Bektaşi Den Bir Hikaye
-
Bektasi açlıktan bitkin bir halde kalabalık fırının önüne gelerek biricik meteliğini uzatmıs, mis gibi kokan
taze ekmekten istemis. O zaman kuyruk usulü hiç bilmediği için herkes birden tezgahtara doğru
yuvarlayarak seslenmis: “Erenler! Bir ekmek de bana...”
Tezgahtar ya meteliği görmemis yahut da kelimenin bütün manası ile tezgahtar olduğu için aldırmamıs ve
kalabalık arasında zavallı bektasinin meteliği kaynamıs. Kalabalık dağıldıktan sonra, parayı önceden vermis
olduğu iddiasına karsı da bir temiz azarlanmıs, Melil, mahzun ilerlerken ikinci bir fırın daha görmüs. Onda
da aynı taze ekmekler ve aynı kalabalık... Canı çekmis ama para yok ki alsın. Birden aklına gelen
düsünceyle kalabalığa sokulmus. Tezgahın önüne kadar gelmis. Sağa sola bakıp kimsenin görmediğini
anlayınca yapmacıktan bir öfkeyle tezgaha vurarak bağırmağa baslamıs:
“Be adam! Hani benim ekmeğim? Hem parayı aldın, hem de hala baskalarına dağıtıp benim
ekmeğimi vermiyorsun!..”
fırıncı bu çıkısmaya inanmıs. Özür dileyerek bektasiye ekmeği sunmus. Bizim bana erenler bir köseye
çekilip taze ekmeği gövdeye indirdikten sonra göğe bakarak:
“Yarabbi! Sen isin gerçeğini biliyorsun ve her seye muktedirsin. Benim meteliği o fırıncından
alarak ötekine artık sen veriver” demis.
