folder Tahribat.com Forumları
linefolder Eğitim & Ödev & Bilimsel Döküman
linefolder Dilin Oluşum Evreleri Hakkında Bi Fikri Olan Varmı (Fikirlerinize İhtiyacım Var)



Dilin Oluşum Evreleri Hakkında Bi Fikri Olan Varmı (Fikirlerinize İhtiyacım Var)

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    harddeath0070
    harddeath0070's avatar
    Kayıt Tarihi: 14/Nisan/2007
    Erkek

    selam beyler şimdi konu şu dilin oluşum evreleri hakkında 5 temel teori var hoca bize 6. bi teori üretip onu ikna edene vize sınavında 30 puan fazla vereceğini söyledi. düşündüm düşündüm bi bok bulamadım salıya kadar bişe bulmam lazım aklına bi fikir gelen saçmada olsa paylaşsın lütfen :(...

    ilk beş teori şöyle:


    1.İLAHİ KAYNAK (The original God given language).Tanrı ilk insanı Adem'i yarattı ve yarattığı insana bu gücü verdi.
    Birçok dinde Tanrının insana dili kullanmayı doğuştan bir yetenek olarak verdiği kabul edilir.
    Bu inanca göre bir bebeği yanlız başına bırakırsanız bir gün mutlaka orjinal dili konuşmaya başlar.

    2.DOĞAL SES KAYNAĞI :Bu çalışmaya göre dil doğal olarak üretilen seslerin taklidi şeklinde oluşmuştur.
    Mesela uçan bir nesne bir ses çıkarmaktadır ve insanlar bu uçuş durumuna o sesin taklidini yaparak isim vermişlerdir.
    (Veya, bomba "bom" diye patladı gibi..) Buna doğal ses yankıması denir.
    Ayrıca insanların acı çektiklerinde , bir iş yaparken zorlandıklarında vesaire.. çıkardıkları seslerde bu guruba girer.

    3.SÖZLERİN VE JESTLERİN BİRLEŞİMİ : Bu araştırmaya göre dil fiziksel jestlerin ve oral yoldan üretilen seslerin arasındaki bağdan oluşmuştur.
    Duygusal durumların ve niyetlerin belirtilmesi olarakda söylenebilir.
    İddiaya göre insanlar önce iletişim için bazı jestler oluşturdular ve daha sonra zamanla bu hareketler ağızdan çıkan seslerle birleşti.
    Farkında olmadan 'güle güle' derken 'el sallamak' buna işaret eder

    4.BİYOLOJİK YAPI-GENLER :Bu araştıma dilin temel biyolojik formasyonlarla ve insanın kendi gelişimiyle alakalı olduğunu savunur

    5.FİZİKSEL UYGUNLUK : İnsanın dişlerinin dikey olması,ağzının çabuk açılıp kapanmak için küçük olması,dudakların çok kaslı oluşu,dilin esnek oluşu dil için çok müsait olmayı getirir.Bu durumda bir dil oluşması ister istemez kaçınılmazdır.
     


    Kafan seni dağıtmadan sen onu dağıt...
  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    AsilKan
    AsilKan's avatar
    Kayıt Tarihi: 23/Şubat/2009
    Erkek

    Tövbe tövbe. Aklıma pis şeyler geldi ama ciddi konuda geyik diye banlanmayalım şimdi :D

    Bende merak ediyorum aslında..

    Yörük kökenli bir ailenin çocuğuyum ve ister istemez diğer insanlara göre daha farklı konuşuyorum..

    Bir doğulu daha farklı konuşuyor.

    Yani dile etki eden faktörler nelerdir..

    Ben bir çizik atayım birşeyler yazan olursa okurum :D

    Araştırma merakımıda kaşıdı aslında bu konu.

    Kitap tavsiyesi olan varsa yazabilir mi arkadaşlar ?


    ...
  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Maresca
    Maresca's avatar
    Kayıt Tarihi: 24/Mayıs/2012
    Erkek

    Hitit çiviyazılı belgelerde Palaumnili olarak görülen Palaca, kuzeybatı Anadolu’daki Pala (belki de Grek dönemindeki Blane) bölgesinin dili idi. Eski Hitit Devleti süresince Pala, Luwiya ve Hattuşa, Hitit topraklarının Anadolu’da kalan üç büyük eyaletini oluşturuyordu. Palaca bir Hint-Avrupa dilidir. Pala dili ile ilgili kelimeler, yetersiz olmalarına rağmen, özellikle isim çekim eklerinde, demonstratif ve relatif formlarda, enklitik zamirlerde ve fiil sonlarında görülen benzerlikler, Palaca’nın Hititçe ve Luwice’ye yakın akraba olduğunu doğrulamaktadır.

