M.İ.T İn Çaresizliği Ve Ağcizliği
-
Herzaman söylerim bunları bir şey sanmayın okadar güçlü ve ulaşılmaz bir istihbarat teşkilatımız yok ama ağzı olan konuşuyor işte
DUYURULAR Son günlerde, ABD'deki servis sağlayıcı bir firmanın imkanlarından yararlanmak suretiyle, bir Web Sitesi üzerinden Millî İstihbarat Teşkilâtı'nı karalamayı ve yıpratmayı amaçlayan yazılar yayınlanmıştır.
Bu yayınlar içerisinde Türkiye'de yaşayan, Terörle hiçbir bağlantısı olmayan Çeçen ve Kafkas kökenli vatandaşlarımızı maksatlı bir şekilde yanıltma ve yönlendirme çabaları da tespit edilmiştir.
MİT tarafından çökertilmek istendiği şüphesi yaratılarak, yayınına son verip tekrar erişime açılan Web sitesinin, Millî İstihbarat Teşkilâtı'nı, planlı şekilde yıkıcı tartışma ortamına çekme gayretleri, kamuoyunca da görülebildiği gibi dikkat çekmiştir.
Saygılarımızla duyurulur.
MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLÂTI
MÜSTEŞARLIĞI
-
Dıştan içe savaşlar başladı a.q millet ne bok yiyeceğinı şaşırdı kaldı
-
MİT siktiri boktan bir örgüttür bakın icneleyin ÇEKA(çin)...KGB(eski sovyet)...bunların istihbaratını..kurtuluş savaşında bakın İradei Milliye...taş gibi istihbarat var...MİT adı milli kendi gayri milli bir yapılanmadır sınavla ajan alacak kadar acizdir...MİT1-MİT2diye bunların gizli raporlarını Aydınlıkçılar çok basit şekilde ele geçirmişlerdir ve aydınlık dergisinde yayınladık zaten ondan sonra mit müsteşarı o dönem kimdi hatırlamıyorum biz o raporları aydınlıkta yayınladıktan sonra...mit müsteşarı basın toplantısı düzenlemiş ve bizi Aydınlıkçılar tamamen çökertti ifadesini kullanmıştır bütün abd ile olan pis işlerini ortaya çıkarmıştık bu rapoları merak edenler Aydinlik arşivlerini inceleyebilir...bir bölüm
Çatlı'nın suikast silahı ile itiraf kaseti kayıp
AKŞAM
Susurluk Skandalı'na adı karışan eski Milletvekili Sedat Bucak'ın Abdullah Çatlı'nın çantasından çıktığı iddiasıyla mahkeme sunduğu eşyaların eksik olduğu öne sürüldü.
Türk Siyasi Tarihi'ni sarsan 1'inci ve 2'nci MİT Raporları'nı yayınlayarak Susurluk Skandalı'nın ipuçlarını yıllar önce ortaya koyan Aydınlık Dergisi, bir iddia daha ortaya attı. Aydınlık, bu haftaki sayısında Abdullah Çatlı'nın sırlarını yazdığı günlükle birlikte, Susurluk'ta kazaya karışan Mercedes'ten kaybolduğu belirtilen suikast silahı Uzi, Mehmet Ağar imzalı gizli görev belgesi ile 'Kumarhaneler Kralı' olarak bilinen Ömer Lütfü Topal cinayetiyle ilgili itiraf kasetinin de mahkemeye teslim edilmediğini öne sürdü. Adı verilmeyen önemli bir siyasetçiye dayandırılan haberde, 'Abdullah Çatlı'yla ilgili diğer belgeler nerede, kaynağı Bucak'a sadece belgelerin bir kısmını mı verdi?' diye soruldu.Merak eden olursa elimde bir sürü belge var paylaşabilirim...bunlar basitşeyler değil ciddi belgeler...Eşref Bitlis cinayetinin belgelerini ilk açıklayan yine Aydınlık olmuştur o dönem bizim söylediklerimize gülenler yıllar sonra çıkıp biz bulduk diye bizim belgeleri yayınlamaya kalkmıştır ama biz denyo değilizki onlar gibi :)
-
Perinçek'ten çarpıcı açıklamalar''Eşref Bitlis suikastı bilgilerini bir tuğgeneralden aldım''Türkiye İşçi Partisi Lideri Doğu Perinçek, MİT ve asker bağlantılarıyla ilgili bilinmeyenleri anlattı
Doğu Perinçek ■ MİT raporlarının doğruluğunu teyit etmek için dönemin Genelkurmay Başkanı Necdet Üruğ ile görüştüm
