıl açıklayacağını" sormuş.
Solana’nın yanıtı yine yüzsüzce... "Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi Savcısı Sırbistan’ın mahkemeyle tam bir işbirliği içinde olduğunu söylerse mesele kalmaz" demiş.
Öyle ya, savcı "İşbirliği yapıyoruz ama yakalayamıyoruz" der, olay biter.
AB yetkililerini ve Solana’yı açıkça "samimiyetsiz ve yüzsüz" diye nitelendirmemizi ağır bulanlar olabilir. Onlara, "Avrupa Birliği Adalet Divanı AB üyelerinin Türk vatandaşlarından vize talep etmeleri hukuka aykırıdır" yolunda -bizim bildiğimiz yani en az- 4 karar verdiği halde bu ülkeler Türklerden hálá vize isterken aynı AB, Sırbistan vatandaşlarından vize istememeye karar verirse, sorumlulara "yüzsüz ve samimiyetsiz"den başka ne diyebileceğimizi soralım. -
Yalvarıyoruz Bizi AB’ye Alın!...Bakın Size Boru Döşedik..!
-
suçu hiç bir zaman avrupa da ya da uzayda biryerlerde aramamalıyız , suç bizzat kendimize aittir . Durumu bu hale getiren , kendi milletimizin basiretsizliği, kişiliksizliği hatta aptallığıdır. sorunlarımıza çözümü kendimizden başka adreslerde aramanın yeni sorunlar yaratması kaçınılmazdır ve Türk milleti on yıllardır avrupa için en fazla taviz verecek en kişiliksizce avrupalı kıçı yalayacak hükümetleri ısrarla iktidara getirmiş, bu şekilde bu kadar aşşağılanmaya maruz kalmayı da bir şekilde haketmiş. Türkiye zaten kendine yeten bir birliktir, ayrıca illaki bir birlik olacak ise kendine yakın kendi soyundan ya da en azından kültüründen birileri ile olması gerekirken...
Şimdi avrupalılar da iki arada kalmış bir yandan Türkiye ile "olumlu" ilişkileri sürdürmek isterken yani ekonomik ve siyasi ilişkileri mesela , öte yandan Türkiye nin aileden olmadığını bu yüzden birlik içinde yeri olmadığnı söylemeye çalışıyorlar ve bunu söylerken en kibarca ifadeleri kullanmak istiyorlar - ayrıcalıklı ortaklık gibi mesela. Biz nasıl bir aşşalık yüzsüz millet olmuşuz ki, yüzümüze çarpılan kapıyı halaa tırmalamaya yalvarmaya devam ediyoruz. Türk milletinin bu tavrından hakkaten derin utanç duyuyorum, hükümet diye atadıkları kuklalardan fazla birşey beklemiyorum zaten ancak milletin bu saçmalığa karşı onurlu bir tavrı olamıyorsa , ne yazıkki onuru artık yoktur.
Sanıldığı gibi avrupa ve avrupalılar ikiyüzlü falan değildir, adamlar 50 yıldır farklı diller yöntemler kullanarak , tırmalamamızın bir yararı olmadığını aramızdaki ilişkinin "aile" değil müttefik olarak kalması gerektiğini anlatmaya çalışıyorlar ama tabi tayyip gibi kerestelere anlatsan ne fayda anlatmasan ne fayda. Yüzüne tükürseler yeri var ki yarabbi şükür diyecektir. Aynı şekilde büyük bir çoğunlukla onu ve onun zihniyetini destekleyen millette.
