Orhan PAMUK Gerçeği !!!
-
Orhan PAMUK....
İsviçre'de yayınlanan "Tagesanzeiger" gazetesinin Das Magazin isimli kültür ekine, "30 bin Kürt'ü ve bir milyon Ermeni'yi öldürdük, Türkiye'de hiç kimse bunu dile getirmeye cesaret edemiyor. Ben ediyorum" açıklamasında bulunan,
Türk vatandaşı olduğunu iddia ederek Türkiye’yi uluslar arası alanda küçültmeye çalışan, ancak hakiki Türk vatandaşları arasında kendini küçülten,
Yazar ve Aydın (!),ayrıca Masonların koruması altında bulunan ve Sabetaist (1) bir zihniyete sahip Orhan PAMUK isimli şahsiyet ile ilgili olarak; Rahmetli Ahmet Taner KIŞLALI'nın yazısı aşağıdadır.
Lanet olsun ki; Türkiye’de yaşayıp bu vatanın ekmeğini yiyip, bu vatanı satanlara….
BALO MASKESİZ OLSUN!
Kimileri "ortaoyunu"nu maskeli balo ile karıştırıyor. Ortaoyunu güldür güldür, bu güldürmüyor...
Maskeli balonun bir gizemi vardır, bu ise sadece çirkinlikleri gizliyor.
Kimileri maskelerin ardındaki gerçeği bilmiyor.Kimileri ise bildiği halde susuyor.Ya çıkar gereği... Ya da korkudan!
Balo maskesiz olmalı ki, kimin kiminle dans ettiği bilinsin... Maskeler inmeli ki, o maskelerin ardındaki suratları beğenmeyenler, aldatılmaktan kurtulsun!
* * *
Önce, bir romancımızın son kitabının 50 bin adet basıldığı yazıldı.
Arkasından kısa sürede 100 binlik bir satışın gerçekleştiği açıklandı.
Derken, çıktığı günden beri ikinci cumhuriyetçi çizgisini korumaya özen gösteren Aktüel dergisi, romancıyı Türkiye'nin "bir numaralı aydını" ilan etti. Bu romancımızın adı Orhan Pamuk'tu!
Ben bu "Büyük" (!) yazarımızın bir romanını okumayı denemiştim.
Başladığım şeyi bitirme konusundaki tüm inatçılığıma karşın, bitirememiştim.
Ama "Kara Kitap" basında öylesine övüldü ki, kinci bir deneye girişmekten kendimi alamadım. Ve o çabamda da, daha yarıya gelmeden havlu atmak durumunda kaldım.
Tahsin Yücel ve Emin Özdemir gibi, çok saydığım isimlerin bu yazarla ilgili oldukça ağır eleştirilerini anımsadım.
Ama beğenenlerin de "beğenme hakkı"na saygı duydum.
Ta ki... Bir okurum "Kara Kitap"ta gizlenmiş bir bölüme dikkatimi çekinceye kadar...
* *
Prof. Çetin Yetkin yönetiminde, "Müdafaa-i Hukuk" adlı çok değerli aylık bir dergi çıkıyor. İlginç bir rastlantı olarak, derginin Aralık 1998 sayısında, Prof. Fahir İz'in bir incelemesi yayımlandı: "O. Pamuk'taki Atatürk Anlayışı..."
Meğer benim artık okumayı denemediğim kitaplarında daha neler varmış!İşte birkaç örnek:
" Sonra kasaba alanına dolanır. Atatürk heykellerine sıçan güvercinleri ayıplar..."
" Atatürk kendini içkiye vermiş meyhane kalabalığına, cumhuriyeti emanet etmiş olmanın güveniyle gülümsüyordu..."
"Atatürk'ün leblebi zevkinin ülkemiz için ne büyük felaket olduğunu..."
"Sonra bir cumhuriyet, Atatürk, damga pulu havasına girdiğimizi hatırlıyoruz..."
