folder Tahribat.com Forumları
linefolder Derin Konular
linefolder Orhan PAMUK Gerçeği !!!



Orhan PAMUK Gerçeği !!!

  1. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    orangejuice81
    orangejuice81's avatar
    Kayıt Tarihi: 28/Temmuz/2005
    Erkek

    Orhan PAMUK....


    İsviçre'de yayınlanan "Tagesanzeiger" gazetesinin Das Magazin isimli kültür ekine, "30 bin Kürt'ü ve bir milyon Ermeni'yi öldürdük, Türkiye'de hiç kimse bunu dile getirmeye cesaret edemiyor. Ben ediyorum" açıklamasında bulunan,


    Türk vatandaşı olduğunu iddia ederek Türkiye’yi uluslar arası alanda küçültmeye çalışan, ancak hakiki Türk vatandaşları arasında kendini küçülten,


    Yazar ve Aydın (!),ayrıca Masonların koruması altında bulunan ve Sabetaist (1)  bir zihniyete sahip Orhan PAMUK isimli  şahsiyet ile ilgili olarak; Rahmetli Ahmet Taner KIŞLALI'nın yazısı aşağıdadır.


    Lanet olsun ki; Türkiye’de yaşayıp bu vatanın ekmeğini yiyip, bu vatanı satanlara….


    Ahmet%20Taner%20KIŞLALIBALO MASKESİZ OLSUN!

    Kimileri "ortaoyunu"nu maskeli balo ile karıştırıyor. Ortaoyunu güldür güldür, bu güldürmüyor...

    Maskeli balonun bir gizemi vardır, bu ise sadece çirkinlikleri gizliyor.

    Kimileri maskelerin ardındaki gerçeği bilmiyor.Kimileri ise bildiği halde susuyor.Ya çıkar gereği... Ya da korkudan!

    Balo maskesiz olmalı ki, kimin kiminle dans ettiği bilinsin... Maskeler inmeli ki, o maskelerin ardındaki suratları beğenmeyenler, aldatılmaktan kurtulsun!

    * * *
    Önce, bir romancımızın son kitabının 50 bin adet basıldığı yazıldı.

    Arkasından kısa sürede 100 binlik bir satışın gerçekleştiği açıklandı.

    Derken, çıktığı günden beri ikinci cumhuriyetçi çizgisini korumaya özen gösteren Aktüel dergisi, romancıyı Türkiye'nin "bir numaralı aydını" ilan etti. Bu romancımızın adı Orhan Pamuk'tu!

    Ben bu "Büyük" (!) yazarımızın bir romanını okumayı denemiştim.

    Başladığım şeyi bitirme konusundaki tüm inatçılığıma karşın, bitirememiştim.

    Ama "Kara Kitap" basında öylesine övüldü ki, kinci bir deneye girişmekten kendimi alamadım. Ve o çabamda da, daha yarıya gelmeden havlu atmak durumunda kaldım.

    Tahsin Yücel ve Emin Özdemir gibi, çok saydığım isimlerin bu yazarla ilgili oldukça ağır eleştirilerini anımsadım.

    Ama beğenenlerin de "beğenme hakkı"na saygı duydum.

    Ta ki... Bir okurum "Kara Kitap"ta gizlenmiş bir bölüme dikkatimi çekinceye kadar...

    * *

    Prof. Çetin Yetkin yönetiminde, "Müdafaa-i Hukuk" adlı çok değerli aylık bir dergi çıkıyor. İlginç bir rastlantı olarak, derginin Aralık 1998 sayısında, Prof. Fahir İz'in bir incelemesi yayımlandı: "O. Pamuk'taki Atatürk Anlayışı..."

    Meğer benim artık okumayı denemediğim kitaplarında daha neler varmış!


    İşte birkaç örnek:

    " Sonra kasaba alanına dolanır. Atatürk heykellerine sıçan güvercinleri ayıplar..."

    " Atatürk kendini içkiye vermiş meyhane kalabalığına, cumhuriyeti emanet etmiş olmanın güveniyle gülümsüyordu..."

    "Atatürk'ün leblebi zevkinin ülkemiz için ne büyük felaket olduğunu..."

    "Sonra bir cumhuriyet, Atatürk, damga pulu havasına girdiğimizi hatırlıyoruz..."

