Küçük Çocuk
-
Geçen seneydi galiba, bir soruyla karsilasmistim. Benim kisisel olarak neye inandigimi veya alisilmis bir deyisle "hayat felsefemin" ne oldugunu merak etmisler netten bikaç kisi. O sirada eski bir animi hatirladim. Ben de bir zamanlar tanrilarin neye inandiklarini merak etmistim. "Ey tanrilar, mesela sen ey büyük İsis, neye inandigini bana söyler misin?" diye sordugumda hiçbir cevap alamamistim. İki defa daha ayni soruyu tekrarladigim halde degisen bir sey olmayinca, ben de bir daha bu tür sorularin zihnimde uyanmamasi gerektigi kanatine kapilmistim. Belki de o sirada küçük bir çocuk oldugum için, böyle bir soruya tanrilarin ancak sessizlikle cevap verebileceklerine hükmettim ve bir türlü büyüyemedigim için olsa gerek, hala da ayni kanaate sahibim.
Simdi diyeceksiniz ki, "tanrilar" diye bir sey olur mu, bee çocuk! Hele, tanri ile üstelik böylesine konusmak kimin haddine! Ama, affetmek büyüklerin sanindandir, küçük çocuklarin kusuruna bakilmaz. Olmus bir kere, yapmisiz bir çocukluk.
Zaten, ne siz küçük çocuklarsiniz, ne de ben tanrilar camiasinin bir ferdiyim. Aksine, geçen bunca yila ragmen, ben bir türlü çocukluktan olgunluga erisemedigim için olsa gerek. Madem ki merak edenler olmus, büyüklerin huzurunda dilim döndügünce özetlemeye çalisayim neye inandigimi. Herhalde bazi yerlerde saçmaladigimi düsüneceksiniz. Ama, unutmayin ki küçük çocuklarin hayal dünyasi çok genistir =)). Neyin gerçek neyin hayal oldugunu büyüklerin kesinlikle bildiklerini zannetmelerine ragmen, çocuklarin bundan haberi bile yoktur. Bu yüzden, zaman zaman abuk sabuk seyler anlatirlar iste!
Yedi veya sekiz yaslarinda laptada bir gece yine balkona çikmis yildizlari seyrediyordum. "Acaba buradan bakinca mi ben bir sürü yildiz görüyorum, yoksa bu seyler bana buradan baktigim için mi yildiz olarak görünüyorlar?" diye bir soru takilmisti o gece aklima. İnanir misiniz bilemem, ama hala kesin bir cevap bulmak için yormuyorum kendimi.. :P O geceden bu yana, yildizlar gibi dikkatimi çeken her sey için ayni soru uyanir zihnimde ve elimden geldigince yerimi degistirerek yeni bir bakis açisindan tekrar incelemeye çalisirim, dikkatimi çeken ne varsa.
Küçük bir çocuk olmanin verdigi bitmez tükenmez merak yüzünden, dikkatimi çekmeyen sey de yok sayilir. İste bu sebeple, devamli olarak yerimi degistirmek zorunda kaliyorum, merak ettigim seyin ne oldugunu iyice anlayabilmek için. Deyeceksiniz ki, "Yavrum, elbet sen de gün gelir bizim gibi olgun bir seviyeye erisirsin. Merak etme, o zaman her seyi bulundugun yerden kipirdamaksizin sakin sakin inceleyip kesin bir yargiya kavusursun. Böylece senin de degismeyen deger yargilarin ve kendine göre bir inancin olur."
Ama, ben bir yere kazik çakip üstüne çöreklenerek ömür boyu çevreme o noktadan bakmak istemiyorum. Çünkü, yedi yasimda yildizlara bakarken kazigimi çaktigim yerden söküp attim ve biraz degisik bir yere gidip orada durdum. Sonra arkama baktigimda daha önce
kazik çaktigim yerin bir çukur oldugunu farkettim. Bu yeni buldugum yerde konaklayayim derken, bir de baktim ki, yildizlari oradan seyredince eskisine oranla daha farkli görünüyorlar! Tam oraya kazik çakmaya baslarken ileride bir tepe gözüme ilisti. Bir kere de oraya çikip bakayim, dedim. Tirmanmak için epey ugrastigimi hatirliyorum. Ama, oradaki yeni manzara tirmanmama degdiydi. Çünkü, daha önce kazik çakmaya karar verdigim yerden bakarken, hiç farkina bile varamadigim birçok detayi görebiliyordum bu yeni tepenin üstünde.