Sayın İz, 275 sayfalık bir kitapta, tam sekiz yerde ve " hiç gerekmediği halde" Atatürk'e sataşıldığını saptamış. Şöyle diyor:"Bunlar kitaptan çıkarılsa hiçbir şey değişmez. Yalnız yazarın kimi ruhsal gereksinimleri tahmin edilmemiş olur!"
Kim bilir, belki de Orhan Pamuk'un "en birinci aydın" ilan edilmesinde, bu incelemenin de büyük katkısı olmuştur!
* * *
Ben, inandıklarını açıkça savunanlara hep saygı duymuşumdur.... O düşüncelere karşı olsam bile!
Ama o yürekliliği gösteremeyip de bunu sinsice yapmaya çalışanlara...
oraya buraya "bityeniği" sokuşturanlara... hep tiksinerek bakmışımdır.
Bunu hep zayıf bir kişiliğin, zavallı bir ruh halinin yansıması olarak görmüşümdür.
Oyun maskesiz oynanmalıdır!
Çirkinlikleri gizleyen maskelerin indirilmesini de tüm "gerçek aydınlar" görev saymalıdır!
Ve de Pamuk adlı yazarı, isteyen okumalı, isteyen sevmelidir... Ama ne olduğunu, kim olduğunu bilerek!.. Maskenin arkasındaki gerçek yüzü görerek!...
A. Taner KIŞLALI - Cumhuriyet, 27 Ocak 1999 (Ben Demokrat Değilim )DİPNOT:(1) : Prof.Dr.Yalçın KÜÇÜK’ün ŞEBEKE isimli eseri -
Belki sana dili biraz agir gelmis olabilir ama bu yazilarda yalan yannis seyler yazilmamis Ataturk hakkinda biraz arastirma yap iyiliklerinin yaninda her insan gibi kotuluklerininde oldugunu goreceksin
Sen diyeceksin Turk degilmisin sen kardesim adam tutmus ulkeni kurtarmis sana adam gibi yasama sansi vermis ee bu koru korune biseylere baglanmayi gerektirmiyo Ataturk e buyuk saygi duyarim ama cogu yaptigi seyide onaylamam
Gayri Muslumlerin sinirdisi edilmesi oldurulmesi mallarinin yagmalanmasi bu tur seyler olmus olaylar birileri bunlari soluyo diye o kisilere kotu gozuyle bakma bence
Ustelik Altta alinti olarak yazilanlarda gerceklik payi cok yuksek Ataturk un heralde Sirozdan oldugunu biliyosundur Durduk yerde olmuyo bu hastaliklar ama biri kalkip bunu bi kitapda soleyince niye bu kadar agiriniza gidiyo soledigim gibi dili biraz agir olabilir yazilarin ama gercekten baska bisi yok o yazilarda ustelik sen Ataturkun dusuncelerini ogutlerini anlamak icin hicbir caba harcamadigin halde biri hakkinda kotu birsey solediginde bu adami asmak lazim diye cikarsan bu sadece suru psikolojisidir baska bisi degildir
Her ulkenin bi idolu vardir ama o kisiyi idol yapmaktan ote dusuncelerini benimsemek ne yapmak istedigini anlamak daha onemlidir ama bunu basaranlar yok denecek kadar az Turkiyemde malesef
Not:Yazida surekli sen dedim ama direk sana yonelik degil onlar genel anlamda :)
-
Orhan Pamuk CNN Türk'te 'Söz Sizde' programına
katıldı. Programa katılan bir öğrencinin reklam
arasında Pamuk'la geçen diyaloğu herkesi hayretler
içinde bıraktı.
