Bay Zamazingo Ve Ben - 2 (Kaldırım Edebiyatı)
-
Tam karşımda duruyor,adi herfi kafasını öne eğerek gülüp bana bakıyor...
"Sen,nefret ettiğin biri ile her anı paylaşma zorunluluğunun ne demek olduğunu bilebilirmisin.Bir an bile kaçmak ister ondan uzaklaşmak için herşeyinizi vermeyi gözden çıkarmanıza rağmen bu lüksün hayatta hiçbirşeyle satın alınmayacağını bilmeyi.Söyle,bilebilirmisin ?.Yalnız kalamamanın nedemek oldugunu ?.Her saniye tekrar takrar bıkmanın ne boktan oldugunu ?.Bıkmaktan usanmanın,alışkanlığını doğurup dolaylı yoldan boyun eğmeyi sağladığını bilmek ve ardından boyun eğmeyi kabul edememenin yarattığı paradoksu nerden bileceksiniz ki ?.Sizler varlığınız ile bu boktan hayatta vazgeçilmez olduğunuzu sanan salaklardan başka nesiniz ?.Hayat size hayallarinizi küçük örneklerini saçıp boyun eğdirmedi mi ?.Sorarım hanginiz dünyaya hükmetmeyi istemez yada her insan tarafından tanınıp saygı duyulan biri olmayı.Düşünmeyin,çünkü cevap iki dudağınızın arasından sızan kör kelimelerden öte bir gerçeklikte.Tüm bedeninizi sarıp tüm varlığınız ile evet evet diyen her hücreniz sizin yerinize bu sorunun cavabını her saniye vermekte.Ama bu hayali ve isteği hiçbirniz gerçekleştiremiyecek olduğunuzu biliyorsunuz.Bu bir delilikti ve insan büyük bir boşluğun içine yuvarlandı.Kafayı sıyırmamak için aile kurdunuz ardından toplumları ve milletleri.Ailede sözünüz geçerken kendinizi hayallerinizin karlı dağlarnın zirvesinde buldunuz,ardından toplum size bir sıfat verdi.Öğretmen,doktor,mühendis,müdür,usta...Bu cümleler kulağınıza güzel gelmedi mi ?.Hepiniz bu bokun bir parçası olarak gerçekleştiremiyeceğiniz hayallerinizin hazzını bu ahmakca şeylere yükleyip mastürbasyon yaptınız.Ve bundan öye büyük bir zevk aldınız ki tekrar tekrar yaptınız.Artık süresi doldu.Hiçbir şey ifade etmiyor.Aptalca,buna dayanamıyorum.Otuzbir çekmekten bıktım.Artık gerçekliğe nail olmak istiyorum.O bana boyun eğmeyi söylüyorsa onada,bu dünyada dilediğim hayallerimi gerçekleştirip okkalı bir siktir çekicem..Ve ben kendi cennetimi yaratıcam..Tanrı beni affetsin ama onunkinden daha güzel bir cennet düşledim.."
Diyerek suratıma hayrkırdı...
-"Senin gibi bir adam ile işim olmaz,olamaz ben ile sen bu bir saçmalık.Sende benim gibi cesaret sahini ol" diyerek ekledi.
Ardından belinden çıkardığı tabancası ile beynini fayanslara doğru parçaladı.
Ertesi Gün
Büyük alışveriş merkezleriyden biriydi.Büyük geniş ve üç katlı lüks bir mağaza.Ancak kapıda ki görevliler sizleri yanıltmasın.Onlar hiçbir zaman silah taşımazlar ve bunu kullanıcak cesaretleri yoktur.Çünkü hepsinin bir evi,ailesi,tokmakcısı ve fahişesi vardır.Kimse benim gibi bir adam yüzünden genç yaşında geberip gitmeyi göze alamaz.Düşünün ki,sabah sekizde başlayıp akşam on bir yada on iki ye kadar dikilip duruyorsunuz.Asgari ücretle yaşayıp müdürünüzden fırça üstüne fırça yiyip,el divan pençe boyunuz eğik itaat ediyorunuz.Bu şekilde yaşamayı kendisine yediren biri belinde silah olsa dahi onu kullanıcak cesarete sahip olabilir mi ?.Büyük girişin hemen önünde bir dedektörle bekliyorlar.Ancak içeri silahımla girip gözüme kestirdiğim mağazaya girmem bir belki iki dakika.Neyin ne olduğunı anlama payını görevliye bırakıp doğru bir karar vericek şoktan çıkma süresi sizce kaç olabilir üç-dört dakika.Durdurulmam için gerekli gücü kullanmayı anlamaları beş dakika.Ve en kötüsüne sebep olabilecegimi tahmin ederek ciddi bir müdahalede bulunmayı gerektirecek düşünce süresi,bir an önce mesaim bitse de çekip gitsem diye düşünen insanlar için tahmin edeilmez.Ve dedektörden geçip mağazaya ulaştıktan sonra içerdekileri rehin almam sadece iki dakikayı bulacaktır.Kısacası bu alışveriş merkezlerinde,herşeyi göze almış çılgın bir adamın içeri girip sizi kevgire çevirme ihtimalı her zaman göz ardı edilir.Neden diye sorduğunuzda,bu ihtimalin kafanıza yıldırım çarpmasından daha az olduğunu söyleyeceklerdir.Gözünüzün içine bakarak yalan söyliycekler.