BYAM. (Deneme)

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    NaZi_
    NaZi_'s avatar
    Kayıt Tarihi: 15/Şubat/2010
    Erkek

         Afişlerde görülen ile bağdaşan hiç bir ortak noktası yoktur. Birer paçavraymışçasına dörde bölünüp, sıcağı ile hamurlaşmış kartonundaki pizzanızı önünüze sunarlar -daha doğrusu atarlar- ve mutlaka size birkaç sucuk tekeri eksik gelir. Belki kaşarı da daha akışkan olmalıydı ve sanırım hamuru beklenenin iki katı kalınlığındaydı. Gün geçtikçe avm inşaatları çok daha kısa sürede tamamlanıyor. Sonuncusunun en üst katında, sinema salonlarına doğru, beyaz üzerine çingene pembesi işaretler ile anlayabileceğiniz yoldan ilerliyorum. Biber dolmalarının ayakta duracak hali kalmaz, bayılan imam ile ilgilenen kimse olmaz. Sinema salonlarının niçin en üst katta yani BYAM (Bilinçsiz Yemek Alışkanlıkları Merkezi) ile bir arada olacak şekilde konumlandırıldığına bir anlam veremiyorum. Bunun için hiç bir sebep yokken, zorunda kalıp yesek dahi tüm bir katı dolduran yoğun yağ ve baharat kokusu nedeni ile hiç bir tat alamayacağımız kesin.

         İrigillerden bir bayan epeyce öfkeli. Sağ elinde neredeyse yarısı yenmiş, şişman bir hamburger tutuyor. Diğer elinde ise yemekten hamburgere benzemiş bir velet. Hamburgeri kasiyere uzatıyor ve hararetle anlatıyor;

    - ''Ben hamburgerimde mayonez istemiştim fakat, bunun içinde yalnızca ketçap var. Bu hamburgerde mayonez yok !''

    - ''Şikayetiniz için teşekkür ederiz hanımefendi. Hemen ilgileniyoruz.'' diyor, vücut hatlarını yağ dokusunun ardına gizleyen kasiyer. Heybetine göre oldukça kıvrak hareketlerle kasanın arkasına, yani Dünya standartlarındaki, tamamen steril bir ortama sahip hamburgeryap atölyesine -lafta öyle- girip gözden kayboluyor. Bir süre boyunca sadece çıkan gürültülü sesleri dinliyor ve atölyedeki telaşeyi hayal ediyorsunuz. Daha sonra mayonezli bir hamburger geliyor.

    - ''Bir tane de ketçap lütfen. Hani şu ufak tek servis tabaklarında olanlardan. Teşekkür ederim.''

         Son derece alımlı bir kadın ve belinin orta yerine kenetlenmiş bir adam. -Böyle kadınların yanında da hep tipsiz erkekler olur. Bu konu hakkında da kesin tespitlerim var. Mesela ben yakışıklı bir adamım ve çok uzun zamandır yalnızım. Gördüğünüz gibi küçük önermem bu şekilde daha da güvenilir bir hal alıyor.- Bir süredir arayış içerisinde oldukları gözlerindeki sabırsızlıktan anlaşılan bu gösterişli çift, henüz terk edilmiş bir kenar masasına oturmaya karar veriyor. Masanın üzerinde düzenlenen yeme çalışmalarının kalıntılarını bir çırpıda toparlayan üniversite mezunu arkadaşımıza da bir tebessüm fırlatıyorlar. Çok geçmeden fiyakalı adam ayaklanıyor ve çok sıra olmamasından dolayı mutlu, elindeki plastik tepsilere gelişigüzel fırlatılmış pizzaları ile çıkageliyor. Gösterişli çift kolları sıvıyor ve yarı devasa pizza dilimlerini, ağızlarına yüzlerine, ellerine eteklerine bulaştırarak mideye indiriyorlar.

         Yemek yemenin bir kültür olduğuna inanmış, yüzyıllar boyunca bunun saygınlığı ile çalkalanmış bir tarihi kirletmenin bu kadar uğraştırıcı bir hal almasını aklım almıyor. Televizyon dizilerinden özenilmiş kocaman taşlı yüzükler takan erkeklere, domates sosuna bulanmış yüzüklerini musluğun altında yıkarken rastlıyorum. Rezaletin alışılagelmiş çehresine tokadı basayım diyorum fakat, bu ufacık eller ile pek mümkün görünmüyor.