■ Askeri istihbarattan bize çok bilgi geldi. Her bilgiyi teyit aldıktan sonra yayınlıyorduk
■ Eşref Bitlis suikastı bilgilerini tuğgeneralden aldım, üç albayın şahitliği olursa yayınlayacağımı söyledim. Öyle oldu
■ Bu bilgilerin yayınlandığında yalanlanmayacağı konusunda her zaman garanti verildi
Ekim ayının 19’unda gazete sayfalarında yer alan küçük bir haber, belki de Türkiye’nin geçmişiyle hesaplaşması adına büyük bir adım özelliği taşıyor. Söz konusu habere göre, bir dönem Milli İstihbarat Teşkilatı’nın tüm uygulamalarından sorumlu olan dört önemli isim, ‘bir politikacıya suikast düzenleme’ iddialarını yanıtlamak için savcı karşısına çıkacaklar. Konu, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’e yönelik olarak tertip edildiği iddia edilen suikast girişimi. Soruşturmaya tabi tutulacak isimlerse, MİT müsteşarları Sönmez Köksal ile Şenkal Atasagun ve yine teşkilatın önemli isimlerinden Mehmet Eymür ve Kaşif Kozinoğlu.
Danıştay’ın bu kararının etkilerini yakında bir zamanda göreceğiz. Burada önemli olan konu, adları geçen bu kişilerin suçlu olup olmamalarının ötesinde, Türkiye’nin yakın geçmişiyle hesaplaşabilme cesaretini gösterip gösteremeyeceği. Çünkü söz konusu bu isimler sadece Perinçek’e suikast girişimiyle anılmıyorlar. Bir gizli servisin çalışanlarının ya da yöneticilerinin isimlerinin Türkiye’de yaşayan herkes tarafından çok yakından biliniyor olması esas mesele. Bu açıdan bakıldığında, bazı yayın organlarına yansıdığı kadarıyla, Danıştay’ın bu kararı, MİT içinde de olumlu karşılanmış durumda. Teşkilat içinde oluşan genel hava, bu iddiaların MİT’i yıprattığı, söz konusu kişilerin soruşturmaya tabi tutulmalarının gerçeklerin ortaya çıkması konusunda izlenebilecek ve kamuoyunu rahatlatabilecek tek yol olduğu yönünde. Özetle, MİT bu konuyla ilgili olarak, “Gereği yapılsın, bu kişiler suçluysa yargılansın, değilse aklansınlar” görüşünde.
Suikast planı kesin, failler meçhul
Bu gelişmelerle ilgili olarak görüştüğümüz İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Türkiye’nin geçmişte yaşanan olayları artık açıkça tartışma zamanının geldiğini söylüyor. Perinçek’e göre, kendisine 1998’den beri farklı dönemlerde gerçekleştirilmesi planlanan suikastların arkasındaki isimlerin ortaya çıkması, aynı zamanda Uğur Mumcu, Eşref Bitlis, Muammer Aksoy, Ahmet Taner Kışlalı suikastlarının da aydınlatılması yönünde önemli adımlar atılmasını sağlayacak.
Perinçek, kendisine yönelik suikast yapılacağı haberinin, ilk kez Nazlı Ilıcak’ın 1998 yılında kaleme aldığı bir yazıda verildiğini söylüyor ve olayların gelişimini şöyle anlatıyor: “Alaaddin Çakıcı, 3 Mayıs 2000 tarihinde TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu’na Kartal Cezaevi’nde yatarken verdiği ifadede, MİT yöneticisi Mehmet Eymür’ün kendisine bağlı birkaç ülkücüyü, beni öldürmeye azmettirdiğini açıkladı. Yine Çakıcı, avukatı aracılığı ile Tekirdağ Cezaevi’nden Aydınlık dergisine gönderdiği ve Ocak 2005’te yayımlanan bir yazıda, bu suikast planlarını tekrarladı. Eski Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya ile ilgili olarak yakın bir geçmişte yaşanan tartışmalar sırasında, MİT yöneticileri Şenkal Atasagun ve Kaşif Kozinoğlu, Alaaddin Çakıcı ile ilişki kurduklarını doğrularken, bunu şahsımı hedef alan bir suikast hazırlığında olan Çakıcı’yı durdurmak amacıyla yaptıklarını belirttiler.
