

Madalyonun Öbür Yüzü : Ağustos Böceği İle Karınca (Sunay Akın)
-
arkadaşlar biraz önce bi konuda Sunay Akın ın ismi geçmi aklıma takıldı az kurcaladım
hep ilgimi çekmiştir böyle sohbetler, hikayeler ve düşünce tarzlarıağustos böceği ile karınca hikayesini bilmeyen müridimiz yoktur sanırım
burada Sunay Akın farklı bir noktaya değinmiş
http://www.youtube.com/watch?v=S1CmBkYBva4&feature=related
bu adamın anlattıkları konuştukları bana hep mantıklı gelmiştir. -
http://www.youtube.com/watch?v=0V6CJVsoA0s
hocam o baska videoymuş karıştırmışım ilgili video burada pardon..
-
süper anlatmış ama video'yu izlayemeyenler için yazılı metni altta.
Bir de ağustos böceği ve karınca hikâyesi vardır ki, sormayın gitsin… Bu hikâye, fabllardaki hatalar sıralamasında ilk sırada yer alır. Anımsamayan var mıdır bu hikâyeyi? Karınca bütün bir yaz çalışmış, güneş tepede ortalığı kavururken hiç durmadan yiyecek taşımış yuvasına… Ağustos böceği ise saz çalmış koca yaz… Hem de bir ağacın gölgesine uzanarak ve önünden geçip duran karıncadan akan tere hiç aldırmadan… Derken, kış gelip çatmış, doğa beyaz battaniyesini ayaktan omuzlarına kadar üstüne çekmiş. Karınca sıcak yuvasına oturmuş keyif sürmekteymiş. Mutfak dolapları, hatta tüm çekmeceleri, yatağının altı bile yazın topladığı yiyeceklerle doluymuş. Ocakta çay kaynarken, sobanın üstünde kestaneler kızarıyormuş.
Ve birden, kapısı çalınmış karıncanın… Biraz meraklı, biraz da üşenerek kalkmış yerinden… “Hayırdır inşallah!” demiş içinden, “Bu kış gününde kim ola ki gelen?” Kapıyı açınca karşısında soğuktan donmakta olan ağustos böceğini görmüş. Zavallı ağustos böceği bir deri, bir kemik kalmış açlıktan… Titreyen sesiyle yalvarmış karıncaya: “Ne olur, bir dilim ekmek…” Karınca, “Hayır arkadaş, ekmek mekmek yok sana…” demekle kalmamış, bir de aşağılamış zavallıyı: “Madem bütün bir yaz saz çaldın, şimdi de oyna biraz…” Bu ne yahu? “Gel, ne olursan ol yine gel,” diyen Mevlana’nın torunları bu öyküye layık mıdır?
Kapıyı çalıp, ekmek, su isteyen kan davalın bile olsa, “Ocağına düştüm,” dediğinde isteğini yerine getirmenin gelenek olduğu bu topraklarda, zor durumda olanın yüzüne kapıyı kapatmanın çalışkanlıkla ne ilgisi olabilir? Üstelik, ağustos böceği bütün bir yaz saz çalmış… Yani, o bir müzisyen, sanatçı, konservatuvarda öğrenci… Çalışmayı övmenin karşılığı sanatçıyı yerin dibine sokmak mıdır? Oysa, bu saçma sapan masalın anlatıldığı okulların duvarlarına Atatürk’ün şu sözleri yazılmaktadır: “Efendiler, milletvekili hatta cumhurbaşkanı bile olabilirsiniz ama sanatçı olamazsınız…” Yani demiş ki, güzel Atam, milletvekili, cumhurbaşkanı olabilirsiniz ama ağustos böceği olamazsınız. Bir de masalı National Geographica açısından ele alalım: Bir ağustos böceği doğmadan önce toprağın altındaki bir lavrada ortalama olarak 12 yıl bekler. Evet, tam 12 yıl. 12 yıllık hapislikten sonra dünyaya gelen garibanın ömrü adında yazılıdır: Ağustos. Yani topu topu bir ay… Şarkı söyleyen yalnızca erkek ağustos böceğidir. Çünkü dişi, en güzel şarkıyı söyleyeni kendine eş seçecek ve çiftleşecektir. Düşünsenize, 12 yıl toprağın altında bekle, dışarı çık. Ömrün bir ay… Buldun, buldun… Bulamadın, bir daha yok. Siz olsanız çalışır mıydınız?