İşte Bahçeşehir Üniversitesi öğrencisi Fatih
Güner'in ağzından olayın hikayesi:
Söz Sizde programı için üniversitemizden öğrenci
isteyen CNN Türk, gazetecilik onuruna hiç
yakışmayan bir davranışta bulunarak, gerçek
konsepti konuğa soru soran üniversite
öğrencilerinden oluşan bir forumu, konuğun kendi
kendini aklamak için çektiği bir manifestoya
dönüşmüştür. Bu gazetecilik ahlakına sığmayan
bir davranıştan öte, düşünen, fikir üreten ve
sorgulayan üniversite öğrencilerinin program
esnasında bir dekora dönüşmesi durumudur.
Programa giderken konuğun Orhan Pamuk olduğunu
öğrendiğim andan beri nihayet sorularımı
sorabileceğimi ve cevap alabileceğimi
düşünmüştüm. Oysa programın sunucusu Tayfun
Ertan ve programın yapımcısı olan Ferit
(soyadını bilmiyorum) Bey'lerin bunu zaten daha
önceden planlamış olduğunu ve bu programın
tamamıyla Orhan Pamuk'un son zamanlarda kendine
yöneltilen suçlamaları reddedeceği bir oturuma
dönüştüğünü gördüm. CNN Türk, eğer Orhan
Pamuk'un kendine yöneltilen suçlamalara karşı
vereceği cevapları dinlemek istediyse, onu özel bir
programa alıp öğrencilerle yüzleştirmemeliydi.
Oysa "öğrenci forumu" programına çıkardığın
konuğunun öğrencilerin sorusunu kabul etmemesi hem
Orhan Pamuk'un hem de CNN'in büyük isimlerine
yakışmayan bir davranıştır.
Program esnasında soracağımız soruların daha
önceden kağıtlara yazılması istendi, ve biz de
orada 4 Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi 8
Bahçeşehir Üniversitesi öğrencisi olarak sormak
istediğimiz soruları kağıtlara yazdık. Bu
uygulamanın programın sadece ilk bölümünde
olacağı, sonraki bölümlerde ise istediğimiz
soruyu mikrofonu isteyerek sorabileceğimizi bize
programdan önce zaten söylemişlerdi. Oysa
programın birinci ve ikinci bölümünde konuşulan
konularla ilgili yazmış olduğumuz sorular sunucu
Tayfun Ertan'ın masasında olmasına rağmen o
sorulara hiç sıra gelmedi. Ve programın ikinci
reklam arasında gazetecilik mesleğine hiç
yakışmayan davranışlar sayın Tayfun Ertan
tarafından sergilenmeye başlandı.
Öncesinde Orhan Bey reklam arasına girdiğimiz anda
Tayfun Ertan'a 30.000 sayısı hakkında çok fazla
üstüne geldiğini gayet kızgıın ve sert bir
biçimde söyledi ki zaten program başladığından
itibaren korkusu gözlerinden okunuyordu. Tayfun Ertan
ise toplum gözünde bağımsızlığını koruyormuş
gibi görünen bir gazeteci olmasına rağmen ve
istediği soruyu sormakta özgür olmasına rağmen
Orhan Pamuk karşısında alttan almaya başladı.
Orhan Pamuk, önündeki bir kağıdı Tayfun Bey'in
yüzüne sallayarak daha bunlardan bahsetmedik dedi.
Programda konuşulacak konular o kağıtta
yazılıydı sanırım ve bunların hiçbiri atlanmak
istenmedi çünkü Orhan Pamuk toplum mahkemesinde
kendini savunmalıydı. Uzunca bir süredir
televizyona çıkıp demeç vermediği için de bu hem
Orhan Pamuk'un kendisi için hem de Tayfun Ertan'ın
büyük gazetecilik başarısını göstermek için
gerekliydi.
Bu sırada ayağa kalkıp Orhan Bey'e sorularım
olduğunu söyledim, ve Orhan Bey'de soruları görmek
istedi. Yazdığım kağıtları ona verdiğimde ise
bir anda parlayarak bu sorunun olmayacağını hatta
hepimize dönerek hiçbir soru olmayacağını sinirli
bir dille söyledi. Tayfun Ertan ise bu konuyagayet
ilgisizdi, o sırada kulaklığıyla ilgilenmekteydi.
