

History Channel Biyografiler 21 Bölümlük Set - Tvrip
-
History Channel Biyografi - İvan Vasiliyeviç (Korkunç İvan)

İvan Vasiliyeviç yani bilinen adıyla Korkunç İvan, II. Vasili'nin oğlu olarak 1530'da dünyaya geldi. Henüz üç yaşında Rusya'nın başına geçti. 1547'de taç giydi. O döneme kadar Moskova knezi olarak anılan Rus imparatoru Çar olarak ilan edildi ve ilk Rus Çarı oldu.
1550'de sivil ve ruhani büyüklerden teşekkül eden bir toplantı olan Sobor düzenledi. Toplantıda, Rusya'da yürürlükte olan devlet ve kilise kanunları ile nizamları üzerine konuşmalar yapıldı. Bu toplantıda karar alıcıları Mümtaz Heyet olarak adlandırıldı.
Çar'ın en yakın müşavirleri sıfatıyla devlet işlerinde önemli rol oynayan Mümtaz Heyet, 1553'de İvan'ın gözünden düşmeye başladı. Metropolit Makari'nin etkisiyle kendini Tanrı inayetiyle hükümdar, Rusya'yı dilediği gibi idareye memur bir Çar diye telakki ediyordu.
1560'da İvan'ın eşi Anastasya, geride İvan ve Fyodor adlı iki çocuk bırakarak öldü. Eşinin her yönden İvan üzerinde etkisi vardı. Eşinin ölümü İvan'ı zevk ve sefahat alemine dalmasına neden oldu. Yine bu dönemde yeni gözdeleri ortaya çıktı. Bunların da kışkırtmasıyla uzun zamandır içinde sakladığı arzular ve hevesler ortaya çıkmaya başladı. Bu süreçte bir çok kişi sürgüne gönderildi.
1564'te çocuklarını, saray hademeleri ve maiyetini, saray hazinesini alarak Kremlin'i terk etti. Bu gidiş Moskovalılar gözünde bir muammaydı. Bir yıl sonra soylulara ve ruhani liderlere, "soyluların ihanet içinde olduğu için Moskova'yı terk ettiğini" yazdı.
Bu Moskova'da derin bir etki yarattı ve Çar'ın geri dönmesi için çabalar başladı. Nihayet iki ay sonra Moskova'ya döndü. Fakat 35 yaşında olmasına rağmen ihtiyar bir görüntüyle tanınmaz hale gelmişti.
Döner dönmez 'hainleri' cezalandırmaya başladı. Böylece hem tek adam olma yönünde büyük bir adım atacaktı hem de tek adamlığı destekleyecek ıslahatları yapma fırsatı bulacaktı. Nihayet Opriçnina denilen idari bir sistemi yerleştirerek bu emellerine ulaştı.
Bu rejimi tam 20 yıl sürdürdü. Bu dönemde birçok olay kanlı baskınlar sonucu örtüldü. Yine bu dönem içinde 1582 yılında kendi oğlunu bile öldürmekten çekinmeyen Çar İvan, 18 Mart 1584'de Bogdan Belsky ile satranç oynarken öldü. Kehanetler, IV. İvan'ın bu tarihte öleceğini söylüyordu. 1960'lı yıllarda mezarını açan arkeologlar, zehirlendiğine dair kanıt oluşturabilecek cıva kalıntılarına ulaştı. Bogdan Belsky ve daha sonra çar olan Boris Godunov tarafondan zehirlendiği sanılıyor.
http://rapidshare.com/files/25114281...rdan.part1.rar
http://rapidshare.com/files/25115301...rdan.part2.rar
http://rapidshare.com/files/25116348...rdan.part3.rar
http://rapidshare.com/files/25116862...rdan.part4.rar
__________________o __________________
History Channel Biyografi - Kirk Douglas
Aktörün imdb deki sayfasına baktım liste o kadar kabarık ki gözlerim tekrar açıldı. 100 yakın filmde oynamış ve bir çok yapıma imzasını atmış. Zafer Yollarındaki performansıyla beni saran ve sarsan oyunculuğundan etkilendiğim Kirk Douglas'ı merak edenler için ilginç bir belgesel olabilir. İlgililere iyi seyirler.
