Melatonin

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    ArmadA
    ArmadA's avatar
    Kayıt Tarihi: 08/Ekim/2005
    Erkek

    Öncelikle şunu belirteyim daha önce forumda yazılmış, konuyu hortlatmak istemedim hemde yetersiz bilgi.

    2. olarak benim gibi geceyi seven ama sabah (bizim sabahımız ters döngü :) kalktığında canı acaip sigara çeken, yemek yemei erteleyen genelde 1 öğün yemek yiyen gaipten ses duyan ! (sanki biri isminizi fısıldatı gibi), yada halüsinasyon gören vs vs geçen duydum psikoloğum uyardı beni çok ince bir farkla anlaşılabiliyormuş afyonda kızın birinin başına gelmiş kızda bunu ailesine söylemiş baya bi hastane dolaşmışlar bulamamışlar ne olduğunu istanbul izmir derken ankarada bir hastanenin psikiyatri bölümü bulmuş sonradan kızı düzeltmişler. bende ondan merak edip araştırdım biraz aşağıya bi yazı koydum siz ne düşünüyorsunuz bu konuda acaba...

    NOT : Yazı Alıntıdır...Önceki konu http://www.tahribat.com/Forum-Melatonin-Hormonu-66262/1/melatonin/

    <!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->

    Melatonin denilen şey aslında bir hormon çeşidi ve beyin tarafından salgılanıyor. Vücudumuzdaki bir çok hormon gibi bu hormonunda bir hayli yararı var. Bu hormon, vücudumuzda “hücre yenileyici ve bağışıklık sistemini düzenleyici” etkisi ile özellikle gece karanlıkta (uzmanlara göre saat 23 – 05 arasında daha çok salgılanıyormuş) salgılanan bir hormon. Uzmanların belirttiği bu saatlere lütfen dikkat !. Gece saat 23 ile sabah 05 arası, yani bizim ortalama olarak uykuda olduğumuz zaman dilimi ve günün ışık anlamında karanlık olan bir dönemi. Ve bu zaman diliminde, vücudumuzun her milimetre karesi uykuda iken, beynimiz maalesef uyumuyor ve çalışıyor. Gördüğümüz rüyalar da beynimizin marifeti ama asıl önemli olan bu melatonin denen salgıyı salgılaması. Bu da boşuna değil elbette. Kusursuz bir yapı olan vücudumuzun yaşlanan ya da ölen hücreleri yenileniyor. Karanlık ortamda yapılan uzun ve düzenli bir uykuda,daha fazla üretilen melatonin hormonu da hücrelerin kansere karşı bağışıklığını artırıyor.

     

    İlginç bir araştırma sonucunu belirtmek isterim. Örneğin, görme özürlü kişilerde kanserli olma oranı çok düşükmüş. Bunu, beynin çok daha fazla melatonin hormonu salgılamasına bağlıyor uzmanlar. Ama elbette ki, melatonin miktarı tek başına yeterli değil, kansere yakalanmamak için. Düzensiz hayat, düzensiz ve dengesiz beslenme, çevre kirliliği, sigaradan, aşırı stres içinde bulunmama, çalışma ortamı ve yapılan iş gibi bir çok etken var kanser sebebi olarak gösterilen. Bunlara ve nicelerine dikkat etmek gerekiyor. Eğer beyniniz, vücudunuz için gerekli olan melatonin hormonunu yeterince salgılamıyorsa, hücrelerininiz yenilenemiyor demektir. Bu da eşittir, vücut direnciniz azalıyor demektir. Dolayısı ile kansere yakalanma riskiniz çok daha fazla.

     

    Bu hormonun temel görevi, yukarıda da belirttiğim gibi hücre sistemini yenileyerek, bağışıklık sistemimizi artırması ama asıl görevi vücudun biyolojik saatini koruyup ritmini ayarlamak. Bu işleme tıp dilinde Jetlag deniliyor. Her ne kadar Jetlag için “uçakla yapılan uzun yolculuktan sonra, özellikle doğu-batı veya batı-doğu yönünde 5’ten fazla zaman dilimi geçilmesiyle, yapılan yolculuklarda, zaman farklılığından dolayı ortaya çıkan rahatsızlık” deniliyorsa da, Jetlag Sendromu olarak bilinen bu rahatsızlık, “özellikle uçak yoluculukları gibi kısa zamanda uzun mesafeler alınınca, yolcunun yaşadığı coğrafi saatine adapte olan içsel (biyolojik) saati, gidilen ülkenin coğrafi saatine, gece- gündüz farklılığı nedeniyle uyuma - uyanma, yemek ve çalışma saatlerine uyum sağlamakta zorlanmasıyla, meydana çıkan uyumsuzluk belirtileridir” şeklinde açıklanabilir. Ama uzun süre uykusuz kalıp, ertesi gün yine yoğun tempoda işe başlamak ve gün içinde dalgalı seyirde yaşam temposunu ayak uydurmaya çalışmak, hatta uzun süre uykusuz araba kullanmak ta yine kısmen de olsa Jetlag’ı meydana getirebiliyor. İşte bu biyolojik saati dengeleyen tek faktör ise melatonin hormonudur. Özellikle, pilotlar ve sürekli yolculuk yapmak zorunda kalanlar, vücut saatini dengeleyen bu hormonu güçlendirmek için dış takviye yaparlar.