    Anadolu’nun Güney kıyılarında konuşulmuş olan Luwi dili, üç büyük dönemden –yani Hitit İmparatorluk (MÖ 1400-1190), Geç Hititler (MÖ 1190-700) ve Likçe yazıtlar (MÖ 400-200) – gelen belgelerden bilinmektedirler. Luwi dilinin bu değişik zaman birimlerine ek olarak, yazı sisteminde ve diyalektlerinde de bir farklılaşmaya rastlanmaktadır. Bu fark, kendini yazıda, Mezopotamya kökenli çiviyazısı, Anadolu hiyeroglifleri ve Grekçe’den türemiş olan alfabede göstermektedir. MÖ 15. Ve 14. yüzyıllarda iki ayrı diyalektin, yani alfabetik Likçe’nin habercisi sayılan bir Batı Luwi diyalektinin ve bir de Geç Hitit Şehir Devletleri döneminde kullanılacak olan Hiyeroglif Luwicesi’nin atası olarak kabul edilen Doğu Luwi dialektinin olduğunu gösteren delillere rastlanmıştır.

    Anadolu hiyeroglif yazı sisteminin uzun bir geçmişi vardır. Hiyeroglifler, bazılarına göre, logografik işaretler içeren ve MÖ 18.-17. yüzyıllara tarihlenen damga mühürlerle başlamıştır. En geç döneme ait metinler ise, MÖ 8. yüzyıla tarihlenmektedir. Bazı araştırmacılarda, bu kadar erken bir başlangıç yerine, MÖ 15. yüzyılı kabul etmek eğilimindedirler. Yazıtların coğrafi yayılış sahası, en batıda Spylus ve Krabel’den, kuzeyde Boğazköy ve Alacahöyük’e, doğuda Malatya, Samsat ve Tell Ahmar’a (Til Barsip), güneyde Rastan ve Hama’ya kadar uzanan genişliktedir. MÖ 14. Ve 15. Yüzyıllar arasında kalan “Karanlık Çağ”da yazı, basit başlangıcından çıkıp logogramlar, hece değerleri ve yardımcı işaretlerle birlikte tam olarak gelişmiş bir yazı sistemine doğru tapınakta, orduda, diğer yasal organlarda, kaya yazıtları, mühürler ve tahta tabletler üzerinde kullanılmaktaydı. İmparatorluk dönemine ait Halep yazıtları, Luwi dilinin tartışmalı bir sorun olduğunu yansıtırlarsa da, Geç Hitit yazıtlarının Luwi dilinde yazılmış olduğu belli olmaktadır.

    Hurri dili Hitit metinlerinde Hurlili olarak geçmektedir. MÖ III. bin yılın son yüzyıllarında Hurriler, coğrafi olarak Kuzey Mezopotamya ovasına ait olan Mardin bölgesinde bulunuyorlardı. Bu semitik ve Hint-Avrupalı olmayan etnik grubun, Doğu Anadolu Dağlarını aşarak Anadolu’ya gelmiş oldukları genellikle kabul edilen bir görüştür. MÖ II. bin yılın başlarında Hurriler, Güney Anadolu ve Kuzey Mezopotamya’ya dalgalar halinde yayıldılar. Daha sonra, MÖ 1500-1400 yılları arasında kalan “Karanlık Çağ” da, Kilikya, Toros ve Anti-Toros (MÖ II. bin metinlerindeki Kizzuwatna) bölgelerine süzülmüş oldukları kabul edilmektedir. Hurca metinler, Urki (MÖ 2300, Mardin bölgesi), Mari (MÖ 18.yüzyıl, Orta Fırat bölgesi), Amarna (MÖ 1400, Mısır), Boğazköy (Hitit İmparatorluk dönemi) ve Ugarit (MÖ 14. yüzyıl, Kuzey Suriye kıyısı) gibi değişik kentlerde bulunmuştur. Mensup olduğu dil ailesi tespit edilmiş değildir.