http://rapidshare.com/files/252412026/History_channel_biyografi_Kirk_Douglas_by_uzaklard an.part1.rar
http://rapidshare.com/files/25242030... an.part2.rar
http://rapidshare.com/files/25242840... an.part3.rar
http://rapidshare.com/files/25243201... an.part4.rar
__________________o __________________
History Channel Biyografi - Lizzie Borden
4 ağustos 1892' de, massachusetts eyaletinde üvey annesini ve babasını baltayla öldüren, çocuk tekerlemelerine konu olmuş kadın.
http://rapidshare.com/files/252439177/History_channel_biyografi_Lizzie_Borden_by_uzaklar dan.part1.rar
http://rapidshare.com/files/25244530... dan.part2.rar
http://rapidshare.com/files/25245098... dan.part3.rar
http://rapidshare.com/files/25245366... dan.part4.rar
__________________o __________________
History Channel Biyografi - Mark Twain
Samuel Langhorne Clemens (30 Kasım 1835 – 21 Nisan 1910), daha çok takma adı Mark Twain olarak bilinir, Amerikan mizahçı, satirist, roman yazarı, yazar ve öğretmen.
Finansal ve iş hayatı ile ilgili konularda başarısız olsa da, mizahı ve nükteleri keskindi. Mark Twain halk arasında popüler birisiydi. Kariyerinin zirvesinde döneminin en önemli Amerikan ünlüsü olduğu düşünülür. 1907'de Jamestown sergisinde kalabalık onu bir an görmek için uğraşmıştır. William Dean Howells, Booker T. Washington, Nikola Tesla, Helen Keller ve Henry Huttleston Rogers gibi bir çok ünlü arkadaşı vardı. Arkadaşı William Faulkner Twain'i "ilk gerçek Amerikan yazarıdır, ve biz hepimiz onun sadece varisleriyiz" diyerek onurlandırmıştır. Twain 1910 yılında öldü ve Elmira, New York'a gömüldü.
http://rapidshare.com/files/252459166/History_channel_biyografi_Mark_Twain_by_uzaklardan .part1.rar
http://rapidshare.com/files/25261835...an .part2.rar
http://rapidshare.com/files/25247047...an .part3.rar
http://rapidshare.com/files/25247308...an .part4.rar
__________________o __________________
History Channel Biyografi - Marquisde Sade
Sade Markisi Donatien Alphonse François, 2 Haziran 1740’ta Paris’te Condé Malikânesi’nde doğdu, 2 Aralık 1814’te Charenton’da öldü. Annesi, Condé prensesinin akrabası ve nedimesi, babası diplomattı. 1754’de orduya katıldı. 1763’te ailesinin isteği üzerine Paris Parlementosu başkanının kızıyla evlendi. Birkaç ay sonra sık sık gittiği bir genelevde gerçekleştirmeye çalıştığı isteklerinden ötürü, kralın emriyle hapse atıldı. Hapisten karısının yardımıyla kurtuldu ve şatosuna sığındı. Burada, bir rahibe olan baldızıyla ilişki kurması ve neden olduğu birçok olay, 1777’de Vincennes Kalesi’ne hapsedilmesine yol açtı. Kalede düşüncelerini yazıya döktü. 1789 Fransız Devrimi sırasında Charenton Şifayurdu’na gönderildi. Ertesi yıl birçok tutukluyla birlikte serbest bırakıldı.
Kendisi de bir soylu olmakla birlikte, soylu sınıfının değerlerine karşı olması, Devrim yöneticilerince 1792’de Paris’te bir bölgenin sorgu yargıçlığına getirilmesine neden oldu. Ancak erdem adına insanların giyotine gönderilmesine şiddetle karşı çıkıyor; yargıçlık kurumunu da benimsemiyordu. 1794’te hapisten çıkınca yoksul bir yaşam sürmeye başladı. 1801’de Napoléon’a karşı yazılar yazdığı gerekçesiyle yeniden hapsedildi. 1803’te de Charenton’da bir tımarhaneye yollandı. Burada birkaç yıl boyunca oyunlar sahneledi. Ölümünden sonra adı unutturulmak istendi, ancak yapıtları gizlice okunuyordu. Gene de ülkesinde ilk kez 20.yüzyılda Apollinaire’in çabalarıyla edebiyat alanında ciddi biçimde ele alındı.
