folder Tahribat.com Forumları
linefolder E-Book
linefolder Muhyiddin-İ Arabi - Saatlerin Hazinesi



Muhyiddin-İ Arabi - Saatlerin Hazinesi

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    selim_pusat
    selim_pusat's avatar
    Kayıt Tarihi: 07/Haziran/2007
    Erkek

     

     Yazar: Muhyiddin-i Arabi

    Kitap adı: Saatlerin Hazinesi

    Tür: PDF

    Boyut: 6.05 mb


    indirmek için aşağıda ki linki tıklayınız...

     

    http://rapidshare.com/files/85116581/m020muhyiddinsaatler.rar.html


    Anne sevinin, sevinin artık Eve dönemedik diye üzülme Ağıtlar yakıp ta sürme yüzüne Sevinin, biz meydanlarda ölsek de Siz sanmayın, şehit kanı kalır yerlerde Bir önder çıkacaktır elbet Bizleri bekliyor simdi Hilal’in gösterdiği şehirde Ben huzur bulacağım Ve karanfiller yetişecek üzerimizde
  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    selim_pusat
    selim_pusat's avatar
    Kayıt Tarihi: 07/Haziran/2007
    Erkek
    On ikinci ve on üçüncü yüzyıllarda Endülüs'te ve Şam taraflarında yaşamış büyük velîlerden. İsmi, Ebû Bekir Muhammed bin Ali olup, künyesi Ebû Abdullah'tır. İbn-i Arabî ve Şeyh-i Ekber diye meşhûr olmuştur. Âilesi meşhûr Tayy kabîlesine mensuptur. Cömertliğiyle meşhûr Adiy bin Hâtem'in kardeşi Abdullah bin Hâtem'in neslindendir. 1165 (H.560) senesinde Endülüs'teki Mürsiyye kasabasında doğdu. 1240 (H.638) senesinde Şam'da vefât etti. Kabri Şam'da olup sevenleri tarafından ziyâret edilmektedir.

    Küçük yaşında ilim tahsîl etmeye başlayan Muhyiddîn-i Arabî, sekiz yaşındayken babasıyla birlikte İşbiliyye'ye gitti. Pekçok âlimin ilim meclislerinde bulunup, ilim öğrendi. Keskin zekâsı, kuvvetli hâfızası ile dikkatleri çekti.

    Muhyiddîn-i Arabî pekçok ilimleri tahsîl etti. Filozof İbn-i Rüşd'le görüştü. 1194 (H.590) senesinde Endülüs'ten ayrılarak Tunus'a, 1195'de Fas'a gitti. Karşılaştığı birçok âlimle sohbet edip, ilim meclislerinde bulundu. 1199 senesinde tekrar Endülüs'e dönüp Kurtuba'ya geldi. 1201 senesinde tekrar Endülüs'ten ayrılıp doğuya gitmek üzere Tunus'a geçti. Hacca giderken Mısır'a uğradı. Oradan Mekke-i mükerremeye giderek hac farîzasını yerine getirdi. İki yıl kadar Mekke'de kalıp, Medîne-i münevvereye geldi ve sevgili Peygamberimizin kabr-i şerîfini ziyâret etti.

    Endülüs'te, Fas'ta, Tunus'ta, Mısır ve Mekke-i mükerremede kaldığı zamanlarda hadîs ilmini ve diğer ilimlerden bir kısmını; İbn-i Asâkir ve Ebü'l-Ferec ibn-il-Cevzî, İbn-i Sekîne, İbn-i Ülvan, Câbir bin Ebû Eyyûb gibi büyük âlimlerden öğrendi. Gittiği yerlerde büyük âlimler ile görüşüp, onlardan ilim öğrenmek sûretiyle, fen ve din ilimlerinde en iyi şekilde yetişti.

    Tefsîr, hadîs, fıkıh, kırâat gibi pekçok ilimlerde büyük âlim oldu. Tasavvufta, Ebû Midyen Magribî, Cemâleddîn Yûnus bin Yahyâ, Ebû Abdullah Temim, Ebü'l-Hasan ve Seyyid Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin rûhâniyetinden feyz aldı, yüksek derecelere kavuşup, meşhûr oldu. Mekke'de bulunduğu sırada Fütûhât-ı Mekkiyye adlı eserini yazdı.

