Brezilya, IMF'ye Borç Veriyor
-
Yazının başlığını okuyunca belki biraz şaşırdınız. Bazılarınız, acaba bu bir şaka mı, daha birkaç sene öncesine kadar piyasalarda adı Türkiye ile birlikte anılan Brezilya, nasıl olurda IMF’ye borç verir duruma gelir diye düşünmüş olabilirsiniz.
Bu haberi okuduğumda bende bunun bir şaka olduğunu düşündüm ancak haberin detayına baktığımda gerçekten IMF’nin, kaynaklarını güçlendirmek için Brezilya devletine tahvil satıp borç para almaya karar verdiğini okudum. Brezilya hükümeti ve IMF, Brezilya’nın IMF’den gelecek 2 yılda 10 milyar dolara varacak tahvil satın alması konusunda geçtiğimiz Cuma günü teknik bir anlaşma imzaladılar. Birkaç yıl öncesine kadar IMF’den teknik destek alan Brezilya artık IMF’nin kreditörleri arasına girdi.Peki, Brezilya bu noktaya nasıl geldi? 2002 yılından itibaren Türkiye ve Brezilya’nın farklı ekonomik görüşleriyle yollarını ayırması ve Brezilya’da reel faizlerin %12’nin altına gelmesinden sonra yerli yatırımcının Brezilya borsasına ilgisinin artması önemli bir etmendi. Emtia ve petrol zengini Brezilya, bu piyasalardaki artış sayesinde rezervlerini güçlendirdi ve IMF’ye olan 14 milyar dolarlık borcunu kapattı. Brezilya bu dönem içerisinde özellikle istikrarlı büyümesi ile dikkat çekiciydi. Her sene %3 civarında gerçekleşen büyüme rakamı, bu istikrarın en önemli göstergelerinden birisiydi. Devlet Başkanı Lula de Silva’nın çizdiği bağımsız görüntü ekonomik başarının temelini oluşturdu. Silva’nın Devlet Başkanlığı süresinin 2010 senesinde dolmasına rağmen bu sürenin uzatılması için Anayasa değişikliğine gitmemesi ve uzaktan kumandalı bir başkanlık modelini benimsememesi tüm dünyada Brezilya’nın itibarını üst düzeyde arttırdı. Üstelik Başkan Silva, bütün bunları yaparken IMF’yi de kapı dışarı etti.Bu dönemde, AKP iktidarındaki Türkiye’nin, bazı yıllarda %7 büyüme ardından, %6 küçüldüğü dönemleri de birlikte yaşadık. Bizdeki bu istikrarsız büyümeye rağmen, hükümetin “aman piyasalar incinmesin” yaklaşımı, bölgemizdeki müthiş popülaritemiz (!) ve sıcak paranın getirdiği cazip getiri oranları 2002 den itibaren finans piyasalarında Brezilya ile eş değer bir görüntü çizmemize neden oldu. Ancak kısa vadede böyle bir görüntü çizmemize rağmen uzun vadede aynı performansı göstermek çok zor hatta bu iktidarla imkansız görünüyor. Brezilya emtia kaynakları sayesinde rezervlerini yükseltti, kriz zamanında akılcı tedbirleri devreye sokarak IMF’den kurtulmayı başardı. Bu dönemde Türkiye fütursuzca yaptığı özelleştirmelerle giren sermaye girişlerine karşılık sanayiye yönelik reformları yapamayınca hem işsizlik çığ gibi büyüdü hem de sanayi çok ağır darbe aldı.1950’lerde İspanya ve Güney Kore ile birlikte anılırken, bugün bu ülkelerin ne kadar gerisinde kaldığımız ortada… Bundan 50 sene sonra da Brezilya ile aynı örneği vermemek için bir an önce sanayileşme politikamızı belirlemek ve çılgınca üretmek zorundayız.____________________________________________21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Dünya Ekonomisi Araştırmaları Bilimsel Danışmanı
---------------------
vay aq
-
yasasin saltanat-i tayyip.
-
HighElf bunu yazdı:
-----------------------------
Yazının başlığını okuyunca belki biraz şaşırdınız. Bazılarınız, acaba bu bir şaka mı, daha birkaç sene öncesine kadar piyasalarda adı Türkiye ile birlikte anılan Brezilya, nasıl olurda IMF’ye borç verir duruma gelir diye düşünmüş olabilirsiniz.