Sade, toplumdışılığı seçmiş, bunu savunmuş bir yazardır. Yaşamında ve yapıtlarında gözlenen erotizmin ardında, tanrıtanımaz ve anarşist bir dünya görüşü yatar. Edimlerinin ve fantezilerinin suç sayılması, ona göre yersizdir. Çünkü suç, toplumsal bir değerdir. Bu nedenle, erdemi yüceltmek anlamsızdır. Bugün suç sayılan bir edimin yüceltildiği bir toplum düşlemek ise olanaksızı istemek değildir. Sade’nin Tanrı’sı doğadır. Ona göre tek suç, doğaya karşı işlenen suçtur. İdeal toplum yalnızca doğa yasalarının egemen olduğu toplumdur. Kötülüğün egemen olduğu “doğal durum” insanların kendilerini savunmak için toplumsal bir sözleşme yapmaları, yasalar koymaları, özgürlüklerinden vazgeçmeleri anlamına gelir. Çünkü toplumla bireyin çıkarları birbirine karşıdır. Birey, kendi hakkını kendi arayabilmeli, gerekirse saldırgan ve kötü olarak, “kötü” doğayı karşısına almalıdır. Böylece doğayla uyum sağlamış olur. İnsan, bir kez doğa tarafından yaratıldıktan sonra,onun egemenliğinden kurtulur. Önemli olan, bu özgürlüğün bilincine varabilmektir.
Sade’a göre suç ve kötülük, her türlü zevkin kaynağıdır. Bunun için kutsal değerlere saldırmaktan ve onları erotizmine konu etmekten kaçınmamıştır. Çirkinlik ve bayağılığı da erotizmden ayrı düşünmez. Cinsellik, bir insanı tanımanın en kesin yoludur. Acı, en güçlü duygu olduğundan, Sade cinsel doyumu da bedensel ve psikolojik acı ile birlikte düşünür. Öznenin, nesnesine acı çektirenin kendisi olduğunu bilmesi, onun kötülüğünü ve egemenliğini duyumsayarak doyuma ulaşmasını sağlar. Bu düşünce dizisi, acı çekmekten zevk almanın, Sadizm (Sade’cılık) olarak adlandırılmasına yol açmıştır.
Sade bugün edebiyatta erotizmin en güçlü temsilcilerinden sayılmaktadır. Bunun da ötesinde, onu genel çizgisinin dışında kalmakla birlikte, Aydınlanma Çağı’nın en önemli düşünürlerinden biri olarakdeğerlendirenler ve insan doğasını, her türlü sınırlamadan bağımsız, en yalın biçimde tanıma çabasıyla psikanalizin ve cinsel psikopatalojinin öncüsü olarak görenler de vardır.
http://rapidshare.com/files/252478644/History_channel_biyografi_Marquisde_Sade_by_uzakla rdan.part1.rar
http://rapidshare.com/files/25248446...rdan.part2.rar
http://rapidshare.com/files/25249124...rdan.part3.rar
http://rapidshare.com/files/25249457...rdan.part4.rar
__________________o __________________
History Channel Biyografi - Michel de Nostredame (Nostradamus)
Geçmişte bu beceriyi bir sanat haline getirebilen bir avuç büyük yetenekli insanın arasında bir tanesinin özel yeri vardır. Bundan dört yüzyıl önce Güney Fransa'da yaşamış, daha çok isminizin Latinceye çevrilmiş hali olan Nostradamus adıyla tanınan Michel de Nostredame özellikle içinde bulunduğumuz yüzyılda büyük bir ün kazanmıştır.
Simya bilgini, kâhin, tip doktoru, şifalı bitkiler uzmanı, kozmetiklerin ve meyveleri korumakta kullanılan maddelerin mucidi, bu 16. yüzyıl Rönesans adamı yüzyılımıza kadar olağandışı ve esrarengiz bir kişi olarak kalmıştır. Bin kehaneti içeren on ciltlik "yüzyıllar" adli eseri günümüze dek defalarca basılmış; ve sakladığı sırların açıklanacağı günü beklemiştir. Bir insanin geleceği nasıl bu kadar kesin bir şekilde görebildiği bilinmiyor.
