folder Tahribat.com Forumları
linefolder Derin Konular
linefolder Itzhak Perlman - Bilmeyi Reddetmek !



Itzhak Perlman - Bilmeyi Reddetmek !

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    ~$
    ComputerWolf
    ComputerWolf's avatar
    Üstün Hizmet Madalyası
    Kayıt Tarihi: 26/Mart/2003
    Erkek

    Hayatta bazı anlar vardır, insanın sınandığı, gücünün ölçüldüğü, sabrının yontulduğu anlar. Perlman'ın da bir konser sırasında bir müzisyenin başına gelebilecek en kötü durumlardan biri gelir ve bakın nasıl bir sonuç çıkar.

    “18 Kasım 1995 günü keman sanatçısı Itzhak Perlman, New York’ta, Lincoln Center’daki Avery Fisher Salonu’nda bir konser vermek üzere sahneye çıktı. Eğer herhangi bir Perlman konserinde bulunmuşsanız bilirsiniz ki onun için “sahneye çıkmak” hiç de küçümsenecek bir başarı değildir. Çocukluk yıllarında çocuk felcine yakalanmış olan Perlman’ın her iki bacağında da destekleyici ateller vardır ve ancak kol değneği yardımıyla yürüyebilmektedir. Onu sahne üzerinde her defasında sadece bir adım atabilmek suretiyle acı içinde ve yavaş yavaş yürürken görmek unutulmayacak bir görüntüdür. Ağrılar içinde ama ihtişamla yürümektedir, sandalyesine erişinceye kadar. Sonra oturur; yavaşça koltuk değneklerini yere koyar, bacaklarındaki atellerin klipslerini açar, bir ayağını geriye iter, ötekini öne uzatır. Daha sonra yere eğilerek kemanını alır, çenesinin altına koyar, orkestra şefine başıyla işaret verir ve çalmaya başlar. Şu zamanda değin, izleyiciler bu ritüele alışmışlardır. O, sahnenin bir ucundan sandalyesine doğru ilerlerken sessizce otururlar. Bacaklarındaki klipsleri açarken inanılmaz bir sessizlikle beklemektedirler. Çalmaya hazır olana dek beklerler. Ancak o konserde bir şeyler ters gitti. Daha ilk birkaç satırı çalmıştı ki kemanın tellerinden bir tanesi koptu. Telin kopma sesini duyabilmek mümkündü, salonun bir ucuna tabancadan fırlayan kurşun gibi gitmişti ses. O sesin ne anlama geldiği konusunda yanılmak imkânsızdı. Ve bunun akabinde ne yapılması gerektiği konusunda da…


    O gece orada olan insanlar kendi kendilerine şöyle düşündüler… 

    “Anlamıştık ki, yeniden ayağa kalkması, atelleri yeniden takması, koltuk değneklerini alması, yavaş yavaş sahne arkasına gitmesi veya yeni bir keman bulması ya da yeni bir tel takması gerekecekti” Ama o öyle yapmadı. Bunun yerine bir dakika kadar bekledi gözlerini kapadı ve sonra şefe yeniden başlaması için işaret verdi. Orkestra başladı ve o kaldığı yerden devam etti. Ve daha evvel hiç görülmemiş bir tutku, güç ve saflıkla çaldı. Elbette herkes bilmektedir ki senfonik bir eseri sadece 3 telle çalmak imkânsızdır. Bunu ben de bilirim, sen de bilirsin, herkes bilir ama o gece Itzhak Perlman bilmeyi reddetmişti. 

    Onu parçayı kafasında molüde ederken, değiştirirken ve yeniden bestelerken görebilirdiniz. Bir noktada, telleri nerdeyse yeniden tonlamışçasına sesler çıkarmaktaydı kemandan, daha evvel hiç vermedikleri sesleri vermelerini sağlamak için…

    Bitirdiğinde salonu olağanüstü bir sessizlik kapladı. Ve akabinde seyirciler ayağa kalktı ve tezahürata başladılar.