Bu haberi okuduğumda bende bunun bir şaka olduğunu düşündüm ancak haberin detayına baktığımda gerçekten IMF’nin, kaynaklarını güçlendirmek için Brezilya devletine tahvil satıp borç para almaya karar verdiğini okudum. Brezilya hükümeti ve IMF, Brezilya’nın IMF’den gelecek 2 yılda 10 milyar dolara varacak tahvil satın alması konusunda geçtiğimiz Cuma günü teknik bir anlaşma imzaladılar. Birkaç yıl öncesine kadar IMF’den teknik destek alan Brezilya artık IMF’nin kreditörleri arasına girdi.Peki, Brezilya bu noktaya nasıl geldi? 2002 yılından itibaren Türkiye ve Brezilya’nın farklı ekonomik görüşleriyle yollarını ayırması ve Brezilya’da reel faizlerin %12’nin altına gelmesinden sonra yerli yatırımcının Brezilya borsasına ilgisinin artması önemli bir etmendi. Emtia ve petrol zengini Brezilya, bu piyasalardaki artış sayesinde rezervlerini güçlendirdi ve IMF’ye olan 14 milyar dolarlık borcunu kapattı. Brezilya bu dönem içerisinde özellikle istikrarlı büyümesi ile dikkat çekiciydi. Her sene %3 civarında gerçekleşen büyüme rakamı, bu istikrarın en önemli göstergelerinden birisiydi. Devlet Başkanı Lula de Silva’nın çizdiği bağımsız görüntü ekonomik başarının temelini oluşturdu. Silva’nın Devlet Başkanlığı süresinin 2010 senesinde dolmasına rağmen bu sürenin uzatılması için Anayasa değişikliğine gitmemesi ve uzaktan kumandalı bir başkanlık modelini benimsememesi tüm dünyada Brezilya’nın itibarını üst düzeyde arttırdı. Üstelik Başkan Silva, bütün bunları yaparken IMF’yi de kapı dışarı etti.Bu dönemde, AKP iktidarındaki Türkiye’nin, bazı yıllarda %7 büyüme ardından, %6 küçüldüğü dönemleri de birlikte yaşadık. Bizdeki bu istikrarsız büyümeye rağmen, hükümetin “aman piyasalar incinmesin” yaklaşımı, bölgemizdeki müthiş popülaritemiz (!) ve sıcak paranın getirdiği cazip getiri oranları 2002 den itibaren finans piyasalarında Brezilya ile eş değer bir görüntü çizmemize neden oldu. Ancak kısa vadede böyle bir görüntü çizmemize rağmen uzun vadede aynı performansı göstermek çok zor hatta bu iktidarla imkansız görünüyor. Brezilya emtia kaynakları sayesinde rezervlerini yükseltti, kriz zamanında akılcı tedbirleri devreye sokarak IMF’den kurtulmayı başardı. Bu dönemde Türkiye fütursuzca yaptığı özelleştirmelerle giren sermaye girişlerine karşılık sanayiye yönelik reformları yapamayınca hem işsizlik çığ gibi büyüdü hem de sanayi çok ağır darbe aldı.1950’lerde İspanya ve Güney Kore ile birlikte anılırken, bugün bu ülkelerin ne kadar gerisinde kaldığımız ortada… Bundan 50 sene sonra da Brezilya ile aynı örneği vermemek için bir an önce sanayileşme politikamızı belirlemek ve çılgınca üretmek zorundayız.____________________________________________21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Dünya Ekonomisi Araştırmaları Bilimsel Danışmanı
---------------------
vay aq
-----------------------------
unuttuğun birşey var. brezilya uzun zamandır petrol zengini bir ülke ve nüfusu türkiyenin 2.5 katı kadar. ekonomisi iyi olduğu halde şu anda %8 den fazla işsizlik oranı var. bu haber sadece akp yi kötülemek adına yapılmıştır. sebebi de çok basit güney amerika orta doğu kadar değerli bir bölge değildir. o bölgede bağımsızlığını koruyabilmek kolaydır. çevrende israil-rusya abd ve ab ülkeleri yok. müslümansın diye osmanlı torunusun diye içten pazarlığa uğramıyorsun. birçok şeyi gözardı edemezsin. ayrıca şu anda dünyanın en hızlı büyüyen ikinci ülkesiyiz. %5.5 büyüme oranı tahmin ediliyor. bu bile işsizlik oranını düşürmez çünkü genç nüfusu ortalamaya kattığımızda türkiyedeki işsizliğin azalması için en az %6 büyümesi gerek. bu da bu şartlarda olmaz ancak 2011 yılında veya 2010 yaz döneminden sonra işsizlik %12 lere düşer sonra yavaş yavaş nasıl akp döneminde %7 ye düştüyse daha da düşer -
Bir Illuminati Handshake daha :S berzilyanin verdigi bisey yok, bastakiler onemli olan....
