folder Tahribat.com Forumları
linefolder Derin Konular
linefolder Mücevherli Minâreler...



Mücevherli Minâreler...

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    Fikibok
    KaptaN
    KaptaN's avatar
    Üstün Hizmet Madalyası
    Kayıt Tarihi: 30/Ağustos/2005
    Erkek

    Mücevherli minâreler


    Ayasofya
    kilisesinin açıldığı gün o muhteşem kubbenin altında
    duran
    İmparator Jüstinyen
    "Hazret-i Süleyman sana galebe çaldım!" diye
    haykırır. İmparator, bu kubbeden daha muhteşem
    bir kubbenin, gök kubbe
    altında bulunamayacağı inancı içindedir. Fakat Koca Sinan
    "kalfalık
    devremin eseri"
    dediği Süleymâniye Camii ile gök kubbe altındaki
    kubbelerin en muhteşemini kurup Ayasofya'yı
    gölgede bırakmayı kafasına
    koymuştur.


    Bu, öylesine
    bir cami olacaktır ki, Cihan Padişahı Kanûnî Sultan
    Süleymân Hân'ın ulu adına lâyık, dünya durdukça
    olanca ihtişamı ile
    dimdik
    ayakta duracak bir şaheserdir.
    Temeli atıldığı gün, Kanûnî Sultan Süleymân atıyla inşaat
    yerine
    gelir; devlet ayânı,
    zamanın bilginleri, din adamları oradadır.
    Padişah yoksullara yardımlarda bulunur, koyunlar
    koçlar kesilir,
    dağıtılır.
    Şeyhülislam Ebussuud Efendi temele ilk taşı koyar,
    Fatiha
    sûresi okunur ve
    inşaat başlar. Sadece temel kazısı üç yıl sürer. Bu
    dönemde tersaneden getirtilen üç bin forsa gece
    gündüz demeden
    çalışır.


    İşte
    İstanbul'da Ayasofya'yı gölgede bırakacak heybette bir
    caminin
    inşa edilmekte
    olduğu haberi bütün İslâm dünyasının gözlerini
    İstanbul'a çevirir. Cami temelinin oturması ve
    sağlamlaşması için
    inşaat
    işine bir süre ara verilir. Bunun üzerine Sinan'ı
    çekemeyenler,
    "Ya Sinan bu
    camiyi bitiremeyecek, ya da hünkârın parası bu camiyi
    yaptırmaya yetmedi" şeklinde etrafta dedikodular
    yaymaya başlar.


    İran Şahı'nın
    altınları!
    Bu arada cami
    inşaatının durduğunu haber alan İran Şahı Tahmasb,
    acele
    olarak elçisiyle
    İstanbul'a bir mektupla bin kese altın ve bir kutu
    mücevher gönderir. Şah'ın mektubu şu övgü dolu
    sözlerle başlar:


    "Sultannu'l-Berreyn, Hakanu'l-Bahreyn,
    Varisu'l-Karneyn,
    Hadimul'l-Haremeyni'ş-şerifeyn, Amiru biladi'l-İslam,
    Vaziu
    mizani'l-birri
    ve'l-ihsan ve Şah-ı derviş dost (Rumeli ile Anadolu
    Sultanı, Karadeniz ve Akdeniz Hakanı, İskender
    Ülkesi'nin varisi,
    Mescid-i
    Haram'la Mescid-i Nebevi'nin hizmetçisi, İslam
    ülkelerinin
    imarcısı, lütuf
    ve ihsan terazisine koyan ve derviş dostu Padişah"


    Böyle övgülerle başlayan mektup, ilerleyen satırlarda Kanûnî
    Sultan
    Süleymân'a adeta
    hakarete varacak sözlere dönüşür:


    "İşittik ki,
    camiyi tamamlamaya kudretiniz kalmamış ve yarıda
    bırakıp
    vazgeçmişsiniz.
    Size, para ve mücevherat gönderiyoruz. Bu cevherleri
    satıp ve bu parayı harcayarak inşaatı bitirmeye
    gayret ediniz ki, bu
    hayırlı işinizde bizim de hissemiz ola..."


