Füzeler

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    mektepli
    mektepli's avatar
    Kayıt Tarihi: 21/Şubat/2005
    Erkek

     

    FÜZELER

     

    Desem ki; ‘’ Bu füzeleri atmaktan maksat nedir?’’

    Dersiniz ki; ‘’Bunlar, yörüngelerine oturup uydu olarak vazife görüyorlar’’

    Desem ki; ‘’Ama yörüngelerine oturmuş uyduların fotoğraflarını görmüştüm. Hiç de  resimdekilere benzemiyorlardı’’

    Dersiniz ki; ‘’Tabii benzemez. Yerden fırlatılmadan evvel gördüğün şey, füzenin dışıdır. Bir de füzenin görünmeyen kısmı var ki uzaydaki yörüngesine yerleşip uydu olarak iş yapan bu parçadır’’

     

    -Tamam anladım da peki füzenin dışı dediğimiz görünen aksamın akıbeti ne oluyor?

    - Füzenin menziline doğru yaptığı seyahat esnasında füzeden ayrılıyor ve atılıyorlar.

    -E madem atılacaktı niye var?

    -Hedefe ulaşması için lazım. Dışında koruyucu bir metal zırh olması gerekiyor zira atmosferin dışına çıkana kadar ciddi bir sürtünme etkisine maruz kalıyor.

     

    Peki insanda durum farklı mı?

     

    İnsanın da bir görünen kısmı yani bedeni bir de görünmeyen kısmı yani ruhu var. Tıpkı füzelerinki gibi onun da varacağı bir menzil var. Bedeni ise metal kısım gibi atılmaya yani çürüyüp yok olmaya mahkum.

     

    Peki acaba insanlar bineği mi besliyorlar bineni mi?

     

    Çoğu görünmeyen kısmın varlığından habersiz bir ömür geçiriyor. Tek yatırımları bineklerine oluyor. Bineği maksat sanıp koca bir ömrü onu beslemekle, süslemekler geçiriyorlar.

     

    Füze yapıyor fakat füzenin görünmeyen kısmını boş veriyorlar. Peki netice ne oluyor? Hayat etsenize, füze atılmış, yükseliyor, atmosferi geçiyor derken yakıt tankını o parçasını bu parçasını atıyor. Bir de bakıyoruz ki hiçbir şey kalmamış! Hayretler içinde ‘’Uydu nerede?’’ diye haykırıyoruz. ‘’Uydu mu? O da ne?’’..

     

    Bazıları da var ki bütün zamanını uyduyu şekle sokmak için harcıyorlar. Yakından inceliyorsunuz, bir taraf eğri bir taraf yamuk. ‘’Senin uyduda bir problem var sanki’’ diyecek oluyorsunuz. Cevap hazır: ‘’Niyete bak sen’’ ‘’Niyetin uydu yapmak olabilir ama bu yaptığının uyduyla alakası yok’’

     

    Füze yapmak öyle basit bir iş değil. Böylesine zor, ilim gerektiren bir iş karşısında insanları tutumu iki türlü oluyor:

     

    Birinci grup insanlar, kısa akıllarını ve gruptaki diğer kısa akıllıları kendilerine rehber ediniyorlar. Bütün yatırımları füzenin zırhına yakıt tankına oluyor. Dolduruyor boşaltıyorlar dolduruyor boşaltıyorlar…

     

    Elinize bir kağıt alıp bunu ortadan ikiye ayırır ve bir kısmına hayvanların yaptıklarını diğer kısmına da bu gruptakilerin amellerini yazarsanız, benzerliği siz de görürsünüz. Yok insan düşünen bir hayvansa sizin için rahat olun.

     

    İkinci grup insanları ortak noktası, füzeyi yapmanın kolay olmadığını bilmesi ve bu iş için erbap kimselerin yardımını istemeleridir. Sözün özü, bir ‘Yüksek Füze Mühendisi’ bulmak gerektiğini kavramışlar. Ancak onlar da iki kısma ayrılıyorlar. A ve B olarak isimlendirelim.

     

    ‘’Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz, şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde’’ diyerek A grubu insanların icraatlarını inceliyorsunuz. Bakıyorsunuz ki yaptıkları işlerde dünya kadar anormallik var. Füze değil müze! ‘’Bu işin içinde bir bit yeniği var’’ demeye hacet kalmıyor zira durum gayet açık. Yardım aldığı zatlar füze değil müze bölümünden diploma almışlar. Fizik yerine müzik okumuş insanlar.

     

    B grubundaki insanların ortak özelliğiyse, hayatlarının bir döneminde gerçek bir ‘Füze Mühendisi’ tanımaları. Lakin yaptıklarına füze demeye bin şahit gerek. Fizik okumuş ama müzikten etkilenmişler.

     

    Peki ya gerçek füze yapanlar? Elbette yok değil ama bulduğunuza değiyor. Böyle olanlar kendilerine ailesine insanlığa hizmet ederler. Kötülük düşünmezler. Etrafa zarar vermek hırsızlık haksızlık azgınlık ahlaksızlık bunlarda bulunmaz. Eliyle diliyle başkasına zararı dokunmayan insanlardır.

     

    Ya biz hangi gruptayız?

     

    konpicyus


    We can be more, we can be much more.
Toplam Hit: 1126 Toplam Mesaj: 1