İste o tepenin üstünde anladim ki, insanin bir yere kazik çakip kendini oradan bakmaya mahkum etmesi hiç de akillica bir is degil. Ben de firlattim attim kaziklari.. O zamandan beri hiçbir yere kazik çakmayi geçirmiyorum aklimdan. Gezip dolasmak ve her yeni bölgede durup etrafimi oradaki bakis açisina göre incelemek hosuma gidiyor.
Yine basima büyüklerimden biri üsüsecek simdi: "Be evladim, sen ne sorumsuz seysin böyle! İnsanin hayatta bir gayesi olur, inandigi bir sey olur! Pervane gibi her yeni gördügün isiga dogru kosarsan, günün birinde yanip gidersin. Allah mahfaza!"
Ben de bu nasihati veren büyüklerimin bulundugu yere dogru kosuyorum hemen ve oradan bakiyorum çevreye. Sonra, nasihatte bulunanin çakilip kaldigi yerin bir ilerisine bir gerisine kosturup oralardan seyrediyorum kendisini. Sonuç olarak anliyorum ki, o adamin bulundugu yerde duran kim olsa ayni nasihati vermek zorundaydiii. Çünkü, onun bulundugu yerden bakinca, çevreyi anlamaya çalisan insanin baska türlü bir deger yargisina sahip olmasi mümkün degil!
"Ama, be amca" diyorum. "Bak, sen böyle söylüyorsun ama, seni de biraz ileriye gitmen için sagindan solundan dürtükleyip duruyorlar. Eger buraya çakilip kalmak insan için yeterli ise, bu varliklar niye seni böyle ileriye dogru itiyorlar?" Evladim, diyor çatik kasli amca. "Sen daha çocuksun anlamazsin. Varliklar filan yok! Bunlar hayatin cilveleri. Ayakta durmak zordur. Sendeleyeceksin, ama dogrulup yine yerinde dimdik durmaya gayret edecen. Bildigin seylerden sasmazsan, sonunda sen kazanirsin."
Adamin etrafindaki varliklara dönüp, "ne diye itiyorsunuz biçareyi, birakin kendi basina istedigini yapsin" diye çikisiyorum. İçlerinden biri gülerek, "baak" diyor. "Su ileride gördügün kalenin burcuna çikda ordan seyret bizi. Anlarsin o zaman ne yaptigimizi.."
Merak iste. Bu sefer de o kalenin burcuna ulasabilmek için basliyorum tirmanmaya. Zor oluyor oraya çikmak. Nefesimin tikanmasina ramak kalmis iken, kalenin burcuna ulasiyorum ve asagiya bakiyorum oradan. Evet, anlasiliyor simdi niye ittikleri o adami. Aslinda itmiyorlar onu. Bir kuyunun içinden disariya çekiyorlar. Ama, adam direniyor, "ben bildigim seyden sasmam ve buradan da ileriye bir adim atmam" diye. Vay bee, diyorum kendi kendime. Demek ki kuyuymus orasi! Sonra birden dikkatimi çekiyor. Kalenin burcuna çikma arzusu ile tirmandigim merdivenlere bakiyorum. Her bir basamak yerine, yine o varliklardan birisi egilmis, üstüne basarak tepeye tirmanmam için.
"Ah, ben sizin farkiniza varamadim. Aceleyle tirmanayim derken, teker teker omuzlariniza basmisim. Bagislayin beni." Üst basamaklar yerine duranlardan birisi gülümsüyor: "Kalenin burcuna çikip bakmak istedin ve oradan bakmak gerekliydi senin için. Burca çikacak olanin da bizim omzumuza basmasi gerekiyor. Burada kaide budur." Ama, en alt basamaklarin yerine duranlarin ise pek keyifli olmadiklarini görüyorum. Somurtarak söyleniyorlar: "Ne is bamma, aklina esen tepemize basar. Biz neyiz burada yahu!" Üsttekiler bana göz kirpiyorlar: "Aldirma sen onlara. Bir yere erismesi mukadder olan insana basamak olmanin kendilerine ne kazandiracagini bilmiyorlar henüz.."Tam onlara ne türden varliklar olduklarini soracak iken, hepsi birden kayboluyorlar ortadan. Anliyorum ki, insanin tekamül macerasina benzemeyen bir yollari var. Görünümleri de çok farkli zaten. Ama, kim bunlar? Kuyudan çikmamak için direnen adami çekmeye çalisanlarin pesinden gitmek istiyorum ve benim maceram da böylece devam ediyor.