    Bu yazılı mesajla acele olarak İstanbul'a gelen elçi, cami
    inşaatının
    hızla devam
    ettiğini ve kendilerine ulaşan bilgilerin gerçekle
    ilgisi
    olmadığını müşahede
    eder, ama iş işten geçmiştir...


    Osmanlı
    İmparatorluğu'nu küçük düşürmek isteyen İran Şahı'nın
    alaylı
    üslubuna ve siyasi
    taktiğine çok sinirlenen Kanûnî Sultan Süleymân,
    parayı, elçinin huzurunda İstanbul Yahudilerine
    dağıtır...


    Padişah, kutu
    içindeki mücevherleri de, yine elçinin huzurunda
    Mimar
    Sinan'a
    vererek:


    "Bu kıymetli
    diye gönderilen taşlar, caminin taşları yanında
    kıymetsizdir. Askerlerini al ve hemen şimdi bu
    torbaları cami
    inşaatına
    götürüp, içindeki bütün altın ve mücevheri harcın
    içine
    döküp, iyice
    karıştır. Sonra da işçiler bu harcı inşaatta
    kullansınlar. O kadar iyi karıştır ki, hiçbir
    altın ve mücevher harç
    içinde görünmesin ve cami bittiğinde de bunların caminin
    neresinde
    kullanıldığı
    hiçbir zaman öğrenilmesin" der.


    Bu durum
    karşısında hayretler içinde kalan elçi, adeta ne
    yapacağını
    şaşırır. Şah'ın
    mektubuna gerekli cevap verilmiş, böylece Osmanlı
    Devleti'nin mali durumunun alay konusu olması
    engellenmiştir.


    Mücevherler
    harca karışır
    İran Şahı'nın
    gönderdiği altınlar ve mücevherler, ağızları
    mühürlenmiş
    büyük meşin
    torbalar hiç vakit kaybetmeden caminin yapıldığı
    alana
    doğru yola koyulur.
    Biraz sonra her biri paha biçilmez mücevherle dolu
    olan meşin torbalar, dev çukurlar içinde bulunan
    kireç, kil, kum,
    üstübeç,
    zift, pekmez şurubu, zeytin yağı, binlerce yumurta akı,
    keten
    ve kenevir sapı,
    toprak, çakıl taşı, demir, mermer ve tuğla kırığından
    oluşmuş tonlarca harcın içine dökülür. Görünmez
    olana kadar
    karıştırılır,
    karıştırılır...


    İşte bu
    karışım, Süleymâniye Camii'nin üç şerefeli sol
    minarenin
    yapımında
    kullanılır, bu sebepten dolayı söz konusu minareye
    "Cevahir
    Minâresi"
    denir.


    Üsküdar'dan
    doğan güneşin ilk ışıkları ile, Haliç üzerinden batan
    güneşin son ışıkları altında Süleymâniye Camii
    minarelerinin pırıl
    pırıl
    parlamasının bu taşlardan olduğu söylenir.
    Tarih, 1556 yılı Eylül'ünü gösterdiğinde,
    şairlerin daha sonra "Her
    taşına bir Acem mülkü fedadır" diye övecekleri İstanbul
    şehrine,
    erguvan renkli bir
    hediye arz-ı endâm ediyordur. .

  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    be_cool
    be_cool's avatar
    Kayıt Tarihi: 19/Eylül/2005
    Erkek
    gercekten cook guzel ve etkileyici biryazi sagal gunumuzde yapmaya kalksan boyle birsey yapamassin ;)) nezamanlarmisbe ne insanlar ne onurlu insanlar varmis

    adam bana çay verdi çay. bana çay verdi. çay veren adam kötü olur mu hiç?
  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    HeYeT
    HeYeT's avatar
    Kayıt Tarihi: 03/Ocak/2006
    Erkek
    gerçekten güzel bi yazı bizi bilgilendirdiğin için saol

    matematik24.com
  4. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    wert
    wert's avatar
    Kayıt Tarihi: 19/Eylül/2005
    Erkek
    aga walla benim bildiğim we gördüğüm kadarıyla en büyük we iltişamlı kubbe edirne ki selimiye camii nin kubbesi  ama gene bilgilendirme için sağol

    |sadece aptalların başarısı ders notu ile ölçülür|
Toplam Hit: 1776 Toplam Mesaj: 4