Nostradamus 14 Aralık 1503 tarihinde Renee ve Jacques de Nostredame'in oğlu Michel de Nostredame olarak dünyaya geldi. St.Remy şehrinde noter olan babası sayesinde Provence'in zengin mutfağı ve babasının arkadaş sofralarındaki is konuşmaları arasında oldukça varlıklı bir çocukluk dönemi yaşadı.
http://rapidshare.com/files/25392264...ip.part1.ra r
http://rapidshare.com/files/25393233...ip.part2.ra r
http://rapidshare.com/files/25394218...ip.part3.ra r
http://rapidshare.com/files/25394666...ip.part4.ra r
__________________o __________________
History Channel Biyografi - Nelson Mandela
Nelson Rolihlahla Mandela (doğum 18 Temmuz, 1918 Umtata'da, Transkei), Güney Afrika'nın seçimle başa gelen ilk devlet başkanıdır.
Ailesi Zosa (Xhosa) dilini konuşan Tembu kabilesindendir. Babası bu kabilenin şefi Henry Mandela'dır.
Mandela; lise tahsilinden sonra Fort Hare Üniversity College'ya girdi. Burada okurken siyasi olaylara karıştı. Bir öğrenci boykotuna karıştığı ve organize ettiği gerekçesiyle okuldan uzaklaştırıldı. Transkei'den ayrılarak, Transvaal'a gitti. Burada bir süre madenlerde polis memurluğu görevinde bulundu. Bu sırada yarıda bıraktığı üniversite tahsiline mektupla öğretim yoluyla devam etti. 1942'de Witwaterstrand Üniversitesinin hukuk bölümünü bitirerek avukatlık yapmaya başladı. Ülkenin ilk siyah avukatı unvanını aldı. Irk ayrımına karşı yerli halkın kurduğu Afrika Milli Kongresine (ANC) katıldı (1944). Çok kısa zamanda kongrenin Gençlik Birliğine başkan seçildi. Siyahların kurtuluş hareketinin önderlerinden birisi durumuna geldi (1948). Bu arada ırkçılığa karşı silahlı mücadeleyi üstlenen ve kongrenin askeri kanadı özelliğindeki Umkonto ve Sizwe'yi (Milli Mızrağı) de kurarak onun da başkanı oldu (1961).
Ocak 1962'de kendisine destek aramak için yurt dışına çıktı. İngiltere ve Afrika ülkelerini dolaştı. Afrika ülkeleri ile sosyalist ülkelerden silah ve para yardımı temin etti. Ülkeye dönüşünde arkadaşlarıyla birlikte, izinsiz yurtdışına çıkmak, halkı kışkırtmak, sabotajlar ve suikastlar düzenlemek iddialarıyla yargılandı. Halkın, tamamının temsil edilmediği ve beyazların temsil edildiği parlamentonun çıkardığı kanunlara uymak zorunda olmadığını savundu. Beyaz yönetim tarafından ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Bu davranışıyla ırk ayrımına karşı mücadele eden Afrikalı siyahların simge ve sembolü oldu.
Nelson Mandela, dünyanın en ünlü mahkumu olarak anılır. Güney Afrika'da 27 yıl hapiste kaldıktan sonra 1980'li yıllarda, ırkçılığa karşı mücadelenin bütün dünyada yoğunlaşması üzerine adı duyuldu. 1990 yılında devlet başkanı De Klerk tarafından şartsız olarak serbest bırakıldı. Serbest bırakıldığı zaman 71 yaşındaydı. Serbest bırakılmasına Güney Afrika siyahlarının yanında birçok beyaz da sevindi. Mandela'nın; Mücadele benim hayatımdır. Hayatımın sonuna kadar siyahların bağımsızlığı için mücadele edeceğim. demesi, halk arasında onu bayraklaştırdı.
1990'da hapisten çıkınca Demokratik bir Güney Afrika kurulması için çalışmıştır ve kurmuştur. Afrikalılar, Mandela olmadan bunun gerçekleşemeyeceğine inanır. Bugün Mandela, bir özgürlük savaşçısı olarak kabul edilmektedir. 40 yıl içinde 100'den fazla ödül almıştır. Modern politikacılar içinde en takdir edilenleden biridir.
