

Bir Ayrılık Bir Ölüm Bir Doğuş
-
Ağlıyordu Ağlıyordu. Kızarmış gözlerinden, yanaklarına doğru kayıyordu gözyaşları, damla damla. Hayatının derinliklerinden geliyordu sanki. Hiç sesi çıkmıyordu, ağzını bile açmıyordu, yutkunmuyordu bile ama yağmur gibiydi bulut bulut gözlerinden. Düşünüyordu hep içinden daha ne kadar devam edecekti bu kader. Tanrı neden bunu ona layık görmüştü? Neydi günahı? O da sevmişti herkes gibi, nadir de olsa sevmişti ta derinden. Suç muydu, günah mıydı? Ne hayaller kurmuştu baş rollerini onun ve kendisinin paylaştığı. Pembe panjurlu evler filan değildi. Onun hayalleri daha gerçekçiydi. Boy boy çocuklar da daha sonra geliyordu. O’ydu onun hayali o. Ama hiç kavuşamamıştı, belki de kavuşamayacaktı. Var mıydı ulan böyle.Bu muydu ulan delikanlı dünya? Milyonlarca insan içinden yalnızca iki kişinin frekanslarının uyuşması ihtimali neden ona da vurmamıştı? O da insandı, tanrının kuluydu. Tanrı neden ona da bahşetmemişti bunu?Ağlıyordu hala. Aklından binbir düşünce geçiyordu bunlara benzer, akarken gözyaşları. Hep onu ve yaşayabileceklerini düşünüyordu. Onları düşünüyordu. Düşündükçe daha da çöküyordu, günden güne eriyordu. Hiçbir şey yapmak istemiyordu. Yalnızca onu düşünmek ve acısını; içini, hayatını, dününü, bugününü kemiren acısını artırmak istiyordu. Sanki o acıya aşık olmuştu. Ona ayrı bir zevk veriyordu bu. Onu yaşarken hayallerinde, rüyaralarında onunla konuşurken, gerçekte çökerken mutlu oluyordu. Böyle olmamalıydı biliyordu. Unutmalıydı, emindi çünkü yoktu o. Olmayacaktı da. Ama Mecnun gibi sanki Leyla’sının hayaline sevdalanmıştı. Unutmak istemiyordu. Çünkü unutursa biliyordu ki onu tümden kaybedecekti. Hayallerinde bile yer bulamayacaktı artık. Hayır, hayır unutmaycaktı. Varsın olsun,varsın erkenden yok olsun şu üç günlük dünyada ne çıkar? Aptal aptal dolaşsın caddelerde, yanında o varmış gibi, onunla konuşuyormuş gibi. Kendi kendine gülerek. Varsın ‘yirmi yaşlarında genç bir deli’ desinler onun için. ‘Geceleri gelir hep denize doğru yürür, yürür sabaha karşı da döner evine gider. Varsa tabi bir evi.’ desinler ne çıkar?
Birden aklına müthiş bir düşünce geldi. Her şeyi bitirebilirdi. O da rahat ederdi kendisi de. Yürüyordu, yağmur çiselerken, üzerindeki eski palto ve yıpranmış şapka yavaş yavaş ıslanırken, onun gibi aniden değil. Bu çok hoş geliyordu kulağına o şarkı söylerken. ‘Bu akşam ölürüm...’ Kafası da iyiydi zaten. İki tek atmıştı çıkarken. Her akşam olduğu gibi. Masada iki çift sohbet etmişlerdi. Tanrım ne güzeldi sesi.Yine güzel...’ Hayatım nasılsın?’’ İyiyim canım ya sen?’ Sordu ona o aklına gelen müthiş düşüncesini, uygulamalı mıydı, uygulamamalı mıydı? Hayretle bakıyordu yüzüne sevdiği. ‘Ne diyorsun sen’ dedi. ‘Bıktın mı yoksa benden? Bırakacak mısın beni? Demek istemiyorsun’ dedi. Ama yeter artık bu işkence dedi kendi kendine. ‘Yetmez’ dedi yanındaki. ‘Sen nereden biliyorsun benim ne düşündüğümü be?‘ Diye bağırdı. ‘Ben zaten senin içindeyim. Senin düşüncenim ben’ dedi. ‘Düşünce istemiyorum. Sen bir hayalsin. Ben ona mecburum. O yoksa ben de olmamalıyım.’ ’Hayır, yanlış düşünüyorsun...’. ‘Kes artık kes, kes, kes...’ diye bağırıyordu. Başını tutuyordu elleriyle. Şöyle bir baktı kendine. Ne yapıyordu, ne hale gelmişti böyle? Bu hallere düşecek adam mıydı o? Her şeyden bıkmıştı hayattan bıkmıştı. Neşeli günlerini, normal insanlar gibi yaşayışını hatırlamıyordu bile. Çok uzaklarda kalmıştı galiba. Artık çıkmak istiyordu bu dayanılmaz hayattan. Tesadüf mü ne, uçurumun da kenerına gelmişti. Belki de yüreği onu getirmişti buraya isteğine ulaşsın diye. Aşağısı uzaktı dalgalar küçücük görünüyordu. İyice yaklaştı eğildi iyice, düşünüyordu. Her şeyi halledebilirsin diyordu bir ses ona. Bitirebilirsin tüm acılarını.’ Hayır! Hayat devam ediyor ve etmeli.’ dedi başka bir ses. ‘Hayat zorluklarla dolu hep böyle bitir bence.’ dedi tekrar öbür ses. Yine başını tutuyordu gözlerinden akarken kırmızı yanaklarına yaşlar. Bitirmek istedi her şeyi ve bıraktı kendini, düşüncesinin doğruluğuna inanmıştı iyice uçarken. Yüreği sanki içini bombalıyordu. Birden irkildi, yüzünde su damlacıkları. Aşağısı bu kadar yakın olmamlıydı. Ne oluyordu? Açtı gözlerini. Neredeydi? O da ne, yanındaydı ona bakıyordu neşeyle gülüyordu.Ah tanrım yanındaydı. Onu kaybetmemişti. Sarıldı ona sıkıca ve öptü, öptü, öptü... Ve bu rüyayı ona hiç anlatmadı. -
vayy amk.