Niye Yanasın; Gözlerin Karanlıkta Görmeye Alışmış
-
Tam kızıyorum ... Bu anayasayı neden değiştirmek için kolları sıvamaz diye... Yanıt geliyor, Nazım’ın dizelerinden.
Ben yanmazsam, sen yanmazsan, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?
Öbürü ne istiyor?
Ben yanmaya razıyım da... O ne şiir sever ne de şair!
O ister ki, sür-git karanlıkta oturalım...
Tüm ışıklarımız kesilsin, lambalarımız sönsün teker teker...
Ve o bırak, yanmayı...
Bir mum bile yakmaz... Oturmayı sürdürelim, alacakaranlığı bile yakalamayalım... Dahası yanmayı göze alanın üzerine de bir bidon benzin dökmenin yollarını arar... Kül olsun... Sonra eğilir... Üfler o külleri... Ve gelir karanlığın ortasına bağdaş kurur...
Gözleri, nasılsa alışmış karanlıkta görmeye...
Ama yağma yok...
Kurtulacağız bu karanlıktan...
Türkiye’yi tam anlamıyla aydınlığa çıkarma savaşında geride kaldıkça, belleklerden de silinip gidecek... Bundan bilmem kaç yıl sonra, bugünün tarihini yazanlar onu dipnotuna bile oturtmayacak...
Ama ‘Ben yanmazsam, sen yanmazsan, nasıl çıkarız bu karanlıklardan?’ diye sana gel uzlaşalım diyenler, tarihte onurlu yerlerini alırlar...
ŞİİR SEVEN ADAMDAN NİYE KORKARSIN Kİ?
Baksana arkadaş... Sen... Ha sen... Bana ana avrat söven... Hababam olmazlanan arkadaş... Sen bilmez misin, ‘Şiir seven... şiir okuyan adamdan korkma...’ deyişini?
‘Kulak ver söylediklerine... Dinle hele bi kez olsun...’
‘AK Parti çağdaş, özgürlükçü Anayasa hazırlamak amacında değil... Anayasa Kurucu Meclis tarafından demokratik yöntemle hazırlanmalı!’ diyenlerin lafında mantık mı arıyorsun yoksa?
Oturup konuşmazsa ağan, ne biliyorsun şiir okuyan adamın, nasıl bir Anayasa hazırlamak istediğini?
Hem sonra ‘Kurucu Meclis Tarafından Demokratik Yöntem’ ne demek? Halkın seçtiği meclis, senin istediğin gibi oluşmadı mı demokratik olmuyor. Tepeden inmecilerin atadığı demokratik oluyor öyle mi?
Boş ver be!
Sen otur karanlıkta... Rahatlayacaksan bana sövmeyi de sürdür!
Dedim ya, gözün alışmış karanlığa!
Mazallah... Kör olursun aydınlıkta!Aziz Üstel
-
konu yukarı çekilmiştr.
-
doğru tesbit. karanlıkta oturmaya alıştığımızdandır bütün bunlar.