İste, size dilim döndügünce anlatmaya çalistim neye inandigimi. Çatik kasli amca kizdi ama bana: "Bre velet, cinler çarpmis seni. Hocaya götürelim de okusun. Ne saçma seyler bunlar. Bak, bir tek Allah var. Peygamber efendimiz var. Hem o ne demis. Yaa! Sonra dinimiz var ögrenmen gereken. Bunlari bilmezsen, cehenneme gidersin. Ama, hepsini ezberlersen, cennette herdem bakire huriler bekliyor seni."Sonra, bir baskasi çikiyor karsima. O da çatik kasli amcaya benziyor, ama sakali yok. Basliyor konusmaya: "Tekamül ediyoruz. Reenkarne oluyoruz. Bu dünya bir deneme ortamidir. Fizik beden, süptil zarf. Tesirler var, yardim var, gözetim var... Ruhsal idare mekanizmasinin sol tekerlegi sadiklar, sag tekerlegi musaddiklardir. Biz de ulu üstadiz, eyvelallah!"Sakalli olan çatik kasli amcayi birakip bu degisik bir dille konusan adamin yanina gidiyorum. Kolundan çekip soruyorum ona: "Sst, amca! Demin konusan sakalli adamin anlattiklarindan degisik bu senin söylediklerin. O adam bir kuyunun içinde durmus, elinde tersinden tuttugu bir kitaba bakarak bir sürü sey söylüyordu. Sen nereden ögrendin bunlari?"Sakalsiz amcanin kaslari çatilmis degil. Ama, konusurken kasinin birini hep yukariya kaldiriyor nedense: "Bize yardim eden bedensiz varliklar var. İçimizden birini uyutup onun vasitasiyla yüce varliklari dinliyoruz. Neler anlatiyorlar neler!""Amca, bak sen bir kasini yukariya kaldirarak bir seyler anlatiyorsun ya. İste ben o dedigin seyleri gidip yerinde görüyorum, yasiyorum. Söylediklerinin bir kismi dogru sayilir. Ama, uzaktaki seyleri anlamamissin sen!!!!. Benimle gel de sana göstereyim orada neler oldugunu.""Evladim, oralara gitmek bizim haddimize mi düsmüs! Üstün yüce varliklar var, bize oralarda olup biteni anlatan. Hem sen daha bacak kadar çocuksun. Nereden gideceksin oralara. Hayal görüyorsun sen yavrum. Büyüyünce anlarsin. Hem oralara yalniz basina gitmek tehlikelidir. Obsesyon amcalar var orada. Ham yaparlar seni. Uslu uslu otur burada ve büyümeyi bekle.""Ben büyümeycem iste! Hem orada ham yapan obsesyon amca falan da yok. O senin dediklerin kuyularda, çukurlarda gizleniyorlar. İçinden çikmamak için direnenlerin tepesine oturup davul çaliyorlar. Benim ise elimden tutan, ayagimin altina basamak olan beyaz elbiseli, güler yüzlü çocuklar var. Onlarla birlikte oynuyoruz biz. Zaten, sen bizim gibi ziplayip kuyularin üstünden atlayamazsin. Baksana! oturdugun yerde göbek salmissin!. Ziplayayim derken, mutlaka kuyunun birine düsersin valla! Obsesyon amca da tasidigin koca göbegi görüp, seni ham yapar.""Sus bakiym. Sen çoktan kapilmissin obsesyona! Ziplayip atlayarak üstün gerçekler ögrenilir mi hiç. Daima bir kasini havaya kaldiracaksin ve dramatik bir sesle okuyacaksin celse kayitlarini. Baska türlü anlasilmaz bunlar.""Ama, benim orada bir agbim var, beyaz cübbeli. Sizin yaniniza geldigi zaman demis ki; 'Ey Baba, gögün ve yerin Rabbi, sana sükrederim ki sen bu seyleri hikmetlilerden ve akillilardan gizledin da onlari küçük çocuklara açtin. Dogrusu size derim: Siz dönmez ve küçük çocuklar gibi olmazsaniz, göklerin melekutuna asla giremeyeceksiniz.' Arka cebine sokup unuttugun o kitaplarda da yaziyor bunlar. Karnina celse kayitlarini doldurup göbegini sisirecegine, bizimle birlikte oynamaya gelsene!"
-------------------------------
ilk postunuzda anlaşılmaz karakterler olduğu için yazınız düzenlenmiş haliyle değiştirilmiştir.
-yonetim- -
alintidir yönetim yazmayi unutmus
-
güzel yazıymışş saolasın.. alıntı dill gibi okudm ama sora alıntıı olduu aklıma geldi:)
-
Güzel bir yazı teşekkürler GrayWolf