    Oditoryumun her yanından inanılmaz bir alkış patladı. Hepimiz ayaktaydık bağırıyor, ıslık çalıyor, alkışlıyor, yaptığını ne kadar takdir ettiğimizi, beğendiğimizi anlatacak her türlü hareketi yapıyorduk. 

    Gülümsedi, yüzünden akan terleri sildi, yayını kaldırarak bizi susturdu ve böbürlenerek değil ama sessiz, güçlü, dingin bir tonla şöyle dedi: “Bilirsiniz, bazen de sanatçının görevidir, elinde kalanlarla ne kadar daha müzik yapabileceğini bulmak…” 

    Bu ne güçlü bir cümledir. Duyduğumdan beri aklımdan çıkmıyor. Ve kim bilir? Belki de bu bir yaşam tarzıdır, - sadece sanatçılar için değil hepimiz için. Burada, tüm yaşamını bir kemanın 4 teli ile müzik yapmak üstüne kuran ve birden bire, bir konserin ortasında kendini sadece 3 tel ile bulan bir adam vardır. Öyleyse o da 3 tel ile müzik yapmayı seçer, ve o gece yaptığı, sadece 3 telle yaptığı müzik, daha evvel yaptığı, 4 teli varken yaptığı her şeyden daha güzel, daha kutsal, daha unutulmazdı… 

    O zaman belki de bizim görevimiz, yaşadığımız bu sallantılı, hızla değişen, ürkütücü dünyada kendi müziğimizi yapmaktır; önce elimizde olan her şeyle; ve daha sonra bu artık imkansız olduğunda, sadece elimizde kalanlarla…”


    Jack Rieme


    Hep denedin. Hep yenildin. Olsun yine dene , yine yenil ama daha iyi yenil !
  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    ArmadA
    ArmadA's avatar
    Kayıt Tarihi: 08/Ekim/2005
    Erkek

    sondaki cümle cuk diye oturmuş adamın midesine oturuo falla :S


    Living Death
  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    ExcellencE
    ExcellencE's avatar
    Kayıt Tarihi: 27/Nisan/2007
    Erkek

    güzel hikaye


    Yapay zeka, zeka değildir.
  4. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Potansiyel_Virus
    Potansiyel_Virus's avatar
    Kayıt Tarihi: 29/Mayıs/2007
    Dişi

    sagol..suanki ruh halime ilac gibi geldi bu yazi.yasamayi yeniden ogrenmek gerek ;

    önce elimizde olan her şeyle; ve daha sonra bu artık imkansız olduğunda, sadece elimizde kalanlarla…


    Ucurtmalar ruzgar gucuyle degil,o guce karsi ciktiklari icin yukselirler.
  5. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    ershn
    ershn's avatar
    Kayıt Tarihi: 28/Mayıs/2010
    Erkek

    vay vay vay etkileyici.


    Allah Türktür.
  6. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Nikoteen
    Nikoteen's avatar
    Kayıt Tarihi: 31/Temmuz/2005
    Erkek
    imkansız diye birşey yoktura getiren afedersiniz skimsonik kişisel gelişim yazılarından biri sandım,açıkçası pekte etkilenmedim ama o son söz,o son söz sadece savaşçı ruhlu birinin ağzından çıkabilir; "..artık imkansız olduğunda, sadece elimizde kalanlarla…"

    Troubles'll come & they'll pass
  7. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    ASLIYUCE
    ASLIYUCE's avatar
    Kayıt Tarihi: 17/Haziran/2006
    Erkek

    super bisey harbiden..

  8. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    PoLLBuLL
    PoLLBuLL's avatar
    Kayıt Tarihi: 04/Temmuz/2010
    Erkek
    bu gerçek değil. http://www.snopes.com/music/artists/perlman.asp

    You are a man of many colours. but i, motherfucker, am the rainbow
Toplam Hit: 1465 Toplam Mesaj: 8