Mahsun, Sinirli, Gururlu, Onurlu
-
sabah kalktım yukarıya çıktım. Kahvaltı hazırlanmış oturup yiyecez.
Anama baktım uykusuz. "hayırdır" dedim. "gece uyumadım geldim gittim tv yi açtım haber dinledim"" dedi.
"uyuyamadım" dedi. "neden" diye sorduğumda, "oğlum bir senmisin evladım bak orada bekçilik edenlerin hepsi benim çocuğum
onlar orada durmasa rahat uyuyabilirmiyiz" "evet" diye devam etti " yeğenimde orada ama bir tek o mu ana kuzusu? ne yiğitlerimiz var orada"
doğru söze ne denir sessizliğe büründüm rahat, sıcak evimin konforunda yağlı ballı mükellef kahvaltımı vatan bekçilerinin
gölgesinde yapmak biraz mahsun etti beni ama bu gururlu ve onurlu kadının (annem olması hiç bir şeyi değiştirmez) bu yaklaşımı beni ziyadesiyle
onurlandırdı.
Onun gibi bir annenin evladı olmak şeref verdi. adım gibi eminim ki bu ülkede onun gibi milyonlarcası var.
Gece saat 12 gibi derin bir sessizliğin ortasında geceyi yırtarcasına korna ve siren sesleri dikkatimi celbetti.
Kalkıp pencereyi açtım acep yanlış mı duyuyorum diye. Evet yanlış değildi. Sabah öğrendim ki konyalılar o
saatte kalkmışlar arabalarına atlayıp bütün konyayı sokağa döküp il jandarmanın kapısına dayanmış askerlere olan
sevgi ve muhabbetlerini dile getirmişler ellerinden geldiğince. Hatta bir tanesi 2 yaşındaki oğlunu jandarma komutanına
"alın size mehmetçik, onlar bir alsa biz bin geliriz" deyip teslim etmiş. Aklıma o anda benim 2.5 yaşındaki velet geldi.
Hepiniz bilirsiniz küçük ramazanımı. Ramazanım asker gördümü "akker" diyerek selam durur. Dili dönmez asker demeye ama damarlarındaki
asil türk kanı kimse ona öğretmesede (yemin ederim ki bu yönde hiç bir telkinim olmamıştır) nasıl selam durulacağını işlemiştir genlerine.
Nereden esti bu şimdi derseniz hiç öyle işte geldi aklıma yazayım dedim.
Biraz doğaçlama oldu her satır her sözcük bir diğerini getirdi. Daldan dala gibi oluyor ama kusura bakmayın artık.
Dayımın oğlu mardinde asker. Acı haber duymak istemiyorum doğrusu. Kim ister ki?
Akşam haberleri izlerken şehit haberlerini, ağlamamak için zor tuttum kendimi. Eskiden çoluk çocuğa karışmadan önce daha
bir sertti kalbim. Pek etkilenmezdim. Baskın olan duygu öfkeydi. Verilen kaybın acısı daha geri plandaydı. Ama oradaki acılı
ana babaların üzüntüsünü anlamak şimdi mümkün olduğu için dayanamıyorum bu kayıpların haberlerini izlemeye.
Allah hakkımızda hayırlısını versin.
-
Tuğrul Baba eline koluna diline sağlık dün (pazar günü ) saat 11 de haberleri izlediğimden bu yana ne tadım var ne tuzum böyle boşboş çalışıyorum hiç bir şeyden tad almadan takılıyorum.
Sabah programlarını hepimiz biliriz aptal aptal programlar deriz bu sabah Petek Dinçözün programına gözüm kaydı Şehitler üzerine yapılan bir programdı arada vtr ler falan ile gayet güzeldi. Programa 1993 yılında Gazi olmuş Gözlerini feda etmiş bir gazi abimiz çıktı öyle güzel bir şey söylediki gözlerim doldu ve ağladımda. Gazi abimize Gözlerinizi Nasıl kaybettiniz die bir soru sordular. Ağabeyimiz " Ben gözlerimi kaybetmedim 93 yılında Cumhuriyetimin ve Vatanımın Bekası için feda ettim" dedi hiç gocunmadan bundan bahsetti edebiyatta yapmadı ve konuyuda daha açmadı ve bu halinde bile Askerlerimize seslenip onlara cesaret vermeye çalıştı Doğuda görev yapan kardeşlerimizi övdü ve sonuna kadarda haklıydı. Komutanlara seslenip beni askere alın beni doğuya yollayın diyor hiç bir şey yapamazsam telsizin başında olayım komutanım die seslendi.
Nedenmi anlatıyorum bunu bende bilmiyorum paylaşmak istedim sadece...
-
Ellerinden operim oyle ananın. Allah basımızdan boyle buyuklerımızı eksık etmesın.