Mehmet Eymür ise kendi internet sitesinde bana yönelik bir suikast düzenleyen kişinin MİT yöneticisi Kaşif Kozinoğlu olduğunu ima ederek, Kozinoğlu’nun bunun gibi operasyonları eski MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun’un emriyle yaptığını belirtmişti.”
Doğu Perinçek, tüm bu gelişmelerin, kendisine yönelik bir suikast planının varlığını doğruladığı ancak kimin ve hangi yolla gerçekleştirmek istediği konusunu açıklığa kavuşturmadığını da söylüyor.
Birçok kez suikastın eşiğinden döndüğünü söyleyen Perinçek, bu olayları şöyle sıralıyor: “Susurluk olayından birkaç ay önce bir çapraz ateşe maruz kalacakken, çok iyi korunmam dolayısıyla bundan kurtuldum. 1998’de de bana karşı yoğun çalışmalar yapıldı. O denemde cezaevine girmiş olmam, bazı komutanların bana söylediğine göre iyi bile olmuştu. Bu şekilde dışarıdaki tehlikelerden kurtulmuş oldum. 1999 yılının kasım ayında da böyle girişimler oldu. Ben Mehmet Eymür’ün bu işin içinde olduğunu düşünüyorum. Bu konuda İbrahim Şahin’in doğru söylediğine inanıyorum. Birileri bu işi yapacaktı, daha sonra da onların üzerine yıkacaktı. Ama Eymür’ün de MİT müsteşarının haberi olamadan böyle bir çalışmanın içine girebileceğine inanmıyorum. Ben bu işlerin önünde sonunda aydınlatılacağını düşünüyorum. Türkiye'de ilk defa böyle bir gelişme oldu. İlk defa perdenin arkasındaki kişiler göründü.”
MİT ve Perinçek
Doğu Perinçek’in MİT tarihinde özel bir yeri var. Teşkilat bünyesinde hazırlanan ‘çok gizli’ raporları değişik zamanlarda açıklayan Perinçek, bu nedenle de tepkileri ve merakları üzerinde topluyordu. Teşkilatın içindekiler, gizli çalışmalarının bu şekilde duyurulmasından rahatsız olurken, bu gelişmeleri yakından izleyenler de nasıl olup da söz konusu dokümanların kendisine ulaştığını merak ediyorlardı.
Perinçek’in, MİT’le ilgili yayımladığı belgeler, bir anlamda kan davası şekline dönüşüyordu. Hatta MİT’te bir dönem müsteşar yardımcılığı yapan Hiram Abbas, yayımladığı bilgilerle Perinçek’in birkaç kez MİT’i felce uğrattığını açıklıyordu.
Peki nasıl oluyordu da, bu bilgiler Perinçek’e ulaşıyordu? Bu yayınlardan doğan rahatsızlık nedeniyle mi susturulmak isteniyordu? Bu spekülatif soruları Perinçek şöyle yanıtlıyor:
“Ben sekiz sene hapiste yattım. Bu anlamda MİT ile direkt bir bağlantımın olmasının imkânı yok. Bizim yayımladığımız, Türkiye kamuoyuna duyurduğumuz raporların hiçbirisi bana direkt olarak gelmedi.
1987’de gelen, Özal tarafından, siyasal rakiplerine karşı kullanılmak üzere hazırlatıldığı iddia edilen birinci rapor, önce başka yayın organlarına gitti. O zaman bir gazetede muhabir olan İrfan Taştemur bu raporun varlığını açıkladı. Ancak, çalıştığı gazeteden ayrıldığı için yayımlayamadı. Sonra bizim çıkardığımız ‘2000'e Doğru’ dergisine çalışmaya geldi. Bizde çalışmaya başladığında zaten elinde o bilgiler mevcuttu. Ama rapor elinde değildi. Raporun içeriğini Ankara’daki bir görüşmede anlatmışlar. Aklında kalanları da, dergideki yazılarıyla açıkladı. Zaten bu rapor da Mehmet Eymür ve ekibinin başını yedi. Oysa raporun içeriğini dışarıya sızdıran da bu ekipti. O zaman Hiram Abbas, benim MİT’i felce uğrattığımı söylemişti.