    Gavs-ül-a'zam Seyyid Abdülkâdir Geylânî hazretleri, bir gün en önde gelen talebelerinden Cemâleddîn Yûnus bin Yahyâ'yı yanına çağırarak; "Benden sonra, benim künyem olan Muhyiddîn isminde, Allahü teâlânın çok sevdiği evliyâsından bir kimse gelecektir. Bu hırkamı ona teslim edersin." buyurdu. Yûnus bin Yahyâ, uzun yıllar sonra talebesi olan Muhyiddîn-iArabî'ye, hocasının vasiyeti olan o hırkayı teslim etti. Muhyiddîn-i Arabî hazretleri, zamânında, ilminden ve feyzinden istifâde etmek için kendisine mürâcaat edilen belli başlı büyük âlimlerden oldu.

    Şam, Irak, Cezîre ve Anadolu taraflarına seyâhat etti. Konya'ya gelip, Selçuklu Sultanı tarafından çok ikrâm ve hürmet gördü. Sultanlardan kendisine birçok tahsisat tâyin olunduğu ve hediyeler gönderildiği halde, hepsini fakirlere dağıtırdı. Sofiyye-i âliyyeden ve kelâm âlimlerinden olan Sadreddîn-i Konevî'nin hocası ve üvey babası oldu.

    Hocasının üstâdı olan Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin hırkasını üvey oğlu ve talebesi olan Sadreddîn-i Konevî'ye giydirdi.

    Konya'da bir müddet kaldıktan sonra Haleb'e giden Muhyiddîn-i Arabî hazretleri, 1215 senesinde tekrar Konya'ya döndü. Aynı sene içinde Sivas'a, oradan da Malatya'ya gitti. 1230 senesinde Şam'a giderek oraya yerleşti.

    Anne sevinin, sevinin artık Eve dönemedik diye üzülme Ağıtlar yakıp ta sürme yüzüne Sevinin, biz meydanlarda ölsek de Siz sanmayın, şehit kanı kalır yerlerde Bir önder çıkacaktır elbet Bizleri bekliyor simdi Hilal’in gösterdiği şehirde Ben huzur bulacağım Ve karanfiller yetişecek üzerimizde
  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    SawIV
    SawIV's avatar
    Kayıt Tarihi: 23/Eylül/2007
    Erkek
    Bu kitaptan bizim kütüphanede vardı sırlı kitapların arasında. Ordaki kitapları gizli gizli okurdum küçükken kitapta yazılanları hiçbir zaman anlayamadım. 40 yıl öncesinin baskısı zaten daha sonrada hiç basılmamış. Yazar bile Türkçeye düzgün çevirememiş ki bu kitapta yazılanları anlamak için ne olmak gerekir bilmiyorum :)
  4. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    mont-blanc
    mont-blanc's avatar
    Kayıt Tarihi: 15/Eylül/2007
    Erkek

    Allah razı olsun arşivime alıp en kısa zamanda yazıcıdan çıkaracağım inş... Kitabı da açıklasaydın iyi olurdu, ne anlatıyor ne diyor vs. . ??


    yıkılma sakın !
  5. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    selim_pusat
    selim_pusat's avatar
    Kayıt Tarihi: 07/Haziran/2007
    Erkek
    mont-blanc bunu yazdı:
    -----------------------------

    Allah razı olsun arşivime alıp en kısa zamanda yazıcıdan çıkaracağım inş... Kitabı da açıklasaydın iyi olurdu, ne anlatıyor ne diyor vs. . ??


