folder Tahribat.com Forumları
linefolder Genel
linefolder İnsan Bazen Çekip Gider. (Deneme)



İnsan Bazen Çekip Gider. (Deneme)

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    NaZi_
    NaZi_'s avatar
    Kayıt Tarihi: 15/Şubat/2010
    Erkek

         Kulaklığımı taktım ve en sevdiğim melodilerden birini dinlemeye başladım. Geniş ve duvarları parlak seramiklerle kaplı metro durağının en başından en sonuna doğru yürümek, ayaklarımın almış olduğu bir karardı. Bedenimin geri kalanının yaptığı şey incelemekti. Duvarlardaki reklam panolarına alışık olduğumuz doğru ancak, saydam yüzeyli bir kutuya yerleştirilen projektörden duvara bir reklam filmi yansıtılması, bana bu durumun hayatlarımızda ne derece ciddi bir yere sahip olduğunu düşündürdü. Bunun dışında gözüme takılan uyarılar, sarı çizgiyi geçmemin tehlikeli olacağına işaret ediyordu. Sarı çizgi diye bahsettikleri, 25 cm. genişliğinde ve kenarıdan 1 adım uzaklıkta, boydan boya uzanan bir şeritti. Görme kaybı olan insanlar için yüzeyine kabartmalar uygulanmıştı. Birileri bilinçlendirmediği sürece o şeridin orada olduğunu pekala kabartmalarından anlayabilirlerdi fakat, tehlikenin ne olduğunu fark edemezlerdi. Etrafıma bakınca o renkli uyarı karikatürlerinde bahsettikleri görevli personeli göremedim. Bir üst katta, yürüyen merdivenin sonundaki kulubede çayını içiyor olmalı diye düşündüm. Tüm bu düzen iyi niyetli bir önlem çabası gibi görünse de, aslında sadece uzunca bir listeden ‘’OK’’ lenmesi gereken birer maddeydi ve elle tutulur bir ölüm kaydı da yoktu. Bu nedenle herkes kemerlerini gevşetebilirdi. Ta ki bastonu ile sarı şeridin kabartmalarını fark edemeyerek metro yoluna düşen bir kadının can verişini kamera kayıtlarından izleyene kadar. Kusursuz hissetmek, korumacı tavırlardan vazgeçmemize neden olur. İşte bu nedenle kusursuzluk sonsuza dek sürmez.

         O kadar ilerledim ki, çoğu insan durağın bu uc noktasında beklemenin gereksiz olduğunu düşünürdü. Sonunda soluma baktığımda benden uzak bir kalabalık görüyordum. Tahmin ettiğim gibi metronun en son vagonu epeyce tenhaydı. Gökmavisi ve keskin kenarları olmayan, birbirine bitişik koltuklardan boş bulduğum birine oturdum. Floresanın beyaz ışığı öyle şiddetliydi ki, rahatsız olmuştum. Sanki ortaya çıkmasını istemediğim bir şeylerim fark edilecekti. Soğuk bir çıplaklık hissettiriyordu. Oysa ki durağı aydınlatan sarı ışıklar bana çok daha samimi gelmişti.

         Yolculuk sırasında herhangi bir yazıyı okuyamıyorum. Kitap, dergi veya gazete okurken harflerin bir o yana, bir bu yana sallanması midemin bulanmasına neden oluyor. Midem bulanınca dikkatim dağılıyor ve bazen bu nedenle tüm bir günüm berbat olabiliyor. İlk önce okuduğu kitabı gördüğüm için bu düşüncelerden sıyrılıp onu görmem biraz zaman almıştı. Rahatsız edici beyaz ışığa nispet yaparmışçasına taktığı güneş gözlüklerini hiç yadırgamadım. Vücudunun her ayrıntısı zarifti. Kolları, bacakları, beli, çehresi, burnu, elleri ve ayakları sanki her an zarar görebilecekmiş gibi oldukları yerde tedirgindi. Uzun bacaklarının birini diğerinin üzerine atmıştı ve bordo ojeli tırnaklarını görebileceğiniz sandaleti ile neredeyse karşı koltuğa kadar uzanıyordu. Saçları, kardeşi sakız bulaştırınca un ufak kesilmiş bir kız çocuğunu andırıyordu. Yüzümde beliren tebessümün iki nedeninden biri, gayet olgun görünen bedenini, iki tutam saçın nasıl da çocuksu bir havaya bürüdüğünü fark etmemdi. Diğeri ise güneş gözlüklerinin ardındaki gözlerini merak edip dikkatlice baktığımda uyukluyor olduğunu fark etmemdi. Kitabını öyle sabit tutuyordu ki, ilk bakışta büyük bir iştahla okuduğunu sanmıştım. Gözlerinin rengini ve ses tonunu hayal ettiğim sırada inmem gereken durağın adı anons edildi.

         Böyle anlarda çekip gitmek insanı mutlu veya mutsuz olarak etkilemiyor. Anı olarak nitelendirmek komik olur ancak, başka bir sefer bu zarif bayan ile karşılaşmamızda aynı hissi yaşayacağıma eminim. Dönüp gidiyorum ve zerre pişman değilim. Ruhum bedenime küser ve sınırlarımda durgunluk hakim olur. Bazen radyoda bir melodi takılır kulağınıza ve adını öğrenmek istemezsiniz. Keşfetmek, değerini kaybetmesine yol açacakmış gibi gelir. Elde edilmemiş hali sizi büyüler ve sadece bir başka sefer denk gelmek arzusu kalır içinizde. Bu hayat, sürekli bir karşılaşmayı bekler, durur. Çünkü bilirsiniz; ulaşılabilirliğin arttığı yerde, elde edilene verilen değer azalır.


    Kendimi bir akşam toplumun ete kemiğe bürünmüş hali ile yemeğe çıkarken hayal ediyorum şimdi; yemekler gelmiş ve çiğnemeye devam ediyoruz. Tam o sırada topluma doğru bakıyorum, ben aseksüel olmaya karar verdim, diyorum ve toplumun yüzü düşüyor. Başlıyor neden ve sonuçlarını sorgulamaya, felaket senaryoları anlatmaya ve yer yer yaftalamaya. Hayal ediyorum, yerimden kalkıyorum ve masanın etrafında bir yarım tur atıyorum, artık toplumun yanı başında, tabiri caizse ensesindeyim. Bir kolumu masaya dayıyorum ve kısa kollu tişörtümden uzanan kollarım yılların emeği sonucu bir kas yığını şeklinde, tam da toplumun bakacağı yerde duruyor. Kulağına doğru eğiliyorum ve şöyle diyorum; desene sen her bi sikimi çok iyi biliyorsun lan ?!
Toplam Hit: 548 Toplam Mesaj: 1