-
6 yaşında bir abla anlatmıştı karınca ile ağustos böceğini karınca yuvasına götürmüştü bizi:)
içimizde insan sevgisi olduğu için misafir etmek kutsal bir kültürümüzdür. olay bence çalışırsan yersin çalışmazsan aç kalırsın:) mantığı önde tutuluyor.
sanatla ilgili yanı önemli tabiki.
-
bunu erdal demirkıran kitabında anlatmıstı diye hatırlıyorum..
-
Serser1 bunu yazdı:
-----------------------------
bunu erdal demirkıran kitabında anlatmıstı diye hatırlıyorum..
-----------------------------Ne Tesadüf aynı şeyi bende hatırlıyorum :))
-
noel_baba bunu yazdı:
-----------------------------Serser1 bunu yazdı:
-----------------------------
bunu erdal demirkıran kitabında anlatmıstı diye hatırlıyorum..
-----------------------------Ne Tesadüf aynı şeyi bende hatırlıyorum :))
-----------------------------
şu dünyanın en zeki adamımı :)böle dediğime bakmayın okuyorum adamı en son cehennemin dibine git aldım sıkıldım yarıda kaldı.. bağır taşımla geziorum öle :)
-
ya bende boyle dusunurdum agustis boceginin hayatini degilde karinca hakkinda lan derdim karincaya bak insan adami eve alir sohbet eder yardim eder filan :d :)
-
hayatımda bu kadar saçma bi açıklama görmemiştim :))
bu herif burda anlatılan saz çalmanın sanatsal faaliyet değilde kışa hazırlık yapmak yerıne boşa geçirilen zaman oldugunu anlamayacak kadar mal mıymış ?
O halde bütün sanatkarlar sadece sanatlarını icra etsin hiç bir şekilde para pul kaygısı olmasın karınları doyacak mı ? Sadece saz çalsınlar bakalım...
Malak herif olayı birde bilimsel yonden ele almış sözüm ona tezini güçlendirmiş :( dahada berbat etmiş garibim haberi yok... Birde düşüncesini desteklemek için Atatürk'ten alıntı yapmış canım benim yaaa :))
Şu halde siz hepiniz çalışın bende uyuyayım.Zira uyumak sanatların en güzeli ve gözleri kapalı oalrak yapılanıdır.. Herkes uyumayı beceremez :)) Sonra ben geleyim size yaw hacı çok uyudum karnım acıktı uyandım sen her gün sabahın köründe kalkıp işe gidiyon para da kazanıyon kazandıklarından bana versene ben sanatla urasıyom bılıyon,bizim işte para pul kaygısı olmaz yoksa bende calısmak isterdim senin gibi..
Ultra bolshit yaa hacım söylicek söz bile bulamıyorum eli kalem tutan yazar,mührü olan padişah olmuş devrimde sefasını kim sürmeye ..? -
Mesaj verenin değil, alanındır. Mecaz denen bir şey vardır, deyimler vardır. Gerçek anlamı dışında yorumlanır.
Bu şuna benzer "Tecavüz kaçınılmazsa, zevk almaya bak" bu lafı konusu geçince babama söyledim, o nasıl laf oğlum dedi. Lafın mecaz olduğunu kabul eden babam sözün yanlış olduğunu iddia etti. Bu hikaye de öyle. Kahrolsun emparyalizm diye yumruk sallayan adam başka yorumlar, çalışkanlığın önemini tecrübesiyle torunlarına anlatan atalar başka yorumlar. Olan şey olmuştur. Daha sonrası kime göre, neye göre :)