    Sayın İz, 275 sayfalık bir kitapta, tam sekiz yerde ve " hiç gerekmediği halde" Atatürk'e sataşıldığını saptamış. Şöyle diyor:"Bunlar kitaptan çıkarılsa hiçbir şey değişmez. Yalnız yazarın kimi ruhsal gereksinimleri tahmin edilmemiş olur!"

    Kim bilir, belki de Orhan Pamuk'un "en birinci aydın" ilan edilmesinde, bu incelemenin de büyük katkısı olmuştur!

    * * *

    Ben, inandıklarını açıkça savunanlara hep saygı duymuşumdur.... O düşüncelere karşı olsam bile!

    Ama o yürekliliği gösteremeyip de bunu sinsice yapmaya çalışanlara...

    oraya buraya "bityeniği" sokuşturanlara... hep tiksinerek bakmışımdır.

    Bunu hep zayıf bir kişiliğin, zavallı bir ruh halinin yansıması olarak görmüşümdür.

    Oyun maskesiz oynanmalıdır!

    Çirkinlikleri gizleyen maskelerin indirilmesini de tüm "gerçek aydınlar" görev saymalıdır!

    Ve de Pamuk adlı yazarı, isteyen okumalı, isteyen sevmelidir... Ama ne olduğunu, kim olduğunu bilerek!.. Maskenin arkasındaki gerçek yüzü görerek!...


    A. Taner KIŞLALI - Cumhuriyet, 27 Ocak 1999 (Ben Demokrat Değilim )


     

    DİPNOT:

    (1) : Prof.Dr.Yalçın KÜÇÜK’ün ŞEBEKE isimli eseri

     

     

    İlkokul Çağlarımdan 24 Yaşıma Kadar Varlığım TÜRK Varlığına Armağan Olsun !!!
  2. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    zob
    zob's avatar
    Kayıt Tarihi: 10/Ekim/2005
    Erkek

    Belki sana dili biraz agir gelmis olabilir ama bu yazilarda yalan yannis seyler yazilmamis Ataturk hakkinda biraz arastirma yap iyiliklerinin yaninda her insan gibi kotuluklerininde oldugunu goreceksin


    Sen diyeceksin Turk degilmisin sen kardesim adam tutmus ulkeni kurtarmis sana adam gibi yasama sansi vermis ee bu koru korune biseylere baglanmayi gerektirmiyo Ataturk e buyuk saygi duyarim ama cogu yaptigi seyide onaylamam


    Gayri Muslumlerin sinirdisi edilmesi oldurulmesi mallarinin yagmalanmasi bu tur seyler olmus olaylar birileri bunlari soluyo diye o kisilere kotu gozuyle bakma bence


    Ustelik Altta alinti olarak yazilanlarda gerceklik payi cok yuksek Ataturk un heralde Sirozdan oldugunu biliyosundur Durduk yerde olmuyo bu hastaliklar ama biri kalkip bunu bi kitapda soleyince niye bu kadar agiriniza gidiyo soledigim gibi dili biraz agir olabilir yazilarin ama gercekten baska bisi yok o yazilarda ustelik sen Ataturkun dusuncelerini ogutlerini anlamak icin hicbir caba harcamadigin halde biri hakkinda kotu birsey solediginde bu adami asmak lazim diye cikarsan bu sadece suru psikolojisidir baska bisi degildir


    Her ulkenin bi idolu vardir ama o kisiyi idol  yapmaktan ote dusuncelerini benimsemek ne yapmak istedigini anlamak daha onemlidir ama bunu basaranlar yok denecek kadar az Turkiyemde malesef


    Not:Yazida surekli sen dedim ama direk sana yonelik degil onlar genel anlamda :)


    Zip Zip KAnguru ████»Kangurulara Ozgurluk!!!! «████
  3. KısayolKısayol reportŞikayet pmÖzel Mesaj
    kabus
    kabus's avatar
    Kayıt Tarihi: 29/Temmuz/2002
    Erkek
     Orhan Pamuk CNN Türk'te 'Söz Sizde' programına
    katıldı. Programa katılan bir öğrencinin reklam
    arasında Pamuk'la geçen diyaloğu herkesi hayretler
    içinde bıraktı.