     

    Peki Jetlag durumu meydana geldiğinde kendimizi nasıl hissederiz. Bu belirtiler; uykusuzluk, yorgunluk, iştahsızlık, hazımsızlık, bağırsak bozukluğu, zihinsel ve fiziksel performans kaybı, zaman ve mesafe algısı bozukluğu, reaksiyon zamanı uzaması, yargı ve hafıza kusurları, bulanık görme, vücut ağrıları, terleme şeklinde kendini gösteriyor. Bunun ilerlemesi durumunda da hem psikolojik hem de fiziksel başka yan etkiler ve rahatsızlıklarda yaşanabiliyor.

     

    Yukarıda anlattığımız Jetlag denilen “biyolojik saat” hadisesinin sebebi olan bu hormon, diğer antioksidan tesirlerini güçlendiriyor, kanserli hücrelere karşı müthiş bir koruma sağlıyor, üreme sistemiyle bağlantısından tutun da yorgunluk, isteksizlik gibi durumların nedenlerini oluşturabiliyor. Ayrıca, bu hormon yaşlanmayı geciktirici etkisinden dolayı da üzerinde önemle durulan bir hormondur.

     

    Edindiğim bilgilerde, işin can alıcı noktalarından birisi hormonun çocuklar üzerindeki etkisinin çok fazla olduğu. Avrupa’da lösemili çocuk hastaların gün geçtikçe artması üzerine, yapılan araştırmalarda, uzamanlar çocukların kesinlikle karanlıkta yatırılmaları gerektiğini belirtiyorlar. Çünkü melatonin hormonunun güçlü salgılanmasının kansere karşı koruyucu etkisi olduğu tespit edilmiş ve bu hormon en iyi karanlıkta salgılanıyor. Fakat, bu hormon ışığa duyarlı ve loş odalarda bile etkilenebiliyor. Bunun için önce kendimiz karanlıkta yatmalı, yatamıyorsak maskeyle uyumalıyız ki, göz kapaklarımızın altından ışık sızmasın. her şeyden önemlisi, çocukların ileride olsaı bir lösemi hastalığına yakalanmaması ve benzer kanser hastalıklarına karşı dirençli bir vücut yapısı olması, dengeli ve başarılı bir birey olması için illa ki “karanlıkta yatırın” ve ışığı muhakkak kapatın..

     

    Yukarıda Melatoninin dışarıdan ilaçla alınabildiğini belirtmiştim ama bunu uzmanlar bunu çok tavsiye etmiyorlar. Çünkü dışarıdan alınan ilaçlar, hormonun seviyesini yükseltmek amacıyla alınıyor ve alındığında kan düzeyleri yükseleceğinden, bilinçsiz ve aşırı alımlarda, özellikle gündüz saatlerinde alınması başka rahatsızlıkları da beraberinde getirebilir diyorlar. Dolayısıyla vücudun kendi salgısı olan doğal melatoninin yerini asla tutmaz. Ama jetlag’a benzer sorunlar yaşanıyorsa doğal gıdalar alınarak da, vücut hormonu düzenli hale getirilebiliniyor. Bunun için de; vişne, lahana, badem, fındık türü besinler fazlaca melatonin içeriyorlar. Ayrıca, papatya çayı ve daha önceki yazılarımda da belirttiğim John’s Worth diye bilinen “sarı kantaron” bitkisi de melatonin açısından oldukça zengin. Bu bitkiler çay şeklinde akşam saatlerinde tüketilebilir. Ama her şeyden önemlisi karanlıkta ve düzenli uykuyla doğal melatonin salgılanması çok daha önemli.


    Living Death
  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Nikoteen
    Nikoteen's avatar
    Kayıt Tarihi: 31/Temmuz/2005
    Erkek

    Bildiğim kadarıyla biyolojik saat bozulması diye bir şey yoktur yani epifizin salgıladığı melatonin'in bitmesi gibi bir durum söz konusu değildir sadece normal -ki normali halen tanımlayabilen bir kişi çıkmamıştır tıbben- insanlarınkinden farklı zamanlarda salgılanması vakkaları vardır buda geceyi gündüze karıştırıp zombi olmanıza neden olur.