Mandela'ya 1979'da Nehrü Ödülü, 1981'de Bruno Kreisky İnsan Hakları Ödülü, 1983'te UNESCO'nun Simon Bolivar Ödülü verildi. Ancak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından kendisine verilmesi kararlaştırılan 1992 yılı Atatürk Barış Ödülü'nü almayı kabul etmemiştir. 1993'te ise De Klerk ile beraber Nobel Barış Ödülü'nü almıştır
Güney Afrika'da, kendi kabilesindeki büyüklerin kendisine taktıkları Madiba lakabıyla tanınır.
http://rapidshare.com/files/252501426/History_channel_biyografi_Nelson_Mandela_by_uzakla rdan.part1.rar
http://rapidshare.com/files/25250849...rdan.part2.rar
http://rapidshare.com/files/25251617...rdan.part3.rar
http://rapidshare.com/files/25252001...rdan.part4.rar
__________________o __________________
History Channel Biyografi - Oscar Schindler
http://rapidshare.com/files/25283726...rdan.part1.rar
http://rapidshare.com/files/25284392...rdan.part2.rar
http://rapidshare.com/files/25256013...rdan.part3.rar
http://rapidshare.com/files/25285348...rdan.part4.rar
__________________o __________________
History Channel Biyografi - Sigmund Freud
Orta seviye bir Yahudi yün tüccarının, kırk yaşındayken, kendisinden yirmi yaş küçük bir kadınla yaptığı ikinci evliliğinden dünyaya geldi. Ekonomik bunalımdan dolayı ailesi Viyana'ya yerleşmek zorunda kaldıklarında, Freud henüz 4 yaşındaydı. 1938 yılına kadar burada yaşadı.
Lisede Latince, Fransızca ve İngilizce öğrenirken kendi çabalarıyla da İbranice, İspanyolca ve İtalyanca öğrendi. Başarılı bir öğrenciydi. Başlangıçta istemediği halde Goethe'nın yapıtlarından etkilenerek tıp okumaya karar verdi.
Üniversite yıllarında Yahudi düşmanlığıyla karşılaştı, okuldaki arkadaş çevresinden dışlandı. 1876 yılında fizyolojist Brücke'nin laboratuvarına girdi, burada anatomopatoloji ve insan sinir sistemi üzerine araştırmalar yaptı. 1881'de tıp öğrenimini bitirdi. 1883'te dönemin ünlü beyin anatomisi ve nöropatoloji uzmanı Dr. Theodor Meynert'in yönetiminde psikaytri kliniğinde asistan olarak çalışmaya başladı. 1884'de kokain üzerine bir inceleme yapmakla görevlendirildi. 1884'te kokainin analjezik özelliklerini keşfetti, anestezik niteliklerini ise sezinledi. (Yaşamım ve Psikanalız adlı yapıtında kokainin anestezik niteliklerini aslında bildiğini, yalnız tıp çalışmalarını bıraktığından dolayı bunların başkaları tarafından ortaya çıkarıldığını ileri sürer.)
Aldığı bir bursla 1885'te Paris'e gitti, Salpêtriê Hastanesi'nde, Jean Martin Charcot'nun yanında staja başladı. Burada histerinin belirtilerini, hipnotizma ve telkinin etkilerini gözlemledi. Chatcot'dan çok etkilendi. (Yaşamım ve Psikanaliz 'de Charcot'ya ne kadar düşkün olduğu görülür) Charcot'nun konferanslarını Almancaya çevirdi ve 1886'da yayımladı.
1886'da Paris'ten ayrılarak Berlin'e gitti. Burada çocuk nöropatolojisiyle ilgilendi. Viyana'ya dönerek özel hekimliğe başladı. 1886 ekim ayında 4 yıldır nişanlı olduğu Martha Bernays ile evlendi. Sinir hastalıkları ve histeri şikayetiyle kendisine başvuranlar üzerinde dönemin ünlü tedavi yöntemlerini, elektroterapi ve hipnotizmayı uyguladı. 1887'de Dr. Bernheim'in Telkin ve Telkinin Tedavideki Uygulamarı Üstüne adlı kitabını çevirdi.