-
cattivo23 bunu yazdı:
-----------------------------
HighElf bunu yazdı:
-----------------------------
Yazının başlığını okuyunca belki biraz şaşırdınız. Bazılarınız, acaba bu bir şaka mı, daha birkaç sene öncesine kadar piyasalarda adı Türkiye ile birlikte anılan Brezilya, nasıl olurda IMF’ye borç verir duruma gelir diye düşünmüş olabilirsiniz.
Bu haberi okuduğumda bende bunun bir şaka olduğunu düşündüm ancak haberin detayına baktığımda gerçekten IMF’nin, kaynaklarını güçlendirmek için Brezilya devletine tahvil satıp borç para almaya karar verdiğini okudum. Brezilya hükümeti ve IMF, Brezilya’nın IMF’den gelecek 2 yılda 10 milyar dolara varacak tahvil satın alması konusunda geçtiğimiz Cuma günü teknik bir anlaşma imzaladılar. Birkaç yıl öncesine kadar IMF’den teknik destek alan Brezilya artık IMF’nin kreditörleri arasına girdi.Peki, Brezilya bu noktaya nasıl geldi? 2002 yılından itibaren Türkiye ve Brezilya’nın farklı ekonomik görüşleriyle yollarını ayırması ve Brezilya’da reel faizlerin %12’nin altına gelmesinden sonra yerli yatırımcının Brezilya borsasına ilgisinin artması önemli bir etmendi. Emtia ve petrol zengini Brezilya, bu piyasalardaki artış sayesinde rezervlerini güçlendirdi ve IMF’ye olan 14 milyar dolarlık borcunu kapattı. Brezilya bu dönem içerisinde özellikle istikrarlı büyümesi ile dikkat çekiciydi. Her sene %3 civarında gerçekleşen büyüme rakamı, bu istikrarın en önemli göstergelerinden birisiydi. Devlet Başkanı Lula de Silva’nın çizdiği bağımsız görüntü ekonomik başarının temelini oluşturdu. Silva’nın Devlet Başkanlığı süresinin 2010 senesinde dolmasına rağmen bu sürenin uzatılması için Anayasa değişikliğine gitmemesi ve uzaktan kumandalı bir başkanlık modelini benimsememesi tüm dünyada Brezilya’nın itibarını üst düzeyde arttırdı. Üstelik Başkan Silva, bütün bunları yaparken IMF’yi de kapı dışarı etti.Bu dönemde, AKP iktidarındaki Türkiye’nin, bazı yıllarda %7 büyüme ardından, %6 küçüldüğü dönemleri de birlikte yaşadık. Bizdeki bu istikrarsız büyümeye rağmen, hükümetin “aman piyasalar incinmesin” yaklaşımı, bölgemizdeki müthiş popülaritemiz (!) ve sıcak paranın getirdiği cazip getiri oranları 2002 den itibaren finans piyasalarında Brezilya ile eş değer bir görüntü çizmemize neden oldu. Ancak kısa vadede böyle bir görüntü çizmemize rağmen uzun vadede aynı performansı göstermek çok zor hatta bu iktidarla imkansız görünüyor. Brezilya emtia kaynakları sayesinde rezervlerini yükseltti, kriz zamanında akılcı tedbirleri devreye sokarak IMF’den kurtulmayı başardı. Bu dönemde Türkiye fütursuzca yaptığı özelleştirmelerle giren sermaye girişlerine karşılık sanayiye yönelik reformları yapamayınca hem işsizlik çığ gibi büyüdü hem de sanayi çok ağır darbe aldı.1950’lerde İspanya ve Güney Kore ile birlikte anılırken, bugün bu ülkelerin ne kadar gerisinde kaldığımız ortada… Bundan 50 sene sonra da Brezilya ile aynı örneği vermemek için bir an önce sanayileşme politikamızı belirlemek ve çılgınca üretmek zorundayız.____________________________________________21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Dünya Ekonomisi Araştırmaları Bilimsel Danışmanı
