Bir Elif Miktarı Bahar

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Micro_Sd
    Micro_Sd's avatar
    Kayıt Tarihi: 01/Mart/2008
    Erkek

    Ağzından gül yaprakları gibi taşmış iki dudağını kımıldatarak konuşuyor. Anlamıyorum ne söylediğini. Konuşuyoruz. Ama nelerden bahsediyoruz? Bilemiyorum. Bilemiyorum. Bilemiyoruuuummm. Gözleri güzelliğinin alkolüyle parlatılmış –bilemiyorum! Kulaklarım uğulduyor. Duymuyorum! Saçlarım yanıyor. Ayaklarımı yerli yerinde tutmaya çalışıyorum.

     

    Teşvikiye Kafe’yi şaşkınlık içinde kolaçan ediyor gözlerim arada bir. Onca yıldır oturduğum masada, kapının yanındaki o masada, şimdi bambaşka bir ruh hali içindeyim. Camdan dışarıya bakıyorum. Uçaktan bakıyormuşum gibi geliyor. İnsanlar -o hariç- ne kadar önemsiz şimdi! Etrafta oraya buraya seğiren siluetleri, sisleri içindeki mezar taşlarını andırıyor; tembel, yavaş ve nafile.

     

    İki tabak sütün içindeki iki iri zeytin tanesi gibi kımıldanıyor gözleri. Konuşuyoruz. Saçmalıyorum elbette. Dilim dolanıyor. Zavallı dilime söz geçiremiyorum. Bir piyano gibi kullanmak isterdim aslında dilimi şimdi. Für Elise’yi mırıldanmak isterdim tabii. Ama parmaklarım tuşlara söz geçiremiyor.

     

    Yabani bir kayalık gülü gibi ketum, dinliyor şimdi.

     

    Tristan ve İsolde’den bahsediyorum. Genç Werther ve Lotte’den bahsediyorum. Abelard ve Heloise’den, Atala ve Rene’den, Arthur Rimbaud’dan, Sarhoş Gemi’den. “Cehennem’de Bir Mevsim”i Fransızca aksanıyla söylemekten hoşlandığımı söylüyorum. Dudakları, eski İnanç Dünyası programlarındaki güller gibi, usulca açılıyor. Gülümseme ya da alay -bilmiyorum- inşallah birincisidir. Yok, birincisi olmalı. İkincisi de olabilir. Ama birincisi, kesin bu. İkincisi olsaydı..-amaaaan! İçinin derinliklerinden yükseliyor ve yüzüne taşıyor gülümseme. O inanılmaz yüzüne -düşünün bir! Kendi kendime soruyorum: Nereden çıktı bu şimdi? Kaderin tuhaf bir fiskesi mi, armağanı mı, eşek şakası mı? “Un Saison en Enfer” diyorum. Daha da açılıyor gülümsemesi bu çocukça takıntıma. Tekrarlıyorum; “U Sezonğ en Enfeağ.” Gülümsüyor yine. Gözlerinin siyah çelik parıltıları devriliyor. Ruhumun derinlikleri aydınlanıyor. İlk defa, böylesine güçlü ama. Varoluşumun henüz yayınlanmamış belgelerini okuyorum gözlerinde. Kalbimin hiç girilmemiş, bilinmeyen yerleri için bir şarkı başlatıyorum içimden. Kendi kendime. Gözlerinin alevleri yükseliyor. Bir gelincik tarlasını uzun elleriyle tarıyor rüzgâr. Teskin ediyor. Harika bir korsan türküsü tutturuyorum bu sefer içimden.

     

    Her söylediğine inanıyorum. Hepsini kabul ediyorum. İçim inançla ve badem ezmesiyle ve gülkurusuyla dolup taşıyor. Dünyanın bütün yamaçlarını bir tek gül, tek başına, dil dökerek açıklıyor ve beni ikna ediyor çünkü. Bence en güçlü orduları ve melekleri de her hangi bir şeye bir saniyede ikna edebilirdi.

     

    Camel içiyor. Nedense çok şirin duruyor sigara ağzında. Camel’i ilk defa bu kadar seviyorum. Yerle göğün arasına sokulmuş ürkek, kızıl bir şafak gibi duruyor ağzında. Sigaramı unutuyorum. Güzelliği, hayatı susturmuş, yeryüzündeki her şeyi gereksiz bir ayrıntı haline getirmiş. Ağzımda bir Parliament izmariti varmış benim de. Fark ediyorum. Bir fermuar gibi kalakalmış ağzımın kenarında.

     

    Parmakları. Ezeli salıncağında uyuyan mutlu, küçük ırmaklar gibi duruyorlar masanın üzerinde. İlahi sevincin hepimizi koruyan upuzun kanatları, Cennet’in yeşil ovalarına sığamıyor ve uçları masamıza kadar taşıyor. Gözlerimizi yıkıyor, arındırıyor.

    Güpgüzel bir saydam duvara çarpmışım gibi sersemliyorum. O melek, sanki ikimizin de ellerini okşuyor kanatlarının uçlarıyla ve aramızda görünmez bir bağ kuruyor o anda.

     

    ***

    Tristan gibi uyanıyorum ama ben de ertesi gün..

     İstiklal’i boydan boya geçiyorum. Saint Antuan’a uğruyorum. Pakette kalan son Camel’imi de yakıp Meryem’in önündeki küllere dikiyorum. “Anne” diye fısıldıyorum, “boş ver üzülme, önemsenecek yeni bir şey yok, belki de hiç olmadı dünyada..”

    Oed’ und leer das Meer (1)

    1 “Boş ve ıssız gene deniz” (Tristan und İsolde)                                                                                                                Selahattin Yusuf

     ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------Selahattin Yusuf yazmış;hoşuma gitti paylaşayım dedim. 

     



     



    ttnet e kotam girsin
Toplam Hit: 841 Toplam Mesaj: 1