Katil Tohumlar Sofranızda!
-
Dünyada başta silah, kimya ve elektronik olmak üzere birçok temel sektörü hem doğrudan hem de dolaylı olarak elinde tutan İsrail’in yeni gözdesi, genetik tarım. Topraklarındaki genetik tarlalarda harıl harıl çalışan İsrailli bilim adamları özellikle gelişmekte olan ülkeler gibi pazarlar sayesinde ‘Siyonizm’e milyar dolarlar kazandırıyor.
Genetik tarlalarda ürettiği GDO’lu ürünleri ve suni tohumları dünyaya ihraç eden İsrail, insanlığın en temel ihtiyacı olan gıda sektörünü tekeline almaya hazırlanıyor. Uygulanan ya da ‘uygulanamayan’ politikalarla Türkiye’de tarımın yok olma noktasına geldiği artık bilinen bir gerçek. 70 üniversite, 30 ziraat fakültesi, 50 tarım araştırma enstitüsü ve yaklaşık 15 bin işsiz ziraat mühendisi bulunan Türkiye’nin İsrail’den ithal ettiği GDO’lar milyon tonları buluyor.
Bu GDO’lar sanıldığı gibi sadece sebze ve meyvelerde değil, marketlerde bebek mamasından çikolatalara kadar yüzlerce üründe bulunuyor. İnsan sağlığına zararlarından olsa gerek aralarında İsviçre, Polonya, Tayland, Suudi Arabistan, Bolivya, Cezayir, Gana, Zambiya ve Gürcistan gibi ülkeler bu suni tohum ve benzeri maddelerin tarlalarda ekilmesini tamamen yasaklamış durumda.
İsrail bir de kanserden vuruyor
Aslında GDO’lu ürünlerin insan sağlığı üzerindeki etkilerini inceleyen herhangi bir klinik çalışma bulunmuyor ya da bulunması istenmiyor.
Çünkü yukarıda da belirttiğim gibi pazarda milyar dolarlar yani katrilyonlar dolaşıyor. Ancak GDO’ların doğrudan olmasa da dolaylı yoldan kansere yol açabileceği belirtiliyor. Buna en büyük kanıt olarak son yıllarda dünyada ve Türkiye’de artan kanser vakaları gösteriliyor. Örneğin; Türkiye’de artık her yıl 150 bin yeni kanser vakasına rastlanıyor. Bu vahim durum İsrail için de para demek. Çünkü oldukça pahalı olan kanser ilaçlarını da yine İsrailli ilaç firmaları üretiyor. Yani özetle sistem şöyle işliyor: İsrail GDO üreterek para kazanıyor, bu GDO’larla beslenen insan kanser oluyor, kanser olan insanlara ilaç satan İsrail yine para kazanıyor.
GDO ithalatının önüne neden geçilemiyor?
Tüm bunların sonucunda insanın kafasında şöyle bir soru oluşuyor: Madem GDO’lar bu kadar tehlikeli, öyleyse neden somut bir önlem alınmıyor? Bu sorunun cevabı şimdilik yok. Bazı STK’ların (sivil toplum kuruluşları) ve platformların dışında GDO’ya yönelik herhangi bir somut eylem bulunmuyor. Yakın zamanda da bulunmayacak gibi. Çünkü sektörde ‘alan-veren razı’ durumu söz konusu. Yani İsrail GDO üretip satıp milyar dolarları kazanıyor. Tarım üreticileri de kısa zamanda düşük maliyetli gıda üretmenin keyfini çıkarıyor. Devletler de “Küresel gıda sıkıntısının başka çaresi yok.” diyor.
-
bununla ilgili bir konu acmistim.
yurt disina satilamayan hormonlu urunler yurt disindan iade olunca ne oldugu ile ilgili.
bir yerde rant varsa ve o rantin oldugu ulke Turkiye ise hicbir yasa oyle kolay kolay cikmaz
-
ali nerdesin lan bize bu durumla ilgili uzman tavsiyesi ver :B
-
Hatirlayaniniz vardi , daha onceleri ciftci misir eker ve hasat zamani kendi tohumlugunuda ayirirdi.Ancak simdi israilden aldigimiz genetigiyle oynanmis tohumlar , yeni ekim zamani icin tohum vermemektedir.Yani ciftci her ekim doneminde tohum parasi vermektedir.Adamlar tohumlarin genetigiyle oynuyor , kanserde enjekte eder, aidste , ot ta bokta...
-
Valla bizim millete herşey haktır, konya ovası gibi tüm dünyayı besleyebilecek bir ovayı çöle çevirdiler, hep kolay para kazanmaya çalıştılar, alın işte olacağı budur.
-
Ülkede tarım bitti nerdeyse. Ben küçükken dedemin bütün tarlaları buğday, mısır vs. ekili olurdu. şimdi köyde hiçkimse bişey ekmiyor.
-
Bilenler bilir,Ç.kalede domates ekimi çok yapılır..Dostumun dedesinin köyüne,Eceabat'a gittik..Domates hasat zamanı..Mustafa'yla dedesi arasında Ç.kale ağzıyla şöyle bi diyalog geçti..
Dede:Mustafa,artlim 3-4 domates kapıver de bahçeden,ekmekle yiyelim beya
Mustafa:Tamam dede getiriyorum..
Dede:Onlardan koparılır mı len,salak torun,arka bahçedekilerden getir,ön bahçedekileri yimem ben,fabrikaya gidiyo onlar..
Mustafa'nın dedesinin ön bahçeye ektiklerinin tohumlarını,her sene domatesi alan fabrika kendi veriyormuş,arka bahçedeki domatesleri ise Mustafa'nın dedesi kendi sandığındaki tohumlardan yetiştiriyormuş..
Olayın vehametinin 78 yaşındaki Dede farkında ama,uyuyan uyuyor..
-
Tarım politikamızı değiştirmedikten sonra bu tip haberleri duymaya devam edeceğiz. Olmadı ithal ederiz mantığı izlendikçe bi yere varılamayacağı açık. Müridin biri mısırın da aynı şekilde olduğundan söz etmiş. Bugün kullandığımız mısırın büyük bir bölümü ABD den ithal edilmekte. Biz üretmiş olsaydık birileri(!) bundan çarkını döndüremeyecekti. Elin israillisi çölde domates yetiştirir. Biz ise güzelim konya ovasında tuz yetiştiririz. Belki konu ile direkt alakası yok ama şu sıralar yediğiniz yoğurtların keyfini sürmeye bakın. Yoğurt tebliğinin değişmesi gündemde. Tam anlamında uygulanmaya başlandığında kuru maddesi düşük, meyveli yoğurt kıvamında yoğurtları tüketeceğiz. Süt hayvancılığını baltalayacak büyük bir adım. Ne diyelim sonumuz hayır olsun.