1996’da yayımladığımız ikinci rapor da direkt olarak bize gelmedi. Aydınlık’ta bu haberi yayımlayan Adnan Akfırat’tı. Sabah gazetesindeki bir gazeteci söz konusu Susurluk raporunu kendi gazetesinde yayımlatamadı. Akfırat ile bir otomobilde bu konuyu konuşuyorlar. Adnan, o anda rapor yanında olan gazeteciye, ‘raporu görmek istediğini’ söylüyor. Raporu eline alır almaz, arabanın kırmızı ışıkta durmasını fırsat bilip kaçıyor. Yani anlatmak istediğim şey, bize MİT’ten direkt olarak hiçbir bilgi gelmemiştir. Zaten uzun süre Mehmet Eymür grubu MİT’e tam olarak hâkim olmuştur. Onlardan bize direkt bilgi gelmesinin imkânı yoktu.”
''Askeri istihbarattan yardım aldım''
Perinçek, eline ulaşan bilgilerin doğruluğu konusunda çok titiz davrandıklarını söylüyor. Önüne gelen 100 bilgiden ancak 5 tanesini kamuoyuyla paylaştığını söyleyen İşçi Partisi lideri, bu konuda en çok askeri istihbarattan yardım aldığını da gizlemiyor:
“Belgelerin güvenilirliği konusunda ciddi çalışmalar yapıyorduk. Örneğin bize gelen MİT raporlarının doğruluğunu teyit edebilmek için dönemin Genelkurmay Başkanı Necdet Üruğ ile görüştüm. Adı raporda geçen valilerle de görüştüm. O dönemde, bu raporun onların posta kutularına atıldığını öğrendim.
Askeri istihbarattan da bize bilgiler geldi. Bize gelen bütün bu bilgileri, Genelkurmay’dan ya da askeri istihbarattan geldiğini söyleyerek yayımladık. Her gelen bilgiyi, arayıp teyit aldıktan sonra yayımlıyorduk. Bu yüzden de yaptığımız hiçbir haberle ilgili yalanlama gelmedi. Mesela Eşref Bitlis’in öldürülme olayıyla ilgili bilgileri bir tuğgeneral verdi bana. Ben de bu haberi ancak üç albayın da şahitliği olursa yayımlayacağımı söyledim. Ve öyle de oldu. 1990’larda yayımladığımız, Amerika ile Türk ordusu arasındaki Kuzey Irak’la ilgili görüşmelerin tutanakları da benzer şekilde geldi bize. Bunların doğru olduğu bugün anlaşıldı. Askeri istihbarattan bize çok bilgi geldi, bu bilgilerin yayımlandığı zaman yalanlanmayacağı konusunda da her zaman garanti verildi.”
1960, 1970, 1980 ve 1990 dönemlerinin hepsinde cezaevine girdiğini söyleyen Perinçek, kendisinin MİT ya da başka istihbarat örgütleriyle ilişkisi olduğu yönündeki iddiaların bu açıdan bakıldığında anlamsız olduğunu söylüyor. Perinçek’e göre, MLKP, TİKKO ve Dev-Sol’da bile dört kuşak hapis yatmış adam yok. Çünkü bunlar iki kuşak hapis yatınca, bir müddet sonra dönek olur ve ele geçirilirler. Ya da haklarında böyle söylentiler çıkar. Bu nedenle kendisinin hiçbir şekilde MİT ile ilişki kurmasının imkânı yok.
- -
Dogu Perincek'in devletle yillardir ikili iliskileri bilinmektedir. Yani çok büyük halt yemis gibi anlat1lmas1na gerek yoktu. Bir kere Perinçek'in ailesinin birçogu asker kökenlidir. Üst düzey bir çok komutan Perinçek'in akrabasidir.
Diger yandan Abdullah Öcalan'a çiçek uzatma öküzlügünü gösteren bir adam1 bana övmeseniz yerinde olur.