    İşte Bahçeşehir Üniversitesi öğrencisi Fatih
    Güner'in ağzından olayın hikayesi:

    Söz Sizde programı için üniversitemizden öğrenci
    isteyen CNN Türk, gazetecilik onuruna hiç
    yakışmayan bir davranışta bulunarak, gerçek
    konsepti konuğa soru soran üniversite
    öğrencilerinden oluşan bir forumu, konuğun kendi
    kendini aklamak için çektiği bir manifestoya
    dönüşmüştür. Bu gazetecilik ahlakına sığmayan
    bir davranıştan öte, düşünen, fikir üreten ve
    sorgulayan üniversite öğrencilerinin program
    esnasında bir dekora dönüşmesi durumudur.

    Programa giderken konuğun Orhan Pamuk olduğunu
    öğrendiğim andan beri nihayet sorularımı
    sorabileceğimi ve cevap alabileceğimi
    düşünmüştüm. Oysa programın sunucusu Tayfun
    Ertan ve programın yapımcısı olan Ferit
    (soyadını bilmiyorum) Bey'lerin bunu zaten daha
    önceden planlamış olduğunu ve bu programın
    tamamıyla Orhan Pamuk'un son zamanlarda kendine
    yöneltilen suçlamaları reddedeceği bir oturuma
    dönüştüğünü gördüm. CNN Türk, eğer Orhan
    Pamuk'un kendine yöneltilen suçlamalara karşı
    vereceği cevapları dinlemek istediyse, onu özel bir
    programa alıp öğrencilerle yüzleştirmemeliydi.
    Oysa "öğrenci forumu" programına çıkardığın
    konuğunun öğrencilerin sorusunu kabul etmemesi hem
    Orhan Pamuk'un hem de CNN'in büyük isimlerine
    yakışmayan bir davranıştır.

    Program esnasında soracağımız soruların daha
    önceden kağıtlara yazılması istendi, ve biz de
    orada 4 Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi 8
    Bahçeşehir Üniversitesi öğrencisi olarak sormak
    istediğimiz soruları kağıtlara yazdık. Bu
    uygulamanın programın sadece ilk bölümünde
    olacağı, sonraki bölümlerde ise istediğimiz
    soruyu mikrofonu isteyerek sorabileceğimizi bize
    programdan önce zaten söylemişlerdi. Oysa
    programın birinci ve ikinci bölümünde konuşulan
    konularla ilgili yazmış olduğumuz sorular sunucu
    Tayfun Ertan'ın masasında olmasına rağmen o
    sorulara hiç sıra gelmedi. Ve programın ikinci
    reklam arasında gazetecilik mesleğine hiç
    yakışmayan davranışlar sayın Tayfun Ertan
    tarafından sergilenmeye başlandı.

    Öncesinde Orhan Bey reklam arasına girdiğimiz anda
    Tayfun Ertan'a 30.000 sayısı hakkında çok fazla
    üstüne geldiğini gayet kızgıın ve sert bir
    biçimde söyledi ki zaten program başladığından
    itibaren korkusu gözlerinden okunuyordu. Tayfun Ertan
    ise toplum gözünde bağımsızlığını koruyormuş
    gibi görünen bir gazeteci olmasına rağmen ve
    istediği soruyu sormakta özgür olmasına rağmen
    Orhan Pamuk karşısında alttan almaya başladı.
    Orhan Pamuk, önündeki bir kağıdı Tayfun Bey'in
    yüzüne sallayarak daha bunlardan bahsetmedik dedi.
    Programda konuşulacak konular o kağıtta
    yazılıydı sanırım ve bunların hiçbiri atlanmak
    istenmedi çünkü Orhan Pamuk toplum mahkemesinde
    kendini savunmalıydı. Uzunca bir süredir
    televizyona çıkıp demeç vermediği için de bu hem
    Orhan Pamuk'un kendisi için hem de Tayfun Ertan'ın
    büyük gazetecilik başarısını göstermek için
    gerekliydi.