Çünkü burdayım tam karşılarındayım ve o yıldırımdan daha düşük ihtimalin ta kendisiyim.Bu dünyanın kopyaları alışveriş merkezleri ilk kuruldukları andan itibaren içeri dalıp bir kaç kişiyi toprağın altına siktir etmem için adate beni sarhoş ediyor.Bunu yapabilceğim başka bir yer hiçbir zaman bir alışveriş merkezinde olduğu kadar hayata gönderme dolu olamaz.Onların içersindeyken her zaman,bir mağazaya koşarak dalma isteği zuhur ederdi.Bir kaç parça bir şey almak için değil yada karı kız dikizleyip am göt görmek içinde değil.Onlar sadece beni bekledikleri için varlar.O süslü cansız mankenlerin koynu koynuna doğru atlayıp etrafa rastgele ateş etmek,kabinlerde kadın iç çamaşırı deneyen adamları delik deşik etmem için varlar biliyorum.Yoksa hiçbirmiz bunların içersinden düzenli alışveriş yapmıyoruz.Hepimiz orta gelirli ve işci çocuklarıyız.Bizler için gettolarımızın önünde kurlan pazarlar var.Peki bu alışveriş merkezleri kimin için var diye sorduğumda cevabım kesin ve net.Benim,benim,benim için,vitrin camlarından dalıp etrafa rastgele ateş etmem için.
Gözüme kestirdiğim alışveriş merkezinde,içersine dalacağım mağazayı seçmiştim.İnce eleyip sık dokumuştum.Hepsini teker teker gezip tek tek kontrol etmiştim.Seçtiğim yer ne içersinden gireceğim ana kapıya yakın nede sağ sağlim tekrar dışarı çıkmam için gerekli stratejik bir yeri barındıyordu.Çünkü böyle bir niyetim yoktu.Seçimde kullandığım tek kıstas.Benim,bizim gibi orta gelirli ve bir gettoda yaşayan çalışanlara sahip olup,önünden geçen pespaya adamlara çalıştığı mağazanın ışıklı isminin altında yukardan bakan şerefsizlere sahip olanlardı.Bu adamlar benim terminolojimde şerefsiz sıfatının vücut bulmuş halleriydi,markaları siper alıp üsten üsten bakan adamlar kadınlar bir avuç sefiller.Koca mağaza kapısında dedektörden hallice bir avuç demir yığını konmuş,kapıda ki görevliyse sahte sahte gelen geçene "Hosşgeldiniz" diyordu.Bir yığın insan geçiyor dedekötürü ötürüryordu.Bazen bir bebek arabası bu dedektörden geçmiyordu hatta çoğu geçmiyordu.İçersinde bir bebek oluşu o arabayı masum mu kılıyordu ?.Eğer ben bir saldırı yapsaydım kesinlikle bir bebek ve bebek arabası kullanırdım.Bombayı yerleştirip içeri sokardım.Bebeği uzak bir kenera ki bu büyük bir itimalle tuvalet olurdu,bırakır boş arabayı kenara çekip uzaktan tüm katların yıkılışını izlerdim.Belki de sırf bunun için bile bir hatunu hamile bırakabilirdim.Fazla oyalanmadan kapıdan içeri daldım.Koşmadım bile,arkamda öten alet edevatın sesi arasında ilerledim.Arada bir kulağıma telsiz anonsları geliyordu ama kim sallar.Seçtiğim mağazanın önüne gelip içeri seyrettikten sonra.Bana vitrinden doğru bakan süslenmiş cansız mankenin koynuna doğru atladım.Cam parçaları yağmur gibi üzerime yağdı.Ufak tefek sıyrıktan baska bir şey olmamıştı.Sesten irkilip kıçını başını toparlama zamanını vermek istemediğim kabinde kadın iç çamaşırı deneyen adamların üzerine ateş ettim.Yaklaşık bir düzine mermi.Boş kovanlar yere inci taneleri gibi saçıldı.Manzaradan ürken görevli piçler kuytulara tüneyip gözyaşları akıttılar.İlk işim mağazanın demir kepenklerini indirtmek oldu.Kısa bir sürede mağaza önü alışveriş merkezlerinin giriş çıkışı polislerce tutuldu.Katlar boşaltıldı.Ben,beni bekleyen polisler için ekstradan bir kaç saatlik fazla mesai idim ancak benim için onlar hiç boku ifade etmiyordu.Herkes bunu yapanın tek kişi olduğunu sansada aslında iki kişiydik.Ben ve bay zamazingo.Cebimde ki misinayı fermuarımın ardında ki bay zamazingoya bağladım.Etrafı görmesini sağladım.
