İngiliz Lobisi Hala Kuşçubaşı Eşref"E Saldırıyor
-
arkadaşlar lütfen sıkılmadan okuyun kendi tarihimizin nasıl saptırıldığını öğrenin birde tarih/kültür adı altında tahribatta yeni bi bölüm açılması çok faydalı olacaktır.
......................................
Birinci dünya savaşı hala sürüyor.
İngiliz ve Fransız güçlerine kök söktüren ve Osmanlının yıkılış sürecinde emperyalist güçlere ağır bir bedel ödeten Enver paşa ve Teşkilat-ı Mahsusa aleyhinde kara propaganda da sürüyor.İngiltere, dünyanın dört bir yanında direnişler örgütleyerek Müslüman halkları ayaklandıran, casusluk, istihbarat, gerilla savaşı, propaganda ve cephe savaşlarıyla İngiliz ve Fransız işgalcilere Ortadoğu'da bir cehennem yaşatan Teşkilat-ı Mahsusa ve İttihatçı kadrolar aleyhine hala propaganda yapıyor.
Zihinlerini esir aldığı sağcı ya da batıcı Kemalist unsurlara şırınga ettiği zehirlerle, Osmanlının bu son kahraman neslini aşağılayıp, dinsiz, mason, maceracı göstermek için 1. dünya savaşında Hindistan'dan Mısır'a, Filistin'den Irak'a kadar her yere uçaklarla bildiriler atan İngilizler, şimdi de uşaklarına kitaplar yazdırarak yeni nesillerin bu kahramanlarla tanışmasını engellemeye çalışıyor.Resmi tarihten anti İngiliz milli güçlerin tamamen izlerini sildirerek Cumhuriyet kuşaklarından tarihi gerçekleri sakladığını sanan İngiliz lobisi, son yıllarda yakın tarihe artan ilgi nedeniyle ortaya çıkan gerçek kahramanların taşıdığı bağımsızlıkçı, pazarlıksız savaşçı ve anti emperyalist milli ruhun temsilcisi olan Teşkilatı Mahsusa kadrolarına karşı harekete geçti.
Yıllarca burs ve dolaylı yardımlarla beslediği bazı araştırmacılara İttihatçıları Osmanlıyı batıran maceracı masonlar damgası vurduran bu lobi, Osmanlının bütün unsurlarından gözüpek kadrolar örgütleyen ve en son adını "Ulumu Alem İslam ihtilal teşkilatı" yapan Teşkilatı Mahsusa'yı da bir Çerkez örgütü olarak lanse etmişti.
İngiliz lobisinin zehirli yavelerini ezberleyen ılımlı İslamcı çevrelerden,
Mustafa Kemal'i İngilizlerin adamı olarak görüp ittihatçıları Alman yanlısı olarak sunan İngilizci sahte Atatürkçülere,
Kürtçülerden bazı solculara kadar hemen her çevrenin İngiliz gözüyle baktığı İttihat Terakki ve Teşkilatı Mahsusa, bu toprakların tek örgütlü anti İngiliz direniş hareketi idi.
Bu nedenle İngilizler, teşkilat kadrolarının çoğunu suikastlerle öldürttü, 1926 İzmir suikastı gibi düzmece olaylarla idam ettirdi ve geri kalanları da esir ya da rehin olarak ölene kadar kontrol altında tuttu.İşte bunlardan biri de Kuşçubaşı Eşref ve Çerkez Ethem idi.
Cumhuriyetin kuruluş sürecinde İngiliz nüfuzundaki Yunanistan'da rehin alınan Kuşçubaşı Eşref ve Çerkez Ethem beyler, Mustafa Kemal ve ekibine karşı bir koz olarak tutulmuştu.
İşte bu rehine dönemi boyunca Kuşçubaşı, Girit adasında kalmış ve daha sonra Atatürk hayattayken Türkiye'ye dönerek Salihli'deki çiftliğinde 1960'lara kadar yaşamıştı. Dönemin şartları içinde eski ve yeni kadroların hesaplaşması gereği olarak Mustafa Kemal, çocukluk arkadaşları dahil bir çok eski İttihatçıyı sürgüne göndermiş, bazılarını ise yurt dışı görevlerle pasifize etmişti.Trablusgarb harbi esnasında gözünden hastalanan Mustafa Kemal'i çadırına götürerek tedavi ettiren ve özel olarak ilgilenen efsane isim Kuşçubaşı'na karşı her zaman saygılı bir tavrı olan Mustafa Kemal, yıllar sonra onun memleketine dönmesine de müsaade etmişti.