    -----------------------------

     

     

    bin yıl önceki ilimin yada daha eski çağlarda ki ilimin ve o zamanki bilimin görüşlerinin bugun ki ne benzamayaceğini hepimiz takdir ve tahmin ederiz.Kitabın adından anlaşılacağı üzere o zamanki ki bilimlerden birisi astranomidir.(ilmi nücuma) Muhyiddin-i Arabi zamanında endülüste bu bilim o kadar ileri gitmiştir ki bugun kü bilime yakın sonuçlar elde edilmiştir.İslanm dininde bu bilime özel önem verdiği bilgiler dahilindedir.İslam alimleri bu bilimde Kuran-ı kerim i kendilerine rehber kabul etmişler ve bu bilimin kökünü yine Kuran-ı Kerimde araştırmışlardır.İşte "ilahi saatlerin verdiği haberler" manasına gelen bu kitap içinde olan bölümlerden anlaşılacağı üzre Kuran-ı Kerime dayanmaktadır.Ayrıca bu kitap insanlık dışı alemin yani görünmeyen alemlerin mahiyetini araştırmış olup,gerçek dünyada kendisini etkileyen amilleri bulmuş kısmende olsa bir gerçeğe ulaşmıştır.Başka bir açıdan da kitabımız bir tıp kitabı olarakta değerlendirilebilir çünkü tabiatın canılılar üzerine etkilerine değinilmiş ve bundan insanların bilmedikleri,zarar gördükleri veya fayda gördükleri yönler araştırılmıştır.Kitabın tanıtımını Muhyiddin-i Arabi hazretlerinin şu sözleriyle bitirmek istiyorum.

    -Ben ilahi bilim hazineleri gezdiğim vakit , Bu bilimin bulunduğu dolabı açtım ve içindekileri gördüm,bunları öğrendimfakat tatbikatını yapmaktan korktum ve çekindim.Çünkü bu bilimin insanları kötüye,batıla,helake götürdüğünü anladım.Bunun öğrenilmesini kimseye tavsiye etmem !

     

     

    (yukarıda ki açıklama tarafımdan yapılmış olup kitabın tüm içeriğini yansıtmamaktadır kitabı okuduktan sonra meydana gelecek hasarlardan dolayı sorumluluk kabul etmem saygılarımla)

     


    Anne sevinin, sevinin artık Eve dönemedik diye üzülme Ağıtlar yakıp ta sürme yüzüne Sevinin, biz meydanlarda ölsek de Siz sanmayın, şehit kanı kalır yerlerde Bir önder çıkacaktır elbet Bizleri bekliyor simdi Hilal’in gösterdiği şehirde Ben huzur bulacağım Ve karanfiller yetişecek üzerimizde
  6. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    selim_pusat
    selim_pusat's avatar
    Kayıt Tarihi: 07/Haziran/2007
    Erkek

    SawIV bunu yazdı:
    -----------------------------
    Bu kitaptan bizim kütüphanede vardı sırlı kitapların arasında. Ordaki kitapları gizli gizli okurdum küçükken kitapta yazılanları hiçbir zaman anlayamadım. 40 yıl öncesinin baskısı zaten daha sonrada hiç basılmamış. Yazar bile Türkçeye düzgün çevirememiş ki bu kitapta yazılanları anlamak için ne olmak gerekir bilmiyorum :)
    -----------------------------

    çok bişi değil

     

    tarih bilgisi

    biraz farsca-arapça (kısacası birazcık osmanlıca gramer-kelime bilgisi anlıyacağın)

    Felsefe bilgisi

    ilahiyat bilgisi

    astranomi bilgisi

    birazcık gizem bilgisi

     

     

    bunlar olursa anlarsın hocam ;)

     

     

    osmanlıca sözlükte yükledim e-kitap bölümüne aşağıda ki linkten ulaşabilirsen

     

    http://www.tahribat.com/forumdisplayfolder.asp?folderid=56129 


    Anne sevinin, sevinin artık Eve dönemedik diye üzülme Ağıtlar yakıp ta sürme yüzüne Sevinin, biz meydanlarda ölsek de Siz sanmayın, şehit kanı kalır yerlerde Bir önder çıkacaktır elbet Bizleri bekliyor simdi Hilal’in gösterdiği şehirde Ben huzur bulacağım Ve karanfiller yetişecek üzerimizde
Toplam Hit: 6878 Toplam Mesaj: 6