Batı Avrupalıların Kıvrak Zeka Eksikliği
-
Bati avrupa’da zeka bulunmaz bir sey degildir. binlerce belki milyonlarca zeki insan vardir. ama bati avrupalilarin bir cogunun zekasi kivrak degildir, esnek degildir. yeni durumlara cabuk adapte olamazlar, mekanik dusunur, bizi sasirtmakta gucluk cekerler. yaraticiklari da sinrlidir bir olcude. ama neden? nedir bati avrupalilarin zekasini kivrakliktan uzak tutan? neden avrupalilar zeka gerektiren islerde basarili olurken kivrak zeka gerektiren basit meselelerde cuvallarlar? butun bunlarin bir aciklamasi olsa gerek. ama once kivrak zeka dedigimiz seyin ne gibi bir sey olduguna bir bakalim.
kivrak zekayi anlatmanin en guzel yolu orneklerden gecer. diyelim ki elinizdeki tukenmez kalemle oynuyorsunuz ve bir sure sonra yazi yazmaniz gerekti. cikardiniz kalemin kapagini ve bir baktiniz ki kalemin yazici ucunu tutan ve kalemin govedesine vidalanan metal kisim kapagin icinde sikismis kalmis. yazmaniz icin onu oradan cikarmaniz gerek. ne yaparsiniz? iste kivrak zekali bir adam hemen kalemi govdesini kapagin icine sokacak ve onu cevirerek metal basligina vidaliyacaktir. simdi gozlemim odur ki muhendislik egitimi almayan avrupalilarin bu tur cozumleri uretmelerini beklemek cok yerinde bir hareket olmayacaktir. diyeceksiniz ki bu cozumu bir ilk okul cocugu bile dusunebilirdi. evet! ama biraz abartiyor olsam da burada soylemek istedigim de budur:
bati avrupalilarin zekasinin kivrakligi daha okul cagina gelmeden korelmektedir. bildigimiz gibi birey haklarina bireylerin ozgurluklerine onem veren baskasinin ne yaptigina pek karismayan avrupalilar genelde bu stratejiyi kendi cocuklarina da uygulamaktadirlar. bu sebeple trende annesiyle oturan bir bati avrupali cocugun annesi tarafindan birey olmaya zorlanmasi cok acaip bir olgu degildir. anne kendi kitabini okurken cocugun eline de bir resimli kitap verecek ve onunla mumkun oldugunca ilgilenmeyerek kendi basinin caresine bakmasini saglamaya calisacaktir. ne var ki cocuk trenin camindan bakarken ya da elindeki kitabi okur gibi yaparken aklina gelen binlerce seyi annesine intikal ettirmeye calisacaktir. anne ise cocugun kendi basina trende gidbilen bir birey olmasini saglamaya calistigindan olsa gerek cocugunu pek de kaale almayacaktir. misal:
- anne ineklerin memeleri var di mi?
- evet
- anne inekler de bizim gibi sut iciyor mu?
- evet
- onlar da bizim gibi inek sutu mu iciyor?
- evet
- biz onlarin sutunu neden iciyoruz? onlar sutu bitmez mi?
- hayir
- inekler bizim sutumuzu icse yasayabilir mi?
- evet
- anne, bu kitapta jiple janneke karyolada birlikte uyuyor, sen de babamla boyle mi evlendin?
- hayir
… [boyle devam eder]bati avrupalilardaki kivrak zeka eksikliginin onemli bir bolumu iste bu anne-baba davranisi ile aciklanabilir. kivrak olmayan bir zekanin nasil zeki olabilecegi konusunda ise pek tabii her iki konuda da daha geri olduklari dusunulen amerikalilar calismistir. bitirmeden once soylemek gerekir ki bu bir genelleme degildir. sadece yeterli gozlemle yapilan guvenirliligi tartisilir bir cikarsamadir. ama her cikarsama oyle degil midir ya?