Kuşçubaşının kardeşi Selim Sami ise 1927 yılında Yunan adalarından Türkiye'ye tekneyle giriş yaparken kaçakçı sanılıp jandarmalar tarafından yanışlıkla öldürülmüştü. İşte bu olayları bahane ederek, İngilizlerin rehin tuttuğu bu kahramanları yunan işirlikçisi gibi gösteren, cehalet ve pervasızlıkla karışık İngiliz yavelerini orijinal tespitlermiş gibi ısıtıp kitap adı altında piyasaya süren Ahmet efe isimli bir cahilin kitabını mal bulmuş mağribi edasıyla sabah ve vatan gazeteleri haber yaptı.Hemen her cümlesi yalan ve yanlış bilgilerle dolu olan bu kitabın şaibeli yayıncıları, bu saçmalıkların büyük gazetelerde haber olmasına da herhalde şaşırmışlardır.
Beyinlerin kuşatıldığı bir ülkede yürütülen rafine operasyonlardan, beyin yıkama ve psikolojik harb tekniklerinden bihaber olan okurların kafasını karıştırıp, zaten unutulmaya terk edilmiş bu gerçek kahramanları bir hatırlayan olur diye erken davranarak şimdiden küçük düşürmeye çalışıyorlar.İşte bugünkü Sabah gazetesinde Ecevit Kılıç imzasıyla yayınlanıp diğer gazetelerinde alıntı yaptığı 'İngiliz yavesi' haber;
Türk istihbaratının kurucusu bir vatan haini miydi?
Kuşçubaşı Eşref'in Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı'nın arşivlerinde Harbiye mezunu olduğuna dair herhangi bir kayıt bulunmuyor Eşref, Cemal Kutay'ın kitaplarında kahraman olarak biliniyor. Bir de ABD'li istihbaratçı Philip Stoddard bu yönde bir kitap yazdı..
Modern anlamda ilk Türk gizli servisi Teşkilat-ı Mahsusa'dır.
Osmanlı Devleti'nin son yıllarında ayrılıkçı hareketleri önlemek ve yabancı ülkelerin Ortadoğu'daki istihbarat ve gerilla faaliyetlerine karşı koymak amacıyla kurulan teşkilat mensupları Birinci Dünya Savaşı boyunca Trablusgarp'ta, Basra'da, Mısır'da gerilla hareketlerini örgütledi.
Bu teşkilatın kurucusu olarak da Kuşçubaşı Eşref biliniyor.
Türk büyükleri arasında gösterilen ve modern istihbaratın öncüsü olarak lanse edilen Kuşçubaşı Eşref, gizli yani derin devletin de kurucusu kabul ediliyor. MİT'in resmi sitesinde de bir dönem teşkilatın Arabistan Bölge Başkanlığı yaptığı bilgisi yer alıyor. Resmi tarih kaynaklarına göre Kuşçubaşı Eşref, Kuleli Askeri Lisesi ve Harbiye mezunu. Padişah'a, karşı Arabistan'daki isyanı örgütleyen isim. Balkan Savaşı sırasında Bulgar'ları yenerek Edirne'yi kurtaran kuvvetlerin lideri, İngilizlere karşı girişilen Süveyş Kanalı Harekâtı'nda öncü birliklerin komutanı. Yemen'de İngilizlere esir düşüyor ve üç yıl Malta'da cezaevinde kalıyor.TARİH TERS YÜZ
Dönüşünde Kuvayı Milliye'ye katılıyor ve Adapazarı çevresinde kahramanlıklar yaratıyor. Sonra da yurtdışına çıkıyor ve 1955'e kadar Arap ülkelerinde yaşıyor. Bu ve benzeri kahramanlık hikayeleriyle sürüp giden "tarihi", tarih öğretmeni ve araştırmacı Ahmet Efe'nin bugün Bengi Yayınevi'nden piyasaya çıkacak "Efsaneden Gerçeğe Kuşçubaşı Eşref" adlı kitabı bir kez daha ters düz ediyor. Hem de Genelkurmay Başkanlığı ve Başbakanlık Arşivi'ndeki belgelerle. Tüm bunları kitabın yazarı Ahmet Efe ile konuşmak istedik. Ancak tarih öğretmenliği yapan Milli Eğitim Müdürlüğü'nün Efe'ye izin vermemesi nedeniyle biz de Haftanın Sohbeti'nin formatını bu hafta değiştirdik. Efe'yle sohbetimizin yanı sıra Kuşçubaşı Eşref ile ilgili bilinenleri sorduk yakın tarihi değiştirecek yanıtlarını kitabın içindeki belgelerden aldık.