    Urartu dili, Hurca’nın geç bir dönemde kullanılan bir diyalekti değildir. Onunla ortak bir atadan gelmesine rağmen, ondan tamamen ayrı bir dildir. MÖ 9. ve 6. yüzyıla kadar geçen zamanda Urartu dili, Van Gölü civarına üstlenmiş, fakat aynı zamanda Modern Rusya’da Transkafkasya’ya, Kuzey İran’a ve zamanında Suriye’nin kuzey bölgelerine kadar da uzanmış olan Urartu Devletinin resmi dili olarak Güneydoğu Anadolu’da kullanılmıştır. Urartu metinleri, Yeni Asur yazısının bir variyantında yazılmışlardır ve daha çok anıtsal yazıtlardan (imar ve sulama faaliyetleri ile ilgili anallar ve adaklardan), tapınakta adanmış olan miğfer, kalkan ve bazı tunç eşyaların üzerindeki küçük yazıtlardan ve birkaç çiviyazılı ekonomik nitelikteki tabletlerden meydana gelmektedir. Urartu dili ve Asurca’da yazılmış olan çift dilli Kelişin, Topzava ve Kevenli yazıtları, dilin anlaşılmasını sağlayacak çok önemli veriler oluşturmaktadırlar. Çiviyazılı Urartu Metinlerine ek olarak, henüz çözümlenmemiş ve hakkında ciddi bir teşebbüsü yansıtacak çalışmalar yapılmamış olan bir yerel hiyeroglif yazısı da vardır. Bu dilinde mesup olduğu dil ailesi tespit edilmemiştir.

    I. bin yıldaki alfabetik diller ise Frigçe, Lidce, Karca, Likçe ve Sidece’dir. Frig yazıtları ve graffitleri iki kısma ayrılabilir: 1) MÖ 730 ile 450 yılları arasına tarihlenen tipik Frig Alfabesinde yazılmış Eski Frig metinleri, 2) MS I. ve II. yüzyıllara tarihlenen Grek alfabesinde yazılmış epigramlar niteliğindekiYeni Frig yazıtları.

    Eski Frig metinleri, bir orta ve birde Doğu olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Orta grup metinleri, Midas kenti ve civarında bulunmuştur. Doğu grubu metinleri ise Frigler’in doğuya doğru yayılmış oldukları enuzak alanlarda, örneğin Hattuşa’da, Alacahöyük ve civarında, Tyana’da ele geçen yazıtlarla birlikte Gordion’da bulunmuştur. Frig dilinin Hint-Avrupa özellikleri konusunda kesin bir görüş birliği bulunmaktadır. Frig dili, Hint-Avrupa dil grupları arasında daha çok Grekçe ile alakalı olarak kabul edilmiştir. Bunun yanı sıra, bazı bilim adamları, Frig dilinin Anadolu ve Balto-Slav dilleri ile ilişkileri olabileceği ihtimali üzerinde durmuşlardır.

    Amerikalı Rodney S. Young, Gordion’da bulunmuş olan yeni verilr ışığında yapmış olduğu çalışmada, Eski Frig alfabesinin Kilikya ve Kuzey Suriye kıyılarında kullanımış olan bir proto-tipe bağımlı olabileceğini öne sürmüştür. Buna karşılık, Frig alfabesinin Grek alfabesinden türemiş olduğunu öne süren eski görüşlerin elimine edilmesine gerek yoktur. Tarihi olarak Frig alfabesinin bir proto-tipten türemiş olması hiçbir problem doğurmamaktadır, çünkü MÖ 8. yüzyılın ikinci süresince bu topraklarında Grek yerleşim yerlerinin varlığı, arkeolojik bulgularla olduğu kadar , Geç Grek tarihi kaynakları ve Asur analları tarafından da fazlası ile tastik edilmiştir. Bununyanı sıra, Fransız dilbilimci Michel Lejeune tarafından ortaya konan Frig alfabesi ile ilgili bazı deliller, bu alfabenin Grek alfabesinden türemiş olduğunu öne süren araştırmacılar için gene delil teşkil etmektedir.

    Gömüt, adak ve çok sayıda graffitiden meydana gelen Lidce metin ve yazıtlar, yaklaşık 70 civarındadır. İki küçük çift dilli, Grekçe-Lidce ve Aramca-Lidce olarak yazılmış olan metinler, araştırmalar için büyük yararlar sağlamışlardır. Lidce metinlerin yaklaşık on kadarı MÖ 7. Ve 6. yüzyıllara kadar tarihlenebilmekte, fakat pek çoğu MÖ 4. Yüzyıldan gelmektedir. Lidya alfabesi bir Doğu Grek alfabesinden türemiştir. Grek alfabesindeki fazla sesler, örneğin “ks, ps ve ds” gibi, özel Lidce sesler için kullanılmıştır. Ayrıca ek işaretlerin bazılarıda, ya Anadolu alfabesinden alınmış ya da serbest bir şekilde yaratılmıştır. Çalışmaların sonucunda Lidce’nin Hint-Avrupa özelliklerine sahip olduğu ve Hititçe ile akraba olduğu ortaya çıkmıştır. Lidce’de Anadolu dillerindeki genel durum olarak, ayrıca bir dişil cinse rastlanmamıştır.