    Benim asıl merak ettiğim şu;Biyolojik saat insanın iç saatidir,adı üstünde olduğu gibi;biyolojisinin saatidir.Peki biyolojinin saati olmazsa bakınız şaşarsa,düzensiz işlerse falan demiyorum tamamen ortadan kalkarsa ne olur ????

    Bilmeyenler için biraz açıklamalı anlatıcam asıl değinmek istediğim noktayı o yüzden biraz farklı konudan giricem ama buraya bağlıcam yani okuduklarınız yanlış değil yahut ben topikleri karıştırmış dğeilim -ki zaten bu kendimi ilgilendiren bir ihtimal size neden analtma gereği duyuyorsam..-

    Şimdi Kısa kutu marlbora pakedi olsun masanızın üstünde (ohh olsada içsek :) Ne renktir bu paket ? Kırmızı (light yada başka bir türünü söylemiyorum çünkü o zaman kırmızı kısa kutu marlbora olsun der ve ardından bu ne renk diye sorardım ki buda saçma olurdu..neyse kırmızı dedik.Peki bu maddenin en küçük yapı birimi nedir ? Atom.Yani bizim gördüğümüz kırmızıyı oluşturan şeyler aslında atomlardır fakat atomların rengi yoktur..Çünkü o rengi oluşturan tamamen sizin beyninizin yorumudur.Hayır hayır ışıklada alakası yoktur oalyın sanılanın aksine çünkü rüyalarda ışık yoktur ama siyah beyaz görmeyiz rüyaları tıpkı gerçekteki gibi renkleri rüyalarımızda da pek ala görebiliriz.Çünkü bu renklerde rüyamızda beynimizin yorumuyla oluşur..

    Yukarıdaki esneme-germe paragrafıydı şimdi geliyorum asıl konuya..

    quantum mekaniği der ki;mikroskopik dünyada zamanın akışı hissedilmez.. Bunun nedeni o dünyada zamanı ışığın saptamamasıdır. Karanlık bir ortamdır orası.. Dolayısıyla o dünyada zaman yoktur. O dünyada ayrıca ne üst vardır, ne alt, ne sağ vardır ne sol.. Orası sihirli bir dünyadır.Işığın kaynağı olan atomlar, kendi dünyalarını onunla aydınlatamazlar belki ama,quantum mekanik davranışlarıyla atomüstü dünyadaki her türlü düzenin ve dengenin, tek kelime ile simetrinin, tesisini sağlarlar. Zaman, quantum dunyasında olmayan ama, oradaki quantum mekanik etkinliklerden kaynak alan ışık aracılıgı ile atomüstü evrene yansıyan bir değerdir.Ve bu değeri algılayan beynimize bunu yokmuş gibi kabullendirebilirsek kim bilir belki bir gün kahin'in Neo'ya dediği şeyi yaşarız,artık zamansız bir boyuttan bakabildiğimiz için gelecekte olacak/olabilecek birşeyin gelmesini beklemeyiz unuttunuz mu ? beklemek gibi bir kavram yok çünkü zamansız bir pencereden bakıyorsunuz..

    Yani aslında zamanda tıpkı renkler gibi tamamen bir yorumdur,beynimizin yorumu..Dış dünyada zamanın ölçütü olan ışığı zifiri karanlık bir ortamda devre dışı edebiliriz ama meletonin ? onu edemeyiz işte böylece her ne kadar ulusal saat uygulamasından fazlaca sapmış olsada salgılanan o hormon yüzünden halen zaman kavramı vardır beynimizde !

    Peki bu hormonu tamamen kessek ve zifiri karanlık bir yerde olsak cidden zamansız bir boyuta falan mı geçmiş oluruz o zaman ?Hayvanların biyolojik saatleriyle insanların ki arasında önemli bir fark var mıdır ? Saat olarak değil yani bu salgılanan meletonin kimyasal yapısı birebir aynı mıdır ?Daha önce biyolojik saati hasarlı bir insan vakası görülmüş mü yahut biyolojik saatine deney maksatlı müdahale edilmiş bir hayvan olmuş mu bunlarda ne gözlemlenmiş eğer olmuşsa ??

    Bende bu konudaki düşünce varsa eğer bilgileri çok ama çokkk merak ediyorum.Tıp okuyan bir arkadaşıma sordum hocama sordum ama öyle bir vaka gözlenmiş mi bilmiyor dedi,dedi.Bu konuda ciddi bir aşertim var bi yerlerim şişmeden birileri sorularımı narkozlayabilirse çok sevaba girecek !


    Troubles'll come & they'll pass
Toplam Hit: 542 Toplam Mesaj: 2