Bay zamaningo : Merhaba dostlarım,yarenlerim,azap ruhlu kedeşlerim
Bay zamazingonun sesi Leonard Cohen ile aynıydı.Buraya gelmeden önce duşta berabar şarkı söylemiştik,aslında bunu her duşta yapıyorduk.ilk konuştuğunda bana dönüp "baby, i've been waiting, " demişti.
Etrafta ki bütün piçleri mağazanın ortasına toplayıp ellerini ayaklarını etrafta ki en pahalı en güzel elbiseleri yırtarak bağladım.Önlerine daha önceden yazdığım kağıtlar koydum.
Bay zamaningo : Hepimizin hayali var değil mi ?.Benim de var.Ben her diyarı dolaşıp onlarca kadınla yatmak,onları hamile bırakmak her yerde şube açmak istiyorum.Sperm bankalarına gidip farklı farklı kimlikler ile sperm bağışlamak istiyorum.Etrafa tohumlarımı saçmak istiyorum.
Ben : Bay zamaningo nun hayalleri var.Hahaha onlar ne biçim hayaller öyle terbiyesiz çocuk.
Bay zamaningo : Bana 19 cm demen kâfi.
Herkesin elinde ki kağıdı inceledim.Oyunun bu bölümünde olması gereken repliğin olduğu kağıdı bularak onu elinde tutana okumasını söyledim
Kağıt tutan piç : Bak sen şu hatırşinas serseriye,pek bi egoist
Kendisine yöneltilen egoist lafına içerlemişti Bay zamazingo.Aslında 20 cm olmasına rağmen etrafına aşağlık komplesksi yaymamak için kendisini 1 cm küçük olarak tanımlıyordu.Bu fedakârlığı gösteren birine karşı yönetilen orospu çocukluğunda bir yaklaşımdı.Üzerine geçirdiği elbiseyle bile kendisine üstünlük bahşeden bu şerefsizlerin onun hakkında bu şekilde konuşmalarına dayanamıyordum.
Bay zamaningo : Bana egoist dedi ? Bu piç bana egoist dedi.
Düşünmedim,düşündürmedim ağlamasına izin vermeden kağıt tutan birinci piçe bir şarjör mermi armağan edip,namussuzca haykırdığı sitemkâr laflarını kıçına monte ettim. Anlamayan aptallar için mealini üzerlerine tutuğum gölgesi ile arkamda kalan piçlere onu gösterdim.
Ben : Mr.zamazingo is my penis baby.
Silah sesleri dışarı sızınca,onlarca polisin hareketlendiğini duyuyordum.Onlar ve haberciler.Akşam haberleri için gelmişlerdi.Canlı olarak çekiyorlardı.Kimin umrumda ki..Hayata boyun eğmiş milyonlar için sadece on belki yirmi dakika fazlası değil.Ardından kanal değişir her şey eski halini alır.Evin kadını yemeği masaya koyar,bir evsiz iki yurmurta çalar,birisi abazan sofrasına emek kırar.Bok gibi yenen yemekten sonra siktir olup yatmaya gelir sıra,yarın iş var yarın işitilicek azar yarın duyulması gereken küfürler var.Ve yarın ardında ki diğer günler gibi,her anında her dakikasında kaybedişliği suratlara vuruşu var.Onların hepsinden nefret etsemde bir taraftan onları gerçekten seviyorum,evet insanları seviyorum aslında.Çünkü onların yarısı becermem için kız evlat,diğer yarısı kapışmam için erkek evlat yetiştiriyor.Benim ahmak boyun eğmiş itaatkâr tarlalarım.Şimdi mahsülü toplama zamanı.Bu naçizane anlarda kendimi büyükce bir dağın üzerinde,karlı yamaçlarından bir kurt olarak görüyorum.Hayır,hayır otzbir çekmiyorum.Çünkü bu gerçek.Bay zamazingo hareketlenip güçlü kaslarını dışarıya vurmaya başlamıştı.
Bay zamazingo : Ben hazırım.
