İşsizlik Sorunu Ve Çözüm Yolları
-
Dünyanın En büyük Sorunu İşsizlik Ve Memleketimizde İşsizlik Hat Safhada Elimizde Olan İmkanları Kullanmadıgımızdan Dolayı İşsizlik Gün Geçtikçe Büyüyor Ve Büyüdükçe Köylerden Şehre Göç Yaşanmakta Bunun akebinde Çarpık Kentleşme Gece kondulaşma şehre uyum zorlukları, töreden ve gelenekten kopma problemleri ortaya çıkarken, adi suçların oranı artmakta, Terörü besleyen ortamlar oluşmaktadır.Bu işsizliğe çözüm arayan siyasi iktidarlar samimi olmadıkları için, veya dışarıdan talimat aldıkları için bilinçli olarak çözüm yerine farklı alanlara yatırımlar yaparak, ülkenin Milli Gelirini yandaşlarına adeta peşkeş çekmektedirler.Merhum Alparslan TÜRKEŞ, yaklaşık bundan 30-40 yıl önce yazmış olduğu “Dokuz Işık Doktrini”nde işsizliği TARIM KENTLERİ projesi ile çözeceğini ileri sürmüştür. Türk Milletinin yapısına uygun bir “Milli Politika” ya bağlı “Milli Ekonomi” ve ona bağlı “Millet Sektörü” çatısı altında “Altı Sosyal Dilim”e ayrılarak, bu sosyal dilimler kendi aralarında kurumlaşıyorlar. Ordu için OYAK, Memur için MEYAK, İşçi için İYAK, Köylü için KÖYAK, Esnaf için EYAK, Serbest çalışanlar için SEYAK adı altında kurulacak olan bu kurumlar, kendi üyelerinden almış oldukları aidatlarla ayakta duracak, bu birikimlerden arta kalanla yatırım yapacak, gerektiğinde kendi üyelerine borç veya kredi verecekler.
Ayrıca bu kurumların kendilerine ait birer Bankası olacaktır. Günümüzde bu sosyal dilimlerden, kurumlaşmayı başaran OYAK’ı en başarılı örnek olarak verebiliriz. Maalesef O gözbebeğimiz, örnek kurumumuz OYAK, yabacılara satıldı. Bu demektir ki, diğer beş sosyal dilim de de uygulanmış olsa idi, onlar da başarılı olacaklardı.
Yine Merhum Bülent ECEVİT de yıllar öncesinden, KÖY KENTLERİ projesi ile işsizliği çözebileceğini ileri sürmüştür. Aslında her iki projede isim benzerliği olduğu gibi, çözüm önerileri de aynıdır. Hatta Bülent ECEVİT en son Hükümet olduğu dönemde, bir ilçemizin merkezi bir köyünde Sayın Devlet BAHÇELİ ile birlikte KÖY KENTLERİ projesinin temelini atarak, başlatmışlardı. Tabii ki Türk insanının yapısına uygun olan bu proje, Masonik İktidarlar tarafından engellenmiştir.
Tarım ülkesi dediğimiz Türkiye’de, AB’nin dayatmaları ile Sabetayist bazı siyasilerce bilinçli olarak Tarım yok edildi. AB diyor ki; “benim çiftçim nüfusumun % 5’ini teşkil ediyor. Senin çiftçin nüfusunun %30 ile 40’ını teşkil ediyor. Sen bu oranı % 5’lere düşürmez isen, seni AB’ye almam ve Çiftçine kredi de vermem” diyor. Onlarda tarıma elverişli mevsim olmadığı gibi, toprak da yoktur. Bu nedenle onların oranı % 5’lerde olacaktır. Bizi yönetenler, bu dayatmayı kabul ettiler, Şeker ve Tütün ekiminde ve diğer bazı önemli ürünlerde sınırlamaya gittiler. Böylece Türk Çiftçisi, toprağından para kazanmamaya başladı. Bu da işsizliği daha da arttırdı. Gıda İthalatını arttırdığı gibi, fiyatları da yükseltti. Bu demektir ki, . % 35’i yok edilecek olan ve % 5’e düşürülecek olan Türk Çiftçisi, bu süreçte çok intiharlar yaşayacaktır. Sonunda 5 bin, 10 bin dönüm sahibi olan Ağa Çiftçiler yaratılacaktır. Yine Ağalık dönemine dönülecektir. Peki Çözüm nedir?Terör, Doğu ve Güneydoğu’da yoksullardan eleman elde ediyor. Ağalık Sistemi devam ettiği için, Toprak Ağaları bu insanları ucuz çalıştırıyor. Sözde Kürtçü geçinen Ahmet TÜRK’ün 54 bin dönüm arazisi olduğu söyleniyor. Ovada Ahmet Türk Halkını sömürüyor. Ahmet Türk’ün yoksullaştırdığı insanları da onun Terör Örgütü diyemediği PKK’sı dağda sömürüyor. Bu Toprak Ağalarının gözünün yaşına bakmadan, ellerindeki toprağın parası ödenerek, yoksul bölge halkına dağıtılmalıdır. Tarım Kentleri Projesi ile paralel olarak “Toprak Reformu” başlatılmalıdır. Herkese geçinebileceği kadar arazi verilmelidir. Toprağa bağlanan, karnı doyan insanlar, teröre alet olmazlar.