Elizabet von R. adındaki bir kadın hasta kendisini serbest çağrışım yöntemine zorlayınca hipnozdan vazgeçti. 1892 - 1895 yılları arasında Charcot'nun Salı Günü Dersleri adlı kitabının çevirisini, savunma psikonevrozları üzerine bir makaleyi ve saplantılar ve fobiler üzerine başka bir makaleyi Breuer ile ortaklaşa hazırladı. Ancak tıp çevrelerince Histeri Üzerine İncelemeler hoş karşılanmadı. Bu yapıtta psikanalizin temel ilkelerine rastlanır.
1896 yılında babasının ölümü üzerine derin bir bunalıma girdi ve sistematik olarak kendini çözümlemeye başladı. Yine aynı yıl Breuer'le nevrozların cinsel açıdan açıklanması konusunda ters düşerek yollarını ayırdı. Histerinin cinsel etiyolojisi üzerine verdiği bir konferans skandala yol açtı. Bu dönemde W. Fliess'le yazışmaları, özçözümleme süreci, hayatı üzerinde önemli etkiler yarattı. (Bu yazışmaları Freud'un ölümünden sonra eşi ve kızı tarafından kamuoyuna duyurulmuştur. Freud psikanalize özel hayatını karıştırmak istemediğinden, kişisel kayıtlar bırakmamış, birçok yazışma ve mektubunu ölümünden önce yakmıştır.) Hayatının 10 yıl süren bu döneminde, Freud hem yandaş, hem öğrenci bakımından yalnız kaldı. Kendini hastaların tedavisine ve psikanalizin yaratılmasına yoğunlaştırdı. Bu sürecin sonucu olarak 1897'de Oedipus Kompleksi, 1900'de Düş Yorumu (iki cilt) adlı eserler ortaya çıktı.
1908'te Viyana Psikanaliz Derneği kuruldu. Bu olay, Freud için bir dönüm noktasıydı, Yaşamım ve Psikanaliz kitabında buna büyük yer verdi. Ancak bu tarihten önce bile Freud'un çevresinde çözümlemenin giderek kurumlaştığı görülür. 1902'den sonra "Çarşamba Günleri Psikoloji Derneği", adı altında başta P. Federn, O. Rank, W. Stekel ve Alfred Adler olmak üzere, Freud'un ilk yandaşları bir araya toplandılar. 1904'de E. Bleuer'le yazışmaya başladı. 1907'de Bleuer'in asistanı Carl Gustav Jung tarafından ziyaret edilir. Jung aynı yıl Zürih'te Freud Derneği'ni kurdu. Bu Freud için büyük bir başarıydı, zira psikanaliz artık ülke sınırlarının dışına çıkmıştı. Takip eden yıllarda Jung, 1. Psikanaliz Kongresi'ne katıldı ve psikanaliz üzerine konferanslar vermek üzere Freud ile birlikte ABD'ye yolculuk etti. Freud, 1910 - 1920 yıllarında Psikanaliz Üzerine, Bir Paranoya Vakası Özyaşam Öyküsü Üzerine Psikoanalitik Gözlemler: Başkan Screber, Totem ve Tabu, Narsizmin İncelenmesine Giriş, Yas ve Melankoli adlı eserleri yayımladı.
1923'de kendisine üstçene ve damak kanseri tanısı kondu. İzleyen yıllarda 33 kez ameliyat oldu. Sürekli protez takması gerektiğinden dolayı uzun yıllar konuşma ve yemek yeme sıkıntısı çekti. 1938'de Naziler'in Viyana'ya girmesiyle birlikte en küçük çocuğu Anna ile birlikte Avusturya'yı terk etmek zorunda kalarak Londra'ya yerleşti. Ölümüne dek tedavi ve çalışmalarına burada devam etti.