         İnanın bana; hassasiyetlerini kaybetmemiş ve yemek yeme adabını bilen, çocuklarına da bu adabı öğreten, azınlık bile olsalar hangi kodumun çatalının ne işe yaradığını bilmeseler de sadece yemeğin nasıl yenmesi gerektiğini bilen insanlar hala var.

         İşte tam bu son noktada, yani özgürlüklerin sorgulanacağına emin olduğum bu saçma son noktada söylemek istediğim tek bir şey var;

         Kim, hangi boktan BYAM'inde ve nasıl yemek isterse o şekilde yemekte özgürdür. Afiyet bal şeker olsun.

         Selametle.


    Kendimi bir akşam toplumun ete kemiğe bürünmüş hali ile yemeğe çıkarken hayal ediyorum şimdi; yemekler gelmiş ve çiğnemeye devam ediyoruz. Tam o sırada topluma doğru bakıyorum, ben aseksüel olmaya karar verdim, diyorum ve toplumun yüzü düşüyor. Başlıyor neden ve sonuçlarını sorgulamaya, felaket senaryoları anlatmaya ve yer yer yaftalamaya. Hayal ediyorum, yerimden kalkıyorum ve masanın etrafında bir yarım tur atıyorum, artık toplumun yanı başında, tabiri caizse ensesindeyim. Bir kolumu masaya dayıyorum ve kısa kollu tişörtümden uzanan kollarım yılların emeği sonucu bir kas yığını şeklinde, tam da toplumun bakacağı yerde duruyor. Kulağına doğru eğiliyorum ve şöyle diyorum; desene sen her bi sikimi çok iyi biliyorsun lan ?!
  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    futurist
    futurist's avatar
    Kayıt Tarihi: 19/Ocak/2014
    Dişi

    edit. yeni gördüm

    futurist tarafından 17/Ağu/14 15:59 tarihinde düzenlenmiştir

    Arkadaş uğruna ölmek kolaydır, ama uğruna ölünecek arkadaş bulmak çok zordur
  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Muhalif Yorumcu
    SeRDaR
    SeRDaR's avatar
    Kayıt Tarihi: 09/Kasım/2003
    Erkek

    isteyen istediği şekilde yer ama bi başkasının özgürlüğünü kıstlamadığı sürece 

    yanımda oturan biri ağzındakiler gözüke gözüke ağzındaki ekmek parçalarının pöyküre pöyküre yemesi ve bundan rahatsız olduğumu söylüyorsam
    bu özgürklüğü sorgulamak değil rahatsızlığımı söylemektir 
    oun yemek yeme özgürlüğü beni rahatsız ediyor


    Önemsediğin Kadar Önemsenirsin. Önemsendiğin Kadar Önemsensersin.
  4. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    DanLev
    DanLev's avatar
    Banlanmış Üye
    Kayıt Tarihi: 01/Temmuz/2007
    Erkek
    Ah Stoya, cennetim. buğday kokulu toprakların inatçı başağı. Yağmurlar getirdim sana gözlerimde. Tırnaklarınla sür ten tarlamı ve umut ek sevgi ek tüm insanlar için. Ne kırağı ne de dolu engel olamaz boy vermemize...

    Ah Stoya, vatanım. Mavi gök kubbenin beyaz gelinciği. Gelirken gülüşünü getir bana; burda baharlar kısa sürüyor. Sevda şehirleri ardı ardına düşerken ayrılıklara; mutluluk bayrağını dikelim yarınlara.

    Ah Stoya, ekmeğim. Coşkun deryaların köpüğü. Gizli öznem. Cümlelerimin devrikliği kelimeleri doğru yüklemlendiremediğimden değil; hayatı senliyemediğimden.

    Ahh Stoya ahh.