    Bu sırada ayağa kalkıp Orhan Bey'e sorularım
    olduğunu söyledim, ve Orhan Bey'de soruları görmek
    istedi. Yazdığım kağıtları ona verdiğimde ise
    bir anda parlayarak bu sorunun olmayacağını hatta
    hepimize dönerek hiçbir soru olmayacağını sinirli
    bir dille söyledi. Tayfun Ertan ise bu konuyagayet
    ilgisizdi, o sırada kulaklığıyla ilgilenmekteydi.
    Nitelikli ve kişilik haklarına herhangi bir zarar
    dokundurmayacak olan yazmış olduğum soruları
    aşağıda kelimesine dokunmadan yazdım.

    Sorularımı soramayacağımı anladığım an, ayağa
    kalkıp Orhan Pamuk'un kendisini aklamasına yardım
    etmek için asla arkasında onu desteklediğimi
    belirten bir "pankart açmadığımı", ve Orhan Pamuk
    kendi manifestosunu çekerken arkasında "dekor"
    olmayacağımı söyledim. Bu yapılan hareketin ne
    Orhan Pamuk'un ne de CNN'in büyük isimlerine
    yakışmadığını da belirtip programı terk ediyor
    olduğumu söyledim.

    Kanal D'nin kantininde oturup programın bitmesini
    bekledim, ve programın bittiğini öğrendiğimde,
    stüdyoya geri döndüm ve Orhan Pamuk'a dönük
    olarak Türk gençliğinin sesini kesmeye kalktığı
    için O'nu tebrik ettiğimi ve kimsenin düşünen
    Türk gençliğini sindirmeye kalkamayacağını
    belirtip bu işin burada başlamadığını ama burada
    da bitmeyeceğini söyledim.

    O sırada programın yapımcısı olduğunu
    düşündüğüm Ferit Bey'in bana attığı buz gibi
    bakışı ise hayatım boyunca unutmayacağım.

    Bu yazıyı yazıp Doğan Grubu'nun medya organları
    hariç, objektif olduğuna güvendiğim tüm
    gazetecilere ve medya organlarına gönderdim,
    çünkü insanlar o programda olanları öğrenmeli
    diye düşünüyorum. Düşünen Türk gençliğini ne
    CNN Türk ne de Orhan Pamuk sindirmeye kalkamaz,
    midesine oturur.

    Programda sormak istediğim fakat Orhan Pamuk'un
    sansürüne katılan sorular aşağıdaki gibidir.

    "Muhafazakar ve aşırı milliyetçi diye
    nitelendirdiğiniz kesimi, Batı'ya sırtını
    dönmekle suçluyorsunuz ve bu fikrinizi son 200
    yıllık tarihimizde kendimizi hep Batı'ya kabul
    ettirmeye çalışmamıza bağlıyorsunuz. Oysa ki
    Atatürk hiçbir zaman Batı'ya Türkiye'yi kabul
    ettirmek için uğraşmamıştı ve yüzü de her
    zaman Doğu'ya dönüktü, bunu kendisi de
    belirtmişti. "Muasır medeniyet" ten kasıtı ise
    "çağdaş medeniyet"ti, Batı değildi. Buna
    dayanarak Atatürk'ün de aşırı milliyetçi ve
    muhafazakar olduğunu düşünürsek, aşırı
    milliyetçi ve muhafazakar olmanın nesi kötü?"

    "Türkiye'nin yetiştirdiği en büyük yazarlardan
    biri olarak hakkınızda açılan davanın düşmesini
    beklediğinizi söylediğiniz ama sizin
    yargılandığınız anayasa maddesine takılıp
    yargılanan sizden başka 50 tane daha yazar olduğunu
    da belirttiniz. Peşinden hakkınızda açılan dava
    yüzünden Türkiye'nin AB'ye girmesi konusunda
    pürüzler yaşanabileceğini söylediniz. Peki neden
    diğer 50 yazarın yargılanması Türkiye'nin AB
    yolunda engel teşkil etmiyor da, sizinki bir
    ayrıcalığa sahip oluyor? Ermeni yazar Hrant Dink'in
    hakkında açılan dava da önemli bir örnek değil
    mi?"

    Fatih GÜNER

    Bahçeşehir Üniversitesi

    İletişim Fakültesi

    Görsel İletişim Tasarımı Bölümü 3. Sınıf
    Öğrencisi

    Kaynak: Internethaber

    Biz seninle farkinda olmadan ayri pencerelerden ayni yildizlara bakmaya devam edecegiz.
Toplam Hit: 2379 Toplam Mesaj: 3