* Kuşçubaşı Eşref, Teşkilat-ı Mahsusa'nın kurucusu mu?
Genelkurmay Başkanlığı istihbaratının belgelerine göre, Teşkilat-ı Mahsusa kesin olarak 17 Kasım 1913'te kuruluyor. Kuruluşundan, 14 Nisan 1915'e kadar teşkilatın başkanlığını Süleyman Askeri Bey yapıyor. Askeri'nin ölümünden sonra bu görevi devralan Ali Bey Başhampa Mondros Ateşkes Antlaşması'na kadar devam ediyor. Askeri belgelerde teşkilattaki masa sorumlularından tutun odacılara kadar tüm görevlilerin adları yer alıyor. Bunların içinde Kuşçubaşı Eşref'in adı bulunmuyor.
* Böyle bir görev almadıysa neden bu teşkilatın yaratıcısı olarak adı geçiyor?
Bunun nedeni Cemal Kutay'ın yayınları ve aslında Amerikalı üst düzey bir istihbaratçı olan Philip Hendrick Stoddard'ın Teşkilat-ı Mahsusa adlı kitaplarıdır. Stoddard, doktora tezi olarak hazırladığı bu kitabı Kuşçubaşı Eşref'in anlatımlarıyla yazıyor. Kutay'ın da katkısı oluyor. İki kitap tarihsel anlamda nitelikli bir aldatmaca.
ONUN KAYDI YOK
* Bugüne kadar yazılan tarih kitapları ve kaynaklarda Eşref'in rütbesi yarbay, bazen de albay olarak yer alıyor...
Kuşçubaşı Eşref'i kahraman olarak gösteren kaynaklarda Kuleli Askeri Lisesi'ne ve Harbiye'den mezun olduğu ve muvazzaf bir subay olduğu anlatılır. Ancak bu okullara ne zaman girdiği ve ne zaman mezun olduğunun belirtilmemesi dikkat çekicidir. Gerçek ise kesinlikle Harbiye'den mezun olmadığıdır. Kara Kuvvetleri Komutanlığı Arşiv Daire Başkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı'nın arşiv belgelerinde kesinlikle hiçbir kaydı bulunmuyor.
* Balkan Savaşı'nda Bulgarları yenip Edirne'yi kurtaran birliklerin lideri miydi?
Harbiye'den mezun olmadığı için rütbesi bulunmuyor. İttihat Terakki'nin üç önemli liderinden Cemal Paşa hatıralarında Edirne'yi kurtaran bu müfrezenin komutanın Teşkilat-ı Mahsusa'nın kurucusu Süleyman Askeri Bey olduğunu açıkça belirtiyor.
AHMET Efe'nin Bengi Yayınevi'nden bugün piyasaya çıkacak olan "Efsaneden Gerçeğe Kuşçubaşı Eşref" adlı kitabı, Eşref hakkında bugüne kadar öne sürülen iddiaları ters yüz ediyor. Efe kitabı için büyük oranda Genelkurmay Başkanlığı ve Başbakanlık Arşivi'ndeki belgelerden faydalanmış. Daha önce Eşref için Teşkilat-ı Mahsusa'nın kurucusu olarak bahseden iki kitap için ise Efe "Nitelikli bir aldatmaca" ifadesini kullanıyor.
Suikast örgütünün kurucusu
* Anadolu Osmanlı İhtilal Komitesi (AOİK) olarak adı geçen örgütün kurucusu Kuşçubaşı Eşref mi?