    Bakışlarınla çaktığın ateşin güneşi kıskandırdığından haberin yok...

    kontrol edebilir olduğum savaş, kontrolüm dışında ki barıştan her zaman daha iyidir...
  5. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    NaZi_
    NaZi_'s avatar
    Kayıt Tarihi: 15/Şubat/2010
    Erkek
    SeRDaR bunu yazdı

    isteyen istediği şekilde yer ama bi başkasının özgürlüğünü kıstlamadığı sürece 

    yanımda oturan biri ağzındakiler gözüke gözüke ağzındaki ekmek parçalarının pöyküre pöyküre yemesi ve bundan rahatsız olduğumu söylüyorsam
    bu özgürklüğü sorgulamak değil rahatsızlığımı söylemektir 
    oun yemek yeme özgürlüğü beni rahatsız ediyor

    Bu da yine bahsettiğim bilinçsiz yemek alışkanlıklarından kaynaklanıyor. Adamın bir yeme adabı veya bilgisi olmadığı için, daha doğrusu böyle bir şeyin varlığından bile haberdar olmadığı için, yemek yemek işi, önündekini ağzına sokmak ve çene kemiğini açıp kapatmaktan ibaret oluyor.

    Japonlar bir robot yapsa ve robota yemek yeme özelliği koysa, yeme şekilleri arasında 7 adet fark bulamazsın.


    Kendimi bir akşam toplumun ete kemiğe bürünmüş hali ile yemeğe çıkarken hayal ediyorum şimdi; yemekler gelmiş ve çiğnemeye devam ediyoruz. Tam o sırada topluma doğru bakıyorum, ben aseksüel olmaya karar verdim, diyorum ve toplumun yüzü düşüyor. Başlıyor neden ve sonuçlarını sorgulamaya, felaket senaryoları anlatmaya ve yer yer yaftalamaya. Hayal ediyorum, yerimden kalkıyorum ve masanın etrafında bir yarım tur atıyorum, artık toplumun yanı başında, tabiri caizse ensesindeyim. Bir kolumu masaya dayıyorum ve kısa kollu tişörtümden uzanan kollarım yılların emeği sonucu bir kas yığını şeklinde, tam da toplumun bakacağı yerde duruyor. Kulağına doğru eğiliyorum ve şöyle diyorum; desene sen her bi sikimi çok iyi biliyorsun lan ?!
  6. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Meczup
    1049
    1049's avatar
    Kayıt Tarihi: 04/Ağustos/2005
    Homo

    AVM apayrı bir çılgınlık zaten. Tuğlalarla örülmüş hayat çizgimiz içinde sosyalleşebildiğimiz yerler de yine tuğlaların içinde. Teknoloji mağazaları katı, zaruri ihtiyaçları bulunduran süper(!)market katı, hazır giyim katı, fastfood ve kafeler katı... En sıradan gününde bir çay içmek için en alt kapıdan girdiğinde tuğla mezarlığına, zirveye ulaşman hiç yoktan 2-3 saatini alıyor ivedilikle hareket etmiyorsan tabi.

    Alışkınız ama tüm bunlara. Moderniz ve modern hayatın gerekliliği budur. Muhakkak ihtiyaç duymadığım o kırmızı tshirti almalıyım. Hazır indirime girmişken, belki birgün lazım olur umuduyla bu flash belleği de alayım. Hiçbir işime yaramazsa g*tüme sokarım.

    Aman yarabbi, yeni bir burger çıkmış. Çift katlı dana etinden yapılma barbekü soslu köftesi, iki etin arasındaki cheddar peyniri, eşsiz sosu, soğanı ve turşusuyla inanılmaz görünüyor. Üstelik fiyatı da evde üç gün boyunca yemek yapabileceğim bir fiyatla eş değer de olsa oldukça cazip. İnsanlığımı, tüm insancıl yeme alışkanlıklarımı terkederek sarılıyorum burgerime. Bir ısırık, bir ısırık daha... İnanılmaz lezzeti başımı döndürüyor.


    dudaklarına değen yağmur bir parça rujundan çalar. dudaklarına değen yağmur bile, bir parça rujundan çalar. benim değemediğim o dudaklarına değen yağmur, bir parça rujundan çalar. // bi gün buralarda yeni bir ağaç yeşerecek ve biz gölgesinde mürekkepler tüketeceğiz //
Toplam Hit: 709 Toplam Mesaj: 6