    Karca yazıtlar yaklaşık yüz kadardır. Bunların büyük bir kısmı, Mısırda bulunmuş graffitilerden oluşmaktadır. Bunlar, MÖ 664-525 yılları arasında yer alan Saiti dönemi Mısır Firavunlarının hizmetinde bulunan Karyalı tüccarlar tarafından orada bırakılmışlardır. Kısa ve küçüktürler. Ayrıca Karya topraklarında da yazıt bulunmuştur. Bunlar diğerlerine oranla çok daha uzun oldukları için önem taşımaktadırlar. Atina’da da Grekçe-Karca küçük bir çift-dilli yazıt bulunmuştur. Karya dilinin Hint-Avrupa dilleri arasında Anadolu dilleri grubunda sınıflandırılabileceği görüşü uygun, fakat henüz kanıtlanmamıştır.

    Şimdiye kadar bulunmuş Likçe yazıtlar ise 150 kadardır.Yerel bir Likçe alfabede yazılmışlardır. Lidce’de olduğu gibi bir Doğu Grek proto-tipinden değil, Batı Grek proto-tipinden kaynaklanmıştır. Likya sikke yazıtları, MÖ 500 ve yaklaşık olarak 360 yılları arasında bir döneme tarihlenirse de, Likya anıtsal yazı geleneğinin daha uzun dönemlerden itibaren MÖ 3. yüzyıla kadar sürmüş olabileceği düşünülmektedir. Yapılan çalışmalarla Likçe’nin bir Hint-Avrupa dili olduğu ortaya çıkmıştır.

    Side dili hakkındaki bilgiler MÖ 5. ve 3. yüzyıllara tarihlenen Side sikkeleri üzerindeki yazılardan ve MÖ 2. ve 3. yüzyıllara tarihlenen ikisi çift dilli beş yazıttan gelmektedir. Side dili özel ve yerel bir niteliğe sahiptir. Grekçe bir niteliğe sahiptir. Grekçe bir proto-tipten ziyade, semitik bir yazı sisteminden türetilmiştir. Grek etkisi, çift dilli yazıtlarda da ortaya çıktığı gibi, hemen hemen hiç yoktur. Side dili hakkında ilk güvenilir çalışma Helmut Th. Bossert tarafından 1950’de gerçekleştirilmiştir. Side dilinde bulunan bir grup işaretin değeri henüz karalaştırılmamıştır. Bunun yanı sra, araştırmalar,metinlerin verimli bir analizi ile dilin sınıflamasını yapabilecek bir aşamaya ulaşamamıştır.

    KAYNAKÇA

    . Milattan Önceki Dönemlerde Anadolu Dillerine Toplu Bir Bakış, Alkım Konferansları, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul 1989 .

    . Dinçol, M. Ali, Eski Anadolu Dillerine Giriş, İTÜ Edebiyat Fakültesi Yayınları, 1970 .

    . Alp, Sedat, Hitit Çağında Anadolu, Tübitak yayınları, 2001.


    Gel bili bili gates
  4. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    yNsr
    yNsr's avatar
    Kayıt Tarihi: 24/Nisan/2007
    Erkek

    insanın oluşumundan sonra ilk zamanlar telapatik yollardan iletişim kurulmasi mantikli geliyor bana, sonra ses cıkartabildiğimizi anlayinca konusmaya başlamiş ve telapatik yetimizden yoksun kalmiş olabiliriz,

    madem öyle neden dünyadaki herkes ayni dili konusmuyor olayina girince öğrendimki, dünya üzerinde birden fazla dilin olmasindan babiller sorumluymş, babil insanlari beşeriyette doyum noktasina gelince gözü gökyüzüne dikmiş Allah'ı öldürmek için (haşa huzurdan) bir kula kurmuşlar (babil kulesi) işte o zaman Allah bu milleti birbirini konustuğunu anlamaz 70 kabileye bölmüş.