Kuşçubaşı Eşref, AOİK'yı İngiliz ve Yunan istihbaratının yardımıyla Atina'da kuruyor. Türk askeri, bununla ilgili o dönemde resmi istihbarat raporu hazırlıyor. Buna göre Türk heyeti, Lozan Barış Konferans için gittiğinde Kuşçubaşı da İsviçre'ye gidiyor. Bu sırada heyet de suikast girişimi istihbaratı alıyor. Başta İzmir'deki olmak üzere Atatürk'e yönelik 1923'te başlayan bir dizi suikast girişiminde bu örgütün rolü var. Atatürk'e yönelik 1927'deki suikastındaki isim olan Hacı Sami, Kuşçubaşı Eşref'in kardeşidir.
* Peki bu kadar olaya rağmen neden kahraman olarak biliniyor? Ve bir kişinin bu kadar önemi olabilir mi?
Cemal Kutay'ın kitapları sayesinde. Bu kişinin önemi şu; Kuşçubaşı Eşref'in gerçek ilişkileri İngilizlerin, Yunan kuvvetleri Anadolu'dan çekilince Anadolu Hükümeti'ni ve Mustafa Kemal'i desteklemeye başladıkları yolundaki tarih tezini değiştiriyor.
Onun da yolu Susurluk'tan geçmiş
* Türk büyüğü olarak gösterilmesine neden olan kahramanlıkları gerçek mi?
Adapazarı çevresindeki Kuvayı Milliye'nin başarıları ona mal ediliyor. Adapazarı bölgesinde Kuvayı Milliye müfrezeleri oluşturmaya çalıştığı doğrudur. Ancak uygulamaları tepki çekiyor. Zorla yüklü miktarda para toplaması nedeniyle halk ayaklanıyor. Batı Cephesi Komutanı Ali Fuat Paşa'nın zorla para toplaması nedeniyle bölgeden uzaklaştırılmasını isteyen telgrafı var.
* Kuşçubaşı Eşref, Milli Mücadele sırasında neden Yunanistan'a geçiyor?
Çerkez Ethem 64 adamıyla 1921'de Yunanlılara sığında yanında Kuşçubaşı Eşref de var. 28 Ocak 1921 günü Susurluk'a bağlı Dereköy'de çekilen tarihi fotoğrafta Çerkez Ethem, Kuşçubaşı Eşref ve Yunan subay Christos Karassos aynı karede yer alıyor. Üstelik Genelkurmay istihbarat raporlarına göre Çerkez Ethem ve yanındakiler bu ayaklanmadan iki ay önce İngiliz ve Yunanlarla ilişkiye geçiyor.
* Düşmanla işbirliği mi yaptı?
Genelkurmay Başkanlığı'nın raporuna göre İzmir'den kaçan Kuşçubaşı Midilli'ye sığınıyor. Kuşçubaşı'nın örgütlediği çeteler Ege adalarından Batı Anadolu kıyılarına saldırılar düzenliyor. Yunanlar ve İngilizlerle tam işbirliği içinde. Genelkurmay istihbarat raporlarının 17 Eylül 1922- 19 Temmuz 1923 arasındaki bölümlerinde Enez'den Muğla'nın doğusuna kadar 150 baskın ve sızma yaşanmış. Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak imzalı olan 29 Mart 1923 tarihli raporuna göre Kuşçubaşı Eşref'in Yunan Adalarından gönderdiği 500 adamının İzmir'deki Doğanbey karakolunu basıp bölük komutanı, takım komutanı ve bir eri şehit ettikleri bilgisi yer alıyor. Gönen'e, Edremit'e gönderdiği adamlarıyla çarpışmalar yaşanıyor. Düşmanla işbirliği yapmakla suçlanan ve "150'likler" diye anılan listeye girdi.
Haber: SABAH
-
yazının tamamını okumadım ama yazılanların ne olduğunda haberim var. ancak ben bunlara değilde son zamanlar da ingiltereye karşı yazılan yazılardan bahsedecem. nedense ingiliz aleyhtarı bi ton yazı çıkar oldu. bide amerika bize hava alanını açmıs hep onu dinliyoruz. nedense anti-american duygularımızı anti-ingiliz olarak cevirmeye calısıyor birileri.