Yurttaki mutfak zamazingosunun acma kapama mandalinin arkasindaki yay kırılmıstır. alet mandalin kendi agirligindan dolayi zirt pirt kapanmaktadir.danimarkali`, malin iade tarihinin gecip gecmedigine bakmak icin aletin garantisini, satin alma belgesini vs. arastirmaya baslamistir. (tahminen) irlandali olan ise telefon rehberi ariyordur ki, sari sayfalardan tamirci bulsundur, isleri yoluna koydursundur. turk gelir, gazeteden kopardigi kagidi kivirip mandalin kenarina sıkıstırır. (avrupanin dort bir yanindan tebrik telefonlari yagar)
o gazete parcasi uzun sureler boyunca sanki aletin orijinal parcasiymis gibi diger milletlerin ogrencileri tarafindan ozenle korunur, alet kullanildiktan sonra yine ayni sekilde ayni yere takilir. baska bir gun, olaydan habersiz baska bir turk mutfak robotunu kullanmak uzere gelir, gazete parcasini cikarip yere atar. aletin kendi kendine kapandigini fark ettiginde mutfaktaki diger ogrenciler onu uyarmak ve “bak kardesim, iste o parcayi yere atmayacaktin, git bir gazete bul kivir vs.” demek uzere harekete gecmislerdir. daha agizlarini acamadan eleman mandalin kenarina kibrit copunu sıkıstırmıstır bile.Bakkala sarkıtılan sepete bile şaşkınlıkla bakan, oha mütiş bi fikir diyen batı avrupalılar bu hallere çalışkanlıkları sistematiklikleri sayesinde gelmişlerdir.
Geçerli para biriminin banknot ve bozukluk miktarlarına göre, alışveriş yaparken para üstünün “bütün” para denk gelmesi için kasiyere/ taksi şöförüne/ garsona uzatacağınız fazladan bir miktar para asla kabul görmeyecektir, cevap “verdiğiniz para yeterli, bir de bunu neden veriyorsunuz ki?” olur, sözle ya da gözle. oysa biz milletçe 85 kuruşluk alışveriş için 110 kuruş veririz ki, para üstü 25 törkiş kuruş olabilsin, satıcı 15 kuruşu denkleştirmeye çalışırken bunalmasın, bizi kovmasın. e, bir kaç enlem boylam değiştirmekle alışkanlıklarımız değişmeyeceğine göre, batı avrupa’da da aynı biçimde alışveriş etmeye devam etmek isteriz. gidiniz görünüz ki, kıvrak bir zekadan yoksun ya da gündelik hayat bilgisini her şeyin üstünde tutmaktan uzak satıcı avrupalılar yüzümüze bakarak bizi geri çevirir, cüzdanlarımız ağzına kadar bozuk para ile doldurur, sonra da yollara homeless’ları salıp bozuk paralarımızı sömürtür.
avrupa’ya gide gele fakirleştik efendim.Özellikle fransizlarin butun egitim sistemlerinin teori uzerine kurulmus olmasinin bi sonucu olarak pratik zekalari azdir; hatta lise boyunca her turlu sinavda hesap makinesi kullanmalarina izin verildigi icin en basit islemi bile kafadan yapmaktan acizdirler, ornegin 30 u 6 ya bolebilmek icin bir dakika dusunurler hatta kafadan yapamayip tahta ya yazarlar
Bu kivrak zeka eksikligi bati avrupa’da uckagidin az olmasinin ve yapanlarin yuzde doksaninin yabanci olmasinin temel sebebidir. misal: hollanda tramlerinde bilet kontrolu olmadigi halde hollandalilar surekli bilet alir ve kullanirlar. konuyla ilgili bir konusma:
- ben bilet kullanmiyorum, nasil olsa cok az kontrol oluyor.
- ama bir yakalanirsan 30 euro oduyorsun, cok pahali.
- bir ayda kac kez yakalanabilir bir insan?
- bir ya da iki
- eder 60 euro. bilete ayda kac para harciyorsun?
- 60 euro kadar
- eh hic kullanmazsan ayni hesaba gelir. yakalanmadiginda da odemedigin yanina kar kalir.
- ama kurallar, toplumun sagligi?
- onu sen dusun, ben yabanciyim.Diğer bi örnek
bir cift cocuklarini hollanda nufus kutugune kaydettirmeye giderler:-ismi ne cocugun?
- deniz
- bir saniye [bir kagida bakar] bu isim bizim listemizde yok, cocugunuza bu ismi koyamazsiniz.
- ne listesi o?
- turk isimleri listesi.