Bu Projeyi biraz açalım isterseniz: Ülkemizde yaklaşık 65 bin köy ve mezra vardır. Mezraları saymayacak olursak, muhtarlık olarak 45 bin köyümüz vardır. Her 10 köyün, en merkezi ve gelişmeye müsait bir köyü “Cazibe Merkezi” olarak seçilmekte ve devlet oraya yatırımını yapmaktadır. 45 bini 10’a böldüğümüzde; 4500 “Cazibe Merkezine” ihtiyaç vardır. Bu 10 köyün iştigal alanının tarım veya hayvancılık, ormancılık veya enerjik olup olmadığı tespit edildikten sonra, o “Cazibe Merkezine” konu ile ilgili bir fabrika kurulmaktadır. Eğer bu 10 köyde daha çok Pamuk ekiliyorsa, Tekstil üzerine bir entegre tesis kurulmaktadır. Buğday ekiliyorsa; Un, İrmik, Bulgur, Makarna, Bisküvi, Gofret üreten entegre tesis kurulmaktadır. Hayvancılık ön planda ise, Et, Süt ürünleri ile ilgili entegre tesis kurulmaktadır. Ormancılık, Balıkçılık, Kömür veya Madencilik, Petrol, Doğalgaz ön planda ise o konu ile ilgili entegre tesis kurulacaktır.
__Çukobirlik, entegre bir tesis olarak örnek verilebilir. Çukobirlik’te üreticiden Pamuk gelir basma kumaş olur. Ayrıştırılan Çiğit’in iyisi tekrar çiftçiye tohumluk olarak verilir. Tohumluk olamayan Çiğit’in içi Nebati Yağ olur. Çiğit’in kabuğu hayvanlar için yem olur. Sap veya koza kısmı sıkma odun olur. Bakın işte entegre tesislerde hiçbir şey boşa gitmez, hem de artık madde bırakmadığı için, çevrenin kirlenmesine de mani olur.
__Hayvancılıkla ilgili bir entegre tesiste, hayvan kesilir, eti piyasaya sürülür. Bir kısmı Salam, Sosis olur. Derisi sanayide, yünü veya kılı tekstilde kullanılır. Kemikleri un olur, şeker ve gıdada yapıştırıcı olur. Kanı yem fabrikalarında işe yarar. Bağırsağı Salam, Sosis yapımında iş gördüğü gibi, tıp alanında ameliyatlarda dikiş ipliği veya kalbur ipliği olur. Yağı Sabun Sanayinde kullanılır. Boynuzları pıçak sapı veya arı kovanı olur.
__Şeker Pancarı için, Tütün için benzeri tesisler kurulur. Ormancılıkla iştigal eden köyler için kurulan entegre tesiste; ağacın bedeni kereste olur, dalları odun, kabukları barut, yumuşak kısmı kibrit, bir kısmı kağıt olur. Diğer talaşı Sunta, Kontraplak olur. Meyvesi gıda ve ilaç sanayinde kullanılır. Bu örnekleri çoğalta biliriz.
__Öncelikle her fabrikada iki vardiya halinde toplam 2000 kişi çalışmış olsa, 4500 fabrika da 9.000.000 kişiye iş verilmiş olur. Her işçinin beş kişilik bir aileye baktığını düşünecek olursak; 45.000.000 insana ekmek kapısı açılmış olur. 45 milyon kişinin Sosyal Güvencesi olacağından, Sağlık sorunları da halledilmiş olacaktır. Bu Entegre Tesisler özellikle devlet eli ile yapılmalıdır. Çünkü özel sektöre ihale edilen işlerde, yolsuzluklar olmuştur, devlet dolandırılmıştır. Tesislere işçi alımı başladıktan sonra, fabrika üretime başlar başlamaz, devlet bu fabrikaları içinde çalışan işçiye satmak kayıt ve şartı ile satışa çıkarır ve yaklaşık iki yıl içerisinde devletin bu Tarım Kentleri Projesine harcadığı para tekrar devletin kasasına döner. Çalışan işçi, fabrikasına ortak olduğu için, kuruma zarar da veremez. Böylece Milli Gelir de dengeli dağılım başlamış olur.
__Bu tesislerin toplam maliyeti, GAP projesine harcanan parayı geçmez. Pahalı olan bu GAP Projesi bir bölgeye hitap ettiği halde, o bölgedeki işsizliğe çözüm olamamıştır. Ama Tarım Kentlerine kurulacak olan 4500 fabrika, GAP’ın maliyeti ile ülkenin tamamında işsizliği çözüyor. Türkiye bu projeyi 60 yıl önce uygulamaya koymalı idi. Ama 60 yıldan bu yana hala bir gelişme olmamıştır ki, biz yine aynı projeden söz ediyoruz.Sonuç olarak, gerçekten samimi olarak çözüm arayanlar var ise, bu projeyi uyguladıkları takdirde, ülkenin refaha kavuştuğunu göreceklerdir
-
abi nickini kullanaraktan bu yazıyı okuyamıyorum..paragraf oluştur bea abi :(
-
son derece okunaklı bence
-
hacım bu ne :|
-
hacım bu 9 ışık kitabının pdf si varmı varsa linkini atarmısın.İndirip bi okuyalım
-
Bakıyorum Hacım Bulursam Paylaşırım
-
çok uzun yaf birisi özet geçsin:D