Etrafımda dönüp tüm hatunları görmesini sağladım.Seçimi ona bırakmıştım.Ama diğerlerinede konuşma hakkı tanıdım.Demokratikliğim hepsini şaşkına uğrattı.Siyah saçlı beyaz tenli yeşil gözlü tatlı br hatun gözüme çarptı.Kuytu köşlerden birine sinmişti.Elinde ki kağıdı okumasını söyledim.Ancak sesi çıkmadı ısrar ettim yine konuşmadı.Neler olup bittiğine bakmak için kağıdı elime aldığımda hatunun önünde ki kağıdın yanlış olduğunu farkettim ve hepsini inceledim karışıklığı giderip tüm kağıtları doğru sahiplari ile buluşuturunca.Oyun tekrar başladı.Bütün hatunları bir adım öne çektim.Hepsine okumalarını söyledim.Sırayla başladılar.
Birinci orospu : Selam,ben bu hatunun vajinasıyım.Üzerimde gördüğün kıllar şehvetin çiçekleridir.Sev onları ama kopartma.Sulu ve esnek bir deriye sahibim.Benimle tatlı bir an yaşamak istersen sana bütün derinliğimi,sulu tatlı etimi ve rahmimi sunuyorum bay bay zamazingo.
Bay zamaningo : Tatlım sen ve sahibim olucak aşağlık serseri,bana 19 cm deyin.Sırada ki.
İkinci Orospu : Bende bu kadının vajinasıyım,kuru ve kavruğum.Senin gibi bir adamın benim gibi muşambadan hallice bir vajına ile işi olmaz.Beni sahibine tekmelet.Bacaklardan akıtıyım kanımı,ayna olsun yarattığın cennete.
Üçüncü Orospu : Pembe renge sahip,kaltak mizaçlı bir hatunun sıradan vajinası de bana bebeğim.
Bay zamaningo : Ben sözlere aldanmam.Görmek istediklerim gerçekliğin ta gerçeği,dibi,zifiri olsun isterim.
Bütün hatunların soyunmasını söyledim.Üçünü de soydukdan sonra vajinalarını inceledik.Ardından bay zamazingonun içlerini görmesini sağladım.Dışarıdan gelen anons ve telsiz sesleri arasında bay zamazingo kararını kulağıma fısıldadı.Etrafımda ki yüzler bana neden burda olduğumu ve neden bunu yaptığımı merak edercesine bakıyordu.Onlara dönüp bağırdım.
"Sebepsiz.....Bir gün uyandım banyoya gittim,suratımı yıkayıp aynada biraz kendi yansımam ile takıldım.Onunla en az onbeş yıldan bu yana karşılaşmamıştık.Çünkü o piçi sevmiyordum.Ondan nefret ediyorum.Ama o gün nedenini bilmediğim bir şeyden dolayı göz göze geldik.Bana,her gün yaptığım şeylerin dünün tekrarı olduğunu söyledi.Para,ev,iş,aile bunlar ihtiyacmız değil sadece gerçekleştiremediğimiz hayallerin hazzını yüklediğmiz basit saçmalıklar.Otuzbir çekiyorlar dedi.Sende onlara katılıp anları tekrar tekrar yaşayıp geberip gitmeyi mi seçeceksin dedi ? Hayır dedim,karşı geldim.Peki o zaman senin cennetin ne diye sordu.Bay zamazingo cevapladı..Ve burdayız karşınızdayız..."
İçeride dört tane erkek vardı,onlara duvara sürünmelerini orada kalmalarını söyledim.Arkalarını dönüp suratlarını soğuk duvara yasladılar.Şehveti üzerlerine sıçratmak için mermileri silahıma doldurdum.Ardından hepsini kana boğdum.Kan,kan daha fazla kan bunun için biraz çalıştık.Suratımı ve bedenimi kanlarına buladım.Ardından bay zamazingonun seçtigi hatunla seviştik.Şehvet ve hazzın buharı içinde yeni doğmuş bebekler gibi kutsanırken,hatunumun vücudundan damlayan ter üzerimde ki soğmamış kanı,göğüs uçlarımdan yere akıtarak silip attı.Düşmanın kanıyla boyanmış vücudunu kadının şehvetli bedenin akan ter ile temizlemek..Ardından tüm rahmini parçaladım.Kasılan vücudu bedenimin arasından kayıp gittikten sonra silahımın ağzında ki son mermiyle onuda diğerlerinin yanına,yani toprağın altına siktir ettim.Polis tüm gücü ile kapıyı kırmaya çalışıyor umrumda değil.Tüm dünya üstüme gelicek siklemiyorum.Silahımı göğüsüme dayayıp tetiği çektim.Bedenim yere kapaklanırken dua ettim...
"Tanrı beni affetsin onunkinden daha güzel bir cennet yarattım."
-
İlginç ve güzel. Sağlam bi konu üzerinden yol almış bi yazı. Tebrikler. Kalemine sağlık.
Toplam Hit: 1093 Toplam Mesaj: 2