Nitelikli ve kişilik haklarına herhangi bir zarar
dokundurmayacak olan yazmış olduğum soruları
aşağıda kelimesine dokunmadan yazdım.
Sorularımı soramayacağımı anladığım an, ayağa
kalkıp Orhan Pamuk'un kendisini aklamasına yardım
etmek için asla arkasında onu desteklediğimi
belirten bir "pankart açmadığımı", ve Orhan Pamuk
kendi manifestosunu çekerken arkasında "dekor"
olmayacağımı söyledim. Bu yapılan hareketin ne
Orhan Pamuk'un ne de CNN'in büyük isimlerine
yakışmadığını da belirtip programı terk ediyor
olduğumu söyledim.
Kanal D'nin kantininde oturup programın bitmesini
bekledim, ve programın bittiğini öğrendiğimde,
stüdyoya geri döndüm ve Orhan Pamuk'a dönük
olarak Türk gençliğinin sesini kesmeye kalktığı
için O'nu tebrik ettiğimi ve kimsenin düşünen
Türk gençliğini sindirmeye kalkamayacağını
belirtip bu işin burada başlamadığını ama burada
da bitmeyeceğini söyledim.
O sırada programın yapımcısı olduğunu
düşündüğüm Ferit Bey'in bana attığı buz gibi
bakışı ise hayatım boyunca unutmayacağım.
Bu yazıyı yazıp Doğan Grubu'nun medya organları
hariç, objektif olduğuna güvendiğim tüm
gazetecilere ve medya organlarına gönderdim,
çünkü insanlar o programda olanları öğrenmeli
diye düşünüyorum. Düşünen Türk gençliğini ne
CNN Türk ne de Orhan Pamuk sindirmeye kalkamaz,
midesine oturur.
Programda sormak istediğim fakat Orhan Pamuk'un
sansürüne katılan sorular aşağıdaki gibidir.
"Muhafazakar ve aşırı milliyetçi diye
nitelendirdiğiniz kesimi, Batı'ya sırtını
dönmekle suçluyorsunuz ve bu fikrinizi son 200
yıllık tarihimizde kendimizi hep Batı'ya kabul
ettirmeye çalışmamıza bağlıyorsunuz. Oysa ki
Atatürk hiçbir zaman Batı'ya Türkiye'yi kabul
ettirmek için uğraşmamıştı ve yüzü de her
zaman Doğu'ya dönüktü, bunu kendisi de
belirtmişti. "Muasır medeniyet" ten kasıtı ise
"çağdaş medeniyet"ti, Batı değildi. Buna
dayanarak Atatürk'ün de aşırı milliyetçi ve
muhafazakar olduğunu düşünürsek, aşırı
milliyetçi ve muhafazakar olmanın nesi kötü?"
"Türkiye'nin yetiştirdiği en büyük yazarlardan
biri olarak hakkınızda açılan davanın düşmesini
beklediğinizi söylediğiniz ama sizin
yargılandığınız anayasa maddesine takılıp
yargılanan sizden başka 50 tane daha yazar olduğunu
da belirttiniz. Peşinden hakkınızda açılan dava
yüzünden Türkiye'nin AB'ye girmesi konusunda
pürüzler yaşanabileceğini söylediniz. Peki neden
diğer 50 yazarın yargılanması Türkiye'nin AB
yolunda engel teşkil etmiyor da, sizinki bir
ayrıcalığa sahip oluyor? Ermeni yazar Hrant Dink'in
hakkında açılan dava da önemli bir örnek değil
mi?"
Fatih GÜNER
Bahçeşehir Üniversitesi
İletişim Fakültesi
Görsel İletişim Tasarımı Bölümü 3. Sınıf
Öğrencisi
Kaynak: Internethaber
