folder Tahribat.com Forumları
linefolder Genel
linefolder Misyoner Türk Kadını



Misyoner Türk Kadını

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    weskeyy
    weskeyy's avatar
    Kayıt Tarihi: 21/Ağustos/2005
    Erkek

    Misyoner Türk Kadını



    Yıllar önce İzmir Kadınlar Hapishanesi' ndeki mahkum kadınlara akşam dersleri
    verilmesi kararlaştırılmıştı . Bir gün milli eğitim müdürü'nün odasına zayıf,
    ufak-tefek bir genç kız girdi. "Ben bu dersleri memnuniyetle kabul ederim,
    efendim," dedi.
    Müdür şaşırmıştı. Karşısındaki genç kız, okuldan yeni çıkmış, üstelik, son
    derece de hassas bir insana benziyordu.
    Müdür bir kez daha hapishanedeki tipleri gözünün önüne getirdi. Olacak şey
    değildi!
    Lakin düşüncesini belli etmedi.
    "Peki, hoca hanım," dedi. "Bu işle meşgul olacağım."
    İki hafta geçmeden, genç kız, soğuk ışıklar altında hapishane koğuşundaki
    akşam derslerine başlamıştı. İşi bittikten sonra, ince pardesüsünün yakasını
    kaldırıyor, süngülü nöbetçilerin, zincirli kapıların arasından geçerek
    sokağa çıkıyor ve hızlı adımlarla evine koşuyordu. Hapishane müdürü de,
    milli eğitim müdürü gibi, hayretler içinde idi.
    O kavgacı, o geçimsiz mahluklar, genç öğretmeni hem sevmeye, hem saymaya
    başlamışlardı. Kadınlar hapishanesinde ilk defa böyle bir hava esiyordu.
    Fakat işinde inanılmaz bir başarı gösteren kızın, bir süre sonra acayip bir
    suçla adliyeye götürüldüğünü görüyoruz.
    Hakkındaki isnat: Misyonerlik.
    Gittikçe kabaran dosyalar, hep misyoner öğretmenden bahsediyordu.
     
    Neler de neler yapmamıştı ki:
    Kadınlar hapishanesi derken Kinder Garten Teşkilatında çalışmalar, çocuklara
    iyi insan olmak etrafında bir takım telkinler. Bütün bunlar misyonerlik
    denilen şeyden başka ne idi? İş o kadar dallanıp budaklandı ki, Atatürk
    meseleyi merak etmişti.
    "Bana misyoner öğretmenin dosyasını getiriniz," dedi.
     
    Bütün bir gece o dosyayı inceledikten sonra, ertesi günü öğretmen [Sıdıka]
    Avar'ı yanına çağırttı.
    Genç öğretmen Atatürk'ün karşısına çıktığı vakit bir yaprak gibi titriyordu.
    Atatürk, bu ufak-tefek kıza hayretle baktı.
    "Misyoner öğretmen sensin, öyle mi?" diye sordu.
    Avar şaşırmıştı. Yavaşça, "efendim, ben öğretmen Avar," diye fısıldadı.
    Atatürk, o zaman genç öğretmene doğru parmağını uzatarak yüksek sesle şunlan
    söyledi:
    "Hayır, sen misyoner Avar'sın. Bana, senin gibi misyonerler lazım."
     
    Ondan sonra da Atatürk fikirlerini açıkladı:
     
    "Bir toplum, daha ziyade aile yoluyle, bilhassa kadın yoluyle
    kazanılabilirdi. " Genç öğretmen doğuya gidecekti. Oradaki genç kızlar, hatta
    bunların arasında hiç Türkçe bilmeyenleri bile toplayacaktı. Onları, bu
    toplumun potasında yetiştirecekti. Sonra bu çocuklan birer ışık huzmesi
    altında köylere gönderecekti.
    Sözlerinin sonunda:
     
    "Git, memleketin içine gir, dağ köylerine, uzan, orada bizden ışık bekleyen
    yarının annelerini göreceksin, dedi.
     
    Genç öğretmen, içi içine sığmaz bir halde Atatürk'ün yanından çıktı.
    İşte yıllar ve yıllardır Avar, doğu illerinden birinde Kız Enstitüsü
    Müdürlüğü'nde bu inanılmaz işle meşguldür.
    Şimdi Elazığ, Tunceli, Bingöl çevrelerindeki halk, bu ufacık-tefecik
    kadından bir azize gibi bahseder. Onun hakkında iki yüze yakın mani, masal,
    ve çocukların dilinde sayısız avar şarkıları vardır. O, yol vermez, geçit
    tanımaz dağlara at sırtında tırmanır, dağ köylerinden, çoğu esmer köy
    kızlarını toplar, onları kendi ceketine sarıp okuluna götürür.
     
    Avar, doğu'da gerçekten inanılmaz bir isimdir. Dağ tepesindeki köylere bu
    masal kadını, öğrenci toplamak için gittiği zaman köylüler,
     
    "Kızımı da götür, Avar," diye atın üzengisine yapışıyorlar.
    Şehre, Avar'ın okuluna gelen kızı, bir kere de üç-dört yıl sonra görünüz.
    Ben, bir insan yaratma mucizesini orada gözlerimle gördüm.
     
    Hikmet Feridun Es
    Hayat Dergisi 1957
     
    Sıdıka Avar gazeteci Banu Avar'ın annesidir.
    Kendisinden yukarıdaki yazı sayesinde haberdar oldum..
     
    Banu Avar'ın internette konferansları var
    izlemeyenlere öneririm.
     

     


    Bedenin BAKİRE olmasi onemli degil,Yeterki ruhun OROSPU olmasin!!!
Toplam Hit: 652 Toplam Mesaj: 1