- siz o listede tum olasi turk isimlerinin oldugunu mu dusunuyorsunuz?
- hayir.
- peki sizce deniz ismi turkiye’de var mi?
- bilmiyorum.
- peki neye dayanarak cocugumuzun isminin uygun olmadigini dusundunuz?
- kurallar!
- peki sizin hollanda isimleri diye bir listeniz var mi?
- hayir
- peki o zaman bu isim hollanda ismidir.
- kaydi yapiyorum.Bir diğeri
- efenim ben bir para transferi yapacaktim.
- transfer kagidiniz yok mu?
- hayir evde kaldi.
- o zaman yapamayiz.
- siz de o kagitlardan yok mu?
- var ama size verdiklerimizde isminiz ve hesp numaraniz yaziyor.
- e ustune yazsak elimizle?
- olmaz
- peki[kisi bankayi terkeder. iki dakika sonra geri gelir]
- sizde bos transfer kagidi var mi?
- var.
- ustune bilgisayar araciligi ile ismimi ve hesap numarami yazarbilir misiniz?
- evet efendim ne demek. [yazip verir…]
- tesekkur ederim.
- ne demek.[kisi transfer islemiyle ilgili bilgileri doldurur ve kagidi bankaciya geri uzatir]
- su transferi yapar misiniz?
- tabii
- iyi gunler…iste burada transferi nasil yapacagini dusunemeyen (kivrak zeka eksikliginden muzdarip) kisi bir bati avrupali bankacidir. islemi ona yaptiran ise bir turktur. olay gercektir.
Elinizde bir kağıt vardır gideceğiniz yerin adresinin yazılı olduğu.. taksiye binersiniz kağıdı şoföre gösterirsiniz adam neresi olduğunu anlamaz -oysa ki bulunduğunuz yerin ünlü bir meydanıdır- “bilmiyorum” gibisinden bir şeyler geveler.. sonra siz olasılıklara başlarsınız, gitmek istediğiniz yerin etrafında olanları, size anlatılan kadarıyla şoföre anlatırsınız ve şoför bu sayede sizi o yöne doğru götürmeye başlar fakat hala asıl yerin neresi olduuna uyanamamıştır.. en sonunda sizin çabalarınız sonucu aradığınız yer bulunur ve amcam artık anlamıştır nereye gideceğinizi ve size dönüp “ama adres kağıdındaki isimde imla hatası yapmışsınız” der -yapılan imla hatası aradaki tek bir harfin yazılmamış olmasıdır- .. teşekkür eder, inersiniz taksiden..
Supermarketlerde kasada arkanizda bekleyenlere kiyak olsun , kasiyerin bekleyen musteri sayisi katlanarak artmasin gibi makul sebeplerle olsa gerek guzel memleketimde kasiyer sizin aldiklarinizi lazerden gecirirken siz de bir yandan bu mallari torbalara koyarsiniz ki kasiyetr isini bitirdiginde siz de mallari torbaya yerlestirmeyi bitirmis olun…para alisverisi de tamamlanir tamamlanmaz kasiyer sizden sonraki musteriye gecebilsin…hatta bazi marketlerimizde torbaya mal koyucu kisiler bile gorev yapmakta..
ama bir avrupa ulkesinde olay bu sekilde gelismiyor… kasiyer musterinin aldiklarini lazerden gecirirken musteri kasiyeri seyrediyor.bu lazerden gecmis , torbaya konulabilecek esyalara dogru hamle bile yapmiyor, sadece kasiyeri seyrediyor. ne zaman ki kasiyer ucreti belirtiyor , odeme olayi gerceklesiyor , iste o zaman musteri aldigi esyalara dogru bi hamle yapip onlari toparlamaya calisiyor…
kasiyer ise ya diger musterinin bu esyalari toplamasini bekliyor ve sizi de bekletiyor ya da sizin aldiklarinizi deminki salak musterinin aldiklarinin uzerine yigarak islemine devam ediyor…size de dislerinizi gicirdatarak kurban konumunuzu kabul etmek kaliyorhttp://www.gencsamsun.com/blog/?p=30
-
manyak olmuş.bilmiyodum avrupalıların bu kadar geri olduğunu
-
güzel yazı beğendim fakat gerçeklik derecesi?
