folder Tahribat.com Forumları
linefolder Derin Konular
linefolder Bombanın "Derin" Ortakları



Bombanın "Derin" Ortakları

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    maydonoz07
    maydonoz07's avatar
    Kayıt Tarihi: 13/Eylül/2007
    Erkek

    Nerede bir patlama olsa; insanlar ölümcül zararlar görse hemen ortaya atılıyorlar ve “derin” sıfatıyla başlayıp devletin örtülü operasyon yaptığını, yani işin içinde kirli iş olduğunu çağrıştıran açıklamalarda bulunuyorlar.

    Diyarbakır’da da bombalar patlatıldı; aralarında çocukların da bulunduğu 6 yurttaş öldü, 67 yurttaş yaralandı.

    “Onlar silahlı biz silahsızız” diyerek PKK’nin legal uzantısı olduğunu açıklamaktan kaçınmayan DTP yöneticileri ve vekilleri hemen Diyarbakır’a koştular:

    Selahattin Demirtaş
    , Gülten Kışanak, Belediye reisi Osman Baydemir ve Aysel Tuğluk, “çok derin bir provokasyon” diyerek bombacıları örtecek kuşkular uyandırmaya çalıştılar.

    Aradan saatler geçmeden, asıl örgüt PKK’nın terörist saldırıyı üstleniverdi.

    Başkaca kentlerde bomba yüklü araçlar yakalandı. Araçları kullananlardan birinin PKK bağlantısı nedeniyle yatıp çıktığı belirlendi.

    Kürtlere özgürlük diyerek imza atan 200’lükler, Şemdinli’ye dükkân açmaya giden ‘tabipler’ bu kez sessiz kaldılar.

    Bazıları akıllanıyordur deyip geçelim.

    Doğallıkla tam sessizlik de yoktu.

    Korunmasız insanlarımızı öldürenler (Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, saldırı olacağını önceden bildiklerini açıkladı) kimliklerini açıkça ilan etmişken, “Şiddet çözüm değildir” diyerek satırlar döktürenler, bir kerecik olsun PKK’nin ve ona yasal(!) ortamda destek verenlerin adını anarak uyarıda bulunmuyorlar.

    Örnek mi?

    Orhan Pamuk
    ödül alırken oturup ağladığını; ABD’nin bir numaralı yandaşı ARI’nın elemanı Zeynep Damla Gürel meclise giremedi diye sızlanan, zamanında William Clinton’un yerli sivillere(!) “Büyük görev” verdiğini yazan kişi ve benzerleri, Ortadoğu’yu işgal eden, Türkiye’yi federeleştirmek isteyen ABD’nin ve AB’nin doğrudan ya da dolaylı olarak terörü desteklediğine ucundan kıyısından bile değinmiyorlar.

    *

    Artık dikkatinizden kaçması olanaksız:

    Türkiye’yi, devlet kurumlarını (TSK içinde olmak üzere) yönlendirdiler.

    PKK militanları son kez bir sonbahar atağına girişmiş; art arda ciddi sonuçlar almaya başlamışlardı.

    Saldırganları sınırın öte yanına geçerek korumaktan kaçınılması için, çoğu kez de Türkiye’yi Amerikan ağzıyla tehdit ederek yaygara koparanlar; Bush-Recep Tayyip arasındaki çok “mahrem” anlaşmasından ve saldırıların üstünden aylar geçtikten sonra TSK-Pentagon yardımlaşması ile birlikte sınırlı-sorumlu bir hava saldırısı başlayınca, TSK’yı göklere, Amerikan yardımını yıldızlara çıkardılar… (Işık Kansu, Mahrem Kutu Açılıyor, Cumhuriyet, 5.1.2008)

    ABD-T.C anlaşmalarını allayıp pullayarak, Suriye-Irak-İran-Kafkasya-Asya üstüne planlanan ortaklığı örtmek için yeni bir propaganda saldırısına başladılar.

    Onlara göre Türkiye Ortadoğu’da, Asya’da, tarihinde hiç olmadığı denli, “söz sahibi” olmuşmuş.

    Yeni Şafak yıldızı muhabir başı çekecek; ama TESEV’in müdürü ve danışmanları buna izin vermiyorlar.

    Zamanında Moon’cularla Türkiye gezilerine katılan ve sonraları yıllarca Abdullah Cumhur Gül’ün Başdanışmanlığını yürüten Ahmet Davutoğlu, TV’ye çıktı ve Türkiye’nin dünya liderliğini ballandıra ballandıra anlatmaya başladı.

    Karşısında Soli Özel (TUSİAD-TESEV danışmanı) programda eleştirmen rolünü üstlenerek, Türkiye’nin AB tarafından Lizbon’a çağrılmadığını belirtince, Davutoğlu bunun önemli olmadığını; her çağrılan yere gitmedikleri gibi, her yere de çağrılmayacaklarını söyledi.

    Soli Özel , Ali Babacan’ın daha çok Ortadoğu’da dolaştığını, Avrupa ülkeleriyle çalışmadığını ekleyince; TESEV müdürü Özdem Sanberk hemen imdada yetişiyor ve Ali Babacan’ın ne denli sıkı çalıştığını, bir insanın iki yerde birden olamayacağını, yumuşak yumuşak anlatıyordu.

    TESEV müdürü, yarı resmi Fransız örgütü İFRİ (Institut Français des Relations Internationales) ile Paris’te becerdikleri panelde, Türkiye’nin nasıl “faşist” olarak ilan edildiğine hiç değinmiyor.

    O değinmiyor, ama Fransız-TESEV ortak yapımı panelde, her yıl ABD’den 37,500 dolar alan derneğin kurucu-yöneticisi Murat Belge ile Washington kursiyeri-bursiyeri Osman Cengiz Çandar’ın açılmalarını duyurmak bir görev.

     

    Mustafa Yıldırım

    Türk"üz, Türkçüyüz, Atatürkçüyüz, Atsızcıyız, Turancıyız. Basbuğumuz: Atatürk, Yol Göstericimiz: Nihal Atsız, Silahımız: Damarlarımızdaki asil kan, Hedefimiz: Turan! Soyumuz; Saf Türk Soyudur, Dilimiz; arınmıs Türkçe"dir, Töremiz; ne Arap"ın, ne kürdün ne de Batı"nın töresidir, özbeöz Türk"ün töresidir. Türk"ün töre ve kültürünü, yasam tarzı olarak benimseyip yaşar ve yaşatiriz. GökTanrı Türk"ü Korusun..... TÜRK IRKI SAĞ OLSUN....
Toplam Hit: 776 Toplam Mesaj: 1