    bildiğim tek bu var


    In every job there is a no
  5. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    harddeath0070
    harddeath0070's avatar
    Kayıt Tarihi: 14/Nisan/2007
    Erkek
    yNsr bunu yazdı:
    -----------------------------

    insanın oluşumundan sonra ilk zamanlar telapatik yollardan iletişim kurulmasi mantikli geliyor bana, sonra ses cıkartabildiğimizi anlayinca konusmaya başlamiş ve telapatik yetimizden yoksun kalmiş olabiliriz,

    madem öyle neden dünyadaki herkes ayni dili konusmuyor olayina girince öğrendimki, dünya üzerinde birden fazla dilin olmasindan babiller sorumluymş, babil insanlari beşeriyette doyum noktasina gelince gözü gökyüzüne dikmiş Allah'ı öldürmek için (haşa huzurdan) bir kula kurmuşlar (babil kulesi) işte o zaman Allah bu milleti birbirini konustuğunu anlamaz 70 kabileye bölmüş.

    bildiğim tek bu var


    -----------------------------
    ilginçmiş

    Kafan seni dağıtmadan sen onu dağıt...
  6. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Zodiac
    Zodiac's avatar
    Kayıt Tarihi: 07/Mayıs/2010
    Erkek

    yNsr bunu yazdı:
    -----------------------------

    insanın oluşumundan sonra ilk zamanlar telapatik yollardan iletişim kurulmasi mantikli geliyor bana, sonra ses cıkartabildiğimizi anlayinca konusmaya başlamiş ve telapatik yetimizden yoksun kalmiş olabiliriz,

    madem öyle neden dünyadaki herkes ayni dili konusmuyor olayina girince öğrendimki, dünya üzerinde birden fazla dilin olmasindan babiller sorumluymş, babil insanlari beşeriyette doyum noktasina gelince gözü gökyüzüne dikmiş Allah'ı öldürmek için (haşa huzurdan) bir kula kurmuşlar (babil kulesi) işte o zaman Allah bu milleti birbirini konustuğunu anlamaz 70 kabileye bölmüş.

    bildiğim tek bu var


    -----------------------------
    Bunu duymuştum nerde geçtiğini bilmiyorum ama şunu söyleyebilirim bu gün Mançuryadan Berline kadar aynı kökten gelen bir topluluğun dili binlerce lehçeye bölünmüş ve bu gün benim konuştuğum Türkçeden bu güne kadar en saf Türk lehçesi olarak kalmış Çuvaşçayı kouşan eleman hiç bir şey anlamıyor bunun nedeni dilin evrimidir. Örneğin şu misalini verdiğim Çuvaşça yada Altayca vs olsun bu gün bizim konuştuğumuz Türkçeyle aynı kalıpta yazılır(sondan eklemeli) Bin yıl geçsede kelimeler değişir ama o belli şekil değişmez. Çünkü Altay dilleri aynı kültürden türemiştir. Diğer dil aileleri içinde geçerli.

     

     

    Bu gün bir Türk çocuğuna ingilizceyle moğolcayı eş zamanlı öğretin moğolcayı daha çabuk öğrenir çünkü yazılış biçimi türkçeyle aynıdır aynı şekilde başka bir örnek verirsek Gene bir ingiliz çocuğa türkçeyle arapçayı eş zamanlı öğretilmeye kalksa arapçayı daha kolay kavrar çünkü bu iki dilde kökten çekimli kelimeleri içerir. Vede aynı kökten gelir(Hint-Avrupa dil ailesi)

    Örnk Arapça : Ktp Kitap/Katip/Kütüp -hane(Bir kalıptan yakın anlamlı çok kelime türeyişi)

    Örnk İngilizce yada diğer germen dilleri : Spk Speak/Spoke/Speech

    Burda dil konusunda özellikle türkçe konusunda yazılacak çok şey var ama bir kaç herkes tarafından bilinmeyen şeyler paylaşmak yararlı olur. 1925 li yıllarda Harf devriminden sonra Macaristandan getirilen bir Türkologunda katkısıyla yenilenen Türk dil tezinde lügattan çıkarılan bir sürü arapça farsça fransızca vs yerine bu gün hepimizin yada çoğumuzun bildiği gibi malesef eski türkçe değil moğolca(çağatay türkçesi) kelimeler sokulmuştur.


    mantığın korkunu yenemiyorsa kendini düşünenden sayma,
Toplam Hit: 2046 Toplam Mesaj: 6