Freud, prensipleri gereği kişisel hiçbir özel belge, anı defteri, mektup bırakmamış, hepsini yakmıştır. Bu nedenle, Freud'a dair ilk ve en kapsamlı bilgiler ilk olarak yakın dostu İngiliz psikaytr Ernest Jones'un 1953'te yayımlana üç ciltlik Sigmund Freud'un Yaşamı ve Yapıtları adlı kitabıyla ortaya çıkarıldı.
http://rapidshare.com/files/25257344... dan.part1.rar
http://rapidshare.com/files/25258505... dan.part2.rar
http://rapidshare.com/files/25259426... dan.part3.rar
http://rapidshare.com/files/25260445... dan.part4.rar
http://rapidshare.com/files/25260763... dan.part5.rar
__________________o __________________
History Channel Biyografi - Vladimir Ilyich Lenin
Vladimir İliç Ulyanov, 22 Nisan 1870'te Simbirsk kentinde doğdu. Orta halli bir öğretmen ailesinin altı çocuğundan ikincisidir.Ağabeyi Aleksandr'ın çara karşı suikast girişimine katıldığı için kurşuna dizildiği yıl, 1887'de, liseyi bitirerek Kazan Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi ve üç ay sonra devrimci öğrenci hareketi içinde yeraldığı için üniversiteden atıldı.
1891'de St.Petersburg Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni dışarıdan bitirdi. 1895'te ülke dışına çıkıp marksizmin önemli temsilcileriyle tanıştıktan sonra St.Petersburg'a dönüp İşçi Sınıfının Kurtuluşu İçin Mücadele Birliği adlı gizli bir örgüt kurdu.Aynı yıl sonunda tutuklandı, ondört ay hücrede kaldıktan sonra Sibirya'ya, Şuşenskoye köyüne sürgüne gönderildi; orada Krupskaya ile evlendi. Sosyal-demokrat gruplarla bağını sürdürdü ve bir parti program taslağı hazırladı. RSDİP(Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi) 1898 Mart'ında Minsk'te toplanan bir kongreyle kuruldu.
1900'de serbest bırakıldıktan birkaç ay sonra yurtdışına kaçtı ve İsviçre'ye yerleşti. Aralık 1900'de yayımlanmaya başlayan İskra gazetesindeki bir makalesinde ilk kez 'Lenin' takma adını kullandı. RSDİP'nin 1903'te ikinci kongresinde, demokratik merkeziyetçilik ve devrimci-demokratik diktatörlük konularında ortaya çıkan görüş ayrılığı sonrasında, Merkez komite ve İskra yazıkurulunda çoğunluğu sağlayan Lenin ve yandaşları Bolşevik(çoğunluk), muhalifleri ise Menşevik(azınlık) adlarıyla anılmaya başladılar.
1905 devriminin yenilgiye uğramasından sonra Aralık 1907'de yeniden Avrupa'daki sürgün yaşamına döndü. Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasından sonra kendi hükümetlerine destek olma politikasının sosyal-şoven bir politika olduğunu ileri sürerek, emperyalist savaşı iç savaşa döndürme çağrısında bulundu. 1917 Şubat Devrimi'nden sonra Petrograd'a döndü. Nisan Tezleri'yle bolşeviklerin sosyalist iktidar perspektifiyle hareket etmeleri gerektiğini vurguladı. Baskı ve yasaklama girişimlerinden dolayı Finlandiya'ya kaçmak zorunda kaldı. Burada yazdığı Devlet ve Devrim adlı eseriyle proletaryanın iktidarı burjuva devlet mekanizmasını parçalayarak alması gerektiğini belirtti.
1917 Ekim'inde gizlice Petrograd'a döndü. 7 Kasım 1917'de Lenin'in önderliğinde Bolşevikler iktidarı ele geçirdi. 8 Kasım 1917'de Halk Komiserleri Kurulu başkanlığına seçildi. 21 Ocak 1924'te Gorki kentinde öldü.
http://rapidshare.com/files/25285959...rdan.part1.rar
http://rapidshare.com/files/25286560...rdan.part2.rar
http://rapidshare.com/files/25287215...rdan.part3.rar
http://rapidshare.com/files/25287529...rdan.part4.rar
-
Vladimir Ilyich Lenin hep merak etmişimdir .. paylaşım icin saol hocam :)
-
Beyendiysen sevindim :) Hocam
-
paylaşım için teşekkürler
-
çok güzel paylaşım.. ama az geldi daha çok isterim. =)
-
Sen çok şey istedin :|
Toplam Hit: 1399 Toplam Mesaj: 6