Mitin bir kolu da Perinçek'tir. Yasadisi aciklamalari dolayli yoldan Perinçek açiklar. :)
Kibris çikarmasina isgal diyen adamin her tarafi vatansever olsa ne yazar.
-
turkteam bunu yazdı:
Dogu Perincek'in devletle yillardir ikili iliskileri bilinmektedir. Yani çok büyük halt yemis gibi anlat1lmas1na gerek yoktu. Bir kere Perinçek'in ailesinin birçogu asker kökenlidir. Üst düzey bir çok komutan Perinçek'in akrabasidir.
Diger yandan Abdullah Öcalan'a çiçek uzatma öküzlügünü gösteren bir adam1 bana övmeseniz yerinde olur.
Mitin bir kolu da Perinçek'tir. Yasadisi aciklamalari dolayli yoldan Perinçek açiklar. :)
Kibris çikarmasina isgal diyen adamin her tarafi vatansever olsa ne yazar.
Piskolojik savaş belirtisi...GÖzüm bak kıbrıs konusu pkk konusu bizim saklımız gizlimiz utandığımız ikili oynadığımız yok...Savunma kitabından kıbrıs ile ilgili orada istediğin bilgiye ulaşırsın neden işgal denmiş okumadan ötme...Pkk ya çiçek neden uzatıldı bi oku gör"Apo ile görüşme" kitabı...Mit in Doğu Perinçeğe karşı kullandığı o birkaç resimi biz 2000 e doğru dergisinde kendimiz yayınladık korksak utansak zaten yayınlamayız...Okumadan araştırmadan kulaktan dolma bilgilerle iş olmaz.....Doğu ne zaman önemli birşey patlatsa yok mit açıklayamıyor perinçeke açıklatıyor bre mantıktan aciz insan Mit raporları açıklanınca felç olduk diyen mit in Perinçek le nasıl bir ilişkisi olabilir...Mantıklı konuşmak belgelerle konusmak önemli....Aponun mahkemede savunma tutanaklarna bak SAygı öztürk kasadaki dosyalar kitabında orjinal metin var...orada apo dergi perinçek benle görüşmeye geldiğinde onu dinleseydim binlerce insan ölmezdi kan dökülmezdi perinçek bana hareketimin emperyalist bir hareket olduğunu abd kucağına oturduğumu söyledi biz o zamanlar güldük geçtik ama şimdi daha iyi anlıyorum...........
ifade böyle devam eder....holding medyasının yönlendirmeleriyle emperyalizmin ağzından konusmayın kendi ağzınızdan konusun araştırarark konusun...google a yaz 100000000 tane perinçek mesajı çıkar 99999999 tanesi kötüler karalar piskolojik savaş aygıtıdır...cengiz çandarından sinan çetinine hepsi eski aydınlıkçılıdır ancak yukarda perinçek in bir lafı var ben yıllardı hapiste yattım benim yattığımın yarısını yatanlar dönek olur emperyalizmin tarafına geçer cengiz çandar bugün abd yi övmektedir 2 ay hapis yattı işkence gördü dönekleşti hemen....peahhh.
-
Abi git bana ne olduğu belli olmayan bi adamı savunma... Adamın bi dediği bi gün sonrakini tutmuyo aslında kendi de kendi görüşünü tam olarak açıklayamıyor... Ne sağcı olduğu belli ne solcu ... Ne emperyalizme karşı olduğu belli ne de milliyetçi olduğu ...
-
Demekki dinlemeyi bilmiyorsun adamı..sen göster emperyalizme karşı olmadığı bir anı...Perinçek hiçbirzaman sağcı olmamıştır...Ve bugünün gereği sağ-sol değil bunu kavrayamadığın için perinçek i anlayamazsın...Kuvvayı Milliye ruhu ulusal cephe diyoruz neden?...ARtık türkiye geçmişte yaptığı yanlışlardan arındırmalı kendini sağ-sol ayrımı kapandı ya emperyalistlerin tarafındasın yada anti-empertalist ulusal cephedesin sağcı-solcu-dinci-ateist-ilerici-gerici olarak...ayrımı aramak sağ-sol diye türkiye ve dünya gerçeğini kavrayamamktır...Perinçek yıllardır aynı perinçek...yıllardır doğruyu söyleyen yıllardır karalanan Perinçek...