---------------------
vay aq
-----------------------------
unuttuğun birşey var. brezilya uzun zamandır petrol zengini bir ülke ve nüfusu türkiyenin 2.5 katı kadar. ekonomisi iyi olduğu halde şu anda %8 den fazla işsizlik oranı var. bu haber sadece akp yi kötülemek adına yapılmıştır. sebebi de çok basit güney amerika orta doğu kadar değerli bir bölge değildir. o bölgede bağımsızlığını koruyabilmek kolaydır. çevrende israil-rusya abd ve ab ülkeleri yok. müslümansın diye osmanlı torunusun diye içten pazarlığa uğramıyorsun. birçok şeyi gözardı edemezsin. ayrıca şu anda dünyanın en hızlı büyüyen ikinci ülkesiyiz. %5.5 büyüme oranı tahmin ediliyor. bu bile işsizlik oranını düşürmez çünkü genç nüfusu ortalamaya kattığımızda türkiyedeki işsizliğin azalması için en az %6 büyümesi gerek. bu da bu şartlarda olmaz ancak 2011 yılında veya 2010 yaz döneminden sonra işsizlik %12 lere düşer sonra yavaş yavaş nasıl akp döneminde %7 ye düştüyse daha da düşer
-----------------------------Baska bir savunma mekanizmasi yok ? Muslumansin diye, Ottomansin diye, Orta dogu diye, ISrail Rusya diye diye diye ......
Bunlari lehe cikarmaninda mi bir yolu yok ?
Kimse icten pazarlik yapmiyor. Herkes acik secik oynuyor Turkiye ile, sadece oyun kurucularin kurallarina uymak zorunda olmadigimizi
anladigimiz zaman bir adim one gideriz.
-
nasıl türkiyeye karşı içten bir pazarlık yok? hocam burası yarım ada burası avrupanın aslında göbeği burası medeniyetler beşiği anadolu. bir çok dinin kutsal mekanı, bir çok uygarlığın yaşadığı yer. buraya herkez sahip olmak istiyor. kim bunu açık seçik dile getiriyor? nasıl içten pazarlık yok. hocam kafanı kaldır da güneşe bi bak.
-
Belgeselde izledim adamlar sadece futboldan 1 sezonda 1 milyar dolar civarında para kazanıyolar ki bunun rio karnavalı var kara para aklaması uyuştrucusu var normal bence..
-
MUHRIP bunu yazdı:
-----------------------------Belgeselde izledim adamlar sadece futboldan 1 sezonda 1 milyar dolar civarında para kazanıyolar ki bunun rio karnavalı var kara para aklaması uyuştrucusu var normal bence..
-----------------------------
ya doğrudur bişi diyemem. her ülkenin kendi kaynakları vardır ve bu kaynakları doğru kullanmak için çaba sarfeder. ama benim demek istediğim olay şu dünya nüfusu yaşlanıyor. bizim nüfusumuzda yaşlanıyor ama dünyanın en genç ve d,namik nüfuslarından birine sahibiz. brezilya %6 büyüdüğü zaman işsizlik sorununu rahatlıkla çözer ama türkiye en az %6 büyümeliki işsizlik sorunu ile başedebilsin. bundan 20 sene sonra türkiye nüfusu bu yaşlanma ile devam ederse zaten işsizlik sorunu olmayacaktır çüünkü genç nüfus azalacaktır. ama şimdi durum böyle değil. anlatabildim mi bilemiyorum:D:D -
Hocam söyleceklerim sana değil haber kaynağına olacak...
Bahsettiği para benim yazıdan gördüğüm 2 yılda 10 milyar dolar!!!
Laf sokmaya çalıştığı Ak Parti ve Türkiye yılda kaç para FAİZ ödüyor haberi var mı? Ben söyleyim bu gözünde büyüttüğü rakamın 4-5 katı.
Yani Türkiye için bu kadar küçük rakamı " pireyi deve yapmak " misali abartıp bir de bununla ona buna laf sokmaya çalışmak bildiğin KOMEDİDİR başka bir şey değildir.
